T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı kooperatifin kooperatif üyeliğinden çıkarılma kararının müvekkiline Tebligat Kanunu hükümlerine uygun tebliğ edilmediğini, müvekkilinin üyelikten çıkarılma kararını taşınmazını 05.10.2024 tarihinde kiralama işlemi için gittiği sırada kooperatif güvenliğinin kendisine çıkarılma kararını bildirerek içeri almaması üzerine öğrendiğini, dolayısıyla dava konusu üyelikten çıkarılma kararı usulüne uygun tebliğ edilmediğinden davacının bu karara itiraz süresinin öğrenme tarihi olan 10.10.2024'ten başlaması gerektiğini, dolayısıyla yasal süresi içerisinde bu karara itiraz edildiğini, aidat alacağının tahsiline yönelik hangi usul ve esasların takip edileceği, aidat borcunun ne şekilde ve hangi şartlarda icra takibine konu edileceği konusunda açık bir düzenlemenin mevcut olmadığını, davalı kooperatifin aldığı üyelikten çıkarılma kararında imzası bulunan kişilerin yönetim kurulu üyesi olmadığı gibi, genel kurul tarafından bu yönde yetkilendirilmediğini, bu nedenle, davacının üyelikten çıkarılmasına dair karar, yetkisiz kişilerce imzalanarak hukuki dayanaktan yoksun hale geldiğini, karaın 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 27. maddesindeki şartlara aykırı olduğunu, sermaye yükümlülüklerini yerine getirmeyen ortaklarına uygun süre tanıyarak yükümlülüklerini yerine getirmeleri için yazılı bildirimde bulunması gerekmesine rağmen kanunda öngörülen sürelerin göz ardı edildiğini belirterek 12.03.2024 tarih 327 sayılı üyelikten çıkarma kararının iptalini, davacının kooperatif üyelik haklarının iadesini, davacıya tahsisli taşınmazın davacıya teslimini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 16. maddesi hükmü uyarınca çıkarılma kararına karşı itiraz davası kararın tebliğ tarihinden itibaren üç ay içinde açılabileceğinden hak düşürücü sürede açılmayan davanın reddinin gerektiğini, davacının genel kurul kararları, kesinleşmiş icra takipleri ve davalara rağmen borçlarını ödemeyerek üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediğini, bu nedenle kendisine Üsküdar ... Noterliğinin 21.03.2023 tarih ... yevmiye sayısıyla birinci ihtarname keşide edilerek ihtarnamede dökümü yapılan borçların 10 gün içerisinde ödenmesi aksi halde kooperatif ortaklığından çıkarılacağının davacıya ihtar edildiğini, işbu birinci ihtarnamenin davacıya 09.06.2023 tarihinde tebliğ edildiğini, birinci ihtarnameye rağmen borçların ödenmemesi üzerine davacıya bu sefer Üsküdar ... Noterliğinin 11.08.2023 tarih ... yevmiye sayısıyla ikinci ihtarnamenin keşide edilerek ihtarnamede dökümü yapılan borçların 1 ay içerisinde ödenmesi aksi halde kooperatif ortaklığından çıkarılacağı davacıya ihtar edildiğini, işbu ikinci ihtarnamenin davacıya 28.12.2023 tarihinde tebliğ edildiğini, buna rağmen davacı borcunu ödemediğinden 1163 Sayılı Kooperatifler Kanununun 16. ve 27. maddeleri ve ana sözleşmenin 14. maddesi hükümleri uyarınca kooperatif yönetim kurulu tarafından alınan 12.03.2024 tarih 327 sayılı karar ile davacının ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmiş ve işbu çıkarılma kararı Üsküdar ... Noterliğinin 12.03.2024 tarih ... yevmiye sayılı ihtarnamesiyle davacıya 14.03.2024 tarihinde tebliğ edildiğini, kararın hukuka uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davalı kooperatifin yönetim kurulu tarafından alınan 12.03.2024 tarih 327 sayılı üyelikten çıkarma kararının iptaline ilişkin davada, ihraç kararının dayanağının kooperatif aidat borçlarının süresinde ödenmemesine dayandığı, bu durumun ihraç sebebi olduğunun kooperatif ana sözleşmesinde kararlaştırıldığı, bu durumda ihraç yetkisinin yönetim kuruluna da ana sözleşme ile devredildiği, yine kooperatif ana sözleşmesinin bu anlamda 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 27. maddesine de uygun olduğu, davacının aidat borçlarını ödememiş olduğunun İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/832 E. 2022/781 K. ile İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/482 E. 2020/330 K. sayılı ilamları ile sabit olduğu, yukarıda da ortaya konulduğu üzere bu ilamlara dayalı düzenlenen birinci ve ikinci ihtarnamelerin tebliğinden itibaren borçların ödendiğine dair de bir iddia ve delil bulunmadığı, ihtarnamelerin tebliğ işlemlerinin usulüne uygun olduğu, zira bilinen en son adrese çıkartılan tebligatların adresin tebliğe elverişli olmaması nedeniyle iade edilmesinden sonra davacının AKS adresine TK'nın 21/2. maddesi uyarınca tebliğ edildiği, yine ihtarnamelerin gazetede de ilan edildiği, buna rağmen borcun ödenmediği, ihraç sebebinin ve ihraç kararının hukuka uygun olduğu, yine ihraç kararının da TK'nın 21/1. uyarınca usulüne uygun olarak 14.03.2024 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, davanın ise 05.11.2024 tarihinde 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 16/4. maddesinde öngörülen 3 aylık süre geçtikten sonra açıldığı, bu sebeple mahkememizce hukuka uygun olduğu tespit edilden ihraç kararının kesinleştiği gerekçesiyle Davanın süresinde açılmamış olması nedeniyle USULDEN REDDİNE karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde; dava dilekçesindeki açıklamalarını tekrar ederek tebligatın usulsüz olması nedeniyle üç aylık sürenin başlamadığını, davanın süresinde açıldığını belirterek, kararın kaldırılmasını ve davanın kabulünü talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE:Dava, kooperatif üyeliğinden ihraca ilişkin yönetim kurulu kararının iptali istemine ilişkindir.İstinaf yoluna konu uyuşmazlık; davanın hak düşürücü süre içerisinde açılıp açılmadığı noktasında toplanmaktadır.1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun, "ortaklıktan çıkarılma esasları ve itiraz" başlıklı 16.maddesinde; "Kooperatif ortaklığından çıkarılmayı gerektiren sebepler anasözleşmede açıkça gösterilir. Ortaklar anasözleşmede açıkça gösterilmeyen sebeplerle ortaklıktan çıkarılamazlar.Ortaklıktan çıkarılmaya yönetim kurulunun teklifi ile genel kurulca karar verilir. Anasözleşme,çıkarılanın genel kurula başvurma hakkı saklı kalmak üzere, bu hususta yönetim kurulunu da yetkili kılabilir.Çıkarılma kararı gerekçeli olarak tutanağa geçirileceği gibi, ortaklar defterine de yazılır. Kararın onaylı örneği,çıkarılan ortağa tebliğ edilmek üzere, on gün içinde notere tevdi edilir. Bu ortak tebliğ tarihinden itibaren üç ay içinde itiraz davası açabilir. Tebliğ edilen karar, yönetim kurulunca verilmiş ise ortak, üç aylık süre içinde genel kurula da itiraz edebilir. Bu itiraz, ilk toplanacak genel kurula sunulmak üzere, yönetim kuruluna noter aracılığı ile tebliğ ettirilecek bir yazı ile yapılır. Genel kurula itiraz edildiği takdirde, yönetim kurulunun çıkarma kararı aleyhine itiraz davası açılamaz. İtiraz üzerine genel kurulca verilecek karara karşı itiraz davası hakkı saklıdır.Üç aylık süre içinde,genel kurula veya mahkemeye başvurmak suretiyle itiraz edilmeyen çıkarılma kararları kesinleşir.Haklarındaki çıkarma kararı kesinleşmeyen ortakların yerine yeni ortak alınamaz. Bu kişilerin ortaklık hak ve yükümlülükleri, çıkarılma kararı kesinleşinceye kadar devam eder." düzenlemesi yer almaktadır.Somut uyuşmazlıkta, davacının kooperatif ortaklığından çıkarılmasına dair 12.03.2024 tarihli ... yevmiye numaralı davalı kooperatif yönetim kurulu kararının Üsküdar ... Noterliğinin 12.03.2024 tarih ... yevmiye nolu ihtarnamesinin 14.03.2024 tarihinde tebliğ edildiğine dair mazbatasının bulunduğu ve davanın 05.11.2024 tarihinde açıldığı sabit olup dava dilekçesinde tebliğin usulsüz olduğuna dair iddianın ileri sürülerek ihraç kararının 05.10.2024 tarihinde öğrenildiği ve davanın hak düşürücü süre içerisinde açıldığı dile getirilmiştir.7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun “Tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina” başlıklı 21/1. maddesinde; “Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru, tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir ve memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır” hükmü yer almaktadır.Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 2021/5961 esas 2022/6352 karar sayılı ilamında ifade edildiği üzere; "Madde metni, iki hali birlikte düzenlemiştir. Bunlardan ilki “adreste bulunmama”, diğeri ise “tebellüğden imtina”dır. Muhatabın adreste bulunmaması halinde tebliğ memurunun ne şekilde davranması gerektiğini düzenleyen Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 30. maddesinin birinci fıkrasında; “Adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine meşruhat verilerek çıkarılan tebligatlar hariç olmak üzere, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste sürekli olarak bulunmazsa, tebliğ memurunun, adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti veya meclisi üyeleri, kolluk amir ve memurlarından araştırarak beyanlarını tebliğ mazbatasına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde bu durumu yazarak imzalaması gerekir..” hükmüne yer verildiği, Tebligat Kanunu'nun ''Tebligat Mazbatası'' başlıklı 23. maddesinin 7. bendinde; ''21. maddedeki durumun tahaddüsü halinde bu hususlara müteallik muamelenin yapıldığının, adreste bulunmama ve imtina için gösterilen sebebin tebligat mazbatasına yazılmasının" emredildiği, ''Tebliğ mazbatasında bulunması gereken bilgiler ve tanzimi'' başlıklı Tebligat Yönetmeliği'nin 35. maddesinin (f) bendinde ise; ''30. ve 31. maddelerdeki durumların gerçekleşmesi halinde bu hususlarla ilgili hangi işlemlerin yapıldığının, adreste bulunmama ve kaçınma için gösterilen sebebin tebligat mazbatasına yazılacağının" hüküm altına alındığı görülmüştür.Burada Yönetmeliğin 30. maddesi, tebliğ memuruna ilgilinin neden adreste bulunmadığını “tahkik etme” görevini yüklemiştir. Buna göre tebliğ memuru, tahkik etmekle kalmayıp, tevsike yönelik olarak yaptığı tahkikatın sonucunu Tebligat Kanunu'nun 23/7. ve Tebligat Yönetmeliği'nin 35/f maddeleri gereğince tebliğ evrakına yazacak ve maddede açıkça belirtildiği üzere ilgilisine imzalatacaktır. Ancak bu şekilde, yapılan işlemin, usulüne uygun olup olmadığı, hakim tarafından denetlenebilir. Muhatabın, tebliğ adresinde ikamet etmekle birlikte, kısa ya da uzun süreli ve geçici olarak adreste bulunmadığının, tevziat saatlerinden sonra geleceğinin beyan ve bunun tevsik edilmesi halinde, ancak, maddede sayılanlardan, örneğin muhtara imza karşılığı tebliğ edilip, 2 numaralı fişin kapıya yapıştırılması ve komşunun durumdan haberdar edilmesi işlemlerine geçilebilecektir. Tahkikatta muhatabın adresten kesin olarak ayrıldığının ya da öldüğünün veya tebligatın, tebliğ evrakında belirtilen tarihten önce yapılamayacağının anlaşılması halinde, Tebligat Yönetmeliğinin 30. maddesinin 2., 3., 4. ve 5. fıkraları gereğince işlem yapılacaktır. Bu itibarla; Tebligat Yönetmeliği'nin 30. maddesinde öngörülen şekilde ve maddede belirtilen kişilere sorularak imzaları da alınmak suretiyle, imzadan çekinmeleri halinde, bu husus da belirtilerek, Tebligat Yönetmeliği'nin 35. maddesi gereğince muhatabın adreste geçici olarak bulunmama sebebi ve tevziat saatlerinden sonra geleceği “tevsik edilmeden”, Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesine göre yapılan tebligat işlemi geçersizdir. Zira bu belgeleme işlemi, devamı işlemleri belirlemesi yanında muamelenin doğru olup olmadığına karar verilmesi yönünden yardımcı olacak ve tebliği isteyen makam ve hakimin denetimini sağlayacaktır.Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre yapılan tebligatlarda tebliğ tarihi, maddenin son cümlesinde açıkça belirtildiği üzere, iki numaralı fişin, yani ihbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarihtir. Tebliğ tarihinin bu şekilde belirlenmesi ve geçerli sayılabilmesi, tebliğ memurunun yukarıda açıklanan araştırmayı mutlaka yapmasına ve belgelemesine bağlıdır.''Dosya kapsamına göre; davacıya gönderilen Üsküdar ... Noterliğinin 12.03.2024 tarih ... yevmiye nolu ihtarnamesi tebligatında, "en yakın komşusu ...'den sorulmuş, muhatabın işe gittiği sözlü beyan edilmiş, imzadan imtina edilmiştir. Tebliğat ... Mahalle Muhtarı ... imzasına ... tarihinde teslim edilmiş olup, 2 nolu haber kağıdı muhatabın kapısına yapıştırılmıştır. Ayrıca en yakın komşu ...'e haber verilmiştir." şeklinde kayıt bulunmakta olup mahalle muhtarına imza karşılığı teslim edildiği görülmüştür. Gerçek şahıslara yapılacak tebligatta muhatabın geçici olarak adreste bulunmaması durumunda Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre tebligat yapılabilmesi için tebliğ memurunun, Tebligat Yönetmeliğinin 30. ve 31. maddelerinde belirtilen araştırmaları yapması gerekir.Zira, muhatabın adreste bulunmaması halinde, bunun nedeninin araştırılması ve tevziat saatinden sonra adrese dönüp dönmeyeceğinin tespit edilmesi, gerçek kişiler yönünden zorunludur. Her ne kadar Tebligat Yönetmeliği'nin 35. maddesi gereğince muhatabın adreste geçici olarak bulunmama sebebi imzadan imtina eden komşusuna sorularak işe gitmesi olarak belirtilmiş ise de tevziat saatlerinden sonra adresine dönüp dönmeyeceğini, dönecekse ne zaman döneceği tevsik edilmeden, imzadan imtina eden komşunun en azından daire numarası tam olarak belirtilmeden yapılan tebligatın yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca ihraç kararının usulüne uygun olarak tebliğ edildiğinden bahsedilemez. Bu durumda, dava açmak için yasanın tanıdığı hak düşürücü sürenin de işlemeyeceği aksi kanıtlanamayan davacının ihraç kararını öğrenme tarihi olarak bildirdiği tarihe göre davanın 3 aylık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı gözetilerek, işin esasına girilerek davalı kooperatifin ana sözleşmesi ile ihtarnamelerde bildirilen borca esas olarak gösterilen genel kurul kararları ve İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/482 E. 2020/330 K. sayılı dosyasının teminin ardından, ihraç sebebi olarak bildirilen borca ilişkin denetime elverişli hesaplamalar içeren rapor alınarak davacının iddiaları yönünden oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır. Açıklanan sebeplerle; mahkemece uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı Kanunun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (6) numaralı alt bendi uyarınca esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/806 E. 2025/703 K. Sayılı 16/09/2025 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
2.Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,
3.Davacı tarafça yatırılan istinaf başvurma harcının Hazine'ye gelir kaydına,
4.Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine,
5.Davacının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
6.İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7.Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.11/03/2026