T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/412 Esas
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2025/951 Esas - 2025/1384 Karar
TARİH: 17/12/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının ihyası istenen şirket aleyhine ....İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibinin başlattığını, borca itiraz üzerine duran takibin devamı için Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/53 Esas sayılı dosyasından itirazın iptali davası açıldığını, yargılama esnasında ihyası istenen şirketin ticaret sicilden terkin edildiğinin anlaşılması üzerine, mahkemece taraflarına davalı şirkete karşı şirketin ihyası davası açmak üzere yetki verildiğini ileri sürerek, davanın kabulüne, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın ticaret sicilinden terkin edilen Tasfiye Halinde ... Limited Şirketi'nin ek tasfiyesine karar verilmesi kapsamında olduğunu, Ticaret Sicili Müdürlüğünün TTK m.32 ve sicil yönetmeliği m.34 hükmü çerçevesinde işlem yapıldığını, tasfiye sürecinde yetki ve sorumluluğun şirketin tasfiye memurunda olduğunu, tasfiye memurlarının bildirimi ve başvurusu üzere işlem yapıldığını, bu sebeple davalı müdürlüğün sorumluluğunun bulunmadığını, ihyası istenen şirkete ek tasfiye kararı verilmesi durumunda tasfiye memuru atanmasının gerektiğini, davalı müdürlüğün yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek, davanın reddine, yargılama giderleri vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; davacının dilekçesinde dayandığı icra ve dava dosyalarına ilişkin şirketin tasfiye süreci içerisine herhangi bir başvuruda bulunmadığını, şirketin tasfiye sürecinde yasal usullere uygun şekilde alacaklılara gerekli bildirimlerin yapıldığını, ilanların çıkartıldığını ve alacaklıların başvuru yapmaları için gerekli sürenin tanındığını, bu süreçte davacı üzerine düşlen yükümlüğü yerine getirmediğini, başvuru yapmadığını, bu sebeple huzurdaki davanın açılmasının kötü niyet göstergesi olduğunu, şirketin yeniden ihyasını gerektirecek yasal bir zorunluluk veya geçerli bir nedenin bulunmadığını, mahkeme aksi kanaate olması durumunda tasfiye sürecinde gerekli yasal prosedürü yürüten davalını yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmaması gerektiğini savunarak, davanın reddine, şirketin ihyasına karar verilmesi halinde yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi'nin 17/12/2025 tarih 2025/951 Esas - 2025/1384 Karar sayılı kararında; ihyası istenen şirketin son tescilini 14/11/2023 tarihinde yaptırdığı ve şirketin tasfiyesinin sona erdiğinin belirtildiği, şirketin 6102 sayılı TTK'nun 547 maddesi gereğince tasfiye ile sicilden terkin olduğu, davacının Bakırköy 4.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/53 Esas sayılı dosyasıyla dava açtığı ve şirketin tasfiyesinin usulüne uygun eksiksiz tamamlandığından bahsedilemeyeceği, bu hali ile şirketin ihyasını talep etmekte davacının hukuki yararının bulunduğu gerekçeleri ile; davanın kabulüne, Tasfiye Halinde ... Limited Şirketi'nin Bakırköy 4.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/53 Esas sayılı dosyasıyla sınırlı olmak kaydıyla ihyasına, davalı tasfiye memuru ...'ın yeniden tasfiye memuru olarak atanmasına, kendisini vekil ile temsil ettiren davacı yararına takdire edilen vekalet ücretinin ve davacının yaptığı yargılama giderlerinin davalı tasfiye memurundan tahsiline, karar verilmiş, karara karşı davalı tasfiye memuru ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı tasfiye memuru vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının şirketin ihyasını talep etmekte hukuki yararı bulunmadığını, tasfiyenin eksiksiz ve usulüne uygun yapıldığını, tasfiye sürecinde gerekli ilan ve bildirimler yapılmasına rağmen herhangi bir alacak başvurusunda bulunmayan davacının sonradan bu davayı sonradan açmasının hukuk güvenliği ile bağdaşmadığını, tasfiye usulüne uygun tamamlandığından, mahkemenin tasfiyenin eksik ve usulüne uygun yapılmadığı yönündeki soyut gerekçesinin HMK'un hukuki dinlenilme hakkını düzenleyen 27 maddesi ile, kararların gerekçeli olması gerektiğine ilişkin HMK m.297 maddesine aykırı olduğunu, şirketin ihyası, yalnızca belirli bir dosya ile sınırlı olabilirken geniş sonuç doğuracak şekilde karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davanın açılmasına sebep olmayan tasfiye memurunun yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğunu, ileri sürerek; açıklanan ve re’sen dikkate alınacak nedenlerle; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine, aksi kanaate varılması halinde, tasfiye memuru davalının yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmamasına, karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; 6102 sayılı TTK'nun 643 maddesi atfı ile 547 inci maddesine dayalı olarak açılmış olup, Tasfiye Halinde ... Limited Şirketi'nin ihyası istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne, davalı tasfiye memurunun yargılama gideri ve vekalet ücreti ile sorumlu tutulmasına karar verilmiş karara karşı davalı tasfiye memuru vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
TTK'nın 547/1 maddesinde; "Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler." hükmü düzenlenmiştir. İhyası talep edilen şirketin sicil kayıtları üzerinde yapılan inceleme neticesinde; şirketin 31/10/2023 tarihli genel kurul toplantısında tasfiye kararı aldığı, tasfiye kararı öncesi de şirket müdürü ve ortağı olan davalı ...'nın tasfiye memuru olarak atandığı, alacaklılara çağrı ilanlarının yapıldığı, 23/03/2024 tarihli genel kurul kararı ile tasfiyenin sonlandırıldığı, tasfiyenin sona ermesi nedeniyle şirketin 27/03/2024 tarihinde sicilden terkin edildiği anlaşılmıştır.Bakırköy 4 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/53 esas sayılı dosyası kapsamından, davacının ihyası talep edilen şirket aleyhine 18/01/2024 tarihinde itirazın iptali davası açtığı, dava öncesi arabuluculuk görüşmelerinin 16/11/2023 tarihinde başlayıp, 05/12/2023 tarihinde sonuçlandığı, davanın konusunu oluşturan ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takibinin 23/10/2023 tarihinde başlatıldığı ve şirket müdürü sıfatıyla şirket adına verilen vekaletname üzerinden takibe itiraz dilekçesi sunulduğu ve takibin durduğu, itirazın iptali davasının halen derdest olduğu, yargılama sırasında şirketin terkin edildiğinin tespiti üzerine, mahkemenin 13/10/2025 celsesi ara kararı ile davacı yana, Tasfiye Halinde ... Limited Şirketi'nin ihyası için dava açmak üzere yetki ve süre verdiği anlaşılmıştır. Davacının bu davada taraf teşkilinin sağlanabilmesi ve yargılamanın yürütülebilmesi için şirketin ihyasını talep etmekte hukuki yararı mevcut olup, davalının aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde değildir. Tasfiyenin tamamlanması nedeniyle tüzel kişiliği sona erdirilen şirket hakkında, terkinden önce açılan ve derdest olan dava dosyasının yürütülebilmesi için şirketin tüzel kişiliğinin yeniden ihyası ve şirkete tasfiye memuru atanması zorunlu olduğu, davalı istinafının aksine mahkemece davanın kabulü ile, şirketin taraf teşkili sağlanacak dava ile sınırlı olmak ihyasına ve terkin öncesi tasfiye memuru olan davalı ...'ın yeniden tasfiye memuru olarak atanmasına karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, davalı tasfiye memuru, ihyası istenen şirket aleyhine açılmış derdest dava mevcut iken tasfiyeyi usulsüz sonlandırarak ihya davasının açılmasına sebebiyet verdiğinden, yargılama giderlerinin ek tasfiye gideri olarak ihya edilen şirketten alınabilecek olduğu da gözetildiğinde, davalı tasfiye memurunun kendisini vekil ile temsil ettiren davacı yararına vekalet ücreti ve yargılama giderleri ile sorumlu tutulmasının yerinde olduğu anlaşılmıştır. Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından, davalı tasfiye memurunun istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
1.Davalı tasfiye memurunun istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2.Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3.Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına,
4.İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,
5.Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
6.Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 05/03/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-ç maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.