T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARARIN
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı taraf dava dilekçesinde özetle;davalı ... tarafından Bakırköy .... İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibi başlatıldığını, taraflar arasında 21.09.2024 tarihinde 268 koli ... marka çakmak alımına ilişkin 1.594.600 TL bedelli ticari anlaşma yapıldığını, dava konusu 6 adet çekin bu ticari ilişki kapsamında avans olarak verildiğini, davalının malları peyderpey teslim etmeyi taahhüt ettiğini ancak malların müvekkile teslim edilmediğini, mallar teslim edilmediği için çeklerin iadesinin talep edildiğini fakat davalının müvekkili oyalayarak çekleri de malları da teslim etmediğini, teslimata ilişkin herhangi bir belgenin bulunmadığını, buna rağmen 50.000 TL, 345.000 TL ve dört adet 300.000 TL bedelli ve 21.09.2024, 25.09.2024, 30.09.2024 ve 25.10.2024 tarihli çeklere dayanılarak icra takibinin yürütüldüğünü, mal teslimi gerçekleşmediğinden çeklerin bedelsiz kaldığını, bu nedenle müvekkilinin takip konusu alacaktan borçlu olmadığının tespitini ve çeklerin iptaline karar verilmesini, yargılama süresince çekler üzerine tedbiren ödeme yasağı konulmasını talep ettiğini, ayrıca takipte kötü niyet bulunduğunu ileri sürerek icra takibinin iptalini ve %20’den az olmamak üzere tazminata hükmedilmesini talep ettiğini bildirdiği anlaşılmıştır.
Davalı taraf cevap dilekçesinde özetle, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını ve hayal ürünü olduğunu ileri sürdüğünü, davacının müvekkilden aldığı ürünlere karşılık ödeme aracı olarak dava konusu çekleri tanzim edip teslim ettiğini, çeklerin avans olduğuna ve bedeli kadar mal teslimi yapılmadığına dair iddiaların yazılı delille ispat edilmesi gerektiğini, bu ispatın HMK 200 uyarınca kesin delillerle yapılması gerektiğini, davacı ile müvekkil arasında davacının iddia ettiği içerikte herhangi bir yazılı sözleşmenin bulunmadığını, dava değeri ve mahiyeti gereği tanık dinlenilmesine muvafakat etmediklerini ve tanık dinlenmesinin mümkün olmadığını,
TBK 207/2 uyarınca kuralın peşin satış olduğu ve çekin mevcut borcun tasfiyesine yönelik verildiğine dair içtihatlar bulunduğunu belirterek davanın reddedilmesini talep ettiğini, ayrıca davacının kötü niyetli olduğunu ileri sürüp %20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istediğini ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesini talep ettiğini beyan ettiği görülmüştür. DELİLLER VE GEREKÇE; Dava, kambiyo senetlerinden kaynaklanan menfi tespit talebine ilişkindir.
İcra ve İflas Kanunu'nun 72.maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi; menfi tespit davasını, bir hukuki ilişkinin ya da ondan doğan bir hak veya yetkinin mevcut olmadığının, bir belgenin sahteliğinin ya da herhangi bir nedenle hükümsüzlüğünün tespiti için hukuki yarar bulunması koşuluna bağlı olarak açılan ve sonucunda herhangi bir mahkumiyet istemini içermeyip, konusunu teşkil eden hususun bir kararla tespitini amaçlayan dava olarak tanımlamıştır.
Borçlu icra takibine süresinde itiraz etmediği ve takibin kesinleşmesi halinde borcunun bulunmadığını bu dava türü ile ileri sürebilir. Menfi tespit davasında ispat yükü kural olarak davalı alacaklıya düşer. Ancak kambiyo senedi niteliğinde bulunan bonolardan kaynaklanan alacaklarda ispat yükü borçlu bulunmadığını iddia eden davacı borçluya düşer.
Tüm dosya kapsamında yapılan inceleme sonucunda;
Mahkememizce tarafların ticari defterlerinin incelenmesi yönünde ara karar kurulduğu, tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapılması için 13.10.2025 tarihli celsede verilen ara karar uyarınca tarafların hazır olmadıkları, defter kayıt ve belgelerini sunmadıkları, bilirkişi ücretini de yatırmadıkları görülmüştür. Davacının dava konusu çekler nedeniyle borçlu olmadığı iddiası başkaca herhangi bir delille desteklenmediği anlaşıldığından mahkememizce davacının iddiasının ispatı için yeterli görülmemiştir. HMK’nın ispat yükünü düzenleyen 190. maddesine göre ispat yükü; kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi gereğince de, "Kural olarak, herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür." düzenlemeleri mevcuttur. Buna göre; kambiyo senedi nedeniyle borçlu olmadığı iddiasının davacı tarafça ispatı gerekmekle bu husus ispatlanamadığından, davanın reddine dair aşağıda yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.
1.Davanın REDDİNE
2.Harçlar Kanunu'na göre belirlenen 732,00 TL ilam harcından peşin alınan 31.081,03 TL harçtan mahsubu ile bakiye 30.349,03 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3.6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre alınan 4.700,00 TL arabulucu ücretinin davacıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına,
4.Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5.Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 260.199,81 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine,
6.HMK’nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra artan avansın taraflara iadesine Dair, davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı09/02/2026 Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)