5. Ceza Dairesi 2021/1850 E. , 2025/13291 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
HÜKÜMLER : Beraat (sanıklar ... ve ... hakkında zimmet, ... ve ... hakkında 1163 sayılı Kanun'a muhalefet, ... hakkında nitelikli dolandırıcılık suçlarından), mahkumiyet (sanık ... hakkında zincirleme basit zimmet suçundan), hükmün açıklanmasının geri bırakılması (sanıklar ..., ... ve ... hakkında 1163 sayılı Kanun'a muhalefet suçuna ilişkin eylemlerinin icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu kabulüyle bu suçtan)
Mahalli mahkemece verilen hükümler ve kararlar temyiz edilmekle dosya incelendi;
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli ve 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, ...'in 1163 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan açılan kamu davasında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 237. maddesine göre doğrudan zarar görmediği, bu itibarla kamu davasına katılma hakkının bulunmadığı, mahkemece usulsüz olarak verilen katılma kararının da temyiz hakkı vermeyeceği anlaşıldığından, vekilinin bahse konu suçtan sanıklar ... ve ... hakkında kurulan beraat hükümlerine yönelik temyiz isteminin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 317. maddesi uyarınca REDDİNE, sanıklar ..., ... ve ... hakkında 1163 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan açılan kamu davalarında eylemlerinin görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu kabulüyle verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararlara yönelik ... vekilinin temyiz isteminin itiraz mahiyetinde olduğu ve mahallinde merciince incelenerek gerekli kararın verildiği görüldüğünden dosyanın bu yönden incelenmeksizin İADESİNE, başvuruların kapsamına göre incelemenin katılan ... vekilinin zimmet ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından kurulan hükümlere, sanık ... müdafiinin ise müvekkili hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü: ... Konut Yapı Kooperatifi yönetim kurulu başkanı olan sanık ...'in, katılan ...'den kooperatif üye kaydı yapılmasına karşılık olarak 150.000,00 TL ve kooperatif üyesi olan ...'ten kooperatif ödemelerine ilişkin olarak 10.300,00 TL'yi makbuz karşılığı tahsil etmesine rağmen kooperatif hesaplarına aktarmayıp zincirleme basit zimmet suçunu işlediği kabul edilen olayda; sanıklar ... ve ...'nin savunmalarında kooperatifin mali işlerinin fiilen sanık ... tarafından yürütüldüğünü belirtmeleri, sanık ...'in ise aşamalardaki savunmasında katılan ...'in kooperatife şartlı üye olarak kabul edildiğini, kooperatif giderleri için altın kredisi çekildiğini ve katılanlardan tahsili yapılan paraların bu kredinin kapatılması ile yine kooperatifin inşaatında kullanılan malzemelerin alımında harcandığını beyan etmesi karşısında, maddi gerçeğin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortaya çıkarılabilmesi için kooperatife şartlı üyeliğin koşullarının tespit edilerek kooperatif adına kullanılmış bir kredinin bulunup bulunmadığı ve kooperatif harcamalarına ilişkin faturaların araştırılıp gerektiğinde borçlu olan kişilerin de tanık olarak dinlenmesinden sonra kooperatifin, suç dönemine ilişkin tüm defter ve belgelerinin dosya ile birlikte Sayıştay emekli uzman denetçilerinden oluşacak üç kişilik yeni bir bilirkişi heyetine tevdi edilip alınan rapor sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun ve suç niteliğinin tayin ve takdiri gerekirken keza 5271 sayılı Kanun'un 225/1. maddesinde "Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir." şeklindeki düzenleme gereğince hükmün konusunun iddianamede gösterilen eylemden ibaret olması gerektiği, açıklanan ve suç oluşturduğu ileri sürülen fiilin dışına çıkılması, davaya konu edilmeyen bir eylemden dolayı yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulmasının yasaya aykırı olacağı, "sanık ...'in kooperatif üyesi ...'ten tahsil ettiği 10.300,00 TL'yi kooperatif kayıtlarına aktarmayıp uhdesinde tutarak zimmet suçunu işlediği'' isnadı ile açılmış bir dava bulunmamasına rağmen iddianın dışına çıkılarak eksik inceleme, yanılgılı değerlendirme ve belirtilen kanun maddesine aykırı davranılmak suretiyle yazılı şekilde hükümler kurulması,
Kabule göre de; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 61. maddesi uyarınca temel ceza belirlenirken, söz konusu maddede sayılan hususlar göz önünde bulundurularak ve somut gerekçeler tek tek belirtilmek suretiyle ilgili kanun maddesindeki cezanın alt ve üst sınırları arasında takdir hakkının kullanılması gerektiği dikkate alınmadan "sanığın kişiliği, kastının yoğunluğu, zarar, netice ve tehlikenin ağırlığı" şeklindeki maddede yazılı ibarelerin soyut tekrarıyla yetinilip teşdit gerekçesi olarak kullanılmak suretiyle aynı Kanun'un 61. maddesine muhalefet edilmesi,
Mahkumiyet hükmü yönünden kasten işlenen suçtan dolayı hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olan ve 5237 sayılı Kanun'un 53/1. maddesinde düzenlenen hak yoksunluklarının uygulanması sırasında Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/80 sayılı iptal Kararı yanlış yorumlanarak, aynı Kanun'un 53/1-b madde, fıkra ve bendinin hiç uygulanmaması, Sanık ... hakkında iddianame anlatımında katılan ...'den tahsil ettiği 150.000 TL'yi uhdesine geçirmek şeklinde isnat edilen tek zimmet eylemi olmasına rağmen zincirleme suç hükümleri uygulanmak suretiyle fazla ceza tayini, Kanuna aykırı, katılan ... vekili ve sanık ... müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA 19.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.