T.C.
İSTANBUL
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili tarafından ibraz etmiş olduğu 06/12/2021 tarihli dava dilekçesinde; müvekkili olarak bulunduğu şirket ile davalı şirket arasında ticari mal satımı gerçekleştiğini, Müvekkili şirket ile davalı şirket arasındaki ticari ilişki kapsamında müvekkil şirket davalı şirkete farklı tarihlerde kuruyemiş ve benzeri ürünler sattığını ve davalı şirkete sattığı bu mallara ilişkin faturalar düzenlediğini, Söz konusu faturaların davalı şirkete gönderildiğini, yasal 8 günlük süre içerisinde davalı tarafından fatura içeriğine ve miktarına herhangi bir itiraz edilmediğini, söz konusu faturalardan doğan borç müvekkili şirkete ödenmediğini, müvekkili bulunduğu şirketin davalı şirketi ödeme hususunda defalarca uyardığını, Müvekkili şirket ile davalı arasındaki ticari mal alım - satım ilişkisine dayalı olarak taraflar arasında cari hesap bulunduğunu dava konusu faturalardan doğan alacağın da yer aldığı cari hesap ekstresi davalı tarafından müvekkili şirkete mail ile iletildiğini ve söz konusu cari hesaba ilişkin olarak taraflar arasında mutabakata varıldığını, davaya konulu faturalara yasal süresi içerisinde hiçbir itirazın ileri sürülmediği gibi söz konusu faturalara dayalı mal satımının gerçekleştirildiğini, faturalardan doğan borcu davalı şirketin kabul ettiğini ve hatta taraflar arasında dilekçe ekinde sunulan usd cari hesap ekstresine ilişkin olarak mutabakat sağlandığını, davalı tarafla olan mail yazışmalarından açıkça anlaşılacağı üzere tüm hususların esasen ispat edildiğini, davada rehinle teminat altına alınmamış ve vadesi gelmiş olan faturalardan kaynaklanan söz konusu alacak için ihtiyati haciz talebinin bulunduğunu, Yerleşik Yargıtay içtihadı uyarınca fatura alacağına dayalı ihtiyati haciz talebi bakımından alacağın mevcut ve muaccel olduğuna ilişkin mahkemede kanaat oluşturulmasının yeterli olduğunu, somut olayda alacağın varlığına ilişkin yaklaşık ispatın sağlanması ve Mahkemede bir kanaatin oluşturulmasının da ötesinde cari hesap mutabakatı dolayısıyla açık bir ikrar bulunduğunu, alacağın varlığı gerek faturalara yasal süresi içerisinde itiraz edilmemiş olması ve gerekse müvekkili şirket ile davalı taraf arasında varılan cari hesap mutabakatı ile ikrar ve ispat edildiğini, davalı tarafın dava konusu alacağın mevcut olmadığı yönünde bir iddiası olmadığı gibi taraflar arasındaki cari hesap mutabakatından da açıkça anlaşılacağı üzere mevcut olduğu yönünde bir kabulü bulunduğunu, tüm bu nedenlerle dava konusu alacağa ilişkin olarak 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu 257.maddesi uyarınca ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir.
Davalıya usulüne uygun dava dilekçesi, tensip zaptı tebliğ edilmiş olup, davalı vekili tarafından ibraz edilen 27/01/2022 havale tarihli cevap dilekçesinde; huzurdaki davanın İstanbul Mahkemelerinde açıldığını, müvekkili şirketin merkezinin ... bulunduğunu, yetkili mahkemelerin ... Mahkemeleri olması nedeniyle yetkisizlik kararı verilerek dosyanın yetkili ...
Ticaret Mahkemesine gönderilmesini, davacı tarafından başlatılan takip döviz cinsinden olup Türk Parasının korunması hakkındaki kanun ve Cumhurbaşkanlığı kararı ile Türkiyede yerleşik kişi ve şirketler arasında döviz cinsinden yapılan anlaşmaların geçersiz olacağının belirlenmiş olduğunu, döviz cinsinden takibe geçilmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı tarafından başlatılan icra takibinin takip talebinin ve ödeme emrinin yasaya uygun olarak düzenlenmediğini, takip talebi ve ödeme emrinde döviz cinsinden merkez bankası efektif satış kuru tutarlarının eklenmediğini, buna ilişkin bilginin ve harca esas değerin belirlenmemesinin yanında dosyada takip tarihinde ki efektif kur listesinin bulunmadığını, bu kayıtların müvekkiline gönderilen ödeme emri ekine eklenmediğini, söz konusu eksikliklerin takibin ve ödeme emrinin iptalinin gerektiğini, usule uygun olmayan bir takibe yapılan itirazın iptali de söz konusu olmayacağını, davacının takibe konu ettiği alacak tutarlarının doğru olmadığını, davacının davasının reddi ile %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, öncelikle yetkisizlik itirazı doğrultusunda davanın usulden reddi ile dosyanın yetkili ... Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili tarafından sunulan 05/03/2026 tarihli dilekçesi ile davadan feragat ettiğini bildirerek gereğinin yapılmasını talep etmiştir.
Davalı vekili tarafından sunulan 05/03/2026 tarihli dilekçesi ile davacı tarafça feragat edilmesi halinde yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin bulunmadığını, davacının feragat etmesi durumunda kendilerine vekalet ücreti ve yargılama gideri yönünden karar verilmemesini bildirmiştir. Davadan feragat HMK. nun 307 ve 309. maddelerin hükümleri gereğince uyuşmazlığı ve dolayısıyla davayı sona erdiren, davalı tarafın kabulünü gerektirmeyen ve kesin mahkeme hükmünün hukuksal sonuçlarını doğuran bir taraf işlemidir.
HMK nun 310. maddesi hükmüne uygun olarak davacının davadan feragatinin mahkemece saptanması halinde feragat sebebiyle davanın reddine karar verilmesi gerekir.
Davacı vekilinin vekaletnamesindeki yetki durumu incelendiğinde, davadan feragate yetkili olduğu saptanmaktadır. Feragat bildirimi de HMK. nun 310. maddesi hükmüne uygun olarak mahkemece tespit olunmuştur. Bu yasal nedenlerle davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.
1.Feragat nedeniyle davanın reddine,
2.Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesince hesaplanan 732,00-TL maktu karar harcının başlangıçta mahkeme veznesine yatırılan 12.382,40-TL harçtan mahsubu ile fazla harç olan 11.650,40- TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3.Taraf vekillerince vekalet ücreti ve yargılama gideri talep edilmediğinden bu konuda bir karar oluşturulmasına yer olmadığına,
4.Davacı tarafından yatırılan gider avansından bakiye kalan kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Dair tarafların yokluğunda tebliğden itibaren 2 haftalık sürede HMK 341. maddesi uyarınca istinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 10/03/2026
Başkan
(e-imzalıdır)
Üye
(e-imzalıdır)
Üye
(e-imzalıdır)
Katip
(e-imzalıdır)