10. Hukuk Dairesi 2025/10937 E. , 2025/16159 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davalı ... ve davalı Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalılardan ...'na ait ... 7 yıl ve yine aynı kişi adına kayıtlı farklı bir işyerinde 2 yıl olmak üzere 9 yıl çalıştığını, diğer davalı ...'nun ise aynı işyerinde müdür olduğunu, bu çalıştığı süre boyunca sigortasının yapılmadığını belirtmiş, belirtilen 9 yıllık çalışmasının tespitini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; açılan davayı kabul etmediklerini, davacının fiilen çalıştığının, somut delillerle ispatlanması gerektiğini, Kurumun resmi kayıtların incelenmesi gerektiğini, Kurumun dava açılmasına sebebiyet vermemesinden dolayı davanın kabulü halinde vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini belirterek, davacı tarafından açılan davanın reddini yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacının üzerinde bırakılmasını talep etmiş, duruşmalardaki sözlü beyanlarında da aynı taleplerini tekrar etmiştir.
2.Diğer davalılar davaya cevap vermemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 10.09.2014 tarihli kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. İlk Bozma Kararı
Mahkemenin 10.09.2014 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairece; "...Dosya kapsamı incelendiğinde, davacının dava dışı ... nolu işyerinden 2003/1 döneminde 120 günlük bildiriminin bulunduğu anlaşılmakla, bu tarih öncesine ilişkin talep edilen dönem yönünden kesinti oluştuğu belirgin olduğundan Mahkemece hak düşürücü süre yönünden değerlendirilme yapılması gerekmektedir. 2003/2-2009 yılları arasındaki döneme ilişkin talep yönünden ise eksik araştırma ile hüküm kurulmuştur.
Her ne kadar dinlenen tanıklar çalışma tarihleri arasına ilişkin net bilgi vermemesi ve işyerlerinin kendi adlarına olmaması dikkate alınmış ise de, işyeri sahipleri ile tanıkların soyadlarının aynı olması dikkate alınarak gerçekten söz konusu işyerlerinde çalışıp çalışmadıkları araştırılmalı, tanık beyanlarına göre davacının bir süre çalıştığı belirgin olduğundan süreler netleştirilmeye çalışılmalı, davacının çalışmasının geçtiği iddia edilen işyerlerinin vergi kayıtları incelenerek söz konusu işyerlerindeki çalışan sayısı tespit edilmeye çalışılmalı, taşındığı iddia edilen işyerinin taşındığı adresteki komşu işyeri tanıkları tespit edilmeye çalışılarak beyanlarına başvurulmalı, davacı ile davalılardan ... arasındaki (alacağın tahsili maksadıyla hırsızlık suçundan) ceza dava dosyası getirtilerek beyanlar incelenmeli, böylece bu konuda gerekli tüm soruşturma yapılarak uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
Kabule göre de davalılardan ...’nun işveren olmadığı belirgin olmakla bu davalı hakkında pasif husumetten davanın reddine karar verilmemesi yerinde görülmemiştir..." gerekçesiyle söz konusu karar bozulmuştur.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar Mahkemenin 22.05.2019 tarihli kararı ile davacının davasının kısmen kabulüne dair karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
Mahkemenin 22.05.2019 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairece; "...Dosya kapsamı incelendiğinde, bir önceki bozma ilamımızda, “…2003/2-2009 yılları arasındaki döneme ilişkin talep yönünden ise eksik araştırma ile hüküm kurulmuştur.
Her ne kadar dinlenen tanıklar çalışma tarihleri arasına ilişkin net bilgi vermemesi ve işyerlerinin kendi adlarına olmaması dikkate alınmış ise de, işyeri sahipleri ile tanıkların soyadlarının aynı olması dikkate alınarak gerçekten söz konusu işyerlerinde çalışıp çalışmadıkları araştırılmalı, tanık beyanlarına göre davacının bir süre çalıştığı belirgin olduğundan süreler netleştirilmeye çalışılmalı, davacının çalışmasının geçtiği iddia edilen işyerlerinin vergi kayıtları incelenerek söz konusu işyerlerindeki çalışan sayısı tespit edilmeye çalışılmalı, taşındığı iddia edilen işyerinin taşındığı adresteki komşu işyeri tanıkları tespit edilmeye çalışılarak beyanlarına başvurulmalı, davacı ile davalılardan ... arasındaki (alacağın tahsili maksadıyla hırsızlık suçundan) ceza dava dosyası getirtilerek beyanlar incelenmeli, ….” hususları belirtilmiş olup, bozma sonrası, daha önce dinlenen komşu işyeri tanıklarının beyanına başvurulup, davalı işyerine ait vergi kayıtları ikmal edilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne dair karar verildiği anlaşılmış ise de bozma ilamı gereklerinin bir kısmının yerine getirilmediği anlaşılmıştır.
Öncelikle getirtilen vergi kayıtlarının dava konusu dönemleri içermediği belirgin olup, 2003-2009 yılları vergi kayıtları ilgili müdürlükten ikmal edilerek irdelenmeli, diğer taraftan her ne kadar bozma öncesi dinlenen tanıkların tekrar dinlenilmesi yoluna gidilmiş ise de; bu tanıkların gerçekten davacının çalıştığını iddia ettiği işyerine komşu işyerleri ve burada çalışan ya da işveren olup olmadıkları tüm kayıtları ile irdelenmeli, gerek önceki ve gerekse de işyerinin taşındığı yerdeki komşu işyerleri açısından detaylı bir araştırma yapılarak tanık tespit edilmeye çalışılılıp beyanlarına başvurulmak suretiyle, uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir. Öte yandan, davalılardan ...’nun vekili bulunmadığı halde lehine vekalet ücretine hükmedilmesi yerinde görülmemiştir. " gerekçesiyle söz konusu karar bozulmuştur.
D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Üçüncü Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamı ve dinlenen tanık beyanları esas alınarak davacının davasının kısmen kabul, kısmen reddi ile 1-Davacının davalı ...'nun sahibi olduğu işyerinde;
23.04.2004 – 30.06.20 04... gün, günlük 18. 32... .7.2004- 31.12.20 04... gün, günlük 14. 80... .1.2005- 31.12.20 05... gün günlük 16. 29... .1.2006 – 31.12.20 06... gün günlük 17. 70... .1.2007 – 31.6.20 07... gün, günlük 18, 75... .7.2007 – 31.12.20 07... gün günlük 19. 50... .1.2008 – 31.6.20 08... gün günlük 20. 28... .7.2008 – 22.8.20 08... günlük 21.29 TL ücret ile çalıştığının tespitine
2.Davalı ... hakkındaki davanın husumetten reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davalı ... vekili; davada hak düşürücü sürenin geçmiş olduğunu beyanla Mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalı Kurum vekili; davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddi gerektiğini ve sadece tanık anlatımlarıyla ispatının mümkün olmadığını beyanla Mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı ... vekilinin tüm davalı Kurum vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 7. maddesinin 6552 sayılı Kanun’un 64. maddesi ile eklenen son fıkrası ile 25.10.2017 tarihinde yürürlüğe giren ve 5521 sayılı Kanun’u yürürlükten kaldıran 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 4. maddesinin 2. madde hükmü gözetildiğinde davanın niteliği gereği davalı Kurumun yasal hasım olması nedeniyle davada davalı gösterilip aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücreti hükmedilmesi gerekirken buna ilişkin karar verilmemiş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi atfıyla uygulamasına devam olunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 438. maddesi hükmü uyarınca Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davalı ...'nun tüm, davalı Kurum vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddi ile Hükme yeni bir bent eklenerek "Davalı Kurum kendini vekille temsil ettirdiğinden avukatlık asgari ücret tarifesi uyarınca tayin ve taktir olunan 30.000-TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı Kuruma verilmesine " yazılmasına, kararın bu şekli ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dosyanın Mahkemeye gönderilmesine,
27.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.