1. Ceza Dairesi 2024/2052 E. , 2025/8453 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanık ... müdafii ve katılanlar vekilinin duruşmalı inceleme taleplerinin, 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299/1. maddesi gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Balıkesir 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.03.2023 tarihli ve 2022/631 Esas, 2023/140 Karar sayılı kararı ile; A) Sanıklar ... ve ... hakkında kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 81, 62... . maddeleri uyarınca 25 yıl hapis cezaları ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, B) Suça sürüklenen çocuk ... hakkında kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 81, 31/3 ve 62. maddeleri uyarınca 11... ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, C) Sanık ... ve suça sürüklenen çocuk ... hakkında kasten öldürme suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223/2.e maddesi uyarınca ayrı ayrı beraatine, karar verilmiştir.
2.Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 25.12.2023 tarihli ve 2023/1431 Esas, 2023/3352 Karar sayılı kararı ile; A) Sanık ... ve suça sürüklenen çocuk ... hakkında İlk Derece Mahkemesince verilen beraat hükümlerine yönelik katılanlar vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280/1.a maddesi uyarınca esastan reddine,
B) Sanıklar ..., ... ve suça sürüklenen çocuk ... hakkında İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik katılanlar vekili, suça sürüklenen çocuk ... müdafii ve sanıklar ... ve ... müdafiilerinin istinaf başvurularının kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280/1.g maddesi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280/2. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile;
a)Sanıklar ... ve ... hakkında kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 81, 29, 62... . maddeleri uyarınca 13... ay hapis cezaları ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına,
b)Suça sürüklenen çocuk ... hakkında kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 81, 31/3, 29... . maddeleri uyarınca 8 yıl 10... gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılanlar Vekilinin Temyiz Sebepleri Sanık ...
ve suça sürüklenen çocuk ... hakkında mahkûmiyet kararı verilmesi gerektiğine, diğer sanıklar ve suça sürüklenen çocuk yönünden haksız tahrik hükümlerinin uygulanmaması gerektiğine,
B. Suça Sürüklenen Çocuk ...
Müdafiinin Temyiz Sebepleri Meşru savunma hükümlerinin uygulanması gerektiğine, suç vasfına,
C. Sanık ...
Müdafiinin Temyiz Sebepleri Hükmün gerekçesiz olduğuna, eksik inceleme yapıldığına, suçun işlendiğinin sabit olmadığına, suç vasfına,
D. Sanık ...
Müdafiinin Temyiz Sebepleri Eksik inceleme yapıldığına, teşhis işleminin hukuka aykırı olarak yaptırıldığına, suçun işlendiğinin sabit olmadığına, suç vasfına, ilişkindir. III. GEREKÇE
1.Mahkemenin sanıklar ..., ... ve suça sürüklenen çocuk ... yönünden haksız tahrike ilişkin kabul, takdir ve uygulamasında isabetsizlik bulunmadığından, tebliğnamedeki bozma öneren düşünceye iştirak edilmemiştir.
2.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, bu haliyle hükmün gerekçe ihtiva ettiği, teşhis işleminde usulsüzlük bulunmadığı, eylemin sanıklar ..., ... ve suça sürüklenen çocuk ... tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, alınan raporların yeterli ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, eksik incelemenin bulunmadığı, meşru savunmaya ilişkin yasal unsurların oluşmadığı, suç vasıflarının tayininde isabetsizlik bulunmadığı, maktulden sanıklara ve suça sürüklenen çocuğa yönelen ve haksız tahrik oluşturan eylemlerin niteliği ve ulaştığı boyut dikkate alındığında belirlenen indirim oranının ve haksız tahrik indirimi yapılmasının isabetli olduğu, sanık ... ve suça sürüklenen çocuk ...'in üzerine atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, somut, kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediği, bu itibarla haklarından beraat kararı verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından anılan temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 25.12.2023 tarihli ve 2023/1431 Esas, 2023/3352 Karar sayılı kararında katılanlar vekili, sanıklar ..., ... müdafileri ve suça sürüklenen çocuk ... müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, suça sürüklenen çocuk ... hakkındaki hüküm yönünden oy birliğiyle, sanıklar ... ve ... hakkındaki hükümler yönünden, üye ... ve üye ...'ın karşı oyu ve oy çokluğu ile TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Balıkesir 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,02.12.2025 tarihinde karar verildi. K A R Ş I O Y Atılı davada uyuşmazlık konusu bir kısım sanıklar hakkında davada haksız tahrik indiriminin uygulama yeri bulunup bulunmadığı yolundadır. İncelenen davada mesire yerinde oturan iki gruptan sanıklardan ssç ... tarafından gerçekleştirilen bıçaklama eylemini sopa ile iştirak eden sanıklar ... ve ...'ın eylemde hangi aşamada rol üstlendiklerinin değerlendirilmesi gerekir.
İlk başta gruplar otururken ssç ...'a maktulün "... sen misin" diye sormasıyla başlayan gerginlik ikili arasında oturulan gruplarda uzak bir tarafta sözlü ve fiziksel bir kavgaya dönüşmüş tüm taraflar gidip bu ikisini ayırmış sonrasında ...'un temyiz dışı maktul ...'u aramasıyla olaylar biraz yatışmış bir süre sonra taraflar tekrar mesire yerine gelince taraflar arasında gerginlik oluşmuştur. Bu aşamadan sonra yargılanan sanıklardan ... ve ... olay yerine gelmişler bunlar geldiğinde ssç ...'nin elinde bıçak olduğunu görmüşler ve ona kavgada dahil olmuşlardır. İşte bu aşamadan sonra maktul ... aldığı bıçak darbesi ve künt darbeler ile vefat etmiştir. Olay yerine sonradan gelen ve gerek o anda gerek daha önceki aşamada maktul tarafından kendilerine yönelen herhangi bir söz ve fiil bulunmayan üstelik olay yerine geldiklerinde arkadaşlarının öldüğünden haberleri olmayan sanıklar ... ve ... hakkında nasıl bir haksiz tahrikin geçtiği belli değildir. Bu gerekçelerle sanıklar ... ve ... haklarında haksız tahrik hükümlerinin uygulanmaması gerekirken haksız tahrik indirimi yapılmış hali ile verilen karara onama yolunda görüş bildiren Sayın çoğunluğa katılmıyorum. K A R Ş I O Y
Yapılan yargılama ve incelenen dosya kapsamına göre sanıklar ... ve ...'in maktul ...'a yönelik kasten öldürme fiilini maktulden kendilerine bizzat yönelen haksız bir fiile tepki olarak işlemedikleri, nitekim her iki sanığın da arkadaşları ...'un yaralandığı ilk olay sırasında olay mahallinde bulunmadıkları ve oraya sonradan geldikleri gibi, daha sonra ölen ... ile akrabalık ilişkilerinin de olmadığı nazara alındığında,
TCK'nın 29. maddesindeki haksız tahrik uygulamasını kabul edilebilir ölçünün çok üzerinde genişletir şekilde tahrik indiriminden yararlandırılmalarının isabetli bulunmadığı, öte yandan bir an için bu husus haksız tahrik nedeni olarak kabul edilse bile, tahrik indirimine bağlı cezanın asgari hadden uzaklaşılıp makule yakın oranda 16 yıl olarak belirlenmesinin de sanıklar için eksik ceza tayinine yol açtığı ve bu itibarla usûl ve yasaya aykırı olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının adı geçen sanıklar yönünden bozulması gerektiği görüşünde olmam nedeniyle sayın çoğunluğun onama düşüncesine katılmıyorum.