Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA

10. Hukuk Dairesi         2025/10697 E.  ,  2025/17442 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2023/2206 E., 2025/1119 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara Batı 5. İş Mahkemesi

SAYISI: 2019/615 E., 2023/226 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü; I.DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı Kurumdan 01.09.2002 tarihinden itibaren babası ... üzerinden yetim aylığı alan davacının aylığının 2019 yılında kesildiğini, davacının eşi ... ile olan boşanmasının babasının yetim aylığını almak için olmadığını, iddiaların asılsız olduğunu ileri sürerek, Kurumun 12.05.2019 tarih ve 2...3 8 sayılı kararının iptaline, davacının davalı Kuruma 98.269,24 TL borcu olmadığının tespitine, kesilen yetim aylığının kesilme tarihi itibariyle yasal faizi ile birlikte tekrar bağlanarak ödenmesine, Kurumun 03.07.2019 tarih ve 2...9 9 sayılı yersiz sağlık gideri ödenmesi kararının iptaline, yersiz sağlık gideri adı altında toplam 21.951,12 TL borcu olmadığının tespitine, bundan sonra yapacağı sağlık giderlerinin yersiz olmadığının tespitine karar verilmesini istemiş, 07.04.2023 tarihli dilekçesi ile talebini ıslah etmiştir.

II. CEVAP

Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; Kurum işlemlerinin yasal mevzuata uygun ve yerinde olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEME KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yapılan yargılama, toplanan deliller, Kurum denetmen raporu, celp ve ibraz olunan bilgi ve belgeler, tanık beyanları, bilirkili raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde,

1.) Davanın kabulü ile a-)Davalı Kurumun 12/05/2019 tarih ve 2...3 8 sayılı kararının iptaline, davacının davalı Kuruma 98.269,24 TL borcu olmadığının tespitine, b-)Davalı Kurumun 03/07/2019 tarih ve 2...9 9 sayılı kararının iptaline, davacının davalı Kuruma 21.951,12 TL sağlık gideri borcu olmadığının tespitine, c-)Kesilen ve ödenmeyen yetim aylığı olan asıl alacak 6.016,26 TL ile faizi olan 130,05 TL olmak üzere toplam 6.146,31 TL'nin davalı Kurumdan alınarak davacıya ödenmesine, d-)Kesilen ve ödenmeyen yetim aylığının dava tarihi olan 09/08/2019 tarihinden itibaren yeniden davacı lehine bağlanmasına karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde; denetim raporunun aksi ispat edilinceye kadar geçerli olduğunu, Kurum denetim memurlarınca düzenlenen denetim raporunun aksi ispat edilemediğinden ve denetim raporunda davacı ile eski eşinin aynı ikamette yaşadıkları tespit edildiğinden davacının davasının reddinin gerektiğini, yeterince araştırma yapılmadan eksik inceleme ile karar verildiğini belirterek hükmün temyizen bozulmasını istemiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, ölüm aylığının kesilmesine dair Kurum işleminin iptali ile aylığın yeniden bağlanmasına, ödenmeyen aylıkların yasal faizi ile tahsiline ve borçlu olmadığının tespitine ilişkindir.

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Davanın, yasal dayanağı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 56. maddesinin ikinci fıkrasıdır. Fıkrada “Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96. madde hükümlerine göre geri alınır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Anılan madde 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 5510 sayılı Kanun'un 56. maddesinin Anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine yapılan 2009/86 Esas numaralı başvuru, 28.04.2011 tarihinde verilen karar ile reddedilmiştir.

3.5510 sayılı Kanunu'nun 56. maddesinin ikinci fıkrası, daha önceki Sosyal Güvenlik Kanunlarında yer almayan, boşanılan eşle fiilen (eylemli olarak) birlikte yaşama olgusu, gelir-aylık kesme nedeni olarak düzenlendiği gibi eylemli olarak birlikte yaşama, aynı zamanda gelir-aylık bağlama engeli olarak da benimsenmiştir. Burada, eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun/durumunun tanımlanması, hukuki sınır ve çerçevesinin çizilip ortaya konulması önem arz etmektedir. Taraflar arasında hangi hukuki sebep ve maddi vakıaya dayanmış olursa olsun sona ermiş evlilik birliğinin hak ve yükümlülüklerinin sürdürüldüğü beraberlikler veya kesinleşmiş yargı kararına bağlı olarak gerçekleşmiş boşanmanın var olan-olası sonuçlarını ortadan kaldırıcı/giderici nitelikteki birliktelikler madde kapsamında değerlendirilmeli, ortak çocuk-çocuklar yönünden, boşanma kararına bağlanan veya bağlanmayan kişisel ilişkilerin yürütülmesini sağlamaya yönelik olarak, eşlerin belirli aralıklarda ve günlerde zorunlu şekilde bir araya gelmeleri durumunda ise Kanun koyucunun bu türden ilişkinin varlığının gelir-aylık bağlanmaması veya kesilmesi nedeni olarak öngörmediği kabul edilmeli, boşanılan eşle kurulan-yürütülen ilişkinin, eylemli olarak birlikte yaşama kavramı kapsamında yer alıp almadığı dikkatlice irdelenerek saptama yapılmalıdır.

4.Anılan 56. maddede, oldukça yalın olarak “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen” ibareleri yer almakta olup, Kanun koyucu tarafından örneğin; “Sosyal Güvenlik Kanunları kapsamında ölüm aylığına hak kazanmak amacıyla eşinden boşanan”, “hak sahibi sıfatını haksız yere elde etme amacıyla eşinden boşanan”, “gerçek boşanma iradesi söz konusu olmaksızın (muvazaalı olarak) eşinden boşanan” veya bunlara benzer ifadelere yer verilmemiş, sade olarak kaleme alınan metinle uygulama alanı genişletilmiştir. Maddede boşanma amacına-saikine yönelik herhangi bir düzenlemeye yer verilmediğinden, gerek Kurumca, gerekse yargı organlarınca uygulama yapılırken; eşlerin boşanma iradelerinin gerçekliğinin-samimiliğinin araştırılıp ortaya konulması söz konusu olmamalı, boşanmanın muvazaalı olup olmadığına ilişkin herhangi bir araştırma-irdeleme ve boşanma yönündeki kesinleşmiş yargı kararının geçerliliğinin sorgulaması yapılmamalı, özellikle, kesinleşmiş yargı organının verdiği karara dayanan “boşanma” hukuki durum ve sonucunun eşlerin gerçek iradelerine dayanıp dayanmadığının araştırılmasının bir başka organın yetki ve görevi içerisinde yer almadığı, kaldı ki 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun'da “anlaşmalı boşanma” adı altında hukuki bir düzenlemenin de bulunduğu dikkate alınmalıdır. Şu durumda sonuç olarak vurgulanmalıdır ki, boşanma tarihi itibarıyla gerçek-samimi boşanma iradelerine sahip olan (evlilik birliği temelinden sarsılan) veya olmayan tüm eşlerin, maddenin yürürlük tarihi olan 01.10.2008 tarihinden itibaren her ne sebeple olursa olsun eylemli olarak birlikte yaşadıklarının saptanması durumunda gelirin-aylığın kesilmesi zorunluluğu bulunmaktadır.

5.Gelirin-aylığın kesilme tarihi ile Kurumun geri alım (istirdat) hakkının kapsamına ilişkin olarak; eylemli birlikte yaşama olgusunun gerçekleşme-başlama tarihi esas alınarak bu tarih itibarıyla gelir-aylık kesme veya iptal işlemi tesis edilip ilgiliye, anılan tarihten itibaren yapılan ödemeler yasal dayanaktan yoksun-yersiz kabul edilmeli, ancak, söz konusu madde 01.10.2008 günü yürürlüğe girdiğinden, eylemli birliktelik daha önce başlamış olsa dahi maddenin yürürlük günü öncesine gidilmemeli, başka bir anlatımla 01.10.2008 tarihi öncesine ilişkin borç tahakkuku söz konusu olmamalı, böylelikle açıklığa kavuşturulacak yersiz ödeme dönemine ilişkin olarak 5510 sayılı Kanun'un 96. maddesine göre uygulama yapılmalıdır. İnceleme konusu 56 ncı maddede, “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle” ibareleri yer aldığından, birden fazla evlilik ve doğal olarak birden fazla boşanmanın gerçekleşmiş olması durumunda, boşanılan herhangi bir eşle eylemli olarak birlikte yaşama durumunda madde hükmünün uygulanacağı gözetilmelidir.

6.Aynı Kanun'un 59. maddesinin başlığı Kurumun denetleme ve kontrol yetkisi olup maddeye göre; "bu kanunun uygulanmasına yönelik işlemlerin denetimi, Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları eli ile yürütülür ...", maddenin 2. fıkrasında "Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarına görevleri sırasında tespit ettikleri kurum alacağını doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemler, yemin hariç her türlü delile dayandırılabilir. Bunlar tarafından düzenlenen tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir..." şeklinde düzenlenmiştir.

7.Sonuç olarak; 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 56. maddesinin ikinci fıkrasına dayalı açılan bu tür davalarda eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun tüm açıklığıyla ve özellikle taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu dönem yönünden ortaya konulması önem arz etmektedir. Bu aşamada, özellikle Anayasanın 20., 5510 sayılı Kanun'un 59., 100., 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun'un 28., 45., 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 3., 45–53., 4857 sayılı İş Kanunu'nun 32., 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 6., 24 – 33., 189., 190., 191., 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6., 19., 20., maddeleri ve diğer ilgili mevzuat hükümleri göz önünde bulundurulmak suretiyle yöntemince araştırma yapılmalı, tarafların göstereceği tüm kanıtlar toplanmalı, bildirilen ve dinlenilmesi istenilen tanıkların ifadeleri alınmalı, davacı ile boşandığı eşinin yerleşim yerlerinin saptanmasına ilişkin olarak muhtarlıktan ikametgah senetleri elde edilmeli, ilgili Nüfus Müdürlüklerinden sağlanan nüfus kayıt örnekleri ile yerleşim yeri ve diğer adres belgelerinden yararlanılmalı, adres değişiklik ve nakillerine ilişkin bilgilere ulaşılmalı, özellikle ilgili nüfus müdürlüğünden adres hareketleri, tarihleriyle birlikte istenilmeli, ilgililerin su, elektrik, telefon aboneliklerinin hangi adreste kimin adına tesis edildiği saptanmalı, seçmen bilgi kayıtları getirtilmeli, varsa çalışmaları nedeniyle resmi-özel kurum ve kuruluşlara verilen belgelerde yer alan adresler dikkate alınmalı, boşanan eşler 4857 sayılı Kanun hükümleri kapsamında yer almakta iseler adlarına ödeme yapılabilecek özel olarak açılan banka hesabı bulunup bulunmadığı belirlenmeli, boşanan eşlerin kayıtlı oldukları bölge-bölgeler yönünden kapsamlı Emniyet Müdürlüğü-Jandarma Komutanlığı araştırması yapılmalı, anılan mahalle-köy muhtar ve azalarının tanık sıfatıyla bilgi ve görgülerine başvurulmalı, böylelikle “boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama” olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği, toplanan kanıtlar ışığı altında değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir.

8.İnceleme konusu eldeki davada, davacı, boşandığı eşiyle birlikte yaşadığından bahisle ölüm aylığının kesilmesine dair Kurum işleminin iptali ile aylığın yeniden bağlanmasını ve ödenmeyen aylıkların yasal faizi ile tahsilini, ayrıca Kuruma borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemektedir.

9.Somut olayda, davacının erkek kardeşinin eşi olan ...'ün şikayeti üzerine Kurum denetmenince davacının adres kayıt sistemindeki adresinde yapılan araştırmada, tutanak tanığı ...'ın 2009 yılında yönetici olduklarını, davacı ile eski eşinin yaklaşık 1 sene kadar birlikte yaşadıklarını beyan ettiği, Mahkemece alınan yeminli ifadesinde ise "Ben davacının komşusuyum, 2007-2010 yılları arasında komşuyduk, o yıllar arasında davacı eşinden boşanmıştı, davacının eşi o dönemde arada günü birlik gelir giderdi geldiğinde de davacı ile kavga ederlerdi, davacının eşi o dönem çocuklarını görmek için gelirdi, yatılı kaldığını hiç görmedim, ben Sosyal Güvenlik Kurumundan memurlar geldiğinde de aynı şekilde beyanda bulunmuştum, davacının eşi ile yatılı olarak birlikte kaldığını hiç görmedim" şeklinde beyanda bulunduğu, yine telefonla aranarak beyanı alınan ...'ün, ...'ün halası olduğunu, Sincan'da eşi ... ile fiilen birlikte yaşadığını, ...'ün ve ... 'in fiilen hiç ayrı kalmadıklarını beyan ettiği, Mahkemece alınan ifadesinde "Davacı halam olur, ben kendisine 10 yıl kadar öncesinde temizliğe gitmiştim, o dönemde eşi ... ile birlikte yaşamaktaydı, sonrasında akrabalardan duyduğum kadarıyla da davacı ile eşi birlikte düğünlere gezmelere katılırlarmış, ayrı yaşama olayına ilişkin de ... daha 1 ay önce kendisine ev açmıştır, bu şekilde duydum, benim halamla aramda açılmış bir ceza davası da vardır" şeklinde beyanda bulunduğu, davacı ile ... arasında açılmış bir ceza davası bulunduğundan husumetli kabul edilerek beyanlarına itibar edilmediği, ihtilaf konusu dönemde davacı ve eski eşinin birlikte hastaneye gitmedikleri ve seçmen kayıtlarının bulunmadığı, aynı adreste ikamet ettiklerine yönelik somut şüpheden uzak kesin bir delil bulunmadığı, abonelik bilgilerinin davacı adına kayıtlı olduğu göz önüne alınarak davalı Kurum işleminin iptaline karar verilmek suretiyle sonuca gidilmiş ise de, davacı ve eski eşinin boşandıktan sonra birlikte yaşama olgusunun şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya konulamadığı anlaşılmaktadır.

10.Yapılacak iş; Kuruma ihbarda bulunan ... dinlenmeli, 16.10.2018 tarihli kolluk araştırması ile davacının boşandığı eski eşi ... 'in 24.05.2010 tarihi itibariyle adres kayıt sisteminde kayıtlı olan ... Keçiören-Ankara adresinde yapılan çevresel soruşturmada tanınmadığının tespit edildiğinin anlaşılması karşısında, ihtilaf konusu dönemde davacının ve boşandığı eski eşinin adres kayıt sisteminde kayıtlı tüm adreslerinde kolluk marifetiyle ayrıntılı araştırma yapılmalı, söz konusu adreslerdeki komşular dinlenerek bilgi ve görgülerine başvurulmalı, davacı ve boşandığı eski eşine ait muhtarlık kayıtları getirtilmeli, böylelikle; dosya kapsamındaki tüm bilgi ve belgeler değerlendirilerek, boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği, toplanan kanıtlar ışığında şüphe bırakmayacak şekilde ortaya konulduktan sonra hüküm kurulmalıdır.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle,

1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Üye ...'ın muhalefetine karşı, Başkan ..., Üyeler; ..., ..., ...'ün oyları ve oy çokluğuyla,

16.12.2025 tarihinde karar verildi. KARŞI OY GEREKÇESİ

1.Somut uyuşmazlıkta, davacı kadın eşinden 2002 yılında eşinden boşanmıştır. Davacı kadına ölen babasından dolayı bağlanan yetim aylığı 2019 yılında yapılan denetim sonrası eşi ile birlikte yaşadığı gerekçesi ile 2008-2019 yılları için 5510 sayılı Kanunun 56. maddesi uyarınca ödenen aylıkların yersiz ödendiği gerekçesi ile borç çıkarılmıştır.

2.Dairemizin 07.10.2021 tarih ve 2021/7072 Esas, 2021/11762 Karar sayılı ilamında yazılan karşı oy gerekçelerimde belirttiğim gibi davacı boşandığında 506 sayılı kanun yürürlüktedir. 5510 sayılı kanunun 5754 sayılı kanunun 68. Maddesi ile değişik geçici 1. Maddesi uyarınca kesilmede 506 sayılı kanun uygulanmalıdır. Anılan kanunda ise boşanılan eş ile birlikte yaşama olgusu bir kesilme nedeni olarak düzenlenmemiştir. 5510 sayılı kanunun 01.10.2008 tarihinden önce gerçekleşen boşanma olgusuna uygulanması olanağı, önceye etki yasağı nedeni ile olanaklı değildir.

3.Çoğunluğun önceye etki yasağı ilkesine aykırı olarak, lafzi yorum ve sigortalı aleyhine yorumu benimseyerek, sonradan gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılarak salt birlikte yaşama ve boşanan eşin desteğini alma koşulunu yeterli kabul etmesi, Kanunun ve Anayasa Mahkemesinin iptal kararının gerekçelerine aykırıdır.

4.Açıklanan bu gerekçelerle mahkeme kararının bu gerekçe ile onanması gerekirken, fiili birlikteliğin araştırmasına yönelik bozulması görüşüne katılınmamıştır.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA ISTINAFHUKUK
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog