T.C. İstanbul Anadolu 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ---- Türkiye’de 1987 yılında kurulmuş olup, ekmek, pasta ve çikolata sektörlerindeki müşterileri için, gıda ürünleri, bileşenleri ve hammaddeleri üreterek bunların satışını, dağıtımını ve pazarlamasını yaptığını, Davalının, 06.11.2014 tarihinde müvekkili şirkette "ARGE Müdürü" olarak çalışmaya başladığını,
23.06.2022 tarihinde ise, iş sözleşmesini istifa etmek suretiyle tek taraflı şekilde feshettiğini, davalının, iş sözleşmesini feshettiği tarihte aldığı aylık brüt ücretinin 34.736,99-TL olduğunu, Davalının ARGE Müdürü olarak, müvekkili şirketin, gizli bilgilerine vakıf olduğunu, davalının, müvekkili şirketin ticari sırlarına vakıf olduğundan, davalı ile imzalanan iş sözleşmesinde, rekabet yasağına ilişkin düzenlemeye yer verildiğini, davalının, iş sözleşmesi sona erdikten sonra da, belirlenen süre boyunca, rekabet etmeyeceğini ve öğrendiği sırları saklayacağını taahhüt ettiğini, Davalının, müvekkil şirket ile imzaladığı İş Sözleşmesinin, 10.2. ve 10.3. maddelerinde; “10.2- İşbu hizmet akdinin, İşçi tarafından haklı nedenle veya İşveren tarafından haklı neden olmaksızın feshi halleri hariç, işçi veya işveren tarafından feshedilmesi veya sona erdirilmesi halinde, işçi, hizmet akdinin bu suretle feshedildiği tarihten itibaren iki yıl süre ile Türkiye veya Türkiye dışında ekmekçilik, pastacılık, pastacılık için kullanılan çikolata ve çikolatalı ürünler ile benzerlerinin üretim, satış veya dağıtım işlerinden herhangi biri ile iştigal eden herhangi bir kişi, firma veya kuruluşta, herhangi bir sözleşme ile veya sözleşme olmaksızın, doğrudan veya dolaylı olarak herhangi bir sıfatla çalışmayacağını veya ortak olmayacağını,
10.3- İşçi, yukarıda 10.1 ve 10.2 maddede yazılı taahhütlerinden herhangi birine aykırı hareket ettiği takdirde, İşverenin bundan doğacak tüm zararlarını tazmin etmekle beraber ve ayrıca her bir ihlal için İşverene 50.000 USD cezai şart ödemeyi, peşinen kabul ve taahhüt eder.” Şeklinde yazılı taahhüde yer verildiğini, davalının, müvekkili şirketle rekabet etmemeyi, açık ve net bir şekilde kabul ettiğini, davalının rekabet etmeme borcuna aykırı hareket etmesinin yaptırımının ise ceza koşuluna bağlandığını ve bu hallerde davalının, müvekkili şirkete, her bir ihlal için 50.000-USD ceza koşulu ödemeyi kabul ettiğini, Davalının müvekkili şirketle arasındaki iş sözleşmesi sona erdikten sonra, müvekkili şirketin rakibi, aynı sektörde faaliyet gösteren, ------, ARGE biriminde, aynı pozisyonda çalışmaya başladığını, ----, müvekkili şirket gibi, ekmekçilik, pastacılık, pastacılık için kullanılan çikolata ve çikolatalı ürünler ile benzerlerinin üretim, satış veya dağıtımını yapmakta olup, müvekkili şirket ile rekabet içerisinde olduğunu, Davalının, müvekkili şirket ile arasındaki iş sözleşmesi sona erdikten sonra, müvekkili şirketin rakibi olan ------ çalışmaya başlayarak, rekabet etmeme taahhüdüne aykırı davrandığını, davalının, taahhüdünü ihlal etmesi nedeniyle sorumluğunun bulunduğunu, BAM, Yargıtay ve Yasa maddelerinde açıkça ifade edildiği üzere, rekabet yasağına aykırı davranan davalının, bunun sonucu olarak müvekkili şirketin uğradığı bütün zararları gidermesi gerektiğini, aynı zamanda, İş Sözleşmesinin 10.3. maddesinde, "İşçi, yukarıda 10.1 ve 10.2 maddede yazılı taahhütlerinden herhangi birine aykırı hareket ettiği takdirde, İşverenin bundan doğacak tüm zararlarını tazmin etmekle beraber ve ayrıca her bir ihlal için İşverene 50.000 USD cezai şart ödemeyi, peşinen kabul ve taahhüt eder." hükmü yer aldığından, davalının, müvekkili şirkete verdiği zararları tazmin borcu yanında, ceza koşulunu da ödemesi gerektiğini, dava ikame edilmeden önce, davalıya ----- Noterliğinden gönderilen 02.11.2022 gün ve ------ yevmiye sayılı ihtarname ile de, rekabet yasağına aykırı davranıldığı, bu nedenle rekabet yasağına ve haksız rekabet hükümlerine aykırı davranışlarına derhal son vermesi, rekabet etmeme borcunu ihlal etmesi nedeniyle taahhüt ettiği ceza koşulu tutarını 5 gün içerisinde ödemesi gerektiği ihtaren bildirildiğini ancak, davalının herhangi bir cevap vermediği, rekabet yasağına aykırı eylemlerini sonlandırmadığı gibi, ceza koşulu tutarını da ödemediğini belirtmiş olup, fazlaya ilişkin tüm talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, davalının Gizlilik ve Rekabet Etmeme Taahhüdüne aykırı hareket ettiğinden, şimdilik 50.000 TL tutarındaki ceza koşulunun, (ihtarnamenin tarihi olan) 04.11.2022 tarihinden itibaren, ------ avans faizi oranında faizi ile birlikte, davalıdan tahsili ile müvekkil şirkete ödenmesine, tüm yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili ----, davacı ------ şirketinde işçi olarak çalıştığını, işverenlikçe kendisine uygulanan mobbing ve yasal haklarının ihlali sebebiyle işten ayrıldığını, davalının, işvereni ile davalık olup daha fazla stres yaşamamak adına haklı fesih sebepli maddi manevi tazminat hakları ile ödenmeyen fazla çalışma ve prim ücretlerini dahi talep konusu yapmadığını, istifa dilekçesi vererek işten ayrıldığını, buna karşın, işveren şirketin mobbinginden kurtulamadığını, son olarak da aleyhinde işbu mahkemede Tazminat talepli dava açıldığını, Davanın, taraflar arasındaki iş ilişkisinden kaynaklandığını, taraflar arasında bağımsız bir rekabet etmeme sözleşmesi bulunmadığını, iş sözleşmesi içine gizlenmiş olarak rekabet etmeme maddesine dayanılarak tazminat talep edildiğini, bu sebeple görevli mahkemenin ---- İş Mahkemeleri olduğunu, Rekabet etmeme sözleşmesinin geçersiz olduğunu, davalının iradesinin sakatlandığını, davalı -----, aynı iş ile uğraşan aynı sektördeki bir şirkette aynı işi yapmakta iken, davacı ------ ile anlaşarak çalışmaya başladığını, davacıya çalışmaya başlamadan önce iş sözleşmesinin inceletildiğini, çalışmaya gittiği ilk iş günü iş sözleşmesi önüne konarak imzalamasının istendiğini, davalının bu sözleşme maddeleri üzerinde pazarlık etme şansının olmadığını, rekabet etmeme maddesine ilişkin olarak ise "O maddeyi standart olarak imzalatıyoruz, zaten geçersiz, kaldı ki siz de zaten aynı pozisyonda başka bir şirketten bize geldiniz, bu maddeyi uygulamamız komik olur" denerek geçiştirilmesi üzerine sözleşmeyi imzaladığını, Taraflar arasında hususi bir rekabet etmeme sözleşmesi yapılmadığını, bu sözleşmenin iş sözleşmesi içindeki maddeler ile temin edildiğini, ilgili maddeler incelendiğinde hükümlerin çalışanın anayasal bir hak olan çalışma hakkını ortadan kaldıracak derecede ağır ve geçersiz olduğu, davacının iddialarının gerçekleri yansıtmadığının anlaşıldığını, Davalı müvekkilinin, Gıda Mühendisi olup, mesleki bilgisini mühendislik fakültesinde kazandığını, davacı şirket tarafından kendisine en ufak bir mesleki veya teknik bir bilgi yahut gizliliği olan bir yöntem kazandırılmadığını, müvekkilinin meslek hayatına ekmek-pasta gibi unlu mamuller alanında çalışarak başladığını ve bu alanda kıdemli bir çalışan haline geldiğini, davacı ----- tarafından istihdam edilmesinin sebebinin de zaten bu alanda daha önceki işlerinde olan tecrübe birikimi olduğunu, çalışanın bu alanda çalışmasının dünya genelinde yasaklanmasına ilişkin 10.2. Maddesinin anayasaya ve hukuka aykırı ve geçersiz olduğundan davanın reddi gerektiğini, zira müvekkilin 20 yıllık tecrübesi "ekmek ve pasta" malzemeleri sektöründe olduğunu ve süt ürünlerinde aynı veya benzer pozisyonda iş bulmasının imkânsız olduğunu, Davalı işçinin, davacı işverenin rekabete konu olabilecek teknik ve müşterilere ilişkin bilgilerine hâkim olmadığı gibi, davalının davacıdan elde ettiği bu tip özel bir teknik teknolojik bilgisinin olmadığını, davalının, davacı tarafından herhangi bir eğitim veya sertifikasyona tabi tutulmadığını, Her ne kadar çalışılan pozisyonun AR-GE olsa da çalışılan alan ekmek ve pasta olduğundan kullanılan bilgilerin Gıda Mühendisi herkesin bileceği yahut araştırarak bulabileceği bilgiler olduğunu, kesinlikle yeni bir teknoloji geliştirme veya şirket içinde dışarıya sızması hak kaybına sebep olacak bir know how’un söz konusu olmadığını, bu bağlamda "davacının gizli bilgilerine vakıf olunduğu" iddiasının gerçek dışı olduğunu, davacının talep ve iddialarının soyut ve mesnetsiz olduğunu belirtmiş olup, davanın usulden reddine, davacı talebinin hukuka aykırılığının tespiti ile davanın esastan reddine, davacının haksız ve mesnetsiz davasının tüm talepleri yönünden reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER ve GEREKÇE: Dava; Hukuki niteliği itibariyle Rekabet yasağının ihlalinden kaynaklı tazminat istemine ilişkindir.Sgk'ya müzekkere yazılarak davalının hizmet döküm cetveli, davalıya ait iş sözleşmesi, Ticaret Sicil Kayıtları incelenmek üzere dosyamız arasına alınmıştır.
Mahkememiz 07/05/2024 tarihli celsesinde dinlenen davacı tanığı ---- beyanında; " Ben davacı şirkette 7 yıldır çalışmaktayım, davalı ------ benden önce işe başlamıştı, ben ------- Arge müdürü olarak çalışmaya başladım, üç yıl önce Arge direktörü pozisyonuna terfi ettim, davalı ise birlikte çalıştığım süre zarfında dolgu dekor Arge müdürü idi, biz davalı ile işten ayrılana kadar birlikte çalıştık, ben Arge direktörü olana kadar bir fiil yan yana çalıştık, daha sonra ise kendisi benim elemanım olarak çalıştı, davalı işini teknik olarak yapabilen bir personeldi, işi ile bir sıkıntısı yoktu, yalnızca kişisel anlamda depresif bir karakteri vardı, benden önceki amiri ile şahsi sorun yaşamıştı, ancak benimle herhangi bir sıkıntısı olmadı, benim bildiğim kadarıyla kendisi işten ayrıldı, davalı dolgu dekor bölümüne ait bütün formülasyonları görme yetkisine sahipti, bu bölümde bu bilgelere yalnızca davalı ve ben görme erişimine sahiptik, bu bilgileri yalnızca şirketin diğer ülkelerdeki çalışanları ile paylaşıyoruz, müşteri tarafından talep edilmesi halinde proje açılır, ürünü laboratuar ortamında geliştirmeye açarız, taslak formülasyonlarımızı kullanırız, mesela müşteri çilekli dolgu istiyor, ilk formülasyondan sonra çilek aromasının artmasını düşünürsek farklı bir formülasyonla ürüne devam ederiz, bu şekilde farklı denemeler yaparız, en son müşteriye sunarız, müşteri tarafından onaylanırsa, bizde arge olarak ilk üç üretimi gerçekleştirip, teslim ediyoruz, daha sonra üretim bölümü üretime devam ediyor, dava dışı ---- firması doğrudan bizim rakip şirketimizdir, biz rakiplerimizden kimseyi işe almıyoruz, bizim şirketten dava dışı şirkete başkaca geçen olup olmadığı hususunda bir bilgim yoktur, şirketin formülasyonları % 100 orjinaldir, davadışı şirket doğrudan rakibimiz olduğu için zaman zaman bizim müşterilerimizin onlara geçtiği , onların müşterilerinin bize geçtiği olmuştur, davalının müşteri profiline ilişkin bir bilgisi vardır, görev tanımı gereği müşteri ziyaretleri yapmakla yükümlüyüz, sabit formülasyonlarımızda vardır, müşteriye özel formülasyonlarımızda vardır, bu bilgilere sistem üzerinden ulaşılmaktadır, fiziki çıktısı da alınabilmektedir, bilgim görgüm bundan ibarettir," demiştir.
Mahkememizce tarafların iddia ve savunmaları değerlendirilmek üzere dosya insan kaynakları uzmanı ve mali müşavir bilirkişi heyetine tevdii edilerek, rapor alınmıştır. 10/09/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle: Davacı şirketin 2019-2020-
2021.2022 ve 2023 yıllarına ilişkin ticari defterlerinin GİB onaylı beratlarının süresinde alındığı, TTK ve VUK hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu, Davacı Şirketin Talebi Yönünden: Raporumuzun Genel Değerlendirme bölümünde (Sf. 11 –
12.detaylı bir şekilde açıklandığı üzere; rekabet sözleşmesinin geçerli olabilmesi için gerekli olan yer sınırlamasını içermediği, (Türkiye veya Türkiye dışında belirtilmiş) iş türü bakımından da, “üretim, satış veya dağıtım işlerinden herhangi biri” bahsetmesi nedenleriyle, konu sınırlandırması açısından da çok geniş bir kapsamda ele alındığı tespitleri yapılmakla beraber, konunun nihai takdiri ve sözleşmedeki ilgili maddelerin kısmi butlan kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği ve ilgili maddelerde düzenleme yapılması yetkisi ile davalının davacıya cezai şart ödemesi gerekip gerekmediği ve miktarı konusundaki kararın Sayın Mahkemede olabileceği kanaatine varıldığı, davacı şirketin 50.000 USD cezai şart talebi yönünden: ilgili cezai şartın, Davalının işe giriş tarihi olan 06.11.2014’de davacının 5.650 TL olan brüt maaşına göre, 19,8 aylık brüt maaşına denk geldiği, Davalının işten ayrılış tarihi olan 23.06.2022’de davacının 34.786,99 TL olan brüt maaşına göre, 24,9 aylık brüt maaşına denk geldiği tespit edilmiş olup; Taraflarca imzalanmış olan sözleşmede kararlaştırılmış 50.000 USD cezai şartın ölçülü olup olmadığı konusunda takdirin Sayın Mahkemede olduğu, " tespitinde bulunmuşlardır.
Bilirkişi raporunun taraflara tebliğ edildiği, taraf vekillerinin ayrı ayrı beyan ve itiraz dilekçesi sunduğu görülmüştür.
Bilirkişi raporu denetime açık, karar vermeye yeterli ve elverişli mahiyettedir.
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; Davalı asilin davacı firmada arge direktörlüğünde arge müdürü olarak görev yaptığı sabit olmakla iş akdinin sona erdiği tarih itibariyle 6098 Sayılı TBK 444 - 445 madde hükümlerinin olaya tatbiki gereklidir. Bu minvalde dilekçe ekindeki taahhütname içeriği incelendiğinde rekabet yasağına yönelik sınırlamanın kapsadığı alan itibariyle Türkiye veya Türkiye dışında ekmekçilik, pastacılık, pastacılık için kullanılan çikolata ve çikolatalı ürünler ile benzerlerinin üretim, satış veya dağıtım işlerinden herhangi biri ile iştigal eden herhangi bir kişi, firma veya kuruluşta çalışmayacağına dair rekabet yasağına sözleşme maddesinin çalışma hürriyeti ve hakkaniyetle bağdaşmayacağı takdir edilmiştir. Faaliyet alanı itibariyle ülkenin tümünün kapsam altına alınmış olmasından dolayı çalışanın ekonomik hayatını tehlikeye düşürecek düzeyde bir sınırlama öngörüldüğü ve bu durumun hakkaniyete aykırılık oluşturacağı kanaatine varılmıştır. (emsal için bknz. Yargıtay -----Karar sayılı ilamı) Velevki sözleşme hükümlerinin 6098 Sayılı TBK 444 (vd) maddeleri uyarınca geçerli olduğu düşünülse dahi bilirkişi heyeti nezdinde yapılan tespit nazarında gizli bilgi, üretim sırrının ifşası yoluyla davacı firmayı zarara uğratmaya ilişkin koşullar ile TBK mevzuatı nazarında haksız rekabete sebep olacak bir durumun tespit edilemediğinin bildirildiği, firmaların rekabet hali içinde olduklarına yönelik bir tespitin yapılmadığı, davacının kasıtlı şekilde zarara uğratılmak istendiğine yönelik yine toplanan deliller nazarında somut bir bulguya rastlanmadığı, mali açıdan yapılan değerlendirmede de ticari defter ve belgeler incelenmiş olmakla davalı asilin, davacı firmada çalışırken yaptığı işe bağlı olarak öğrendiği bilgileri rakip bir işletmede kullanarak eski işverenine önemli ölçüde bir zarar verme ihtimalinin bulunduğuna ilişkin bir kanaate erişilmediği takdir edilerek sübut bulmayan davanın reddine karar verilmiştir.
1.Davanın REDDİNE,
2.Alınması gerekli 732,00-TL harçtan davacı tarafından 853,88TL peşin harcın mahsubu ile fazladan yatırılan 121,88-TL'nin karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
3.Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4.Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
5.Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştikten sonra talep halinde yatırana iadesine,
6.Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T.ye göre hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7.6325 Sayılı Kanun'un 18-A/13. bendi uyarınca Adalet Bakanlığı tarafından karşılanan 3.120,00-TL zorunlu arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye adına irad kaydına, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta süre içinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.