11. Hukuk Dairesi 2025/3184 E. , 2026/407 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ...'nde hissesinin bulunduğunu, şirketin diğer ortağı olan davalı ...'ın ise şirket müdürü ve şirketi münferiden temsile yetkili olduğunu, anılı şirketin iki ortaktan oluştuğunu, şirketi münferiden temsile yetkili ortak olan davalı ...'ın şirketin ... ilinde yaptığı konut projelerinden bir kısım daireleri herhangi bir şirket kararı olmaksızın ve müvekkili şirket ortağına haber vermeksizin mal kaçırma niyetiyle diğer davalıya muvazaalı olarak devrettiğini, davalı şirket ortağı ...'ın, şirketi münferiden temsil yetkisini kötüye kullanarak diğer şirket ortağı olan müvekkilinden mal kaçırmak amacıyla bu devirleri gerçekleştirdiğini ileri sürerek davalı ... ... adına kayıtlı bulunan "... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, E 18... D3C Pafta, 1655 Ada, 3 Parsel, B Blok, 1-2-9-15-21-27 sayılı bağımsız bölümler ile ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, E 18... D3C Pafta, 1655 Ada, 3 Parsel, C Blok, 4-5-8-10-23-30 sayılı bağımsız bölümler" ile davalı ... Tekstil İnşaat San. ve Dış Tic. Ltd. Şti. (... Ltd. Şti.) adına kayıtlı bulunan "... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, E 18... D3C Pafta, 1665 Ada, 3 Parsel, D Blok, 4-5-6-12-14-15-16-17-23-24 -29-30-31 sayılı bağımsız bölümlerin" tapu kayıtlarının iptali ile söz konusu taşınmazların ... adına tapuya tesciline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin tapu siciline güvenerek iyi niyetle taşınmazları iktisap ettiğini, taşınmazları satın alabilecek maddi durumunun olduğunu, taşınmazların satın alınmasının üzerinden 4 yılı aşkın süre geçtikten sonra bu durumun fark edilmesinin hayatın olağan akışına aykırılık taşıdığını savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının şirket adına dava açma yetkisi olmadığından davanın husumet yokluğundan reddinin gerektiğini, müvekkili ...'ın şirketin yetkili kişisi olduğunu, davacı yanın muvazaa iddiasının gerçeği yansıtmadığını, dava konusu olan taşınmazların işlem hacminin büyüklüğü göz önüne alındığı taktirde tescil işlemi üzerinden geçen 3 yıl gibi bir sürenin içerisinde fark edilmemesinin hayatın olağan akışına aykırılık taşıdığını, şirketin %70 oranında hissesine müvekkilinin sahip olduğunu, satışlardan elde edilen gelirin inşaat ve diğer giderlere harcandığını savunarak öncelikle dava ve taraf ehliyetinden yoksun olarak davacı yan tarafından ikame edilen davanın usulden reddini, neticeten haksız ve mesnetsiz davanın esastan reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ... Ltd. Şti. hakkındaki davanın tefrik edildiği, davacı tarafın 03.05.2023 tarihli duruşmaya katılmayarak takipsiz bıraktığı dosyayı 3 ay içinde yenilemediği, eksik harcın tamamlanmaması nedeniyle dosyanın işlemden kaldırıldığı 03.05.2023 tarihinden itibaren başlayan 3 aylık davayı yenileme süresinin 03.08.2023 tarihinde sona erdiği, bu tarihin adli tatile rastlaması nedeniyle bu sürenin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 104. maddesi gereğince adli tatilin bittiği gün olan 31 Ağustostan itibaren bir hafta uzamış sayılacağı gözetildiğinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gereken tarihin 07.09.2023 tarihi olduğunun anlaşıldığı, her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma ilamından önce 14.08.2023 tarihinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş ise de bu kararın kurucu bir karar olmayıp, davanın açılmamış sayıldığının tespitine ilişkin bir karar olduğu, kaldı ki İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesinin 13.02.2024 tarih ve 2023/1713 E., 2024/176 K. sayılı kaldırma ilamında bu hususta kaldırma hükmü verilmediği gerekçesi ile davalılar ... ve ... yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Bölge Adliye Mahkemesince daha önce verilen 13.02.2024 tarihli 2023/1713 E. ve 2024/176 K. sayılı kararında, bilirkişi raporunda dava konusu tüm taşınmazların değerinin ayrı ayrı belirtildiği ve davacı vekilince feragat edilen taşınmazlar haricindeki diğer dava konusu taşınmazların değeri hesaplanarak eksik harcın tamamlanmasının mümkün olduğu halde davacı tarafça verilen sürede veya sonrasında harç eksikliğinin tamamlanmadığı, 07.09.2023 tarihi itibariyle davanın açılmamış sayıldığı kabul edilerek davalılar ... ve ... yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinin sonucu itibariyle doğru bulunduğu, kaldırma ilamından sonra harç eksikliğinin tamamlanması yönünde davacı tarafa süre verilmesi doğru değil ise de Mahkemece davalılar ... ve ... yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinde isabetsizlik görülmediği, davacı tarafça harç eksikliğinin tamamlanmış olmasının sonucu etkilemediği gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, dava dışı limited şirkete ait taşınmazların aynı zamanda şirketin münferiden yetkilisi ve müdürü olan davalı ... tarafından temsil yetkisini kötüye kullanılarak mal kaçırmak amacıyla diğer davalılara muvazaalı olarak devredildiği iddiasına dayalı tapu kaydının iptali ile taşınmazların dava dışı şirket adına tescili istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına, ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülen davaya asliye ticaret mahkemesi sıfatı ile bakıldığının karar başlığında gösterilmemesinin mahallinde düzeltilecek maddi hata olmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ:
Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine, 22.01.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.