Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA

6. Hukuk Dairesi         2025/1544 E.  ,  2025/4105 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2025/38 E., 2025/646 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : Bodrum 2. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2017/363 E., 2021/156 K.

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü. I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının, 26.06.1998 tarihli ... Noterliği'nin ... yevmiye numaralı vekaletnameyi çıkartarak kooperatif hisselerinin satılması için davalı ...'ı vekil tayin ettiğini, davalı ...'ın da 29.06.1998 tarihinde ... Noterliği'nin ... yevmiye numaralı “ ... Hakkı Devir Sözleşmesi” ile davacının hakkını vekaleten 3. bir kişiye kendisinin bilgisi dahilinde devrettiğini, daha sonra davalı ... ile davacının evlendiklerini, ancak aralarında çıkan uyuşmazlıklar nedeniyle uzun süredir ayrı yaşadıklarını, dosyada mevcut 18.08.2008 tarihli ... Noterliği'nin ... yevmiye numaralı, devralanın diğer davalı ..., devredenin ise davacıya vekaleten davalı ... olduğu, davacının taşınmak amacıyla hareket ettiği söz konusu kooperatifin davacıya ait hissesi hakkındaki “Kooperatif Hisse Devri Sözleşmesi” bulunduğu, söz konusu sözleşmenin yapıldığından davacının henüz haberdar olduğunu ve sözleşmenin akit tarihinde böyle bir iradesinin de mevcut olmadığını, işbu sözleşmede görüleceği üzere davalı ...’ın kendi öz oğlu olan diğer davalı ...'a 20.000,00 Türk Lirası bedelle davacının hissesini muvazaalı olarak devrettiğini, davalılardan ...'ın vekalet görevini kötüye kullandığını, davalı ...'ın ise kötüniyetli 3. kişi olarak hareket ettiğini ileri sürerek, davanın kabulü ile davalı ...'ın davacının verdiği vekalet görevini kötüye kullanarak iyiniyetli olmayan üçüncü kişi davalı ... ile arasında akdettiği 18.08.2008 tarihli ... Noterliği'nin ... yevmiye numaralı Kooperatif Hisse Devri Sözleşmesi’nin muvazaa nedeniyle iptali, davalı ... adına tescil edilmiş hisse tescilinin iptal edilerek, hissenin davacı adına tescili, mümkün değil ise kooperatif hissesinin şimdiki değerinin belirlenerek, davalılardan müteselsilen tazminine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalılar vekili cevap dilekçesinde; söz konusu vekaletnamenin davacının isteği ile evveliyatında zaten davalı ...'a ait olan hisseler ile ilgili verildiğini, kooperatif üyelik hakkı sözleşmesi ile davacıya ait hissenin vekaletname tarihinden 3 gün sonra başka bir kişiye devretmesi ve davacının itirazının olmamasının hisselerin zaten davalı ...'a ait olması sebebiyle ve haberdar olmasından kaynaklandığını, davacının aidat ve üyelik ücreti ödemediğini, davacının önceki evliliğinden olma kızına da hisse devrinin yapıldığını, davacının hisse haricindeki toplam üç hisseyi çeşitli tarihlerde devrettiğini, davalı ...'a kura çekimi sonucu düşen dairenin konumu iyi olması sebebi ile davalı ... tarafından hisse devri yapılmak istendiğinde davalı ...'ın 20.000,00 Türk Lirası bedelle almayı teklif ettiğini bu konuda davalı ... tarafından davalı ...'a vekaletname verildiğini, davalıların kötüniyetli olmadığını, davacının ... Noterliği'nin 18.11.2008 tarih, ... yevmiye no.lu azilnamesi ile davalı ...'ın azledildiğini beyanla davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 16.03.2021 tarihli kararı ile davacı taraf her ne kadar hissesinin haberi dışında davalı ... tarafından diğer davalı ilk eşinden olan oğluna vekalet görevinin kötüye kullanılarak muvazaalı olarak devredildiğini iddia etmiş ise de, iptale konu hissenin ilk hali, tarafların karı koca olması, davalıya tanınan temsil yetkisinin içeriği, davalılar arasında hissenin devri tarihinde taşınmazın mevcut durumu bir bütün halde değerlendirildiğinde, davacının kendisini temsil eden davalının menfaatine aykırı bir şekilde temsil yetkisini kullandığını ve davalıların kendisini aldatmak amacıyla gerçek iradelerine uymayan ve kendi aralarında hüküm ve sonuç doğurmayan gizli bir anlaşma yaptıklarını ve aralarındaki devir sözleşmesinin muvazaalı olduğu iddiasını aksi yönde destekler nitelikte olduğu, davalıların aralarındaki akrabalık bağı ve davaya konu hisse devrinin bedelinin davalılar arasındaki devrin muvazaalı olduğu ve davalının vekalet görevini kötüye kullandığını kanıtlar mahiyette delil niteliğine haiz olmadığı, aksine dinlenen davacı tanığı davacının kızı olan ...'in beyanları, davalıya ait hisselerin ilk aşamadan itibaren süreç içerisindeki devirleri ve davacının, davalıyı azil tarihi dikkate alındığında mevcut durumun davalı tarafın iddialarını doğrular mahiyette olduğu, bu hali ile davacının uyuşmazlığa konu iddialarını destekleyecek nitelikte somut bir delil ibraz edemediği gerekçesiyle, ispat olunamayan davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin 16.03.2021 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 29.01.2024 tarihli kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, davacının 1998 yılında verdiği vekaletname ile her ne kadar bir satış iradesi bulunsa da, taşınmazın yapılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporuna göre devir tarihi itibari ile rayiç değerinin çok altında devredildiği, taşınmazın satış tarihindeki rayiç değerinin davacıya ödendiğinin de kanıtlanamadığı, vekil ile kayıt malikinin baba-oğul oldukları, TMK'nın 3. maddesi kapsamında bilen ve bilmesi gereken kişi konumunda kabul edilmesi gerektiği, gerçek değerinin çok altında bedelle gerçekleştirilen satış akdinin vekil edeni zararlandırma kastı ile gerçekleştirildiği, bu şekilde vekilin dürüstlük kuralını, sadakat ve özen borcunu gözardı ettiği, satışın muvazaalı olduğu gerekçesi ile yeniden esas hakkında davanın kabulüne karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

Bölge Adliye Mahkemesinin 29.01.2024 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 6. Hukuk Dairesince, dava konusu kooperatif hissesinin ilk durumu, davacı tarafından davalı ...'ın vekil atanması ile verilen yetkinin kapsamı, davalı ...' 'ın anılan vekaletname uyarınca yaptığı işlemler, tarafların karı-koca oluşu, davacının davalı ...'ı vekaletten azlettiği tarih, dinlenen tanık beyanları, tüm dosya kapsamı ile birlikte değerlendirildiğinde; davalı ...'ın, davacının menfaatine aykırı bir şekilde temsil yetkisini kullandığı ve davalıların davacıyı aldatmak amacıyla gerçek iradelerine uymayan gizli bir anlaşma yaptıkları, aralarındaki devir sözleşmesinin muvazaalı olduğu iddiasının davacı tarafından ispat edilemediği, bu hususta somut nitelikte delil sunulmadığı gözetilerek, davanın reddi yerine kabulüne yönelik karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı görüldüğü gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uyulmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davaya konu hissenin ilk halinin davalı ...’a ait olmasının, davalı ...’ın davacı ...’ya ait olan işbu hisseyi kötüniyetli olarak ve vekalet görevini kötüye kullanmak suretiyle muvazaalı olarak devretmesine olanak sağlamadığı kanaatinde olduklarını, bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçeli kararında belirtilen, iptale konu hissenin ilk haline ilişkin gerekçenin hakkaniyete aykırı olduğunu, davacı müvekkil ile davalı ...’ın karı koca olmasının, davalı ...’ın kendisine verilen vekalet görevini kötüye kullanmayacağını göstermediğini, davalıya tanınan temsil yetkisinin içeriğinin, davacı müvekkilin haberdar olduğu kooperatif hisselerinin devrine ilişkin olduğunu, davacı müvekkilin bunlarla ilgili herhangi bir itirazı veya iddiası bulunmadığını, sadece huzurdaki davaya konu kooperatif hissesinin kendi iradesi dışında satıldığı iddiasının mevcut olduğunu, davalıların muvazaalı olarak işbu satışı gerçekleştirdiklerini, davalı ...’ın vekalet görevini kullanmak suretiyle davacı müvekkili zarara uğrattığını, davaya konu kooperatif hissesinin satış tarihi olan 18.08.2008 yılından 9 sene gibi bir süre sonra davanın açılmış olmasının davacı müvekkilin işbu muvazaalı satıştan daha yeni haberdar olduğunu açıkça gösterdiğini, davacı müvekkilin, davalı ...’ın vekalet yetkisini kötüye kullanmak suretiyle davalılar arasındaki söz konusu muvazaalı ve kötüniyetli devir sözleşmesini, evdeki evrakları karıştırırken öğrendiğine ilişkin tanık beyanları bulunduğunu, davacı müvekkilin, söz konusu satış evraklarını bulduktan sonra tanık ...’i aradığı ve bu hususu belirttiğinin tanık beyanları ile sabit olduğunu, davacı müvekkil davaya konu kooperatif hissesinin satıldığından haberdar olmaksızın, aralarındaki başka bir meseleden dolayı aralarının bozulması nedeniyle davalı ...’ı azlettiğini, bu hususun tanık ...’in beyanları ile sabit olduğunu, taşınmazın satış tarihindeki rayiç değerinin davalı ... veya ... tarafından davacı müvekkile ödendiğine dair bir delilin dosyada bulunmadığını beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, şahsi hakka ve vekaletnamenin kötüye kullanılmasına dayalı tapu iptali ve tescil olmadığı takdirde alacak istemine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.

Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkan bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Alınması gereken temyiz harcı peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

01.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog