T. C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22.
HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/968 - 2026/161 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 21/05/2025
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ İDDİANIN ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 06/07/2015 tarihli Akaryakıt Bayilik Sözleşmesi ve 01/08/2015 tarihli Ek Protokol imzalandığını, sözleşme hükümlerine göre davalının kestiği faturaların müvekkili tarafından bazen banka aracılığıyla ile bazen DBS sistemi ile ödendiğini, davalının sözleşmeye aykırı uygulamaları nedeni ile piyasa koşullarında rekabet edilemediğinden 11/03/2019 tarihli ihtar ile sözleşmenin müvekkili tarafından feshedildiğini, fesih ihtarının 12/03/2019 tarihinde davalıya tebliğ edildiğini, DBS sisteminin özelliği gereği davalının kestiği faturaları sisteme girdiği an müvekkili şirketin hesabından paranın davalının hesabına aktarıldığını, davalının haksız şekilde 11/03/2019 tarihli 46.148,88 TL ve 11/03/2019 tarihli 96.542,17 TL bedelli 2 adet faturayı keserek müvekkili şirketin hesabından 11/03/2019 tarihinde 142.691,05 TL olarak tahsil ettiğini, ilgili faturaların daha sonra 14/03/2019 tarihinde kargo aracılığı ile müvekkili şirkete gönderildiğini, 15/03/2019 tarihli ihtar ile müvekkili tarafından davalı faturalarına itiraz edildiğini, açıklanan nedenlerle davalı tarafından tahsil edilen paranın iadesinin gerektiğini, ayrıca sözleşme ve ek protokol gereğince müvekkili şirketin alım yaptığı ikmal noktasındaki Bestoil alış fiyatı üzerinden %0,75, eğer farklı ikmal noktalarından dolum yapılır ise ve alış fiyatı Tüpraş fiyatının altında olur ise bu noktalardan yapılan alım fiyatlarının üzerine %0,75 kar ilave edilerek satış yapılacağını ve her halükarda bayinin alış fiyatının Tüpraş+0,5'i geçemeyeceğinin kararlaştırıldığını, buna rağmen davalının hileli ve gizli hareketleri ile bu fiyatların ve oranların çok üzerinde mal satışı yapıp fatura kestiğini ve bu nedenle 170 tanker civarında bir alım satımdan dolayı haksız kazanç elde ettiğini belirterek fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik müvekkilinin hesabından haksız olarak alınan 100,00 TL ve yüksek fiyattan mal satımı nedeni ile fark bedellerinden 100,00 TL olmak üzere toplam 200,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesi ile müvekkilinden hesabından DBS sistemi ile haksız tahsil edilen alacak yönünden talebini 142.691,05 TL'ye yükseltmiştir. SAVUNMANIN ÖZETİ
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; alacağın zamanaşımına uğradığını, taraflar arasında 06/07/2015 tarihinde 5 yıllık Akaryakıt Sözleşmesi imzalandığını, 06/03/2019 tarihinde sözleşmenin 5 yıl süre ile uzatılması hususunda protokol imzalandığını, sözleşme süresi dolmadan davacının 11/03/2019 tarihli ihtar ile sözleşmeyi hiçbir gerekçe göstermeden haksız şekilde feshettiğini, aynı gün 11/03/2019 tarihinde davacı şirket yetkilisinin müvekkilini arayarak sözleşmeyi feshettiğini bildirdiğini, aynı gün DBS hesabının bulunduğu banka tarafından müvekkiline gönderilen mail ile davacı şirketin DBS limitinin iptal edileceğinin bildirildiğini, DBS limitinin kapanması halinde müvekkili şirketin alacaklarını tahsil edemeyeceği düşüncesi ile sözleşmeden doğan haklarını kullanılarak 11/03/2019 tarihli 2 adet faturayı düzenleyerek DBS sistemine yüklediğini, dava konusu 11/03/2019 tarihli 46.148,88 TL bedelli faturanın davacı şirket akaryakıt istasyonunu yapılan yatırımlardan kaynaklı alacaklar, 11/03/2019 tarihli 96.542,17 TL bedelli faturanın ise sözleşmenin süresinden önce feshi ve ifa imkanı kalmaması sebebiyle uğranılan kar mahrumiyetine ilişkin olduğunu, sözleşmenin süresinden önce feshi halinde sözleşme sonuna kadar elde edilmesi muhtemel kar bedeli ile bayiye yapılan yatırımlardan kaynaklı ariyet bedellerinin bayiden talep edilebileceği hususlarının sözleşme ile düzenlendiğini, müvekkili şirket tarafından davacı yanın piyasa ile rekabet etmesi amacı ile her türlü fedakarlığın yapıldığını, iddia edildiği gibi gizli veya hileli herhangi bir işlem olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ
Mahkemece14/09/2022 Tarih, 2019/324 Esas, 2022/604 Sayılı karar ile davanın kısmen kabulüne karar verildiği, kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 31/01/2025 Tarih, 2022/1787 Esas, 2025/39 Karar sayılı ilamı ile eksik inceleme nedeniyle kararın kaldırıldığı, kaldırma kararı üzerine mahkemece yapılan yargılama sonucunda toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında akdedilen 06/07/2015 tarihli 5 yıllık Akaryakıt Bayilik, 01/08/2015 tarihli Ek Protokol başlıklı ve 06/03/2019 tarihli Akaryakıt Bayilik Anlaşmasına Ek Protokol başlıklı sözleşmelerinin bulunduğu, davacının davalı bayi olarak hizmet verdiği, sözleşmeler uyarınca davalı tarafça davacı şirkete ait istasyonun kurulumu için faturalandırılmak sureti ile 49.590,23 TL lık yatırım yapıldığı, davacının sözleşme tarihinden sözleşme iptal tarihine kadar davalıdan yirmi iki milyon TL'yi aşan tutarda ürün aldığı, sözleşmenin davacı tarafça 11/03/2019 tarihli ihtarname ile gerekçe gösterilmeksizin tek taraflı olarak haksız şekilde fesh edildiği, 5 yıllık sözleşmenin süresinden önce feshi nedeni ile davalının yeni bayi tayin edebileceği 6 aylık süre için 36.861,36 TL kar mahrumiyeti zararının oluştuğu, fesih haberini alan davalının 11/03/2019 tarihli 46.148,88 TL bedelli fatura ile davacı şirkete ait akaryakıt istasyonuna yapılan yatırımlardan kaynaklı alacaklar için ariyet bedeli olarak, 11/03/2019 tarihli 96.542,17 TL bedelli fatura ile sözleşmenin süresinden önce feshi ve ifa imkanı kalmaması sebebiyle uğranılan kar mahrumiyetine dayalı zararı için faturalar kesip taraflar arasındaki anlaşma uyarınca bedellerini DBS sistemi üzerinden tahsil ettiği, 11/03/2019 tarihli 96.542,17 TL bedelli kar mahrumiyetine ilişkin fatura ile yapılan tahsilatın (96.542,17 - 36.861,36 = 59.680,81) 59.680,81TL kısmının haksız olduğu, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin 9. maddesi gereği davalıya tanınan seçimlik yetki uyarınca düzenlenilen 46.148,88 TL bedelli akaryakıt istasyonuna yapılan yatırımlardan kaynaklı alacaklar için ariyet bedeline ilişkin faturanın ve 11.maddesi gereği düzenlenen kar mahrumiyeti faturasının 36.861,36 TL kısmının sözleşmeye uygun olduğu, sözleşme tarihi olan 06/07/2015 tarihi ile sözleşme fesih tarihi olan 11/03/2019 tarihleri arasında süregelen ticari ilişki içerisinde davalı tarafça taraflar arasındaki ek protokollerin 7. maddesine aykırı olarak % 0,75 kar marjı üzerinde toplam 92.153,45 TL'lık fatura düzenlediği ve davacıdan tahsil ettiği, bu bedeli talepte davacının haklı olduğu, taraflar arasındaki ticari ilişkinin yirmi iki milyon TL'yi aştığı dikkate alındığında bu durumun sözleşmenin feshi için haklı sebep teşkil etmeyeceği gibi davacı tarafça da ihtarda fesih sebebi olarak dayanılmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kaldırma kararından sonra alınan bilirki ek raporunun da hükme esas alınabilecek nitelikte olmadığını, taleplerin eksik incelendiğini, ticari ilişkinin devam ettiği 2015-2016-2017 yıllarına ait defterlerin incelenmediğini, makul süre yönünden aylık hesaplama yapılarak takdirin mahkemeye bırakılması gerekirken yeni bayi bulma süresinin en fazla 6 ay süreceğini belirterek en uzun süre olan 6 ayı baz alarak hesaplama yaptığını, yeni rapor alınması gerektiğini, müvekkilinin davalıya kar garantisi vermediğini, asgari alım taahhüdünde bulunmadığını, bu nedenle davalının kar mahrumiyeti talep edemeyeceğini, sözleşme devam ediyorken fesih ihtarı henüz davalıya tebliğ edilmeden davalı tarafından düzenlenen ve tahsil edilen dava konusu faturaların haksız olduğunu, sözleşme ve ek protokolde fiyatların nasıl hesaplanacağı düzenlenmiş iken davalının hileli ve gizli hareketlerle kararlaştırılan fiyat ve oranların çok üzerinde mal satışı yaptığını, tüm ticaret boyunca yaklaşık 170 tanker civarında alım satımdan dolayı davalının haksız kazanç sağladığı kayıtlar ve rapor ile sabitken feshin haksız olduğunun kabul edilemeyeceğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kaldırma kararından sonra alınan raporda yeni bayilik için tesisi için 6 aylık makul süreye göre hesaplama yapılmış ise de davacının basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü bulunduğunu, makul süre ile sınırlı hesaplama yapılmasının yerinde olmadığını, her somut olaya göre sürenin tayin edilmesi gerektiğini, davacının karalama faaliyetleri nedeniyle bu sürenin en az 1 yıl olarak dikkate alınması gerektiğini, 6 aylık makul süreye göre hesaplanan 36.861,36 TL kar mahrumiyeti üzerinden % 18 oranında KDV hesabı yapıldığında miktarın 43.496,40 TL olacağını, bu miktar dikkate alınarak hesaplama yapıldığında talep edilebilecek miktarın 59.780,81 TL değil, 53.045,77 TL olacağını, fazla tahsilat iddiaları yönünden, bayilik ilişkisinin kurulduğu 01/08/2015 tarihinden bayilik ilişkisinin davacı tarafından haksız olarak feshedildiği 11/03/2019 tarihine kadar davacının faturalara itiraz etmediğini ve ticari defterlerine kaydettiğini, kesinleşen faturalara nedeniyle talepte bulunamayacağını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacının bayilik ilişkisi devam ettiği süre boyunca Tüpraş Mersin Terminalinden ikmal yaptığını, Tüpraş Mersin Terminal fiyatının dikkate alınması gerekirken bilirkişi hesaplamasında Tüpraş İzmir Terminal fiyatının dikkate alındığını, hesaplama doğru yapıldığında fazla değil eksik tahsilat yapıldığının tespit edileceğini, yine zorunlu sigorta bedelinin fatura bedelinden mahsup edilmesi gerektiğini, 01/08/2015 tarihli ek protokolde bayiye yapılacak iskonto toplam karlılığına bağlı olarak değişkenlik arz edebilir şeklindeki hükmün değerlendirilmediğini, itirazları karşılar ek rapor alınmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR Uyuşmazlık, davacı tarafından feshedilen bayilik sözleşmesi kapsamında davalının düzenlendiği ve davacının hesabından tahsil ettiği fatura bedellerinin yerinde olup olmadığı, bayilik süresince davalı tarafından sözleşmeye aykırı fiyatlandırma yapılıp yapılmadığı noktasında toplanmaktadır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, alacak istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır. Dairemizin 31/01/2025 Tarih, 2022/1787 Esas, 2025/39 Karar sayılı ilamında; "Öncelikle taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin davacı tarafından feshinin haklı nedene dayanıp dayanmadığının tespiti gerekmektedir.
Taraflar arasında 06/07/2015 tarihli 5 yıl süreli akaryakıt bayiliği sözleşmesi ve 01/08/2015 ile 06/03/2019 tarihli ek protokoller imzalanmış olup bayilik süresinin bitiminden önce davacı tarafından 11/03/2019 tarihinde bayilik sözleşmesi feshedilmiştir.
Davacı taraf fesih ihtarında piyasa şartlarında rekabet edilemediğinden görülen lüzum üzerine sözleşmenin feshedildiğini belirtmiştir. Davacının fesihte sebep göstermemesi nedeniyle feshin haklı olmadığına dair mahkeme kararında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Davacı, davalı tarafından davacı adına düzenlenen 11/03/2019 tarihli 96.542,17 TL bedelli kar mahrumiyeti açıklamalı ve aynı tarihli 46.148,88 TL bedelli kimlik yansıtma bedeli açıklamalı iki adet faturanın davalı tarafından davacının DBS sistemi üzerinden tahsil edildiği, tahsilatların haksız olduğu ileri sürülmüştür. Mahkemece işbu faturaların sözleşmeye uygun olduğu kabul edilmiş ise de;
Kar mahrumiyeti faturası yönünden; yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre,
TBK'nın 114/2.maddesi yollamasıyla aynı Kanun'un 52.maddesi uyarınca, davacının zararı azaltma yükümlülüğü bulunduğundan, kâr mahrumiyeti süresi, feshedilen sözleşmenin bakiye bölümü için değil, davacının aynı bölgede benzer bayilik kurabilmesi için gerekli makul süre kadar olmalıdır (Yargıtay 19.HD'nin 04.04.2018 tarih, 2017/4479 Esas- 2018/1825 Karar sayılı ilamı). Bu nedenle hükme esas alınan bilirkişi raporunda bakiye süre dikkate alınarak hesaplama yapılması doğru olmamıştır.
Yukarıda açıklanan gerekçelerle davacı tarafın istinaf itirazlarının kabulü ile belirtildiği şekilde hesaplama yapılarak sonucuna göre karar verilmesi için HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuş olup, kaldırma sebebine göre davacının diğer istinaf itirazları ile davalının istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. " gerekçelerine yer verilmiştir. Kaldırma kararından sonra mahkemece bilirkişiden ek rapor alınmış, 11/04/2025 tarihli ek raporda özetle, yeni bayilik tesisi için yargıtay tarafından kabul edilen 6 aylık makul süreye göre yapılan hesaplama sonucunda 36.861,36 TL kar mahrumiyeti hesaplandığı görülmüştür.
Mahkemece, yargılamanın HMK'da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olmasına, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmamasına ve özellikle Dairemiz kaldırma kararına uygun olarak alınan ayrıntılı ve denetime elverişli bilirkişi raporuna göre karar verilmiş olmasına, satım ve hizmet dışındaki alacaklar için KDV uygulanamayacağından KDV hesabının yapılmamasının yerinde olmasına göre davacı tarafın tüm, davalı tarafın aşağıdaki bent dışında kalan istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir.
Her nekadar davacı taraf bayilik ilişkisi boyunca davalı tarafından sözleşmeye uygun olmayacak şekilde fiyatlandırma yapılarak fatura düzenlenmesi nedeniyle müvekkili tarafından fazla ödeme yapıldığını iddia ederek fark bedel talep edilmiş ise de, tarafların arasındaki bayilik sözleşmesinin ilk başladığı 06/07/2015 tarihinden bayilik sözleşmesinin davacı tarafından feshedildiği 11/03/2019 tarihine kadar davalı tarafından düzenlenen faturaların hiçbirine davacının itiraz etmediği, faturaları kabul edip ticari defterlerine işleyerek ödemesini yaptığı dikkate alındığında davacının fesih tarihinden sonra fazla ödeme yapıldığı iddiası ile talepte bulunamayacağı kanaatine varılmakla davacı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır. Yukarıda açıklanan nedenlerle faturaların yüksek fiyattan düzenlendiği iddiası ile talep edilen fark alacak yönünden davalı tarafın istinaf itirazlarının kabulü ile yeniden yargılama yapılmasını gerektiren bir durum olmadığından HMK 353/1-b-2 maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun REDDDİNE,
2.Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ ile,
3.Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/195 Esas, 2025/362 Karar ve 21/05/2025 tarihli kararının HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince DÜZELTİLEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE,
4.a)Davacının DBS sistemi üzerinden fatura karşılığı çekilen bedel iadesi davasının kısmen kabulüne, 59.680,81-TL'nin 100,00-TL'sine dava tarihi 21/06/2019, bakiye 59.580,81 TL'sine ıslah tarihi olan 24/05/2022 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye talebinin reddine,
b)Davacının yüksek fiyattan mal satımı nedeniyle fiyat farkı talebinin REDDİNE,
c)Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,
d)492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca kabul edilen dava değeri yönünden alınması gereken 4.076,79 TL hartan, dava açılışında ve ıslahla alınan 2.479,51 TL harçtan düşülmesi ile eksik yatırıldığı anlaşılan 1.597,28 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına
e)6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/A ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-13. maddesi uyarınca alınması gereken 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul ve red oranları dikkate alınarak takdiren 279,27 TL sinin davalıdan ,bakiye 1.043,73 TL sinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine,
f)Davacı tarafından yargılama gideri olarak yapılan ( talimat, bilirkişi ücretleri, müzekkere ve tebligat gideri 8.921,50 TL yapılan yargılama giderlerinin kabul ve red oranı dikkate alınarak 1.867,27 sinin ve kabul edilen dava için yatırılan 2.479,51 TL ıslah ve peşin harç ve 44,40 TL başvurma harcı olmak üzere 4.786,78 TL sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına,
g)Davacının yargılamada vekil ile temsil edildiği anlaşıldığından yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya, red edilen miktar üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya, verilmesine,
h)Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider ve delil avansının HMK'nin 333. maddesi uyarınca karar kesinleştikten sonra Hukuk Muhakeme İstinaf aşamasında yapılan harç masraf yönünden
5.İstinaf kanun yoluna başvuran davalı tarafından yatırılan istinaf karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine,
7.Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00 TL harçtan peşin alınan 615,40TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
8.Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
9.Davalı tarafından yapılan 300,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
10.İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
11.HMK'nun 333.maddesi gereğince gider avansından kalanının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 12Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nin 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere, 20/02/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
(e-imzalıdır)
Üye
(e-imzalıdır)
Üye
(e-imzalıdır)
Katip
(e-imzalıdır)
NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR.
"5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."