T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/745 - 2026/283
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 16.01.2024
NUMARASI : 2022/391 Esas 2024/17 Karar
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 25.02.2026
İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 15.10.2017 tarihinde davalı sigorta şirketine zorunlu mali mesuliyet sigortası ile sigortalı, davacının yolcu olarak bulunduğu aracın kavşağa kırmızı fasılalı ışıkta seyir hızı ile girerek sarı fasılalı ışıkta geçen dava dışı araca çarpması sonucunda davacının ağır ve kalıcı şekilde yaralandığını, olay yeri kaza tespit tutanağına göre sigortalı araç sürücü ...’nın tam kusurlu bulunduğunu, davacının 09.07.1975 doğumlu olup olay tarihinde güzellik uzmanı olarak iş yeri sahibi olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 500,00-TL geçici iş göremezlik ve 3.000,00-TL kalıcı iş göremezlik olmak üzere toplamda 3.500,00-TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 08.03.2019 tarihli dilekçesi ile sürekli işgöremezlik tazminatını 139.165,94 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının içinde yolcu olarak bulunduğu ... plaka sayılı aracın davalıya zorunlu mali mesuliyet sigortası ile sigortalı olduğunu, davacı tarafından davalı şirkete eksik belge ile başvuru yapıldığından davanın usulden reddi gerektiğini, davacının maluliyet oranının trafik sigortası yeni genel şartları gereğince Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik'e göre, kusur oranının Adli Tıp Kurumu tarafından tespit edilmesi gerektiğini, kaza ile sakatlık arasındaki illiyet bağının ve zararın ispatlanması gerektiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; 26.06.2019 gün ve 2017/842 esas 2019/582 karar sayılı karar ile geçici iş göremezlik talebi yönünden davanın reddine, sürekli iş göremezlik talebi yönünden davanın kabulü ile 139.165,94-TL'nin 21.11.2017 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine dair karar verildiği, karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26.Hukuk Dairesinin 14.04.2022 gün ve 2019/3327 Esas - 2022/1019 Karar sayılı ilamı ile hükme esas alınan maluliyet raporunun kaza tarihindeki yasal mevzuata uygun olmadığı, ATK İhtisas Dairesi'nden veya üniversite hastanelerinin adli tıp kürsülerinden mevzuata uygun maluliyet raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden bahisle kararın kaldırıldığı, BAM kararından sonra Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenerek dosyaya sunulan rapora göre Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması Ve Özürlülere Verilen Sağlık Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre davacının %14 kalıcı maluliyeti bulunduğu, iyileşme süresinin 18 ay olduğu, aktüer hesap bilirkişi raporunda davacının % 14 maluliyetine göre 625.554,99-TL kalıcı iş göremezlik tazminatı hesaplandığı, BAM Kaldırma kararından önce alınan ve kaldırma sebeplerine göre içeriği kesinleşmiş olan kusur raporuna göre kazaya sebebiyet veren araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde % 90 oranında kusurlu ve yasal sınır üzerinde alkollü olduğu, % 90 kusur mahsup edildiğinde davacının talep edebileceği tazminat tutarının 562.999,49-TL olarak hesaplandığı, davacınım alkollü sürücünün aracına bindiğine göre müterafik kusurunun bulunduğu, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre % 20 oranında müterafik kusur indirimi yapıldığında tazminat tutarının 450.399,59-TL olarak hesaplandığı, davaya konu zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesinin limiti cismani zararlar yönünden kişi başına 330.000-TL ise de ilk karara karşı davacı tarafça istinaf yoluna başvurulmadığı, dolayısıyla hüküm altına alınan 139.165,94-TL'lik tutar yönünden davalı yararına usuli kazanılmış hak oluştuğu, bu kapsamda geçici iş göremezlik talebi yönünden verilen red kararının gelinen aşamada kesinleştiği, ilk kararda kabul edilen yasal faiz ve faiz başlangıcı tarihinin de yine kaldırma kararına göre kesinleşen yönlerden olduğu belirtilerek; davanın sürekli iş göremezlik tazminat talebi yönünden kabulü ile; 139.165,95-TL maddi tazminatın 21.11.2017 tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, geçici iş göremezlik talebi yönünden hüküm kesinleşmiş olup bu yönde karar verilmesine yer olmadığına, karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kamu düzeni teşkil eden hallerde usuli kazanılmış hak söz konusu olmayacağını, mahkemece yapılan yargılamada alınan yeni aktüer raporuna göre 625.554,99-TL tazminat hesaplandığını, poliçe limitinin 330.000-TL olmasına rağmen ilk karar istinaf edilmediğinden bahisle davacı tarafa talep arttırım/ıslah için süre verilmediğini, davacının geliri asgari ücret düzeyinde olup bu husus kamu düzeninden olduğunu, kamu düzenine aykırılık usuli kazaılmış hakkın istisnalarından biri olduğunu, müterafik kusur indirimi yapılmasının hatalı olduğunu, davacı, dava dışı sürücünün alkollü olduğunu bilmemekle beraber aksi kanaatte müterafik kusurun davacıda meydana gelen maluliyetle illiyetinin davalı tarafından ispatlanması gerektiğini, geçici iş göremezliğe hükmedilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalının geçici iş göremezlik zararından da sorumlu olduğunu, belirterek; kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacı tarafın başvuru şartını yerine getirmeksizin dava açtığını, bu dava şartı eksikliği olup sonradan giderilmesi mümkün olmadığını, kaza ile davacının sakatlığı arasındaki illiyet bağının ve davacının kazadan kaynaklanan maluliyetinin tespiti bakımından dosyanın Adli Tıp 3. Üst Kuruluna sevki ile rapor tanzim edilmesi gerektiğini, davalı tarafından yapılan medikal inceleme neticesinde davacının özürlülük oranı % 9 olarak tespit edildiğini, uyuşmazlıkta kaza tarihi 15.10.2017 olup maluliyet raporunun Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenmesi gerektiğini, tazminat hesabının genel şartlar gereğince TRH 2010 yaşam tablosu ve 1,8 teknik faiz esas alınarak yapılması gerektiğini, tazminattan müterafik kusur nedeniyle indirim yapılmadığını, kaza sırasında başvurucu sigortalı araçta yolcu konumunda bulunduğundan başvuru konusu taşımanın başvuran açısından hatır taşıması niteliğinde olması nedeniyle hesaplanacak tazminattan hatır indirimi uygulanması gerektiğini, tazminat tutarına 21.11.2017 tarihinden itibaren faiz işletilmesinin yasa ve içtihatlara aykırı olduğunu, davalıya dava öncesinde eksiksiz ve tam başvuru yapılmamış olduğundan ancak dava tarihinden yasal faiz yürütülebileceğini belirterek, kararın kaldırılmasınına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve istinaf edenlerin sıfatına göre dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda;
Davanın trafik kazası neticesinde yaralanarak cismani zarara uğradığını ileri süren davacının ZMMS poliçesi kapsamında geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince davacının davasının sürekli iş göremezlik tazminat talebi yönünden kabulüne, geçici iş göremezlik talebi yönünden kaldırma kararı öncesi verilen hüküm kesinleşmiş olup bu yönde karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden,haksız fiilin gerçekleştiği tarih esas alınarak 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihinden sonra Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliği, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmeliğe uygun olarak düzenlenmesi gerekir.
Somut olayda mahkemece verilen ilk karar karşı davalı sigorta şirketi vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılması üzerine bölge adliye mahkemesi kaldırma kararı sonrası dosyaya kazandırılan Ankara Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 15.09.2022 tarihli maluliyet raporunda şahsın maluliyetinin hesaplanmasında 30.03.2013 tarihli 28603 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik esas alındığında, şahıstaki anksiyete bozukluğu için kişinin özür oranı % 8, sağ dirsek ekstansiyon kısıtlılığı için ekstremite özür oranı % 3, omuz eklem hareket kısıtlılığı için üst ekstremite oran toplamı % 7, dirsek ve omuz oranları Balthazard yöntemi ile toplandığında kişinin özür oranı % 6, oranlar Balthazard yöntemi ile toplandığında kişinin özür oranı % 14 olarak hesaplandığı, istenilen EMG tetkiki yapılmadığından sinir hasarı olup olmadığı tespit edilemeyeceği, şahsın herhangi bir üniversite ya da eğitim araştırma hastanesinin Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümünce 15.10.2017 tarihli kazada sağ humerus distal kırığı olduğu, sağ üst ekstremite kas gücü, duyu muayenesi açısından değerlendirilmesi ve sağ üst ekstremite EMG'si de çekilerek geçirmiş olduğu trafik kazasına bağlı sekel mahiyetinde arızası olup olmadığını, geçirmiş olduğu kaza ile illiyetinin bulunup bulunmadığını bildirir ayrıntılı son durum raporunun ve çekilen EMG tetkikinin gönderilmesi durumunda yeniden değerlendirilebileceği, bu nedenle mevcut tıbbi belgelere göre şahsın 15.10.2017 tarihli yaralanması neticesinde; Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre özür oranının % 14 (yüzdeondört) olduğu, 18 (onsekiz) ay süre ile iş göremezlik halinde kaldığının tespit edildiği ve mahkemece raporun hükme esas alınarak karar verildiği görülmüştür. Ancak davacının % 8 maluliyetinin anksiyete bozukluğu nedeniyle oluştuğu belirtildiğinden, buna yönelik tedavi evrakları da getirilerek öncelikle psikiyatri poliklinik raporlarında davacının ailevi ve şahsi durumu, yakın kaybı, çocuğunun ruhsal süreçlerinden bahsedilmiş olmakla zihinsel ve ruhsal bozukluğunun kaza ile illiyetinin bulunup bulunmadığı, bu nedenle tedavi görüp görmediği, tedavisinin sona erip ermediği, tedavi ile iyileşip iyileşmeyeceği, maluliyete neden olacak şekilde kalıcı hale gelip gelmediği, ömür boyu araz bırakacak şekilde çalışmasına engel teşkil edip etmediğinin belirlenmesi için mahkemece tüm tedavi evraklarının getirtilip gerekli muayenesi yapılmak suretiyle olay tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliği kullanılması suretiyle Adli Tıp Kurumundan içerisinde psikiyatri uzmanı doktorun da yer aldığı kurul tarafından düzenlenecek açıklamalı, ayrıntılı, denetime elverişli maluliyet raporu alınması gerekirken belirtilen hususlarda açıklık bulunmayan raporun hükme esas alınarak karar verilmesi isabetli olmamıştır.
Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; mahkemece davacının maluliyet oranının tespiti için tüm tedavi evraklarının getirtilip gerekli muayenesi yapılmak suretiyle Adli Tıp Kurumundan içerisinde davacının mevcut yarlanmasına göre psikiyatri uzmanı doktor bilirkişide heyete dahil edilerek oluşturulacak heyetten olay tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine uygun biçimde, psikiyatrik durumuna ilişkin değerlendirmede de yapılarak mevcut yaralanması nedeniyle davacının kaza nedeniyle uğradığı çalışma gücü kaybı bulunup bulunmadığı ve varsa oranı, kaza ile illiyet bağı kuran açıklamalı, ayrıntılı, denetime elverişli maluliyet raporu alınarak oluşacak sonuca göre ilk karara karşı davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmamış olması nedeniyle davalı yararına oluşan usuli kazanılmış haklar gözetilerek karar verilmesi gerektiğinden kararın kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.
Bu durumda, açıklanan nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.a.6. Maddesi gereğince kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kaldırma kararının sebep ve şekline göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.
1.Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,
2.Kaldırma sebeplerine göre davacı vekilinin tüm davalı vekilinin dair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
3.Taraf vekillerince yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilgilisine iadesine,
4.İstinaf yoluna başvuran taraflarca yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına,
5.Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 20.02.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.n