Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE

T.C.***** BAM *******. HUKUK DAİRESİ

T.C.

******

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

***********HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO :******

KARAR NO: ********

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ***********. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : **********

NUMARASI : **************

DAVACI: ... - ...

*

VEKİLİ: Av. ...
DAVALI: ... - ...

*

VEKİLİ: Av. ... - *
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: *
KARAR YAZIM TARİHİ: *

*******. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ****** tarih, ********** Esas ve ******** Karar sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde;

TALEP

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı olarak taraflar arasında imzalanan 21.01.2019 tarihli sözleşme ile davalının, müvekkiline olan borçlarının miktarı ve ne şekilde ödeneceği konusunda anlaşma yaptıklarını, davalının borcunu zamanında ödememesi nedeniyle davalı aleyhine sözleşmede yazılı alacağın (140.000,00 USD) şimdilik bir kısmının fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile, 40.000,00 USD'nin tahsili amacıyla*******. İcra Müdürlüğü'nün ******* Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ancak davalının 22.07.2019 tarihli itiraz dilekçesi ile, alacaklı tarafa borcu olmadığını, asıl alacağa işlemiş faize ve borcun diğer ferilerine, takip dayanağı 21.09.2019 tarihli belgeye içeriğine, belgedeki imzaya itiraz ettiğini bu nedenle takibin durdurulduğunu, belirterek öncelikle davalı adına kayıtlı taşınmazların 3. Şahıslara devrinin önlenmesi yönünde ihtiyati tedbir, karar verilmesine, esas davanın kabulü ile, davalının *********. İcra Müdürlüğünün ******* Esas sayılı icra dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı yana usulüne uygun yapılan tebligata rağmen, davaya cevap dilekçesi sunmadığı, davalı vekilinin yargılama aşamasında sunduğu beyan dilekçesi ile; müvekkilinin, davacı ile şahsen herhangi bir mal ya da para alış verişi olmadığını, davacı tarafından sunulan 21.01.2019 tarihli belge içeriğini kabul anlamına gelmemek kaydıyla, söz konusu belgenin, müvekkilinin ortağı olduğu dava dışı ***************e Tic. Ltd. Şti. ile davacının ortağı olduğu dava dışı ************l San. ve Tic. A.Ş. arasındaki ticari ilişkiye ilişkin olduğunu, davacı ve davalının taraf sıfatı bulunmadığını, davalı bakımından da pasif husumet ehliyetinin bulunmadığını, söz konusu belgeye itirazları bulunmakla birlikte müvekkilinin şahsen borç üslendiğini dair bir kayıt bulunmadığını, bu belgenin borç üstlenmeyi düzenleyen sözleşme niteliğinde olmadığını, ticari ilişkinin dava dışı iki şirket arasında olduğunu, davacının aynı borç için mükerrer tahsilat yapma amacıyla karşılıksız kalan çekler ile ilgili icra takipleri de başlattığını, ayrıca şirket çalışanından iki adet 100.000,00 USD lik senetler aldığını, 21.09.2019 tarihli belgenin hukuken kabulü yönünde bir kanı oluşması ihtimalinde dahi, yerel mahkemenin, müvekkilinin sadece, belgede "şahsi borç" olarak belirtilen 10.000,00 Dolar tutarındaki kısımdan sorumlu tutulması ve fazla talebin reddi gerektiğini, kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:

Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; taraflar arasında imzalanan 21.01.2019 tarihli borç mutabakat ve ödeme şekline dair belgede, ... ve ...'in 130.000,00 USD ticari borcu, 10.000,00 USD şahsi borcu olmak üzere toplam 140.000,00 USD bakiyede mutabık kaldıkları; davacı vekili tarafından taraflar arasındaki ticari ilişkiye dair, dava dışı Karakuşlar ***********c. A.Ş. Tarafından dava dışı ********* Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. 'ne kesilen faturaların ibraz edildiği, ticaret sicil kayıtlarına göre, dava dışı **********. ve Tic. A.Ş.'nin yetkilisinin davacı ...; dava dışı********** Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. 'nin tek ortağı ve yetkilisinin davalı ... olduğu, dava dışı ***********San. ve Tic. A.Ş.'nin ticari defter ve dayanağı kayıtlar üzerinde yapılan incelemede dava dışı ***********San. ve Tic. A.Ş. ile dava Dışı *********** Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. arasında uzun süreli ticari bir ilişkinin olduğu, tarafların açık hesap çalıştığı, dava dışı Karakuşlar tarafından, dava dışı **************. Şti.'ne düzenlenen faturalar toplamının 690.847,51 TL olduğu, her iki şirketin de 2015-2016-2017 yılları BA-BS formlarının birbirini teyit ettiği, dava dışı ************Şti.'nden gözüken bakiye alacağının (ödenmeyen çekler dahil) 572.647,45 TL gözüktüğü, davacı ... ve Davalı ...'in 21.01.2019 tarihinde 140.000,00 USD bakiye borçta mutabık kaldıkları, davalı tarafın mutabakata konu ticari ilişkiye ilişkin ticari defter ve dayanağı kayıtları kesin süreye rağmen inceleme gününde ibraz etmediği gibi mutabakat tarihinden sonra davacı tarafa ödeme yaptığına dair dava dosyasına herhangi bir belge sunmadığı, davacının 40.000,00 USD üzerinden kısmi takip başlattığı anlaşılmakla, "1-Davanın kabulü ile; davalının Bursa 13. İcra Müdürlüğünün 2019/8230 Esas sayılı icra takibine itirazının iptaline, İcra takibinin; 40.000,00 USD asıl alacak üzerinden talepnamedeki koşullarla birlikte devamına, 2- Kabul edilen miktara göre USD'nin takip tarihindeki TL karşılığı (1 USD=5,7311 TL) üzerinden hesaplanan miktarın % 20'si olan 45.848,80 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine," karar verilmiştir.

Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; husumetin, dava şartı olduğunu, müvekkilinin, davacı ile şahsen herhangi bir mal ya da para alış verişi olmadığını, davacı tarafından sunulan 21.01.2019 tarihli belge içeriğini kabul anlamına gelmemek kaydıyla, söz konusu belgenin, müvekkilinin ortağı olduğu dava dışı ************Tic. Ltd. Şti. ile davacının ortağı olduğu dava dışı *********ve Tic. A.Ş. arasındaki ticari ilişkiye ilişkin olduğunu, dolayısıyla, var ise alacağı talep konusu edilebilecek tarafın davacının kendisi değil ortağı durumunda olduğu şirket olacağını, davacı bakımından aktif husumet ehliyetinin, davalı bakımından da pasif husumet ehliyetinin bulunmadığını, ayrıca, uyuşmazlığın çözümüne etkili olacak delillerin de değerlendirilmediğini, davacının bile, söz konusu defter ve kayıtlarda, müvekkili ile davacı arasında şahsen yetki ve sorumluluk doğuracak ticari bir ilişki bulunmadığını bildiği için vazgeçtiği bir delilin müvekkili aleyhine yorumlayarak hüküm kurulmasının kabulünün mümkün olmadığını, belge içeriği incelendiğinde müvekkilinin şahsen borç üstlendiğine ya da davacının dava dışı ***************. A.Ş.'nin alacağını temlik aldığına dair her hangi bir kayıt bulunmadığını, davacının, dosyaya dava dışı şirketin alacağını temlik aldığını gösterir belge ya da delil sunmadığını, bu gerçeğe karşın, 21.09.2019 tarihli belgenin davacı tarafından kötü niyetli olarak, ortağı olduğu şirket adına değil, şahsen imzalandığını, ancak ticari ilişkinin dava dışı iki şirket arasında olduğunu, yerel mahkeme tarafından aldırılan ve gerekçesinde dayanak yapılan ************ tarihli bilirkişi raporunda incelenen ticari defter ve kayıtların davacı ve davalının şahsi kayıt ve defterleri değil, dava dışı iki şirketin kayıtları olduğunu, davacının, aynı borç ile ilgili, borç miktarının çok üstündeki bedellerle birden fazla kişi ve şirketi haksız şekilde sorumlu tutma amacı güttüğünü, uyuşmazlığın çözümünde büyük ölçüde etkili olacak bu durumu ve delilleri toplamadan, değerlendirmeden karar verilmiş olması ile davacının haksız ve hukuka aykırı işlemlerinin göz ardı edilerek müvekkilinin şahsen borçlu olduğuna dair karar verilmesine itiraz etiklerini, 21.01.2019 tarihli belgenin borç üstlenmeyi düzenleyen sözleşme niteliğinde olmadığı gibi, davacının dava dışı şirketin alacağını temlik aldığını gösteren bir belge hükmünde de olmadığını, davacının belgeyi düzenlerken dava dışı şirketler arasındaki ticari ilişkinin gerçek miktarının çok üzerinde bedeller yazdığını, kabul anlamına gelmemek üzere, bilirkişi raporunda dava dışı şirketin alacağı olduğu belirtilen bedel ile 21.01.2019 tarihli belge içeriğine davacı tarafından yazılan bedel arasındaki fahiş nitelikteki fark dahi söz konusu belgenin gerçek iradeyi yansıtmadığını gösterdiğini, bir an için 21.09.2019 tarihli belgenin hukuken kabulü yönünde bir kanı oluşması ihtimalinde dahi, yerel mahkemenin, müvekkilinin sadece, belgede "şahsi borç" olarak belirtilen 10.000,00 Dolar tutarındaki kısımdan sorumlu tutulması gerekirken davanın kabulüne karar vermesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ

Dava, taraflar arasında imzalanan 21.01.2019 tarihli borç mutabakatından kaynaklı alacağa yönelik yapılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.

İlk derece mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiş olup, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. *********** İcra Müdürlüğü'nün ********* Esas sayılı icra takip dosyasında, davacı tarafından, davalı aleyhine "21.01.2019 tarihli belgedeki 140.000,00 USD tutarındaki alacağın fazlaya dair talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla " açıklaması ile şimdilik 40.000,00 USD asıl alacak üzerinden takip başlatıldığı, davalının yasal sürede sunduğu itiraz dilekçesi ile "alacaklı görünen şahsa/firmaya müvekkilinin icra takibine dayanak evraktan kaynaklanan ve/veya başkaca borcu bulunmadığını, asıl alacağa, işlemiş faize ve borcun diğer ferilerini, takip dayanağı 21.01.2019 tarihli belgeye, içeriğine, belgedeki imzaya itiraz ettiği, bu suretle takibin durduğu anlaşılmıştır.

Davacı tarafça icra takibine dayanak yapılan 21.01.2019 tarihli belgede "Ticari borç- 130.000,00 USD, Duvar kağıdı, 1.500,00 USD, Taş Memat Duvar kağıdı 3.600,00 USD olmak üzere toplam 135.100,00 USD toplam kalan olarak tesbit edildiği, 4.950,00 USD eve alının halı (şahsi), olmak üzere net bakiye 140.050,00 USD olduğu, 40.000,00 USD şubat, 25.000,00 USD Mart, 25.000,00 USD Nisan, 25.000,00 USD Mayıs, 25.000 USD Haziran = toplam 140.000,00 USD olduğu, ********** - " Bu şekilde mutabık kalınmıştır ve hesap kapatılacaktır " yazılarak altına imza atıldığı, diğer köşede ise ******** isim ve imzasının bulunduğu anlaşılmış, davacı tarafça bahsi geçen mutabakat belgesine dayanarak 40.000,00 USD için icra takibi başlatmıştır.

Davalı tarafça borca itiraz dilekçesinde aynı zamanda belgede bulunan imzaya da itiraz edilmiş ise de açılan itirazın iptali davasında, mahkemece ön inceleme tensip tutanağı ile davalı asile imza incelemesine esas belge asıllarının bulunduğu yerleri, adresleri bildirmek ve imza örneklerinin alınması için mahkeme yazı işleri müdürlüğü kaleminde hazır bulunması için kesin süre verilerek aksi takdirde imza inkarına dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağının karar altına alındığı, tensip zaptının davalıya tebliğ edildiği, davalının belirlenen kesin süre içerisinde imza örneğinin alınması için müracaat etmediği ve imza asıllarının bulunduğu bildirmediğinden mahkemece davalının imza inkarından vazgeçmiş sayıldığının kabulüne karar verildiği görülmüştür.

TBK m. 196/I’de, “Borçlunun yerine yenisinin geçmesi ve borcundan kurtarılması, borcu üstlenen ile alacaklı arasında yapılacak sözleşmeye olur.” denilerek borcun dış üstlenilmesi düzenlenmiştir. Borcun dış üstlenilmesi, alacaklı ile borcu üstlenen arasında yapılan bir sözleşme olup, bununla borçlu borcundan kurtulur ve borcu üstlenen yeni borçlu olarak onun yerine geçer. Böylece, alacaklı borcu üstlenene karşı bir alacak kazanmaktadır. Buna karşılık, borcu üstlenme borcu üstlenen açısından borçlandırıcı bir işlemdir. Zira, bu işlem ile borcu üstlenen, alacaklıya karşı eski borçlunun borçlarını ifa etmeyi üstlenmektedir. Borcu üstlenme sözleşmesinin kurulmasında TBK m.196’da herhangi bir şekil öngörülmemiştir. Sözleşmenin kurulması ve geçerliliği hiçbir özel şekle tabi değildir (EREN, Fikret, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Ankara 2020, 25. Baskı, s.1380).

Somut olayda icra takibine konu edilen 21.01.2019 tarihli ve mutabık kalınan ve hesabın belirlenen 140.000,00 USD ile kapanacağına dair tarafların imzasını taşıyan sözleşmede, davacının ortağı olduğu *********. ve Tic. A.Ş İle davalının ortağı olduğu ********* Paz. San. ve Tic. Ltd. Şti. arasındaki ticari ilişkiye dair düzenlendiğine dair bir açıklama bulunmadığı gibi şirket kaşesinin de basılı olmadığı anlaşılmaktadır.

Davacı davalı ile yapılan mutabakat gereği, davalıdan alacaklı olduğunu iddia etmektedir. Davalı ise imza altına alınan borcun her iki tarafın ortak olduğu şirket ile aralarındaki ticari ilişkiye ilişkin borç olduğunu, bu borçtan kendisinin 10.000,00 USD şahsi borç hariç sorumlu olmadığını, tek ortaklı olarak sahip olduğu şirketin borcunu üstlenmediğini, ayrıca davacının da sahibi olduğu şirketin alacağını temlik almadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.

Taraflar arasında düzenlenen, 21.01.2019 tarihli ve mutabık kalınan belgede davalının 140.000,00 USD borçlu olduğu, yine bu belgede gösterilen 40.000,00 USD şubat, 25.000,00 USD Mart, 25.000 USD,00 Nisan, 25.000,00 USD Mayıs, 25.000,00 USD Haziran olmak üzere toplam 140.000,00 USD şeklinde ödeneceği belirlenmiş olup, borcun davacıya ait şirket alacağı veya davalıya ait şirketin borcu olduğuna dair bir kayıt mevcut olmadığı gibi şirket kaşelerinin de basılı olmadığı, bu nedenle davalının bu iddialarını ispat edemediği gibi borcu ödediğini de ispat edemediği ,anlaşılmış, bu suretle mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Buna göre Davalı vekilinin husumete yönelik itirazlarının ve şahsi borç olarak sadece 10.000,00 USD den sorumlu tutalabileceği yönündeki istinaf itirazlarının yerinde olmadığı değerlendirilmiştir.

Açıklanan nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;

1.Davalı vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2.Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 15.759,94 TL nispi istinaf karar harcından peşin alınan 3.939,99 TL'nin mahsubu ile 11.819,95‬ TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

3.Davalı tarafından istinaf yargılama gideri yapılmadığından, bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,

4.Kararın tebliği ve harç işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu oy birliği ile kesin olarak karar verildi. 08/05/2025 ...

Başkan

...

(e-imzalıdır)

*

Üye

...

(e-imzalıdır)

*

Üye

...

(e-imzalıdır)

...

Katip

...

(e-imzalıdır)

Karar Etiketleri
REDDİNE YARGITAYKARARI
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog