Esas No
E. 2025/935
Karar No
K. 2026/188
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2025/935 Esas
KARAR NO: 2026/188
DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 27/05/2025
KARAR TARİHİ: 25/02/2026
KARAR YAZIM TARİHİ: 16/03/2026

Mahkememizin ... Esas, ... Karar 28/05/2025 tarihli kararı ile davanın usulden reddine karar verildiği, kararın istinaf edildiği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ... Esas, ... Karar 08/10/2025 tarihli ilamı ile Mahkememiz kararının kaldırıldığı, dosyanın Mahkememizin yukarıdaki esasına kaydının yapıldığı görülmekle davanın yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 01.06.2019- 24.06.2024 tarihleri arasında işveren davalı "..."a ait "..." isimli şahıs firmasında çalıştığını, müvekkilinin işe öncelikle işçi olarak başladığını akabinde şirketin finansal problemler yaşaması nedeniyle işveren tarafından kendisine bir miktar ödeme yapılması akabinde işletmeci olarak çalışabileceği teklif edildiğini, müvekkili tarafından teklifin kabul edilmesi üzerine müvekkilinin müdür olarak firmada çalışmaya devam ettiğini, taraflar işletmenin devrine ilişkin protokol yapmışsa da bu protokol şartları hiçbir zaman gerçekleşmediğini ve davalı tarafından kandırıldığını, müvekkilinin iş akdine son verildiği ve kendisine zorla ibraname imzalatıldığını yine müvekkiline "fiilen uygulanmayan protokolün feshine ilişkin tekrar protokol yapılması gerektiği ve müvekkilin boş bonolara imza atması gerektiği" belirtildiğini, işbu 2. Protokolde ise 1. Protokolün doğmuş ve doğacak bütün sonuçlarının ortadan kalktığı belirtildiği buna rağmen, 2. Protokolde bu protokolün sonucu olarak davalı işverene müvekkili tarafından 03.06.2024 düzenleme tarihli bono verildiği ifade edildiğini, müvekkilinin iki adet boş bonoya imzası iradesi sakatlanarak attırıldığını, müvekkilinin davalı firmaya borcu olmadığı gibi 2 adet boş bono zorla ve baskı altında imzalatıldığını, müvekkilinin borçlu değil davalı firmadan alacaklı olduğunu, müvekkilinin işçilik alacakları verilmediği gibi müvekkilinin işletmeye ilişkin o zamanki dolar kurundan çevrilerek ödediği 270.000 TL bedelin iadesi de işten ayrılırken yapılmadığını ayrıca protokolde her ne kadar bonoların düzenleme tarihinin 03.06.2024 olduğu belirtilmişse de bono imzalatıldıktan sonra müvekkili fotokopilerini aldığını ve bonolara tarih atılmadığı görüldüğünü, bu husus da bononun geçersiz olduğunu, davalının kötüniyetli olarak hareket ettiğini ve boş bononun müvekkiline zorla imzalatıldığını gösterdiğini beyanla müvekkilinin borçlu olmadığının tespitini, müvekkiline zorla ve baskı altında imzalatılan 2 adet boş senedin/bononun iptalini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ... Esas, ... Karar 08/10/2025 tarihli ilamı ile; "davacı vekili 27/05/2025 tarihli dava dilekçesiyle davalıya borçlu olmadığının tespitini talep etmiş, mahkemece davalıya dava dilekçesi tebliğ edilmeden 28/05/2025 tarihli tensip tutanağıyla davacının dava açmakta hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Hukuki yarar kavramı HMK 114/4 maddesinde dava şartı olarak düzenlenmiştir.

HMK'nun 138. maddesine göre dava şartları, dilekçeler aşaması tamamlandıktan sonra ön inceleme aşamasında dosya üzerinden incelenir ve karara bağlanır. Dilekçeler aşaması tamamlanmadan ve özellikle dava dilekçesinin davalıya tebliği ve davalının cevabı beklenmeden dosya üzerinden karar verilmek suretiyle, davacının hukuki yararla ilgili iddiasını ispat imkanı tanınmadan,

HMK'nın 27. maddesinde yer alan hukuki dinlenilme hakkına da aykırı şekilde karar verilmesi doğru görülmediğini" bildirmiştir. İstinaf ilamı doğrultusunda dava dilekçesinin usulüne uygun davalıya tebliğ edildiği, davalı vekili tarafından süresinde cevap dilekçesi sunulduğu görüldü.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın açmış olduğu huzurdaki dava, niteliği itibarıyla İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi kapsamında bir menfi tespit davası olduğunu, menfi tespit davalarında hukuki yarar şartı, genel tespit davalarına göre daha dar ve özel koşullara bağlandığını, borçlunun henüz aleyhine bir icra takibi başlatılmamışken menfi tespit davası açabilmesi için borçlu olmadığının "hemen" tespitinde korunmaya değer bir menfaatinin bulunması şart olduğunu, bu menfaatin varlığı ise borçluyu tehdit eden yakın ve ciddi bir tehlikenin mevcudiyetine bağlı olduğunu, dava konusu olduğu iddia edilen senetler henüz kambiyo senedi vasfına haiz olmadığını, zira lehdarı, bedeli, vadesi, düzenleme tarihi gibi zorunlu unsurları doldurulmamış, tahsile konulmamış, protesto edilmemiş ve en önemlisi, aleyhine bu senetlere dayalı olarak başlatılmış herhangi bir icra takibi bulunmadığını, henüz doldurulmamış ve takibe konu edilmemiş boş ve senet vasfına haiz olmayan bir belgenin varlığı, tek başına menfi tespit davası açmak için yeterli hukuki yararı doğurmayacağını, davacının iddiaları tamamen kendi varsayımlarına ve geleceğe yönelik soyut endişelerine dayandığını, davacının dosyaya mübrez evraklar doğrultusunda esasa ilişkin de herhangi bir ispat sağlayamadığını, davacının işbu huzurdaki dava ile birlikte Küçükçekmece .... İş Mahkemesi ... Esas, Küçükçekmece .... Asliye Hukuk Mahkemesi ... Esas sayılı dosyalarıyla da açtığını, davacı taraf ya tutarsa diyerek her tür mahkemede birbiriyle çelişkili davalar açarak müvekkilini zor durumda bırakmaya çalıştığını beyanla davanın öncelikle usulden reddini, Mahkeme aksi kanaatte olması halinde davanın esastan reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.

Dava, davacının kendisine zorla ve baskı altında imzalatıldığı iddia edilen 2 adet boş senedin/bononun iptali ile davalıya karşı borçlu olmadığının tespitine ilişkindir.

HMK'nın 114. maddesinde hukuki yarar dava şartı olarak kabul edilmiştir. Hakkı ihlal edilen bir kişi davacı olarak mahkemeye başvurup hukuki korunma talep edebilir. Ancak davacının hukuki korunma talep edebilmesi için, korunmaya değer bir yararının bulunması gerekir. Davacının dava hakkına sahip bulunması, mahkemeden hukuki koruma isteyebilmesi için yeterli değildir. Dava açan kişinin ayrıca dava açmakta hukuki bir yararı bulunmalıdır. Kural olarak inşai davalarda ve eda davalarında hukuki yararın bulunduğu varsayılır. Davacı bu tür davalarda hukuki yararının bulunduğunu bildirmek ve ispat etmekle yükümlü değildir.Ancak şüphe halinde hukuki yararın mevcut olup olmadığı inceleme konusu yapılır. Tespit davalarında bu arada menfi tespit davasında davacının davanın açılmasında hukuki yararı bulunmalıdır. Davacı menfi tespit davası açmakta hukuki yararı bulunduğunu bildirmeli, açıklamalı ve gerekirse ispat etmelidir. Tespit davaları bir hakkın veya hukuki ilişkinin var olup olmadığının ya da bir belgenin sahte olup olmadığının tespitine ilişkin davalardır. Bu davalar -genel olarak- HMK.nun 106. maddesinde düzenlenmiştir. Ancak çeşitli kanunlarda -özel olarak- düzenlenen tespit davaları da mevcuttur.

Bazı kanunlarda özel olarak düzenlenen “menfi (olumsuz) tespit davaları” mevcut olup ,

İİK.nun 72 ve 89. maddelerinde özel olarak düzenlemiştir . Bu düzenlemelere göre menfi (olumsuz) tespit davaları, “borçlunun, hakkında yapılan icra takibinden önce veya sonra, hukuki yararı bulunan durumlarda maddi hukuk bakımından borçlu olmadığının tespiti için açtığı bir dava” olarak tanımlanabilir. Bu dava, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığının ispatı maksadıyla açılabilmektedir. Borçlunun icra takibinden önce veya takip sırasında bu davayı açabilmesi, ancak korunmaya değer bir hukuki yararının mevcut olmasına bağlıdır (HMK.m.106/2)

İncelenen tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, istinaf ilamı içeriğine göre; taraflar arasında öncesinde işçi - işveren ve sonrasında ticari işletmenin devrinden kaynaklanan ilişkinin bulunduğu, dava dilekçesinde ileri sürülen iddialara ilişkin Küçükçekmece .... Asliye Hukuk Mahkemesi ... Esas sayılı dosyasında ve işçilik alacaklarına ilişkin de Küçükçekmece .... İş Mahkemesi ... Esas sayılı dosyalarıyla da davaların açıldığı, davacı tarafından boş senedin imzalanarak davalıya verildiği belirtilerek dava açılmışsa da borçlunun borçlu olmadığının hemen tespit edilmesinde hukuki yararının mevcut olmadığı, borçluyu tehdit edebilecek yakın bir tehdidin bulunmadığı, "örneğin, davacı tarafından davalıya imzalanıp boş olarak verilen senedin, henüz davalı tarafından doldurulmamış, tahsile verilmemiş veya takibe konu yapılmamış olması halinde bu senetle ilgili menfi tespit davası açmasında davacının hukuki menfaatinin varlığından söz edilemeyeceği (Yargıtay 19. HD. 27/11/1996. T.4301/10567- Aktaran, COŞKUN Mahmut, Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara, 2021 6. Baskı Seçkin Yayınevi)" anlaşılmakla bu şekilde davacının dava açmasında hukuki yararı bulunmadığından davanın usulden reddine ve para ile ölçülemeyen boş senede yönelik açılan dava için kendisini vekille temsil eden davalı yararına maktu vekalet ücretine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

Davanın usulden reddine,

Alınması gerekli 732,00 TL harçtan davacı tarafça yatırılan 615,40 TL harcın mahsubuyla bakiye 116,60 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, Davacının yaptığı yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Davanın usulden reddi nedeniyle AAÜT gereğince hesap edilen 45.000,00 TL maktu ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Arabuluculuk ücreti olan 3.120,00 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Dair, kararın tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı açıkça okunup, usulen anlatıldı.25/02/2026 Katip ...

(e-imzalıdır)

Hakim ...

(e-imzalıdır)

Karar Etiketleri
YARGITAYKARARI
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog