T.C.
İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Dava:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkili şirketin Kamu İhale Kanunu ilgili hükümleri kapsamında ihale yoluyla hizmet alımları yapan ve ihale makamı sıfatına haiz bir kumu kurumu olduğunu, müvekkili ile davalı şirket arasında muhtelif tarihlerde akdolunan hizmet alım sözleşmeleri uyarınca sözleşme kapsamında çalışan işçilere işçilik alacakları ödemesi yaptıkları, huzurdaki davanın rücuen tazminat davası olduğunu, hizmet alım sözleşmelerine istinaden 16.05.2023 günü ... isimli işçi için 33.735,61-TL, 17.05.2023 günü ... isimli işçi için 34.953,55-TL, 17.05.2023 günü ... isimli işçi için 58.144,24-TL, 15.06.2023 günü ... isimli işçi için 48.119,99-TL, 15.06.2023 günü ... isimli işçi için 59.959,83-TL, 16.06.2023 günü ... isimli işçi için 19.794,19-TL, 25.07.2023 günü ... isimli işçi için 40.449,25-TL, 14.08.2023 günü ... isimli işçi için 29.048,95-TL, 03.10.2023 günü ... isimli işçi için 48.539,10-TL, 19.10.2023 günü ... isimli işçi için 70.455,82-TL, 20.03.2024 günü ... isimli işçi için 69.354,61-TL, 19.08.2024 günü ... isimli işçi için 78.606,07-TL, 16.08.2023 günü ... isimli işçi için 29.834,81 TL olmak üzere toplam 620.956,02-TL ödeme yaptıklarını, fazlaya ilişkin talep ve dava haklarını saklı tutma kaydı ile 1.000,00-TL nin avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Cevap:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın belirsiz alacak mı yoksa kısmi alacak davası olarak mı ikame edildiğinin belirgin olmadığını, rücu isteminin Zamanaşımına uğradığını, dava dışı işçilerin hizmet döküm cetvellerinin celbi ile sorumluluklarının tespitinin gerektiğini, Kanuni düzenlemeler uyarınca dava dışı işçilerin kıdem tazminatından davacı asıl işverenin sorumlu olduğunu, faiz talebinin ödeme tarihi olarak istenmesinin yasaya ve hukuka aykırı olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili 25/11/2025 tarihli ıslah dilekçesinde özetle; Daha önce 1.000,00 TL olarak açılan davamızın bilirkişi raporu doğrultusunda 560.316,60-TL ıslah edilerek, toplam 561.316,60-TL alacağın, fazlaya ilişkin tüm hakları saklı kalması kaydıyla, her bir ödeme bakımından ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek olan avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiliyle müvekkili şirkete ödenmesine karar verilmesini, bilirkişi raporu neticesinde, ıslah taleplerinin kabülüne ve ıslah dilekçelerinin karşı tarafa tebliğ edilmesine, ıslah dilekçeldus doğrultusunda artırılan miktar da nazara alınarak toplam 561.316,60-TL üzerinden davalarının kabulü ile 561.316,60-TL'nin, her bir ödeme bakımından ayrı ayrı ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizleri ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkili şirkete ödenmesine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Toplanan Deliller: Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü Risk Yönetimi ve Proje Daire Başkanlığı dava dışı 13 işçiye ait hizmet dökümü, personel özlük dosyaları ve maaş bordroları, Amasya Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü'nden dava dışı ...'in hizmet dökümü, işe giriş, işten ayrılış, işyeri ünvan listesi, ...
4.İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasının UYAP kayıtları, ...
32.İş Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dava dosyasının UYAP kayıtları, Bilirkişi ... tarafından hazırlanan 18.07.2025 tarihli bilirkişi raporu, ayrı ayrı celp edilerek dosya arasına alınmıştır. Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe: Dava, hizmet alım sözleşmesi kapsamında davacı tarafından dava dışı işçilere son işveren sıfatıyla ödenen işçilik alacaklarının rücuen tahsili talebine ilişkin alacak davasıdır.
Davacı, hizmet alım ihalesinin davalı tarafından üstlenildiğini, sözleşme ve teknik şartname hükümlerine göre davalı yüklenicinin çalıştırdığı işçilerin iş hukukundan doğan her türlü işçilik hakları ve tazminatlarından sorumlu olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmış olup kıdem tazminatının dava dışı işçilere ödendiği ihtilafsızdır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava dışı işçilere ödenen bedelden hangi tarafın veya tarafların ne oranda sorumlu olduğuna ilişkindir.
Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/6. maddesinde; "Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur." hükmü bulunmaktadır.
Dava konusu olayda davacı ile davalı arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi mevcut olup, asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeriyle ilgili olarak İş Kanunundan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle, alt işverenle birlikte müteselsilen sorumludur. Burada Kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusudur ve işçi alacağının güvence altına alınması amacıyla getirilmiş olan sadece işçilere karşı bir sorumluluktur. Asıl ve alt işveren arasındaki ilişkide ise iş hukuku değil, Borçlar Kanunu ve sözleşme hukuku esas alınacağından, uyuşmazlığın taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gereklidir. Alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular, kendi aralarındaki iç ilişkide, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda bir anlaşma yapabilirler. Nitekim 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 167. maddesinde "Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır." şeklinde düzenleme mevcuttur.
Bu durumda, uyuşmazlığın çözümü için taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesi, teknik şartname ve genel şartnamelerinin sorumluluğa yönelik hükümleri ve genel hukuk prensipleri dikkate alınarak bir sonuca gidilmesi gerekmektedir. Tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme ve şartname hükümlerinde işçi alacaklarından kimin, ne kadar sorumlu olduğuna ilişkin hüküm varsa bu hükümler tarafları bağlar. Hizmet sözleşmelerinde, ihale evraklarında teknik ve idari şartnamelerde ve taraflar arasında karşılıklı düzenlenen diğer belgelerde yüklenici şirketin sorumluluğuna ilişkin açık hüküm olan hallerde, asıl işveren ödemiş olduğu miktarın tamamını, ilgili alt işverenden rücuen tahsilini talep edebilirken alt işverenin, asıl işverenden rücu imkanı yoktur. Sözleşme değerlendirilirken işçinin çalıştığı dönemlere ilişkin sözleşme hükümleri dikkate alınmalıdır. Buna göre, son alt işverenin alacağın tamamından sorumlu tutulamayacağı, tamamından sorumlu olmasının İş Kanunu gereği yalnız işçiye karşı olduğu, işçiyi çalıştırmış olan alt işverenlerin her birinin dava dışı işçiyi çalıştırdığı dönemi kapsayan kısmından sınırlı sorumlu olacağı dikkate alınmalıdır (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 24/05/2018 tarih ... Esas... Karar, 31/05/2018 tarih ...Esas ... Karar, 11/05/2017 tarih...Esas ...Karar). Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 25/01/2021 tarihli ...Esas... Karar sayılı kararı; ''İş Kanunu'na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir.
İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir. Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır. İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar. Yıllık izinler kullanılmadığı taktirde iş sözleşmesinin feshi ile ücrete dönüşmektedir. Sözleşmeyi feshedenin son yüklenici olduğu ve yıllık izinlerinde bu fesih ile ücrete dönüştüğü gözönüne alındığında yıllık izin ücretinden son yüklenici sorumlu olacaktır. İhbar tazminatından son işveren sorumludur. Bunların dışında hafta tatil ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi işçiye ödenen tazminatlardan yükleniciler işverene karşı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu olacaklardır. İşveren tarafından bu ödemelerin feri mahiyetinde yapılan ödemeler de ayrı esasla yüklenicilerden tahsil edilebilecektir...'' şeklindedir.
İşçilik ücretlerden asıl işveren ve alt işverenin sorumlulukları yönünden Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. ve 14. Hukuk Daireleri arasında çıkan uyuşmazlıkta Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 05/05/2023 tarihli... E. ... K sayılı kararı ile; "...Somut olaya gelince; ... Bölge Adliye Mahkemesi 7'nci Hukuk Dairesi ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14'ncü Hukuk Dairesi arasındaki uyuşmazlık, az yukarıda yer verilen emsal Yargıtay ilâmı doğrultusunda giderilmelidir. Dairemiz'in istikrar kazanan uygulamalarında da belirtildiği gibi, hizmet alımına ilişkin sözleşmelerde, hizmetin yüklenicinin (alt işveren) işçileri tarafından yerine getirilmesi kabul edildiğinden, asıl işverenin yüklenicinin (alt işveren) işçileri ile herhangi bir organik bağı bulunmamaktadır. Hizmet alımına ilişkin tip sözleşmelerde, işçilik ücretleri arasında işçilere ait özlük haklarının tümü belirlenmekte ve bu şartlarla sözleşme imzalanmaktadır. İş Kanunu'nda, işçiyi korumak amacıyla düzenlenmiş olan asıl işveren ve alt işverenin (yüklenici) müteselsil sorumluluğuna ilişkin düzenlemenin taraflar arasındaki hizmet sözleşmelerinde iç ilişki bakımından uygulanması mümkün değildir. Hizmet alım sözleşmelerinde, işçilerin özlük hakları ile ilgili olarak yüklenici (alt işveren) lehine herhangi bir hüküm bulunmaması durumunda, yüklenicinin (alt işveren) işçisi ile organik bir bağı olmayan asıl işveren, işçilerin özlük haklarından sorumlu tutulmamalıdır. Bu itibarla, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7'nci Hukuk Dairesi ile ... Bölge Adliye Mahkemesi 14'üncü Hukuk Dairesi arasındaki uyuşmazlığın, asıl işverence yüklenicinin (alt işveren) işçilerine ödenen ücretlerden yükleniciyi (alt işveren) tamamen sorumlu tutan ... Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin uygulaması doğrultusunda giderilmesi gerekmiştir..." şeklindeki uyuşmazlığın giderilmesine karar verilmiştir.
Emsal karar,
TBK'nın 167. maddesinde yer alan "...borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça..." hükmü çerçevesinde değerlendirildiğinde, kararda da ifade edildiği gibi hizmet alımına ilişkin sözleşmelerde işçilik ücretleri arasında işçilere ait özlük haklarının tümü belirlendiği ve bu şartlarla sözleşme imzalandığı için işçiye ödenen dava konusu bedellerden asıl işverenin de sorumlu olduğuna dair bir hüküm yer almadığı takdirde asıl işverenin sorumluluğuna gidilemeyecektir.
Dava dışı işçilerin SGK kayıtlarına göre; ...'nin 16/07/2013-11/04/2023 tarihleri arasında alt yüklenicilerde çalıştığı ve 181.989,38-TL kıdem tazminatı ödemesi yapıldığı, ...'un 12/12/2013-28/03/2023 tarihleri arasında alt yüklenicilerde çalıştığı ve 182.478,37-TL kıdem tazminatı ödemesi yapıldığı, ...'nun 31/05/2006-30/03/2023 tarihleri arasında alt yüklenicilerde çalıştığı ve 310.584,04-TL kıdem tazminatı ödemesi yapıldığı, ...'ın 11/04/2013-15/05/2023 tarihleri arasında alt yüklenicilerde çalıştığı ve 198.243,69-TL kıdem tazminatı ödemesi yapıldığı, ...'ın 17/11/2010-24/04/2023 tarihleri arasında alt yüklenicilerde çalıştığı ve 243.198,85-TL kıdem tazminatı ödemesi yapıldığı, ...'nin 11/11/2013-02/05/2023 tarihleri arasında alt yüklenicilerde çalıştığı ve 187.707,82-TL kıdem tazminatı ödemesi yapıldığı, ...'ın 06/02/2015-12/07/2023 tarihleri arasında alt yüklenicilerde çalıştığı ve 196.354,50-TL kıdem tazminatı ödemesi yapıldığı, ...'nun 18/06/2014-31/07/2023 tarihleri arasında alt yüklenicilerde çalıştığı ve 210.426,59-TL kıdem tazminatı ödemesi yapıldığı, ...'in 15/08/2013-04/09/2023 tarihleri arasında alt yüklenicilerde çalıştığı ve 232.077,58-TL kıdem tazminatı ödemesi yapıldığı, ...'un 06/09/2012-20/09/2023 tarihleri arasında alt yüklenicilerde çalıştığı ve 255.043,17-TL kıdem tazminatı ödemesi yapıldığı, ...'ın 14/10/2014-08/02/2024 tarihleri arasında alt yüklenicilerde çalıştığı ve 322.815,48-TL kıdem tazminatı ödemesinin yapıldığı, ...'nın 27/05/1999-30/09/2016 tarihleri arasında alt yüklenicilerde çalıştığı ve icra takip dosyasında 240.850,84-TL ödeme yapıldığı, ...'ın 12/02/2016-28/06/2024 tarihleri arasında alt yüklenicilerde çalıştığı ve 339.527,28-TL ödeme yapıldığı, tüm işçiler bakımından davalı iş yerinde geçen sürelerin bilirkişi raporları ile ayrı ayrı hesap edilerek oranlandığı, yekün tutarın %100 hesaplamaya göre 561.316,60-TL, %50 hesaplamaya göre ise 280.658,30-TL olduğu görülmüştür. Taraflar arasında imzalanan hizmet sözleşmelerinde, davacı işverenin sorumluluğuna dair bir hükme yer verilmediğinden, dava dışı işçilere ödenen işçilik alacakları nedeniyle davalı şirket işçileri çalıştırdığı döneme isabet eden işçilik alacaklarının tamamı nedeniyle sorumludur.
Taraf iddia ve savunmalarına, taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesine, teknik şartname ve genel şartnamelerinin sorumluluğa yönelik hükümlerine, genel hukuk prensiplerine, tanzim edilen bilirkişi raporuna ve celp edilen tüm delillere göre, 6098 sayılı TBK'nın 167.maddesinde (818 sayılı BK'nın 147. maddesi) müteselsil sorumlular arasında rücu ilişkisinin düzenlendiği, borcun tamamını ödeyen davacının yapmış olduğu ödemelerin çalıştırılan dönemlere isabet eden ve hesap edilen oranlarda davalıya rücuen tahsil hakkının bulunduğu, davalı yüklenici şirketin dava dışı işçileri çalıştırdıkları süre ile sınırlı olarak paylarına düşen kıdem tazminatı alacağından tamamından sorumlu olduğu değerlendirilmiş ve rücu miktarları ile ıslah dilekçesi de gözetilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Davanın KABULÜ ile,
1.Rücu alacağı olan toplam 561.316,60-TL'nin her bir ödeme tarihinden (33.960,52-TL'nin 16.05.2023 tarihinden, 35.031,51-TL'nin 17.05.2023 tarihinden, 53.118,39-TL'nin 17.05.2023 tarihinden, 48.246,35-TL'nin 15.06.2023 tarihinden, 60.013,63-TL'nin 15.06.2023 tarihinden, 19.813,00-TL'nin 15.06.2023 tarihinden, 40.457,83-TL'nin 25.07.2023 tarihinden, 29.186,97-TL'nin 14.08.2023 tarihinden, 48.670,68-TL'nin 03.10.2023 tarihinden, 70.547,92-TL'nin 19.10.2023 tarihinden, 71.112,70-TL'nin 20.03.2024 tarihinden, 21.870,23-TL'nin 19.08.2024 tarihinden, 29.286,87-TL'nin ise 16.08.2024 tarihinden) itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalı ...Tic. Ltd. Şti.'den alınarak davacı ... A.Ş.'ye verilmesine,
2.Kabul edilen dava değeri (561.316,60-TL) üzerinden alınması gereken 38.343,57-TL harçtan başlangıçta peşin alınan 427,60-TL peşin harç ile 9.570,00-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 9.997,60-TL harçtan mahsubu ile eksik olan 28.345,97-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3.Davacı tarafından dava açılırken peşin olarak yatırılan 427,60-TL peşin harç ile 9.570,00-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 9.997,60-TLharcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4.Davacı tarafından yargılama nedeniyle yapılan 323,50-TL posta ve tebligat gideri ile 20.000,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 20.323,50-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5.Davalı tarafından herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6.Davacı taraf dava ve duruşmalarda kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan ve takdir olunan 89.810,66-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7.Dava şartı arabuluculuk sürecinde Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin, davada haksız çıkan davalıdan alınarak 6183 sayılı Kanuna göre tahsili ile hazineye irat kaydına,
8.Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine re'sen iadesine,
Dair, e-duruşma ile katılan davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 (iki) hafta içinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolunun açık olduğu, istinaf dilekçesinde istinaf yoluna başvuru konusu edilen hususlar ile nedenlerinin belirtilmesinin gerektiği, süresi içerisinde karara karşı istinaf yoluna başvurulmaması halinde hükmün kesinleşeceği ve infaz edilebileceği açıklanmak suretiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.10/03/2026
Katip
(e-imzalıdır)
Hakim
(e-imzalıdır)