Esas No
E. 2026/183
Karar No
K. 2026/207
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE

T.C.

ANTALYA

1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2026/183 Esas
KARAR NO: 2026/207
DAVA: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 22/02/2026
KARAR TARİHİ: 11/03/2026

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

Davacı dava dilekçesinde özetle; Davacı ... ile ... ..., ... ... ve ... de araç kiralama ve araç devir vaadi sözleşmesi yapıldığını ve bu sözleşmeye göre de taraflar tüm edimlerini yerine getirdiğini, bu sözleşmeye göre tarafların birbirlerinden hak ve alacakları bulunmadığını, buna ilişkin ... tarihli sözleşmenin 2 ve 4. Maddesinde açıkça belirtildiğini, sözleşme bitiminde ... tarihinde taraflar arasında protokol yapıldığını, ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... plakalı araçlar davalılardan satın alındığını ve satın alma bedeli olarak da davaya konu; ... ... Şubesine ait ...-... seri numaralı ... ödeme tarihli ve ... tl bedelli çek ... ... Şubesine ait ...-... seri numaralı ... ödeme tarihli ve ... tl bedelli çek, ... ... Şubesine ait ...-... seri numaralı ... ödeme tarihli ve ... tl bedelli çekler davalılara verildiğini, sözleşmeye göre çekler ödendiğinde araçların devri taraflarına verileceğini, bu süreçte davaya konu araçlar için herhagi bir kira vb. talep edilmeyeceğini, arabalar satın alındığını, Davalı ... tarihinde davaya konu satın aldıkları ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... plakalı araçlar üzerine yalan beyanlar ile yakalama koydurduğunu ve sözleşmeyi fiilen tek taraflı olarak ve haksız olarak feshettiklerini, sözleşmeyi feshettiği halde bedelsiz kalan çekleri tarafımıza iade etmek yerine yazdırdığını, icra ve şikayete konu ettiğini, bu anlamda bedelsiz evrakı işleme koyma suçunu işlemiş olduğunu, Davalı yüzünden hem ticari itibarlarının zedelendiğini, hem müşterileri ile kötü olduklarını ve hem de banka sicilinin bozulduğunu, tarafları çok fazla maddi ve manevi zarara uğradığını, yapılacak bilirkişi incelemesi ile bu zarar ortaya çıkacağını, Davalılar ... tarihli protokolde belirtilen araçları vermedikleri için protokol gereği de bir borç oluşmadığını, davaya konu çekler bu anlamda bedelsiz kaldığını, bedelsiz kalan ve iptalini istedikleri çekler; ... ... Şubesine ait ...-... seri numaralı ... ödeme tarihli ve ... tl bedelli çek, ... ... Şubesine ait ...-... seri numaralı ... ödeme tarihli ve ... tl bedelli çek, ... ... Şubesine ait ...-... seri numaralı ... ödeme tarihli ve ... tl bedelli çekler olduğunu, Davaya konu çekler bedelsiz olmasına rağmen davalı çekler için ceza davası açtığını, Antalya ... İcra Ceza Mahkemesi .../... dosya numarası, Antalya ... İcra Ceza Mahkemesi .../... dosya numarası, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesi .../... dosya numaraları ile davalar açıldığını, bu nedenlerle ; ... tarihli sözleşme gereği borcunun olmadığının tespiti; Sözleşmenin haksız feshedildiğinin tespiti, sözleşmenin haksız feshi nedeni ile uğradıkları zararların ve kar kayıplarının davalıdan alınarak tarafına verilmesine karar verilmesini, ... sözleşme gereği araç alımı için davalılara verilen ve fakat ... tarihinde sözleşmenin haksız ve hukuksuz olarak davalılar tarafından fiilen feshedilmesi ve araçların verilmemesi bilakis yakalama çıkarılması sebebi ile bedelsiz kalan; ... ... Şubesine ait ...-... seri numaralı ... ödeme tarihli ve ... tl bedelli çek, ... ... Şubesine ait ...-... seri numaralı ... ödeme tarihli ve ... tl bedelli çek, ... ... Şubesine ait ...-... seri numaralı ... ödeme tarihli ve ... tl bedelli çekler yönünden borçlu olmadıklarının tespiti ile Çeklerin iptaline karar verilmesi, bu çeklerin yazdırılması sebebi ile uğradıkları zararların davalıdan alınarak taraflarına ödenmesine karar verilmesini, yargılama giderlerinin ve diğer giderlerin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Mahkememiz ... tarihli ön tensip tutanağı ile; "Davacı vekiline arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını sunması için iş bu ön tensip zaptının tebliğden itibaren 1 (bir) haftalık kesin süre verilmesine, süresi içerisinde arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslının sunulmaması halinde davanın 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu md.18/A / 2 uyarınca usulden reddileceğinin ihtarına (ihtarın iş bu ön tensip zaptının tebliği ile birlikte yapılmış sayılmasına)," şeklinde karar verilmiştir. ... tarihli tensip zaptının davacı vekiline usulüne uygun olarak ... tarihinde tebliğ edildiği, davacının herhangi bir beyan dilekçesi sunmadığı anlaşılmıştır.

06/12/2018 tarihli, 7155 sayılı Kanun'un 20. maddesiyle TTK'ya eklenen 5/A maddesi uyarınca, "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu' nun 18/A maddesi " İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır.

Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." şeklinde düzenlenmiştir. 7155 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile 6102 sayılı TTK'ya eklenen dava şartı olarak arabuluculuk başlıklı 5/A maddesinde; "(1) Bu kanunun 4'üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesi getirilmiştir.

Ticarî davalarda arabulucuya başvuru zorunluluğu getiren TTK m. 5/A(1) hükmü 28/03/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanunun 31 inci maddesiyle bu fıkrada yer alan “paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında” ibaresi “para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında,” şeklinde değiştirilmiştir. 01/09/2023 tarihinde yürürlüğe giren 7445 sayılı Kanun'un m. 31 hükmü ile değişik 6102 sayılı TTK m. 5/A hükmünün son hâli "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." şeklinde olup, eldeki davanın ... tarihinde açılmış olması nedeniyle olayda uygulanması gereken hüküm budur.

Yukarıda anılan ilke ve esaslar çerçevesinde yapılan değerlendirmede; 7445 sayılı Kanun'un m. 31 hükmü ile 6102 sayılı TTK m. 5/A hükmünde yapılan değişiklik ile uygulamada ortaya çıkan tereddütlerin giderilmesi amacıyla maddeye açıklık getirildiği, davanın 6102 sayılı TTK m. 792 hükmü uyarınca çek istirdadı talebine ilişkin olduğu ve 6102 sayılı TTK m. 4(1)-a kapsamında mutlak ticarî dava olduğu ve konusunun da bir miktar para olduğu, kanunda istisna belirtilmeden istirdat davalarının dava şartı arabuluculuk kapsamında kabul edildiği, bir miktar paranın tahsilini amaçlayan istirdat davaları gibi, somut olayda parasal değeri olan bir şeyin aynen iadesi talebini içeren istirdat davalarının da 01/09/2023 tarihinden itibaren dava şartı (zorunlu) arabuluculuk kapsamında olduğu, dava konusu çekin de üzerinde yazılı meblağ kadar parasal değer içerdiği ve çek istirdadı davasının aynı zamanda konusunun bir miktar para olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.

Öte yandan, 6325 sayılı HUAK'a "Dava Şartı Olarak Arabuluculuk" başlığı ile eklenen 18/A maddesinin 2. fıkrasında ise "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." düzenlemesi getirilmiştir.

Bu yasal düzenleme gereğince konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce uyuşmazlıkla ilgili arabulucuya başvurup anlaşılamaması halinde son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin dava dilekçesine eklenmesi zorunludur. Arabulucuya başvurulmadan doğrudan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilecektir.

Genel dava şartlarının düzenlendiği 6100 sayılı HMK m. 115 hükmünde; dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise, bunun tamamlanması için mahkemenin kesin süre vereceği; dava şartı noksanlığının, mahkemece, davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü, davanın usulden reddedilemeyeceği ifade edilmiştir.

Ancak 6325 sayılı HUAK m. 18/A(2) hükmünde, kanun koyucu açık düzenleme yaparak arabuluculuk dava şartının tamamlanabilir nitelikte olmadığı konusunda iradesini net olarak ortaya koymuştur. Bu nedenlerle, 6325 sayılı HUAK m. 18/A(2) hükmünün özel ve emredici nitelikte olması nedeniyle, 6100 sayılı HMK’nın sonradan tamamlanabilen dava şartlarına ilişkin m. 115 hükmünün uygulanma olanağı bulunmamaktadır." denilmiştir. (Benzer olaylara ilişkin olarak aynı yönce Antalya BAM 11. H.D'nin 2021/1600 E. 2021/1469 K. Sayılı içtihatı bulunmaktadır.) Eldeki davada Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davanın mutlak ticari dava olduğu fakat arabuluculuk dava şartı yerine getirilmeden dava açıldığından, davanın dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1.Davanın arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle usulden REDDİNE,

2.Alınması gerekli ... TL harcın, peşin alınan ... TL harçtan mahsubu ile artan ... TL harcın talep halinde davacıya iadesine,

3.Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4.Sarf edilmeyen gider avansının HMK 333.maddesi uyarınca davacıya iadesine, Dair, dosya üzerinden kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi İstinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 11/03/2026 Başkan ...

(e-imzalıdır)

Üye ...

(e-imzalıdır)

Üye ...

(e-imzalıdır)

Katip ...

(e-imzalıdır)

Karar Etiketleri
REDDİNE YERELHUKUK
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog