T.C.
İSTANBUL
6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı/borçlu arasında 01.01.2023-31.12.2023 tarihleri arasında geçerli olmak kaydı ile bir Abonelik Sözleşmesi akdedildiğini, işbu abonelik sözleşmesine konu otoparkın 30.000,00-TL+KDV aylık abonelik karşılığında davalı/borçlunun kullanımına bırakıldığını, ancak davalı/borçlu abonelik sözleşmesi kapsamında bahse konu alanı kullanmasına ve cari hesap ekstresi ile ilgili faturaların kendisine usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen yükümlü olduğu edimi gereği gibi eksiksiz ve tam ifa etmediğini, bunun üzerine müvekkili şirket tarafından ,,, 27. İcra Müdürlüğü,,,Esas sayılı dosyası aracılığıyla sözleşme ve faturaya dayalı cari hesap alacağı kapsamında 944.000,00-TL bedelli icra takibi başlatıldığını, ancak kötü niyetli davalı/borçlu işbu takibe karşı itiraz ettiğini belirterek, davalı/borçlunun ,,, 27. İcra Müdürlüğü ,,, Esas Sayılı Dosyası sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazının iptali ile takip talebindeki koşullarla takibin devamına, kötü niyetli haksız davalı borçlunun alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilmesine talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin abonelik sözleşmesinin 31.12.2023 tarihinde sona ereceğini ve sözleşmede yazılan bedelin hiçbir sebep gösterilmeksizin değiştirilmesini kabul edemeyeceklerini belirtmelerine rağmen davacı tarafından müvekkili şirket adına Ekim 2024, Kasım 2024 ve Aralık 2024 aylarında 45.000,00 TL + KDV olmak üzere 54.000,00 TL tutarında fatura düzenlendiğini, müvekkilinin ise iyi niyetli yaklaşmaya çalışarak aradaki sözleşmesel ilişkinin bozulmaması adına bu bedelleri de davacı şirkete ödediğini, 2024 yılına gelindiğinde ise taraflar arasındaki sözleşmenin aynı koşullarla devam edileceği hususunda anlaşmaya varıldığını, fakat davacı tarafından müvekkil adına düzenlenen faturalarda aylık abonmanlık kira bedelinin %100 oranında arttırılarak aylık 90.000,00 TL + KDV olarak fatura düzenlendiğinin görüldüğünü, müvekkilinin işbu bedelle ilgili olarak davacı şirketin ilgili birim yetkilileri ile görüştüğünü, konu üzerinde çalışacaklarını ve yeniden bir düzenlemeye gidilebileceğinin müvekkili şirkete belirtildiğini, fakat uzun bir süre boyunca müvekkil şirkete davacı tarafından herhangi bir dönüş sağlanmadığını ve geçen bu süre boyunca da müvekkili aleyhine kira bedeli işlemeye devam ettiğini, müvekkilinin, davacı şirketten herhangi bir dönüş ve net bilgi alamadığından davacı şirkete bir takım ödemeler yaptığını, davacı şirketin kötü niyetli olarak müvekkili oyalama sürecinin bu şekilde devam etmekte iken davacıdan kira bedelinin düşürülerek revize edilmesini bekleyen müvekkiline 2024 yılı Temmuz ayında bu defa aylık 120.000,00 TL + KDV olmak üzere toplam 144.000,00 TL bedelli fatura düzenlenerek gönderildiğini ve devam eden aylarda da bu bedel üzerinden müvekkili şirkete fatura düzenlenmeye devam edildiğini, davacı şirketin 2023 yılının Nisan ayında yapılan abonelik sözleşmesinden Temmuz 2024 tarihine kadar yalnızca 15 ay geçmiş olmasına rağmen abonelik bedelini 4 kat arttırdığını ve hali hazırda müvekkiline aylık 120.000,00 TL+KDV olarak fatura düzenlemeye devam ettiğini, davacının bu kötü niyetli, fahiş ve kabulü mümkün olmayan abonelik bedeli artışlarına müvekkili tarafından itiraz edilmiş ise de davacı tarafın müvekkilini oyaladığını, akabinde de kötü niyetli olarak müvekkili tarafından abonelik bedellerinin ödenmediği iddiası ile müvekkili aleyhine ,,, 27. İcra Müdürlüğü'nün ,,, esas sayılı takip dosyası ile sözleşme ve faturaya dayalı icra takibi başlatıldığını, başlatılan bu kötü niyetli icra takibine müvekkili şirket tarafından süresi içinde itiraz edilerek takibin durdurulduğunu belirterek haksız, mesnetsiz ve kötü niyetli olarak ikame edilmiş olan davanın mahkemenin görevsizliği nedeniyle öncelikle usulden reddine, Mahkemenin aksi kanaatte olması halinde esastan reddine, davaya dayanak takibin davacı tarafından kötü niyetle ve sebepsiz zenginleşme gayesi ile ikame edilmiş olması sebebiyle davacı aleyhine asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67/1. maddesi uyarınca iptali ile İİK 67/2.maddesi uyarınca icra inkar tazminatı istemlerine ilişkindir. 6100 sayılı HMK'nın 4.maddesinde ''Sulh Hukuk Mahkemelerinin Görevi'' düzenlenmiştir. Buna göre 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK'nun 4/1-a maddesine göre; “Kiralanan taşınmazların, 09.06.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalarda” Sulh Hukuk Mahkemesi görevlidir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; taraflar arasındaki abonelik sözleşmesi kapsamında fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibinde alacağın varlığı, miktarı ve icra inkar tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkin olduğu tespit edilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlenmiştir. Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır.
Taraflar arasında imzalanan 01/04/2023 tarihli sözleşmesinin incelenmesinde; sözleşme konusunun, davacı ... tarafından ... ili, ... İlçesi, ... Kodlu- Seyrantepe Katlı Otoparkının sözleşmenin belirtilen kısmının belirtilen şartlarda abone ücreti karşılığında abone olan davalıya 3. Katta 60 araç abonelik parklanmaya bırakılması olduğu, taraflarca sözleşmenin farklı şekilde adlandırılmasının ve taraflar arasındaki sözleşmenin 3.1 maddesindeki aksine düzenlemenin sözleşmenin niteliğini değiştirmeyeceği, 60 araca yönelik belirli ve sabit bir yerin kullanımının ücret karşılığında bir tarafa bırakılmasına konu sözleşmenin kira sözleşmesi olarak kabulünün gerekli olduğu,
HMK 4/a maddesi gereğince "kiralanan taşınmazların İcra İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dahil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu olan davalar ile bu davalara karşı açılan davalar Sulh Hukuk Mahkemesinde" görüleceğinin düzenlendiği, taraflar arasındaki uyuşmazlığın kira sözleşmesinden kaynaklandığı, görevli mahkemenin Sulh Hukuk Mahkemesi olduğu ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin dava konusuyla ilgili incelemeye görevli olan 35. ve 36. Hukuk Dairelerinin güncel içtihatlarının da aynı yönde olduğu anlaşılmıştır. (İstanbul BAM 35. Hukuk Dairesinin 21/01/2026 tarihli...E- ... K, İstanbul BAM 36. Hukuk Dairesinin 14/01/2026 tarihli ... E- ... K,)
Göreve ilişkin usul kurallarının HMK'nun 114/1-c maddesi uyarınca dava şartı olduğu, dava şartlarının kamu düzeninden olmakla resen dikkate alınması gerektiği ve açıklanan nedenlerle, Mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; davanın, HMK'nun 115/2.maddasi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiştir.
1.Mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; davanın, HMK'nun 115/2.maddasi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2.6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin, görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmeleri gerektiğinin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARATINA,
3.HMK'nun 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli İstanbul Sulh Hukuk Mahkemesine tevzi edilmek üzere İstanbul Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü’ne GÖNDERİLMESİNE,
4.Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK'nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.05/03/2026 Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)
*Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.*