Esas No
E. 2024/109
Karar No
K. 2026/36
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE

T.C.

İSTANBUL

2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO: 2024/109 Esas
KARAR NO: 2026/36
DAVA: Marka (Tecavüzün Ref'i İstemli), Marka (Maddi Tazminat İstemli)
DAVA TARİHİ: 17/05/2024
KARAR TARİHİ: 12/02/2026

Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Tecavüzün Ref'i İstemli), Marka (Maddi Tazminat İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili, müvekkili Nazmi Arıkan'ın eğitim ve öğretim faaliyetlerinin yapılması amacıyla 1997 yılında ... HİZ. A.Ş'yi, 2005 yılında ise ... HİZ. A.Ş.'yi kurduğunu, müvekkili şirketin markaları ve kullanımlarını 1998 yılından beri ... alan adlı internet sitesinde ve diğer sosyal medya hesaplarında da tanıtmakta olduğunu, müvekkilinin “...” ibare ve biçimli markalarının 1997 yılından beri eğitim ve öğretim hizmetlerinde tüm Türkiye’ye ulaşacak biçimde fiziki ve dijital ortamlarda kesintisiz olarak fiilen kullanıldığını, çok geniş bir coğrafi çevreye hitap edecek şekilde ve üst düzey kalitede hizmet sunmak suretiyle ilgili sektörde bulunanlar tarafından çok iyi bilinen ve beğenilen itibarlı marka haline geldiğini, müvekkili şirketin adına kayıtlı olan "..." markaları benzer isimleriyle veya aynen İstanbul ve Türkiye çapında haksız olarak başkaları tarafından kullanıldığını, müvekkilinin “...” esas unsurlu markalarının eskiye dayalı kullanım sonucu ayırt edicilik kazandığını, TÜRK PATENT tarafından da kabul edildiğini, müvekkilinin ... sayı ile tescilli ve tescilsiz marka haklarına tescilli ticaret unvanı ve işletme adına karşı gerçekleştirilen vaki tecavüzün ve haksız rekabetin önlenmesine, men’ine, durdurulmasına, kaldırılmasına, tecavüz ve haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasına ilişkin ihtiyati tedbir kararı verilmesini ve davanın kabulünü talep etmiştir.

Davalı vekili, yetki ve husumet itirazında bulunduğunu, müvekkilinin bu davada taraf sıfatı bulunmadığını, müvekkilinin ... markasının sahibi olmadığını, sadece marka lisans sözleşmesi gereği, bu markayı 5 yıllığına kullanma hakkı sahibi olduğunu, lisans sözleşmesi uyarınca müvekkilinin ... tarafından TC Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından ... marka no’lu ... markasının kullanıcısı ve ... şubesi olduğunu, davacının markası ile müvekkilinin lisans alarak kullandığı ... tescilli markası arasındaki var olduğu iddia edilen benzerlikler nedeniyle açılmış olan iş bu davada, husumetin yöneltileceği kişinin müvekkili değil, ... tescilli markasının sahibi olan ... olduğunu, davanın ona ihbarı gerektiğini, müvekkilinin davacının tescilli ve tescilsiz marka haklarına karşı bir tecavüzü bulunmadığını, müvekkilinin yaratmış olduğu bir haksız rekabet durumundan bahsedilemeyeceğini, tescilli bir marka olan ... markasının yasal kullanıcısı olup bu marka da ... adına tescilli olduğunu, dolayısıyla müvekkiline atfedilebilecek bir marka hakkı tecavüzü veya haksız rekabetten bahsedilemeyeceğini, davacının markası ile müvekkilinin kullanım hakkı aldığı marka arasındaki tek benzerliğin, her iki markanın da “...” ibaresi içermesi olup bu durumun başlı başına marka hakkı tecavüzü ve/veya haksız rekabet oluşturduğunu, “...” başlı başına bir alan adı olup bu şekilde tek başına markalaşmasının mümkün olmadığını, “...” olarak bir marka tescili yapılamayacağını, davacının kendisine ait olan markalara bakıldığında, hiçbirinin başlı başına “...” olarak tescil edilmediğini, davacının tescilli markaları “... , ... , ... , ... , ... , ..., ... , ... ” olup bu markalar dikkatle incelendiğinde, başlı başına “...” ibaresinden müteşekkil olmayan, bilakis başkaca eklemelerle marka haline gelmiş oldukları görüldüğünü, Zaten ... müfredatı da, başlı başına “...” ibaresinin kullanımına cevaz vermediğini, davacının kullandığı “tik” işareti, bilim insanları işareti kullanımı ve ... ibaresinin bir arada kullanımı söz konusu olup müvekkilinin tabelasında tik işareti olmadığını, davacının yoğunlukla kullandığı mavi-beyaz ve tik işaretli tabeladan tamamen ayrı olarak kırmızı-beyaz renkte ve başında ... ibareleri bulunan bir tabela kullandığını, tabelada herhangi bir şekilde bilim insanı fotoğrafı olmadığını, camındaki bilim insanları resmi ise, ....adına tescilli olan bir marka olup bunun kullanım hakkının da müvekkilinde olduğunu, müvekkilin tabelasından ayrıca net olarak “ ... ” yazdığını, tüm bunlar bir arada değerlendirildiğinde, aldatma kastının bulunmadığı, aldatıcı nitelik taşımadığını, davacının markasının “tanınmış marka” olarak nitelendirilmesinin de mümkün olmadığını, içinde “...” ibaresi geçen pek çok kurs merkezi bulunmakta olup bunlardan hangisinin daha tanınır olduğu tartışmalı olduğunu, davacının lisansını kullanma hakkı olan şubelerin sayısı ile, başkaca içinde “...” ibaresi bulunan kurs merkezlerinin sayısı karşılaştırıldığında, davacı dışındakilerin daha fazla olduğunun görüleceğini,bu durumda davacının tanınır markanın kendisine ait olduğu iddiası havada kaldığını, ... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin ... D.İş sayılı dosyası ile yapılan tespiti de kabul etmediklerini, işbu dosyaya da müvekkili tarafından imzalamış olduğu lisans sözleşmesi sunulduğunu, bu dosyadan yapılan tespitlerde, davacının kullandığı marka ve tabela görünümü ile müvekkilinin kullandığı marka ve tabelanın hiçbir benzerlik ihtiva etmediğini, tespitte bilim adamları şekli kullanımının benzer nitelikte olabileceği değerlendirilmiş ise de, bu durum da gerçeği yansıtmadığını, şekil tescilinin ... adına olup ... da bu hakkını .... marka sahibi ...’a devrettiğini beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.

... 1. FSHHM'nin birleşen ...Esas sayılı dosyasında davacı vekili, davalının davacının tescilli ve tescilsiz marka haklarına, tescilli ticaret unvanı ve işletme adına karşı gerçekleştirdiği vaki tecavüz nedeniyle uğranılan zararın giderilmesi için, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, alacak belirsiz olduğundan şimdilik 10.000-TL maddi tazminat ve 20.000-TL manevi tazminat olmak üzere toplam 30.000-TL tazminatın, 6769 Sayılı Kanunun 151/2-C maddesi uyarınca hesap edilmek suretiyle tespiti ile ilk eylem tarihinden itibaren işleyecek olan avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine ve öncelikle işbu dosyanın, ... 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin ...

E. Sayılı dosyası ile taraflarının ve maddi vakıaların aynı olması nedeniyle birleştirilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Tarafların bildirdikleri deliller toplanmış, bilirkişi incelemesi yaptırılarak bilirkişi raporu dosya içerisine ibraz etmiştir.

Mahkememizce alınan 20/07/2025 tarihli bilirkişi raporunda; "...davalının işyerinde tabelasında yer alan, “...”, “...”, “”,“...”, kartvizitte “...” ibareli marka kullanımlarının davacı tarafın tescilli ... numaralı “...”, ... numaralı “... ”, ... “...” ibareli markaları ile ayırt edilmeyecek kadar benzer olduğu, bu sebeple iltibas yarattığı, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiği..." yönünde görüş ve kanaate ulaştıklarını belirtmişlerdir.

Mahkememizce alınan 24/10/2025 tarihli bilirkişi raporunda; "...mali inceleme neticesinde; kısmen değişkenlik gösteren emsal sözleşmeler dikkate alınmak üzere dava konusu lisans bedeline ilişkin SMK 151/2-c kapsamında 553.279,95 TL hesaplama yapılabileceği..." yönünde görüş ve kanaate ulaştıklarını belirtmişlerdir. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME Dava; asıl davada marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması, önlenmesi, ortadan kaldırılması, araçların ve malların imhası istemlerine, birleşen davada ise marka hakkına tecavüz eylemleri sebebi ile oluşan maddi ve manevi zararın tazmini istemlerine ilişkindir.

Davacı vekili ıslah dilekçesi ile, dava dilekçesinde yer alan 10.000 TL maddi tazminat taleplerini 543.279,95 TL arttırarak 553.279,95 TL olarak neticelendirmiştir.

Davacı tarafça, davadan önce ... FSHHM'nin.. D.İş sayılı dosyasında tespit yaptırıldığı, mahkemece alınan tespit raporunda davalı taraf kullanımlarının tespit edildiği, dolayısı ile davalı tarafın husumet itirazlarının yerinde olmadığı, kullanımların davacı taraf kullanımlarına yakınlaştırılmak suretiyle ... ibaresi öne çıkarılarak gerçekleştirildiğinin tespit olunduğu, kullanımların davacı markaları ile iltibas yarattığı görüşünün açıklandığı anlaşılmıştır. Davacı kendisine ait tescilli ve tanınmış “...” markasını davalının izinsiz ve hukuka aykırı olarak kullandığını, böylelikle marka hakkına tecavüzle birlikte haksız rekabetin şartlarının da oluştuğunu belirtilerek ayrıca maddi ve manevi tazminat istemlerinde de bulunmuştur. SMK m. 156/3 kapsamında davalının yetki itirazı yerinde görülmemiştir. Davacı adına tescilli marka kayıtlarının mahkemece celp edildiği, ... ve ... Sınıflarda ... ..., ... ibareli sözcük markalarının tik şekil unsuru ile birlikte tescilli olduğu, yine tik şekil unsurlu ve ... ibareli birçok markanın davacı adına tescilli olduğu anlaşılmıştır.

Dosya kapsamından ... ibaresinin davacı tarafından 1997 yılından beri markasal olarak kullanıldığı, 2000 yıllardan beri basında haberleri olduğu, okul yıllıklarına reklamlar verildiği, davacı markasının sosyal medyada kullanımının aktif olduğu görülmektedir. Davacının Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde ... ibareli marka tescilleri 2008 yılında olsa da marka kullanımı 1997 yılına dayanmaktadır. Davacı markası Türk Patent ve Marka Kurumunun Tanınmış markalar sicilinde yer almasa da; 2010 yılında Kültür üniversitesi tarafından yapılan “... ” için marka bilinirlik araştırmasında ...’nin büyük oranda tanınıyor olduğu, dershanenin logosunun ve sloganının biliniyor olduğu, tanıma ve beğenme puanlamasında 12 dershane arasında ikinci sırada yer aldığı, ayrıca marka adının önüne bir başka isim getirildiğinde dershanenin bir şubesi olduğu ya da ismini kullanma izni aldığı bir başka dershane olarak değerlendirecekleri belirtilmiş olup davacının ...ibareli markalarının sektörel bilinirliği olduğu kanaatine varılmıştır.

Türk Patent ve Marka Kurumu’nun kayıtlarından, ... tescil numaralı “...” markasının davacıya ait olduğu anlaşılmaktadır. Dosya kapsamında davalının Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde ... numaralı “ ...” ibareli markayı kullandığı, ancak tescilden farklı olarak davacı markasına yakınlaştırarak kullandığı, “...” markasının bilirkişi vasıtasıyla incelenmesi neticesinde ürün grubu açısından yapılan değerlendirmede, davalının davacının markasına benzer karakteristikteki marka/logo kullandığı, bu durumun tüketici algısı kapsamında iltibasa yol açacağı ve bu noktada davalının kullanımlarının davacı kullanımlarıyla ayırt edilemeyecek derecede benzer oldukları sonucuna varılmıştır. Davalının dava dışı lisans sahibinden aldığı ... sayılı markanın bilirkişilerce değerlendirmeye alındığı anlaşılmıştır.

Tüm dosya kapsamında yapılan incelemede, mahkememizce alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, davalı kullanımlarının davacı markası ile iltibas yarattığı, her ne kadar davalı ... ibaresinin zayıf ibare olduğu ve markaların kullanıldığı sınıfın bilinçli tüketici kitlesine hitap ettiği bir an için düşünülmüş ise de markanın zayıf olmasının, söz konusu markanın hiçbir markasal korumadan yararlanmayacağı sonucunu doğurmayacağı, yalnızca korumanın daha dar kapsamda değerlendirmesini gerektirdiği, somut olay bakımından davalının fiili markasal kullanımlarının davacıya ait markaları taklit eder nitelikte olduğu, ortalama tüketici nezdinde karıştırma, işletmesel ya da ekonomik bağlantı kurma, çağrıştırma ihtimallerini yaratacağı, fiili bir zorunluluk bulunmaksızın sektörel bilinirliği bulunan davacı markalarına yaklaşma iradesinin, aynı sektörde ticari faaliyet gösteren ve "basiretli bir tacir" gibi davranma yükümlülüğü altında bulunan davalı bakımından marka tecavüzü sorumluluğunu doğuracağı, davalının Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde ... numaralı “ ...” ibareli markayı 01.09.2023 tarihli Lisans Sözleşmesine istinaden kullandığı, ancak davalının markayı tescil edildiği şekilde kullanmadığı, bu kullanımların davacı adına tescilli bulunan ... tescil numaralı "... " ibareli marka ile ... tescil numaralı "... ", .... tescil numaralı " ...", ... tescil numaralı " ... " ibareli markaları ile benzerlik oluşturduğu ve davacı markası ile karışıklık ve iltibasa sebebiyet verdiği anlaşılmakla bu şekildeki kullanımların davacı adına tescilli marka hakkına tecavüz niteliğinde olduğu anlaşılmakla marka hakkına tecavüz davasının kabulüne karar vermek gerekmiş, bu doğrultuda birleşen davada maddi tazminat talebi yönünden, yukarıda özetlenen bilirkişi raporunda mali inceleme neticesinde, emsal sözleşmeler dikkate alınmak üzere dava konusu lisans bedeline ilişkin SMK 151/2-c kapsamında 553.279,95 TL hesaplama yapılabileceği kanaatine varılmış ve yapılan hesaplamanın dosya kapsamına ve ihlalin niteliğine uygun olduğu anlaşılmış, manevi tazminat talebi yönünden ise, davalının davacının marka hakkına yönelik haksız eylemlerinin davacının markalarına olan güvenirliği, tüketici nezdinde oluşan algıyı zedelediği dikkate alınarak ihlalin ağırlığı hak ve nesafet gözetildiğinde 20.000,00 TL'nin yerinde olduğuna kanaat getirilmekle bu miktar üzerinden talebin kabulüne karar verilmiştir.

Davacı taraf marka hakkına ilişkin hükümlerin yanı sıra ayrıca TTK'nın haksız rekabet hükümleri gereğince de istemde bulunmuştur. Bu noktada Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 14/03/2022 tarih, ... esas ve... karar sayılı içtihadı nazara alınarak TTK'nın 55/1-a-4 bendinin somut olayda uygulama yeri olmayacağı, özel kanun olan SMK'nın uygulanması ve özel kanun hükümlerinin korumasının yeterli olduğu kanaatiyle haksız rekabetten kaynaklanan davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur.

HÜKÜM: Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

Mahkememizin... Esas sayılı dosyası yönünden;

1.Davanın KISMEN KABULÜ ile, davalının eylemlerinin davacının marka hakkına tecavüz ettiğinin TESPİTİNE, tecavüz eylemlerinin ÖNLENMESİNE, MEN’İNE, DURDURULMASINA, KALDIRILMASINA, tecavüz fiilinin işlenmesinde etkili olan ARAÇLARIN VE MALLARIN İMHASINA,

2.Haksız rekabet davasının REDDİNE,

3.Kararın masrafı davalıdan karşılanarak bir tirajı yüksek gazetede ilanına,

4.Harçlar kanunu gereğince alınması gereken toplam 732,00 TL harcın peşin yatırılan 427,60 TL'nin mahsubu ile bakiye 304,40 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,

5.Davacı tarafından peşin yatırılan 427,60 TL peşin harç ile 427,60 TL başvuru harcının toplamında oluşan 855,20 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

6.Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından, bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,

7.Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ne göre belirlenen 55.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

8.Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; reddedilen talep yönünden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ne göre belirlenen 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,

9.Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştikten sonra ve talep halinde ilgili tarafa iadesine, .... 1. FSHHM'nin birleşen ....yılı dosyası yönünden;

1.Davanın kabulü ile 553.279,95 TL maddi tazminatın ve 20.000-TL manevi tazminatın 11/03/2024 tarihinden itibaren işleyecek olan avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,

2.Harçlar kanunu gereğince alınması gereken toplam 39.160,75 TL harcın daha önceden ödenen 9.790,20 TL peşin ve ıslah harcının toplamı düşüldükten sonra eksik kalan 29.370,55 TL harcın davalıdan tahsiline,

3.Davacı tarafından sarfedilen 9.790,20 TL peşin ve ıslah harcı ile 427,60 TL başvuru harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

4.Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; maddi tazminat davası yönünden A.A.Ü.T.'ne göre belirlenen 88.524,64 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

5.Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; manevi tazminat davası yönünden A.A.Ü.T.'ne göre belirlenen 20.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

6.Asıl ve birleşen davada sarf edilen toplam 21.770,00 TL'nin (bilirkişi, posta, tebligat gideri) yargılama giderinin davadaki haklılık durumuna göre takdiren 16.327,50 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, arta kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,

7.Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştikten sonra ve talep halinde ilgili tarafa iadesine,

8.Davacı vekili tarafından İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2024/22 D.İş sayılı dosyası üzerinde sarf edilen 6.000,00 TL bilirkişi ücreti, 3.030,00 TL keşif harcı, 660,00 TL ve 1.355,00 TL tebligat - posta gideri olmak üzere toplam 11.045 TL'nin davadaki haklılık oranına göre 8.283,75 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, arta kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,

9.Arabuluculuk sırasında suç üstü ödeneğinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davadaki haklılık oranına göre 2.700,00 TL'sinin davalıdan, kalan 900,00 TL'sinin davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,

Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 12/02/2026 Katip ...

(e-imzalıdır)

Hakim ...

(e-imzalıdır)

Karar Etiketleri
REDDİNE YARGITAYKARARI
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog