T.C.
İZMİR
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı ... vekilinin 07.06.2017 harç tarihli dava dilekçesiyle; müvekkilinin 4 ortaklı ... AŞ'nin %49 hisse sahibi olduğunu, diğer ortakların %1 hisse ile ..., %15 hisse ile ... ve %35 hisse ile ... olduğunu, şirketin 50.000,00 TL sermaye ile kurulduğu, yönetim kurulu başkanı ve tek üye olan davalı ...'in yönettiği şirketin restoran hizmeti verdiğini, şubat 2016 tarihinde şirketin hesaplarının incelenmesi ile müvekkilinin mutfaktan kaynaklanan 52.000,00 TL açığı tespit ettiklerini bu tarihte aldıkları muhasebe programı ile hesapların günlük takip edildiğini, mutfaktaki kameranın üstünün kapatılması ile müvekkilinin internet üzerinden şirket takibinin engellendiğini, müvekkilinin şirketin mali durumu hakkında bilgi almak istediğinde yönetim kurulu tarafından 2015 tarihinde 4 farklı nizam verildiğini, ücretlerinin tamamının ... tarafından ödenen ve teslim edilen eşyaların şirket tarafından satın alınmış gibi gösterilerek demir baş listesine kaydedildiğini, müvekkilini zarara uğrattıklarını, şirket kasasından bir ödeme yapılmadığını, 50.000,00 TL ödemenin sahte evraklar ile yapıldığını, ...'ye de 28.800,00 TL ödeme yapılmış gibi gösterildiği, 31.12.2015 tarihli tediye makbuzunda bordrolar imzalatılmadan ve banka üzerinden ödeme yapılmadan kasadan işçilere 72.599,84 TL ödeme yapıldığını beyan ettiğini, ancak işçilere böyle bir ödeme yapılmadığını, şirket giderlerini şişirmek ve kasada görünen fakat kasada bulunmayan parayı sıfırlamak için avans ödemelerinin yapılmış gibi gösterildiğini, 2015 yılı sonunda şirket hesabında bulunması gereken 116.000,00 TL 'nin banka hesabında görünmediğini, gider hanesinin tedarikçilere ödenmiş gibi gösterilerek şişirildiğini, şirketin ödeme gücünün olduğunu bildirmesine rağmen kira ücretlerinin ödenmediğini, muhasebe kayıtlarında 6.000,00 TL olan paranın 8.000,00 TL olarak gösterildiği, bu nedenle şirket faaliyetine son verilmek zorunda kaldığını, davalının şirkete hiç uğramayıp şirketi kendi halinde bıraktığını, ... isimli bir kişinin ödemeleri yaptığını, bu kişinin şirkette herhangi bir yetkisinin bulunmadığını, davalının bu kişi ile ortak çalıştığını, 2016 yılı sonu hesaplarında kasada 280.000,00 TL para bulunması gerektiği halde bu paranın bulunmadığını 11.10.2016 tarihindeki hesaba göre şirketin 338.000,00 TL borçlu olduğunu, muhasebecinin 2016 yılı mizanında şirkette 145.000,00 TL olması gerekirken kasada para bulunmadığını, müvekkiline kar payı verilmediğini belirterek şimdilik fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 100.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekilinin 07.09.2017 tarihli cevap dilekçesiyle; müvekkilinin şirketin yönetim kurulu başkanı olduğunu, 16.01.2014 tarihinde 4 pay sahibi ile birlikte kurulan şirketin ilk 3 yılında münferiden temsil yetkisine sahip olduğunu, şirket kuruluşundan sonra ... isimli restoranı işlettiğini, iş yerinin ... tarafından şirkete kiralandığını, kira sözleşmesinin 17.01.2014 tarihinde yapıldığını, kira bedelinin aylık 6.000,00 TL olduğunu, müvekkili ...'in yönetim kurulu üyesi olduğundan şirketin işletmesini de kendisinin üstlendiğini, iç dizaynın yapılması ile restoran haline getirildiğini, restoranın kapanması ile 400.000,00 TL bedel ile satıldığını, ortakların şirkete katkısının olmadığını, TTK m.553'e göre yönetim kurulu aleyhine açılacak davalarda, yönetim kurulu üyelerinin kusurlarının olması gerektiğinin belirtildiği, müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, şirket ortaklarına bir zarar verilmediğini, davacının tazminat talep etse bile bu tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebileceğini, kendisine ödenmesini talep edemeyeceğini, yönetim kurulunun 2014 yılı genel kurulunda ibra edildiğini, ayrıca 2 yıllık zamanaşımı süresinin de dolduğunu, şirket ortaklarından ...'ın 18.07.2014-13.05.2016 arasında mesul müdürlük görevi yaptığını ve daha sonra istifa ettiğini, ...'ın TTK m.353/2 'ye göre seçiminde kusur bulunmadığından müvekkilinin bu kişinin işletmeyi yönetirken meydana gelen zararlarından sorumlu olamayacağını, mutfaktan kaynaklanan 52.000,00 TL açık iddiasının doğru olmadığını, kar payının şirket kar elde etmediği için dağıtılmadığını, şirket demir başlarının ... tarafından karşılandığı iddiasının doğru olmadığını, zira şirketin iş yerini kiraladığında bir takım demirbaşların bulunduğunu ve bunların kira sözleşmesinde de belirtildiğini 2015 yılında yeni demirbaşların satın alındığını, ...'ye 28.800,00 TL ödeme yapılmış gibi gösterildiğine ilişkin iddianın da doğru olmadığını, bu ödemenin ...'nin talebi üzerine ... ŞTİ'ne yapıldığını, kasadan işçilere 72.599,84 TL nakit ödeme yapıldığına dair iddianın doğru olmadığını, zira personele böyle bir ödemenin yapılmadığını, günlük işçi çalıştırıldığını, yoğun olmayan dönemlerde işçi çalıştırılmadığını, şirket giderlerini şişirmek için avans ödemesi yapıldığı iddiasının da doğru olmadığı, kira bedeline ilişkin açıklamanın anlaşılamadığını, başlangıçta 6.000,00 TL olan bedelin daha sonra arttığını, taşınmazı kiraya veren ortağın ... olduğu, ... denen kişinin şirketle ilişkisinin sadece mal satın almaktan ibaret olduğunu, yine kasada bulunduğu belirtilen paraların bulunmadığı iddiasının da asılsız olduğunu, kasada herhangi bir açığın bulunmadığını, şirketin 2016 yılında kar elde etmediğini, TTK m.437/5'e göre davacının bilgi alma hakkını kullanabileceği halde kullanmadığını, bu talebin haksız olarak reddedilmesi halinde davacının Mahkemeye başvurma hakkının bulunduğunu ve bu taleplerin tümünün karşılandığını, TTK m.412 uyarınca ortakların genel kurulu toplantıya çağırma hakkının bulunduğunun, bu haklarını kullanmadıklarını, yönetim kurulunun defterlerinin tamamının her an ibraz etme yükümlülüğünün bulunmayıp ancak pay sahibinin sorusunu ilgilendiren kısımlar için ibraz edebileceğini, şirket menfaatlerini korumak zorunda olduğunu , TTK m.482'ye göre sermaye koyma borcunu süresi içinde yerine getirmeyen pay sahibinin ihtara gerek olmaksızın temerrüt faizine yükümlü olduklarını bu nedenle yönetim kurulu davet etmese bile ortakların sermaye koyma borcunu yerine getirmeleri gerektiğini, işçilere ücret verilmediği ve işten çıkarıldığı iddialarının da dayanaksız olduğu, müvekkilinin görev süresinin 24.01.2017 tarihinde dolduğunu bu tarihten sonra ortakların genel kurul toplantısını istemediklerini, şirket ortaklarından ...'nin şirkette %1 paya sahip olup 284.552,33 TL alacaklı olmasının mümkün olmadığını, davacı tarafça alınan özel inceleme raporunun da doğru tespitler içermediğini, müvekkilinin şirketi zarara uğratacak herhangi bir faaliyette bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davacı vekilinin 11.10.2017 tarihli Beyan dilekçesiyle; Davalının süresi içerisinde cevap vermediğini belirterek cevap dilekçesinin reddinin gerektiğini belirtmiş ve tanıklarının isim listesini bildirmiştir.
Davalı vekilinin 20.11.2017 tarihli Beyan dilekçesiyle; Süresi içerisinde cevaplarını bildirdiklerini belirtmiştir. Dava; şirket yöneticilerinin haksız fiili ile zarara uğrayan şirket alacaklısının uğradığı zarar ilişkin tazminat davasıdır. Tarafların delilleri toplanmış ve değerlendirilmiştir. Şirkete ait ana sözleşme, sicil kayıtları, davalının şirketin yöneticisi olduğuna dair kayıtlar, defter ve diğer kayıtlar ile incelenmiş ve değerlendirilmiştir.
Davacının talebinin şirket yönetim kurulu üyelerinin ortaklık malvarlığını kötüleştiren davranışları, ortakların ve alacaklıların dolayısıyla zarar görmesine yol açar. Ortaklık malvarlığını azaltan her fiil hisseleri oranında ortakları etkiler. Fakat eğer bu eylemler sonucunda alacakları tam olarak karşılanamıyorsa bundan birinci derecede alacaklılar da etkilenir. Ortaklığın gördüğü doğrudan doğruya bir zarar, ortaklar ve alacaklılar açısından dolayısıyla bir zarar teşkil eder. Ortaklığın malvarlığının eksilmesinden dolayı alacaklılar alacaklarını tahsil edemeyeceklerdir. Somut olayda da davacı taraf ortaklığın iyi idare edilemediğini, yöneticinin tedbirli bir yönetici olarak hareket etmediğini, şirketin malvarlığını azalttığını belirtmiştir. Alacaklılar yönünden meydana gelen zarar dolayısıyla meydana gelen bir zarardır. Bu zarar borçlunun yani şirketin ödeme gücünü azaltmaktadır. Yönetim kurulu üyelerinin kusurlu işlemleri, ortaklık malvarlığında meydana gelen eksilmeler, alacaklıların haklarını almaları ihtimalini azaltmaktadır. Bu halde TTK m.644/1-a atfı ile TTK m.553/1 ve TTK m.555'e göre davanın sonucunda ödenecek tazminatın şirkete ödenmesi kaydıyla açılması mümkündür.
Yargıtay ... Hukuk Dairesi’nin ... E. - ... K. sayılı 22.09.2014 tarihli kararında “…1- Dava, tazminat istemine ilişkin olup, davacı, dava dışı ... şirketin kötü yönetilmesi sebebiyle alacağını tahsil edemediği gerekçesiyle bu alacağın davalı şirket müdüründen tahsilini talep ve dava etmiş, mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, 6762 sayılı TTK’nın 556. madde (yTTK m.
644.hükmü yollamasıyla, aynı Kanun'un 336. maddesi (karşılığı yok) uyarınca, yöneticilerin eylemleri doğrudan zarara yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler, ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya yol açmışsa bu zararı veren yöneticilere karşı zarar gören adına tazmin istemiyle dava açılması mümkündür. Ancak zarar doğrudan değil, dolayısı ile, yani ortak veya alacaklının değil, onların çıkarlarının bağlı olduğu şirket varlığında azalmaya yol açmışsa, TTK’nın 340'ıncı maddesi (karşılığı yok) yollamasıyla, aynı Yasa'nın 309'uncu maddesi (yTTK m. 553, 555, 556, 560) uyarınca, yönetim kurulu üyelerine karşı açılacak davada, hükmolunacak tazminatın şirkete verilmek üzere istenmesi ve hükmedilmesi gerekmektedir. Somut olayda da davacı iddiası, davalının şirketi iyi yönetememesi sebebiyle şirketi zarara uğrattığına yönelik olup, dolaylı zarara ilişkin işbu davanın TTK'nın 309. maddesine (yTTK m. 553, 555, 556, 560) dayalı olarak açıldığının kabulü gerekir.
Yukarıda açıklanan ilke uyarınca davacı alacaklının dava hakkının bulunduğunun kabulü zorunlu ise de, madde metninden de açıkça anlaşılacağı üzere böyle bir davada davacının dava sonunda hükmedilecek tazminatı şirket yararına istemiş olması gerekmektedir. Oysa somut olayda, davacı alacağın kendisine ödenmesini talep etmiş olup mahkemece bu husus nazara alınarak davanın reddine karar vermek gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış kararın bu nedenle davalı yararına bozulmasına karar verilmiştir...” hükmü yer almaktadır.
Buradan da anlaşılacağı üzere davacının somut olaydaki talebinde doğan zararın tespiti ile birlikte yasal faizi ile birlikte kendisine ödenmesini talep ettiği görülmektedir. Ancak yukarıdaki açıklanan gerekçelerde yer aldığı üzere davacının bu talebi dolayısıyla oluşan zararlardan zararın tazmini halinde tazminatın şirkete ödenmesine istemesi mümkündür. Bu nedenle davacının davasının reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacının davasının REDDİNE,
Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 35,90-TL'nin dava açılırken yatırılan 31,40-TL peşin harcın mahsubu ile eksik 4,50-TL 'nin davacıdan alınarak Hazine 'ye irat kaydına, Yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, Davalı kendini bir vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen miktar üzerinden yürürlükte bulunan AAÜT gereği belirlenen 10.750,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak vekili lehine davalıya verilmesine, HMK m. 333 gereği gider avansından artanın kararın kesinleşmesi ve talep halinde yatırana iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı ve gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 21/02/2018 Başkan ...
(e-imzalıdır)
Üye ...
(e-imzalıdır)
Üye ...
(e-imzalıdır)
Katip ...
(e-imzalıdır)