8. Hukuk Dairesi 2023/4086 E. , 2025/7256 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında görülen kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davacıların davasının kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R
Kadastro sırasında, Erzincan ili .... ilçesi .... köyü çalışma alanında bulunan 313, 344, 3 76... parsel sayılı sırasıyla 4.850,00; 7.200,00; 9.600, 00... .500,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar sütunlarında yazılı tapu kayıtlarının kapsamında olmakla birlikte tespit gününden önce Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduklarından bahisle malik haneleri açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir.
Tespit gününden önce davacılar (.... evlatları) ..., ... ve ... tarafından davalılar ..., ... ve ... aleyhine açılan elatmanın önlenmesi davası Asliye Hukuk Mahkemesinin 1980/197 Esasına kaydedilmiştir.
Davacılar ... ile ... dava dilekçesinde; hudutlarını tarif ettikleri ve kazandırıcı zamanaşımı ile malik sıfatıyla zilyet oldukları takribi 10 dönümlük taşınmaza vaki müdahalenin men'i istemiyle ... aleyhine dava açmış; mahkemenin 1980/110 Esas numarasına kaydedilen bu dava; 1983/91 Karar sayılı kararıyla mahkemenin 1980/197 Esas sayılı yukarıdaki dosyası ile birleştirilmiştir.
Yargılama sırasında dava konusu taşınmazlar hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle dava kadastro mahkemesine aktarılmış olup, dava konusu parsel tutanakları ile aktarılan dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda; " davacıların dayanmış oldukları tapu kayıtlarının 376, 3 44... numaralı parsellere ait olduğu, dava konusu taşınmazların ... ... tarafından ...'e satıldığı ancak ... ... müşterekleri olan davacılar tarafından şufa davası açtıkları, Tercan Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen şufa davası yargılaması sonucunda temyiz ve karar düzeltme aşamalarından geçerek kesinleştiği anlaşılmış olan 1977/223 Esas ve 1979/59 Karar sayılı dosyası incelendiğinde davacılarının ..., ..., ... davalısının ise ... olduğu ve davacıların Şufa davalarının kabul edildiği ve yapılan keşifte taraf ve mahalli bilirkişilerin beyanları üzerine dava konusu taşınmazların Tercan Asliye Hukuk Mahkemesinin 1977/223 Esas ve 1979/59 Karar sayılı kararındaki taşınmazlar olduğunun anlaşıldığı..." gerekçesiyle davacıların 376, 344, 9 30... parsellere yönelik açmış oldukları davalarının kabulüne; malik hanesi boş olan 376, 344, 9 30... numaralı parsellerin 792 pay kabul edilerek hükümde gösterilen paylarla ..., ... ve ... mirasçıları adına tescillerine karar verilmiş; hüküm, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 297. maddesi uyarınca tarafların taleplerinin her biri hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerekir.
Bu kapsamda yapılan incelemede; davacılar ... ile ...'in, dava dilekçesinde hudutlarını tarif ettikleri ve kazandırıcı zamanaşımı ile malik sıfatıyla zilyet oldukları takribi 10 dönümlük taşınmaza vaki müdahalenin men'i istemiyle ... aleyhine açmış olduğu birleşen dava hakkında olumlu - olumsuz hiç bir hüküm olmadığı gibi bu dava hakkında da hiç bir araştırma ve inceleme yapılmamış; ayrıca işbu birleşen dosya davacısı ... 2001 yılında öldüğü halde mirasçıları gerekçeli karar başlığında taraf gösterilmediği gibi usulünce taraf teşkili sağlanmamış ve işbu birleşen dosya hakkında olumlu olumsuz hiç bir hüküm kurulmamış olması isabetsizdir. 313 parsele yöneltilen temyiz itirazlarının incelenmesinde; 2709 sayılı Anayasa'nın 141/3. maddesi “bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır” buyurucu hükmünü içermektedir. Yine 6100 sayılı Kanun'un 297. maddesinde de, kararın kapsayacağı hususlar ayrıntılı biçimde belirtilmiş olup, bu maddenin 1. fıkrasının üçüncü bendine göre; İlk Derece Mahkemesi kararlarında iki tarafın iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişmeli konular hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması, ret ve üstün tutulma nedenleri, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebebin açıkça gösterilmesi zorunludur. Kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesi hukuki dinlenilme hakkının da bir gereğidir. (HMK m. 27-(l)-c). Yukarıda bahsedilen yasal düzenlemelere aykırı olarak 313 parsel yönünden herhangi bir gerekçeye yer verilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması isabetsiz olup temyiz itirazlarının bu nedenle kabulü gerekir. 344, 3 76... parsel sayılı taşınmazlara yönelen temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; davaya konu taşınmazlar sırasıyla Mart 1292 tarihli ve 24, 14... sıra numaralı tapu kayıtları (ile tedavüllerinin) kapsamında kalmakla birlikte tespit gününden önce Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduklarından bahisle malik haneleri açık bırakılmak suretiyle tespit edilmişlerdir.
İlk Derece Mahkemesince anılan tapu kayıtlarının dava konusu taşınmazlara ait olup dava konusu taşınmazların ... ... tarafından ...'e satıldığı ancak ... ...'ın müşterekleri olan davacılar tarafından şufa davası açtıkları, Tercan Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen şufa davası yargılaması sonucunda temyiz ve karar düzeltme aşamalarından geçerek kesinleştiği anlaşılmış olan 1977/223 Esas ve 1979/59 Karar sayılı dosyası incelendiğinde davacılarının ..., ... ve ... davalısının ise ... olduğu ve davacıların şufa davalarının kabul edildiği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmadığı gibi İlk Derece Mahkemesinin bu kabulü de dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
Şöyle ki; İlk Derece Mahkemesinin hükmüne dayanak yaptığı şufa davasına ilişkin mahkeme ilamının incelenmesinde; bu ilamın sadece yukarıda yazılı tapu kayıt maliklerinden 297/3686 payı olan ... oğlu ...'ın hissesini üçüncü kişi olan ... oğlu ...'e satması sonucu, bu hissenin kayden ... adına tesciline ilişkin olarak bu hisse yönünden açılan şufa davası olduğu anlaşılmakta olup mahkemece anılan tapu kayıtlarının dava konusu taşınmazlara ait olduğu kabul edildiği halde, bahsi geçen tapu kayıtlarında davacılar ..., ... ve ... dışında bir çok paylı malikin daha bulunduğunun anlaşılması karşısında, taşınmazların tümünün hangi nedenle yalnızca bu üç davacı adına tesciline karar verildiği hüküm yerinde tartışılıp değerlendirilmemiş; yine İlk Derece Mahkemesince, dava konusu tüm taşınmazlar yönünden; komşu parsellerin varsa dayanak kayıtları getirtilerek uygulanmamış, 376 parsel yönünden ayrıca; eldeki davanın aktarılan dava olup, bu taşınmazın kuzeyinde mera olduğu halde meraların mülkiyetinin Hazineye kullanım hakkının ise köye ait olduğu dikkate alındığında Hazine ve köyün taraf edilmesi gerektiği düşünülmemiş; ayrıca bir an için tapunun bu yere ait olduğu kabul edilse dahi taşınmazın tespitte belirtilen yüzölçümünün, dayanak tapu kayıt miktarından daha fazla olduğu gözönüne alınarak miktar fazlası yönünden, yöntemince mera araştırması yapılması gerekirken bu husus üzerinde de durulmamış; bu taşınmazın tespitine esas tapu kaydında yer alan ".... deresi" nin tam olarak nerede olduğu, taşınmazın tam sınırında mı yoksa daha güneyde bir yerde mi olduğuna dair beyanlar çeliştiği halde bu çelişkiler de yöntemince giderilmemiş; tapu kayıtlarının değişebilir hudutlu olup miktarları ile geçerli olduğu üzerinde durulmamış ve keşifte dinlenen mahalli bilirkişilerin soyut içerikli ve yetersiz beyanlarına dayalı olarak karar verilmiştir.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince öncelikle, Hazine ve köy tüzel kişiliği ile birleşen dosya davacısı ...'in tüm mirasçılarına duruşma günü yöntemine uygun şekilde tebliğ edilerek taraf teşkili sağlanmalı, bundan sonra tarafların iddia ve savunmalarına ilişkin tüm deliller toplanmalı, daha sonra öncelikle, kadastro tespitinde taşınmaza uygulandığı anlaşılan tüm tapu kayıtlarının açıkta pay kalmayacak şekilde tesisinden itibaren tüm tedavülleri ile getirtilmeli, yine taşınmazlara ait eski ve yeni tarihli ortofoto ve uydu fotoğrafları ile Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin harita sorgulama sayfasına girilerek, taşınmazların bulunduğu köyü/mahalleyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı bulunduğu araştırılıp belirlenmek ve (denetimin sağlanması bakımından) ilgili sayfanın çıktısı dosya arasına alınmak suretiyle, buradan elde edilen verilere göre aktarılan dava tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ilişkin farklı dönemlerde çekilmiş stereoskopik hava fotoğraflarının en az üç tanesi tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğünden getirtilerek dosya arasına konulmalı; bundan sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı ve komşu köylerden belirlenecek şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, sağ iseler tespit bilirkişileri, taraf tanıkları, ziraat mühendisi bilirkişisi, jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisi ile teknik bilirkişisinin katılımı ile yeniden keşif yapılmalı, bu keşifte yerel bilirkişiler yardımı ile tespite esas tapu kayıtları zemine uygulanmalı, yerel bilirkişilerden tapu kayıtlarının sınırlarını tek tek göstermeleri istenilmeli, yerel bilirkişilerin bilemedikleri sınırlar yönünden taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı, uzman bilirkişiye tapu kayıtlarında tarif edilen sınır yerleri düzenleyeceği haritada ayrı ayrı işaret ettirilmeli, tapu kayıtlarının sınırlarının gayri sabit olduğu gözönüne alınarak kapsamları varsa sabit sayılabilecek sınırlardan başlanmak suretiyle miktarlarına göre belirlenmeli, dava konusu taşınmazların kısmen ya da tamamen tespitte uygulanan kayıtların kapsamında kalmadıklarının anlaşılması halinde; tapu kayıtlarının kapsamı dışında kalan kısımlar yönünden usulünce zilyetlik araştırması yapılmalı, bu kapsamda mahalli bilirkişi ve tanıklardan dava konusu taşınmazların geçmişte ne durumda bulunduğu, bilinen ilk zilyedinin kim olduğu, ne sıfatla kullanıldığı, kimden kime nasıl intikal ettiği, kim tarafından, ne zamandan beri ve ne suretle kullanıldığı ve zilyetliğin kimin adına sürdürüldüğü hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, ayrıca 376 parsel sayılı taşınmazın hududunda mera olduğu da göz önünde bulundurulmalı; beyanlar arasında çelişkilerin gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmesine çalışılmalı; ziraat mühendisi bilirkişisiden, taşınmazların toprak yapısını ve niteliğini, zirai durumunu, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şeklini ve süresini, üzerindeki bitki örtüsünü, imar-ihyaya muhtaç yerlerden olup olmadığını, imar ihyaya muhtaç yerlerden ise imar-ihyaya konu olmaya başladığı ve ihyanın tamamlandığı tarihi bildirir ve komşu parsellerle karşılaştırmalı değerlendirmeyi ve değişik yönlerden çekilmiş fotoğraflarını da içerir ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişi tarafından hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle incelenmesi suretiyle taşınmazların sınırlarını ve niteliğini, öncesinin ne olduğunu, imar-ihyaya konu edilip edilmediğini, imar-ihyası tamamlanmış ise tamamlandığı tarih ile üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıcını, şeklini ve süresini belirtir şekilde rapor düzenlenmesi istenilmeli; teknik bilirlişiye ise keşfi takibe, bilirkişi ve tanık sözlerini denetlemeye elverişli rapor ve kroki düzenlettirilmeli, tapu kayıtlarının uyması halinde, gayri sabit sınırlı oldukları dikkate alınarak miktar fazlası kısım yönü ile zilyetlikle iktisap koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği, gerçekleşmiş ise kim ya da kimler lehine gerçekleştiği belirlenmeli ve bundan sonra toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek ve 6100 sayılı Kanun'un 297. maddesi çerçevesinde davanın tüm taraflarının karar başlığında gösterilip, her bir iddianın karşılandığı ve hüküm sonucuna ne şekilde varıldığını gösterir şekilde bir karar verilmelidir. İlk Derece Mahkemesince belirtilen şekilde araştırma ve inceleme yapılmaksızın karar verilmesi isabetsiz olduğundan hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile İlk Derece Mahkemesini kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 03.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.