T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/696 - 2026/237
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 24.04.2024
NUMARASI : 2023/706 Esas 2024/274 Karar
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 10.03.2026
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili dava dilekçesinde; 27.10.2021 tarihinde davalı tarafından zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalanan aracın seyir halinde iken, işaretsiz uyarı levhasız yol çalışması nedeniyle yoldan çıkarak takla atması sonucu meydana gelen kazada araçta yolcu olarak bulunan davacının yaralandığını Hacettepe Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan raporda geçirdiği kaza sebebiyle tüm vücut engel oranının % 5 olduğunun, tıbbi iyileşeme süresinin 18 aya kadar uzayabileceğinin, 3 ay süre ile de bakıcı ihtiyacının bulunduğunun tespit edildiğini, zararlarından davalının sorumlu olduğunu belirterek;
HMK 107. madde uyarınca 100,00 TL sürekli iş göremezlik, 100,00 TL geçici iş göremezlik, 100,00 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 300,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan müştereken ve müteselsilen tahsilini istemiş, ıslah dilekçesinde; sürekli iş gücü kaybı taleplerini 429.900,00-TL'ye, bakıcı gideri talebini 9.613,08-TL'ye çıkardıklarını, geçici iş göremezlik tazminatını ise 100,00-TL olarak bıraktıklarını ve artırmadıklarını belirterek, toplam 439.613,08- TL olarak ıslah etmiştir.
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde; kazaya karışan aracın davalı tarafından trafik sigorta poliçesi ile sigortalı bulunduğunu, davacıda sürekli maluliyet oluşmadığını, kusur durumunun tespitinin gerektiğini, davacının kaza anında emniyet kemerini takmadığının anlaşıldığını, emniyet kemerinin takılmaması ile oluşan maluliyet arasında illiyet bağı bulunması halinde müterafik kusur indirimi uygulanması gerektiğini, olayda hatır taşıması bulunduğunu, % 20’den az olmamak üzere hatır taşıması indirimi yapılmasını talep ettiklerini, geçici iş göremezlik, geçici bakıcı ve tedavi giderlerinin poliçe teminatı kapsamında bulunmadığını, davacının kendi müracaatı ile almış olduğu maluliyet raporunun hükme esas alınamayacağını, kabul anlamına gelmemek üzere davalı şirketin ancak dava tarihinden itibaren yasal faizle sorumlu tutulabileceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; davanın trafik kazasında yaralanmadan kaynaklanan daimi, geçici iş gücü kaybı ve bakım gideri tazminatı, istemine ilişkin olduğu; davacının içinde yolcu olarak bulunduğu aracın 27.10.2021 tarihinde tek taraflı kaza yaptığı, davacının kaza nedeniyle % 5 engeli oluşacak,18 ay süre ile geçici olarak iş göremez halde kalacak, 3 ay süre ile başkasının bakımına ihtiyaç duyacak derecede yaralandığının alınan rapor ile tespit edildiği, kazanın meydan gelmesinde; kazada aracını gece karanlığının gerektirdiği yol, hava ve trafik şartlarında, aracın yük ve teknik özelliklerine göre kullanmayan, sağ şeridi kaplayan kum yığınını fark ederek fren yapamayan, sol şeride hareket edip araç kontrolünü kaybeden, aracın takla atıp savrulmasına sebebiyet veren davalıya sigortalı araç sürücü ...'in %75 oranında, yolda bakım çalışması yaptığı sırada gerekli güvenlik önlem ve işareti bulundurmayan, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununu 13/b maddesindeki “Yolun yapım ve bakımı ile görevli kuruluştan izin almak ve çalışmalarında, gerekli önlemleri alarak, aldırarak ve devamlılığını sağlayarak, trafik akımını ve güvenliğini bozmayacak tarzda yapmak zorundadırlar.” kuralını ihlal eden Başer İnşaat firma yetkilisinin %25 oranında kusurlu bulunduğu, araçta yolcu olarak bulunan ve kaza öncesi ... ile birlikte alkol alan davacı ...'ın alkolün etkisi ile araç sürücüsünün güvenli araç sürüşüne etkide bulunduğunun ve kaza esnasında emniyet kemerlerinin takılı olup olmadığının belirsiz olması karşısında müterafik kusurdan bahsedilemeyeceği, %20 hatır taşıması indirimi yapılması halinde davacının maluliyeti ile orantılı olarak 116.314,12 TL geçici iş gücü kaybı, 541.666,82 TL sürekli iş gücü kaybı ve 9.613,08 TL bakıcı (bakım) gideri tazminatına belirlendiği gerekçesiyle; “Davanın kabulüne, 429.900,00-TL daimi iş göremezlik tazminatı, 100,00-TL geçici iş göremezlik tazminatı, 9.613,08-TL bakım gideri tazminatı olmak üzere, 439.613,08-TL'nin temerrüt tarihi olan 15.12.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,” karar verilmiş hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; kazanın meydana gelmesindeki, kusura, hatır taşımasına, müterafik kusura, destek olgusuna ve hesaplamaya itirazlar ettiklerini, itirazlarının nazara alınmadığını: kusur raporunun tespitinde maddi hata yapıldığını bu durumunda tazminatın hatalı hesaplanmasına neden olduğunu, kaza tespit tutanağında, sigortalı araç sürücüsünün tali kusurlu, gerekli önlemleri almadan yol çalışması yapan firmanın ise asli kusurlu olduğunun tespit ediliğini, hal böyle iken sigortalı araç sürücüsüne asli, yol yapım firmasına tali kusur verilmesinin hatalı olduğunu, kazanın meydana gelmesinde davalı %25 kusurlu olabilecek olmasına rağmen %100 kusur üzerinden hesaplanan tazminattan sorumlu tutulmalarının da hatalı olduğunu, itirazlarına rağmen müterafik kusurun değerlendirilmediğini, koruyucu ekipman kullanılmaması nedeniyle %20 müterafik kusur uygulanması gerektiğini, davayı kabul etmemekle birlikte, davacının kaza tarihinden itibaren yasal faiz ile sorumlu olduğunu, kararda hükmedilen faiz ve yargılama giderlerininde hatalı olduğunu, hesaplamanın Genel Şartlara göre yapılması gerektiğini, hesaplamanın uygun olmadığını, teknik faiz uygulanması gerektiğini, pasif dönem hesabının da hatalı olduğunu, maluliyet oranın %69’un altında olması halinde pasif dönem hesabı yapılmayacağını, belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Mahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılıklar gözetilerek, istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak HMK'nın 355. maddesi gereğince yapılan inceleme neticesinde; Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle, geçici iş göremezlik, sürekli iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri istemidir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Haksız fiilden kaynaklanan cismani zarar nedeniyle sigorta şirketi hakkında açılan davada, sigorta şirketi teminat kapsamında olan "gerçek zarardan" sigorta teminat limiti ile sınırlı olmak üzere sorumludur. Gerçek zarar,
TBK'nın 54 maddesindeki talepler açsından, TBK'nın Genel Hükümleri çerçevesinde, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi tarafından benimsenen ilke ve yöntemlerle belirlenmeli,
TBK'nın 61. maddesi gereğince, birden fazla kişinin zarara birlikte neden olduğu durumda, talep halinde zarara neden olanların müteselsil sorumluluğuna karar verilebilir ise de, sigortanın sorumluluğuna gidilebilmesi için kusurun varlığı da gerektiğinden kusura somut bir itiraz olması halinde itiraz değerlendirilmeden karar verilmemeli, yine cismani zarar nedeniyle iş göremezlik zararlarında tazminat talep edilmesi için, sürekli iş göremezlik oranının yine geçici iş göremezlik talebi var ise geçici iş göremezlik süresinin tespiti gerektiğinden, maluliyet/engellilik durumunun uyuşmazlık konusu olduğu durumlarda, Yargıtay 4 Hukuk Dairesi'nin TBK'nın 54. maddesindeki "çalışma gücü yitirilmesi ve azalmasına" ilişkin zararların tespiti açısından, kabul ettiği Yönetmelik hükümleri çerçevesinde maluliyet/engellilik raporu alınmadan karar verilmemelidir.
1.Kazanın meydana gelmesinde kusurun belirlenmesine yönelik olarak; Olay tarihinde, saat 23.20 sıralarında meydana gelen kazada, Kaza Tespit Tutağında; bir gidiş, bir geliş olmak üzere iki şeritli yolda, bölgede yapılan çalışma nedeniyle, davacının yolcu olduğu aracın gidiş istikametine göre sağ şeridin kum ile kapalı olması nedeniyle, araç sürücüsünün sol şeride manevra yaptığı sırada direksiyon hakimiyetini kaybettiği ve aracın takla atarak yoldan çıkması sonucu meydana gelen kazada yolda çalışma yapan ve gerekli önlemleri almayan firmanın asli kusurlu, davalı tarafından sigortalı araç sürücüsünün ise, aracın hızını, yol, trafik görüş durumunu şartlara uydurmamak kuralını ihlal ettiğinden tali kusurlu olduğunun belirtildiği görülmüştür.
Mahkemece alınan kusur raporunda ise; davalı tarafından sigortalı araç sürücüsünün asli, yol çalışması yapan ve gerekli önlemleri almayan firmanın tali kusurlu olduğu tespit edilmiş, rapora davalı tarafından itiraz edildiği gibi, mahkemece alınan rapor ile kaza tespit tutanağındaki kusur belirlemesi arasında çelişki oluşmuştur.
Bu durumda, Kaza Tespit Tutanağı, ceza soruşturmasında alınan ifade ve beyanlar, kazanın oluş şekli ve saati, yol durumunun da değerlendirildiği, taraf itirazlarını da karşılar şekilde, karayolu üzerinde yapılan çalışmanın kaza ile illiyetinin bulunduğunun kabulü halinde, buna göre kusur oranlarının tespit edildiği, Karayolları Fen Heyetinde görev yapmış bilirkişilerden ya da Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, davalı itirazları değerlendirilmeden alınan kusur raporuna göre karar verilmiş olması doğru görülemiştir.
2.Maluliyet durumu açısından; mahkemece davacının tazminat talebine yönelik maluliyet raporu alınmaksızın, davacı tarafından dosyaya ibraz edilen rapora göre karar verildiği anlaşmaktadır.
Davacı tarafından dosyaya ibraz edilen Hacettepe Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan raporda; kaza neticesinde kolu kırılan davacının, ulnar sinirin bileşik motor ya da duyusal kaybı için üst ekstremite özür oranının, hastada hafif derecede motor kas gücü kaybı meydana geldiği belirtilerek takdiren 1/5 oranında azaldığı kabul edilerek, %5 maluliyetinin bulunduğu, iyileşme süresinin 18 ayı bulabileceği, 3 ay süre ile bakıcı ihtiyacı olduğu tespit edilmiştir. Alınan rapor mahkemece alınmadığı gibi, adli tıp uzmanları tarafından tanzim edilen söz konusu rapor da engel oranın tespitinde; nöroloji uzmanı tarafından tanzim edilen raporda "duyu liflerinde orta, motor liflerinde hafif şiddette kronik parsiyel aksonal hasarı" olduğunun belirtilmiş olması nedeniyle, davacının engeli oluştuğu kabul edilmiş ise de, söz konusu raporda tespit edilen hasarın engel oluşturacak boyutta olup olmadığına ilişkin bir değerlendirme olmadığı gibi, sürekli olacağına ilişkin de bir değerlendirme yapılmamış, adli tıp uzmanları tarafından, mevcut yaralanmanın sürekli olacağı kabul edilerek, takdiri olarak engel oranı belirlenmiş, ayrıca mevcut yaralanması nedeniyle iyileşme süresinin 18 ayı bulacağı tespit edilmiştir. Maluliyet raporu davacının muayenesi yapılmadan son durumu değerlendirilmeden ve davacının başvurusu üzerine alınmış olması nedeniyle bu haliyle karar vermeye yeterli ve elverişli değildir.
Davacının mevcut yaralanması nedeniyle maluliyetinin meydana gelip gelmediğinin kaza tarihi itibariyle Yargıtay tarafından uygunlanması gerektiği belirtilen "Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmelik" hükümleri çerçevesinde yapılacak değerlendirmeye göre, mevcut arazın, engel oluşturacak boyutta olup olmadığı ve engel oluşturacak boyutta olması halinde engel oranın tespit edildiği, ayrıca iyileşme süresinin ve geçici ya da sürekli bakıma muhtaçlık durumunun değerlendirildiği, Adli Tıp Kurumu İlgili ihtisas kurulundan (2., 3.) içerisinde ortopedi uzmanı ve nöroloji uzmanı hekiminin de yer aldığı heyetten rapor alınması için hükmün kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.
3.Aktüer hesap bilirkişi raporuna yönelik olarak ise; kaza tarihinde fiilen çalışmakta olan davacının, tazminat hesabında geliri belirlenirken 2023 Kasım ve Aralık aylarında elde ettiği gelirin asgari ücretin 1,62 katı olduğu kabul edilerek, geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı hesaplanmıştır. Davacının fiilen çalışması var ise bilinen dönem gelirinin belirlenmesinde bilinen geliri esas alınmalıdır. Her ne kadar, davacının gelirine ilişkin bordrolar dosyaya kazandırılmamış ise de, SGK kayıtlarındaki prime esas alınan kazancına göre kaza tarihinden önce ve 2023 yılına kadar olan dönemde, davacının gelirinin asgari ücretin 1,62 katı olduğu kanıtlanamamaktadır. Bu durumda, davacının kaza tarihinden sonraki gelirine esas bordrolar çalıştığı işyerlerinden getirtilerek, bilinen dönem zararı bilinen gelirine göre hesaplanarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, 2023 Kasım ve Aralık ayına ait maaş bordrolarından hareket ile asgari ücrete oranlama yapılarak ve kaza tarihinden itibaren aynı oranda gelir elde ettiği kabul edilerek ve hesaplama yapılmış olması doğru görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, davacının, kaza tarihinden itibaren, ilk derece mahkemesi kararına esas alınan rapor tarihine kadar olan gelirine esas maaş bordroları dosyaya kazandırılarak, bundan sonra yukarıda açıklandığı üzere, kusur ve maluliyet/engellilik raporu alınarak, akabinde dosya aktüer hesap bilirkişine tevdi edilerek, ilk derece mahkemesi kararının sadece davalı tarafından istinaf edilmiş olması nedeniyle, kaldırılan ilk derece mahkemesi kararına esas alınan bilirkişi raporu tarihindeki veriler nazara alınarak hesaplandığı rapor alınarak sonucuna göre olumlu olumsuz bir karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, karar vermek gerekmiştir.
1.Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
Davanın yeniden görülüp sonucuna göre bir karar verilmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,
2.Kararın kaldırılma sebebine göre davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
3.İstinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf eden davalıya iadesine,
4.İİK'nın 36. maddesi gereğince, Çubuk İcra Hukuk Mahkemesinin 2024/40 D.iş, 2024/45 K. Sayılı icranın geri bırakılması kararına istinaden Çubuk İcra Müdürlüğünün 2024/777 E. Sayılı dosyasına depo edilen 724.000,00 Türk Lirası bedelli teminat mektubunun yatırana iadesine,
5.İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine,
6.Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 13.02.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır. n