Karar No
K. 2026/431
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

16. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

DOSYA NO: 2024/1531 Esas

KARAR NO: 2026/431

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ: 18/04/2024

NUMARASI : 2022/330 Esas, 2024/80 Karar

DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ: 12/03/2026

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA:

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili firmanın kurulduğu günden bu yana medikal sektöründe faaliyet gösterdiğini, TPMK nezdinde ... sayı ile tescilli "..." ibareli markanın müvekkili adına tescilli olduğunu, ancak hal böyle iken davalı tarafın da ... sayılı "..." ibareli marka için kuruma başvuruda bulunduğunu ve başvurunun tescil edildiğini, davalı yan ile müvekkilinin birebir aynı sektörde faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin "..." ibareli marka üzerinde önceye dayalı gerçek hak sahibi olduğunu, davalının "..." ibareli marka tescilinin müvekkilinin markasına yönelik iltibas oluşturduğunu ve müvekkilinin markadan doğan haklarını ihlal ettiğini ileri sürerek, davalı adına ... sayı ile tescilli "..." ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili dilekçesinde; müvekkili şirket kurucularının uzun yıllardır sağlık sektöründe çalışan ve faaliyet gösteren kişiler olduğunu, ... sisteminin sağlık sektörünün yaşadığı sorunlara çözüm üretebilmek adına oluşmuş bir organizasyon olduğunu, 2020 Ocak ayında bir fikir olarak doğan ...’nin kurucu ortakları sağlık sektörünün çeşitli alanlarından (eczacı, medikal, üretici, depocu, ithalat – ihracatçı, hekim vb.) bir araya gelip 2020 yılı sonuna kadar ... fikrini geliştirdiklerini, bunun neticesinde müvekkili şirket tarafından marka başvurusu yapıldığını ve başvurunun kesinleştiğini, müvekkili şirketin marka başvurusunun davacı şirketin başvurusundan daha önce yapıldığını, bu nedenle davacı yanın benzerlik iddiasında bulunmasının mümkün olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI:

"...Dosya kapsamı deliller, TPMK kayıtları ve bilirkişi raporu ile ek rapor birlikte değerlendirildiğinde; ... tescil numaralı "..." ibareli markanın 10, 35 ve 39. sınıflarda 23/02/2021 tarihinden itibaren on yıl müddetle davacı adına, hükümsüzlüğü talep edilen ... tescil numaralı "..." ibareli markanın 03,05,10 ve 35.sınıflarda 18/02/2021 tarihinden itibaren on yıl müddetle davalı adına tescilli olduğu, ayrıntıları bilirkişi raporunda belirtildiği üzere kalp grafisi şeklindeki "..." ibare ve görselini davacı tarafın , 35. Sınıfta yer alan “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için 03, 05, 10. Sınıfta yer alan emtiaların bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” hizmetlerinde kendisi ve davalının marka tescil başvurusundan çok önce ihdas ve istimal ettiği ve davalı tarafa göre öncelikli hak sahibi olduğu, markalar bütünsel olarak incelendiğinde, iltibas tehlikesinin mevcut olduğu, bu itibarla davalının ... no ile tescilli ... markasının SMK 6/3 ve 25. Maddeleri uyarınca 35. Sınıfta yer alan “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için 03, 05, 10. Sınıfta yer alan emtiaların bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” hizmetleri açısından kısmen hükümsüzlük koşullarının oluştuğu sonuç ve kanaatine varılarak davanın bu emtia ve hizmetler yönünden kabulü ile kısmen hükümsüzlüğe karar vermek gerekmiştir. Markalardaki kalp grafisi ve ... ibareleri özgün olmayıp, davalının davacıdan haberdar olmadan da bu şekil ve ibareyi tescil ettirmesi mümkün olduğundan, davacının kötü niyete dair talebi yerinde görülmemiştir. Bu itibarla;1-Davacının davasının KISMEN KABULÜNE, davalı adına tescilli ... tescil nolu markanın tescilli olduğu 35. Sınıfta yer alan "müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için 3, 5 ve 10. Sınıfta yer alan emtiaların bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler, perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir. ) " hizmetleri açısından kısmen hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, sair emtialar yönünden davanın reddine," şeklinde karar vermiştir. İSTİNAF İSTEMLERİ:

Davacı vekili istinaf isteminde özetle;

Hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalı tarafın kötü niyetle hareket ettiği hususu çok net olarak tespit edildiğini, mişken, mahkemece sadece genel bir ifadeye dayalı olarak kötüniyetin var olmadığı yönündeki değerlendirmesine bağlı olarak kısmi hükümsüzlük kararı vermesi kanaatimizce isabetli olmamıştır.Aşağıda ayrıntılı olarak açıklanan nedenlerle istinaf taleplerimizin kabulüne karar verilerek davalıya ait markanın kül halinde hükümsüzlüğünü talep ederiz.Gerçek hak sahipliği karinesi, sadece hak sahipliğinin tespit edildiği mal veya hizmetlere sınırlı olmayıp, bu mal veya hizmetlerle aynı ya da benzer türdeki mal ve hizmetler açısından da da koruma sağladığını, mallar ve söz konusu malların bir araya getirilmesi hizmetleri arasında düşük düzeyde benzerlik bulunduğu müvekkilin gerçek hak sahipliğinin tespit edildiği hizmetler ile başvuruda yer alan 03, 05 ve 10. Sınıftaki tüm mallar yönünden de müvekkilinin bu karineden yararlanması gerektiğini,Mahkemenin marka tescilinde kötüniyet olmadığına ilişkin gerekçesinin de yerinde olmadığını, müvekkilinin temel faaliyet alanının Türkiye pazarında oldukça özel ve spesifik bir alan olduğunu, müvekkili ile birebir aynı sektörde faaliyet göstermek adına müvekkili markasının yaratımından yaklaşık 8-10 ay sonrasında oluşturulduğu açık olan davalı markası ile müvekkili markasının birebir taklit edilmesinin ardındaki amacın açık olduğunu, SMK m. 6/9 kapsamında tescili kapsamındaki tüm mal ve hizmetler yönünden kötü niyet nedeniyle hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Davalı vekili istinaf isteminde özetle;

Raporların yetersiz olduğunu, itirazların değerlendirilmediğini, mahkemece 7.11.2023 tarihli 1.duruşmada ; "1-Davalı vekilinin bilirkişi raporuna itirazları ciddi nitelikte olduğundan itirazları değerlendirir ek rapor tanzimi için dosyanın önceki heyete tevdine, ek rapor geldiğinde taraflara tebliğine," denilmişse de itirazların karşılanmadığı ek rapora göre karar verilmesinin yerinde olmadığını, 2020 Ocak ayında bir fikir olarak doğan ...’nin kurucu ortakları Sağlık sektörünün çeşitli alanlarından bir araya gelip 2020 yılı sonuna kadar ... fikrini geliştirdiğini, ekibin ...’yi bu süreçte "halka kapalı ve sadece sağlık sektörüne açık ... Pazar yeri" olarak kurguladığını, Eczaneler, Diş klinikleri, Veteriner klinikleri, Özel Hastaneler, Özel Poliklinikler, Özel Tıp Merkezileri, Özel Güzellik ve Bakım Merkezleri, Özel Muayenehaneler, Özel Sağlık Kabinleri, Medikal Sektöründeki Tüm Paydaşlar, Sağlık Profesyonelleri ve Diğer Sağlık Firmaları ... markası altında bir araya getirilmeye çalışıldığını, kurucu Ortakların 11 Şubat 2021 tarihinde ... markasının sahibi olan ... ...Ş. firmasını kurarak ... yazılım süreci başlatıldığını,Markaların benzer olmadığını, TPMK nezdinde tescil edildiğini,Raporun aksine markalardaki "..." harfinde kullanılan renkler ve görsel bir biri ile tamamen farklı olduğunu, bütünsel değerlendirme yapılmadığını, Taraf markalarının sağlık profesyonellerine hitap ettiğini, hedef kitle olan sağlık kuruluşları yöneticilerinin bilgi ve dikkat düzeyi çok yüksek olduğunu,

Davacının markası "...+..." kelimelerinin birleşiminden, davalının markası ile "...+..." kelimelerinin birleşiminden oluştuğunu, ... kelimesi sağlık sektöründe en çok kullanılan kelime olup "..." ve "..." kelimelerinin ise hiç bir unsurunun bir birine benzemediği ve karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını,raporda davacıya ait internet hesabının 4.307 adet takipçisinin olduğu; davalıya ait internet hesabının ise takipçi sayısının 33 olduğu tespit edildiğini, Bu tespitin dahi her iki markanın hedef müşteri tarafından bir birine karıştırılmadığını gösterdiğini, nihai tüketicilerin sağlık profesyonellerinden oluştuğu, sadece sağlık profesyonellerinin üye olarak giriş yapabildiği e-ticaret pazar yerinden alış veriş yapılabildiği, her isteyenin tarafların internet sitesine giriş yaparak alış-veriş yapamadığı, nihai tüketici tarafından alınan ürünlerin bir defaya mahsus alınmadığı, sürekli ve devamlı alış-veriş yapan tüketicilerden oluştuğu savunmaların değerlendirilmediğini,

Müvekkilinin markasının tescilinin daha önce olduğunu,Markalarda kullanılan renklerin farklı olduğunu, “...” ibaresinin tüm dünyada sağlık sektöründe kullanılan bir ibare olduğu gibi, aynı şekilde sağlık sektöründe yaşam veya ölümün sembolü de “nabız atış” işareti olduğunu, nabız işaretinin yukarı ve aşağı çizgilerden oluşur ve yaşamı, hayatı temsil ettiğini, sağlık sektöründe çok kullanılan bir işaret olduğunu, markalarda asıl ve ayırt edici unsurun “...” ve “...” ibareleri olduğunu, işitsel, anlamsal veya çağrıştırma yönünden herhangi bir karıştırma ihtimali bulunamadığını,davalının, tüm web sayfasındaki tanıtımlarında da “...” kelimesine ağırlık vererek tanıtım ve reklam çalışmalarını yaptığını,Taraflar sadece internette e-ticaret pazarı üzerinden satış yaptıklarına göre, müşterilerin markaları ve ürünleri karıştırıp karıştırmayacaklarının ayırt edilebilmesi için aynı zamanda internet sitelerinin de bir biri ile benzer olması gerektiğini, ancak hiçbir benzerlik göstermediğini,Davacının üstün hak iddiasının yerinde olmadığını, SMK 6/3 maddesinin uygulanamayacağını, TMK Madde kapsamında yer alan uzun süre sessiz kalan davacının zımni kabul şeklinde değerlendirilmesi gerektiğini, üç yıla yakın süre içerisinde davalı tarafa herhangi bir ihtarda bulunmadığını, kararın kaldırılarak küllen reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Davacı, SMK 6/3 ve 6/9.maddelerine dayalı olarak davalı adına ... numara ile tescilli "..." markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.

İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili ve davalı vekili yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi,

HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Somut uyuşmazlıkta; marka vekili ve tıp doktoru bilirkişinin de yer aldığı bilirkişi heyeti raporunda ... ŞEKİL markasının 35.sınıfta yer alan; "müşterilerin malları elverişli şekilde görmesi ve satın alması için 03,05 ve 10.sınıfta yer alan emtiaların biraraya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir) "hizmeti yönünden ilk olarak davacı tarafça ihdas ve istimal edildiğinin tespit edilmiştir.

Davalı ... ibaresinin ve kalp ritm görselinin tıp ve sağlık sektöründe sık kullanılan ibareler olduğunu, ortalama tüketici kesiminin dikkate alınamayacağını belirterek bu hususta istinafta bulunmuş ise de, davalının itirazlarının ek raporda tek tek değerlendirildiği, ... yahut kalp ritm işareti gibi çok kullanılan ibarelerin şekil, renk, tertip, kompozisyon açısından farklılaşılarak kullanılması gerektiğinin açıklandığı, ... markası ile davacının ... markası karşılaştırıldığında ise her iki marka da ... kelimesi ile başlamış ise de davalının markasındaki ...harfinin davacının markasında olduğu şekilde kalp ritm şeklinde görsel de içerdiği ve ... harfinin e harfine bağlandığı, davalı markasının düzenlenme ve tertip tarzı itibarı ile görsel ve işitsel olarak ortalama tüketici nezdinde iltibas oluşturacak şekilde benzerlik olduğunun kabulünün yerinde olduğu, markalar arasında işletmesel bağ, ekonomik, idari bağlantı olduğu algısı oluşabileceği dikkate alındığında neticeten ilk derece mahkemesince SMK 6/3.maddesi gereğince davacının önceye dayalı hak sahibi olduğu sınıflarla sınırlı olarak davanın kısmen kabulüne karar verilmesi yerinde görülmüş, bu husustaki taraf vekillerinin istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.

Markalar benzer ise de tescilde kötüniyet ispatlanamadığından SMK 6/9 maddesine dayalı hükümsüzlük isteminin reddi yerinde olmakla davacı vekilinin kötüniyetli tescile dair istinaf isteminin de reddine karar vermek gerekmiştir. Açıklanan nedenle ilk derece mahkemesinin kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığından taraf vekillerinin istinaf isteminin ayrı ayrı HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1.Davacı ve davalı vekilinin istinaf isteminin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,

2.Alınması gereken 732,00-TL harçtan, peşin alınan 427,60TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, -Alınması gereken 732,00-TL harçtan, peşin alınan 427,60TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,

3.Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4.İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

5.Artan gider avanslarının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.12/03/2026

Karar Etiketleri
REDDİNE YARGITAYKARARI
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog