Esas No
E. 2022/163
Karar No
K. 2022/163
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KABULÜNE
T. C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 23.

HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/163 - 2026/535 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN:

MAHKEMESİ : Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ : 20/09/2021

ESAS-KARAR NUMARASI : 2021/206 E., 2021/494 K.

DAVA: Rücuen Tazminat
KARAR TARİHİ: 05/03/2026
YAZIM TARİHİ: 05/03/2026

Davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 352 madde uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf incelemesinin dosya üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili özetle: Taraflar arasında iş sahası işveren mali sorumluluk sigorta sözleşmesi imzalandığını, müvekkili şirketin iş sahasında iş kazası geçiren dava dışı işçi tarafından müvekkili aleyhine açılan davanın davalı sigorta şirketine ihbar edildiğini, anılan davanın sulh ile sonuçlandığını ve müvekkilince dava dışı işçiye toplam 100.000,00 TL. ödendiğini, poliçe kapsamında maddi ve manevi tazminatın da bulunduğunu, dava açılmadan önce yapılan dava şartı arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 100.000,00TL.'nin ödeme tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili özetle: Davanın TTK'nın 4. maddesinde belirtilen mutlak ticari davalardan olduğunu, dava tarihi itibariyle TTK'nın 5/a maddesi uyarınca arabulucuya başvurulması gerektiğini, davacı tarafça dava öncesi dava şartı arabuluculuğa başvurulmadığını, kabul anlamına gelmemek üzere müvekkilinin sorumluluğunun poliçede yazan limitle ve verilen teminatlarda sınırlı olduğunu, işveren mali mesuliyet teminatının işlerlik kazanabilmesi için kaza geçiren şahsın poliçe tanzim tarihinde sigortalının işçisi olması ya da işe giriş tarihinde müvekkiline bu yönde bir bildirim yapılmış olması gerektiğini, teminatın sadece poliçede yazılı faaliyet konusu ve yazılı adresler içinde yapılan mutad faaliyetler sonucu oluşabilecek hasarları kapsadığını, kazanın sigortalı işverenin 6331 sayılı yönetmeliğe uygun önlemleri almamış olması nedeniyle meydana gelmiş olması halinin de teminat dışı olarak belirlendiğini, poliçenin işverenin kusuru oranında devreye girecek olup kusur oranlarının da bilirkişi marifetiyle tespitinin gerektiğini, yargılama gideri ve vekalet ücreti talebinin poliçe teminat limiti dışında olduğunu, davacının kaza sebebiyle elde ettiği gelir ve tazminatların mahsubunun gerektiğini, manevi tazminat taleplerinin fahiş olduğunu, faizin dava tarihinden başlatılması gerektiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İlk derece mahkemesince "......Mahkememizce yapılan yargılama, toplanan deliller, hüküm kurmaya ve denetime elverişli kabul edilen bilirkişi raporu ile birlikte yapılan değerlendirme neticesinde; davacı şirket bünyesinde çalışan dava dışı işçinin geçirmiş olduğu kaza neticesinde uğranılan zarara ilişkin tazminatın davalı sigorta şirketinden rücu edilmesine ilişkin mevcut dava açılmış, davacı ile davalı sigorta şirketi arasında akdedilen Bileşik Ürün Sigorta Poliçesinin imzalandığı sigorta başlangıç tarihinin 13/12/2017 ile 13/12/2018 tarihleri arasında geçerli olduğu, 3. Şahıs Mali Mesuliyet Sigortası Teminat Kapsamı, Özel Şartları ve Muafiyetleri Genel Kapsam başlığında yer alan düzenlemede sigortalıya yöneltilecek tazminat talepleri ile ilgili olarak karar verme hak ve yetkisinin sigortacıya ait olacağı, sigortalının, sigortacının bilgisi ve onayı olmaksızın teminat altına alınan zarara ilişkin tazminat talebinde bulunun hiçbir kişi ya da kurum ile sulh olamaz, tazminat ödeyemez ya da tazminata mahsuben ödemede bulunamaz hükümlerinin yer aldığı görülmekle, davacının davalı sigorta şirketinin bilgisi ve dahili olmaksızın zarara ilişkin tazminat ödediği bu nedenle davalının sorumluluğunun bulunmadığı kanaatine varılmakla davanın reddine......" karar verilmiştir.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Davalı sigorta şirketinin cevabında sulhe ilişkin hüküm ile ilgili bir savunma bulunmadığını, sırf bu yönüyle dahi kararın kaldırılması gerektiğini hükmün geçerliliğinin mahkemece denetlenmediğini, tasarruf haklarının mevzuat hükümleri hilafına sınırlandığını, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE

Dava, rücuen tazminat taleplidir.

Ankara 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14.09.2020 gün, 2020/205-473 Esas ve Karar sayılı kararının istinaf edilmesi üzerine dosya Dairemizin 2021/373 Esasına kaydedilmiş, Dairemizin 16.03.2021 gün, 2021/373-435 Esas ve Karar sayılı ilamı ile "Davacı tarafça sunulan dava dilekçesinde; dava açılmadan önce yapılan dava şartı arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığı açıkça belirtilmiş olup,

İlk derece Mahkemesince, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 22. maddeleri uyarınca arabuluculuk tutanağının sunulması için kesin süre verilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, "mahkemeye sunulan dava dilekçesi ve eklerinde dava şartı olarak zorunlu arabuluculuğa başvurduğuna dair herhangi bir kayıt bulunmaması, dava açılmadan önce arabuluculuk sürecinin sonuçlandığının anlaşılmaması,", "yukarıda aktarılan kanun hükümleri gereğince söz konusu dava şartının gerçekleşmediği kanaati hasıl olduğundan 6325 sayılı yasanın 18/a maddesi gereğince kesin süre verilmesine gerek görülmediği" gerekçeleriyle doğrudan davanın usulden reddine karar verilmesi doğru olmamıştır." denilmek suretiyle kararın kaldırılmasına ve ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda verilen 2021/206-494 Esas ve Karar sayılı kararının istinaf edilmesi üzerine dosya Dairemizin 2022/163 Esasına kaydedilmiştir.

Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK 353/1.b.1 madde gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:

1.) Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1.b.1 madde gereğince esastan reddine,

2.) Harçlar Yasası gereğince alınması gereken 732 TL istinaf harcından peşin alınan 59,30 TL'nın mahsubu ile bakiye 672,70 TL'nın davacıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,

3.) Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan avansın karar kesinleştiğinde gideri içerisinden karşılanarak iadesine,

4.)HMK 359/4 madde gereğince kararın taraflara resen tebliğine; tebliğ, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,

HMK 361 madde gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, kararı veren bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine yahut temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilebilecek bir dilekçe ile Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, oybirliğiyle karar verildi.05/03/2026

Başkan

Üye

Üye

Katip

Karar Etiketleri
KABULÜNE YARGITAYKARARI
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog