4. Hukuk Dairesi 2025/6395 E. , 2025/15901 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
İLK DERECE
MAHKEMESİ : Gaziantep 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; kaza tarihinde geçerli trafik sigortası bulunmayan araç sürücüsünün kusurlu hareketiyle gerçekleşen kazada davacının yaralandığını ve malul kaldığını açıklayıp belirsiz alacak davası olarak toplam 200,00 TL geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı ile bakıcı gideri ve tedavi giderlerinin kaza tarihinden itibaren işleyecek faizİ ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında talebini 849.874,95 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hesaplanan tazminattan %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılmak suretiyle davanın kısmen kabulü ile toplam 679.859,96 TL geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı ile bakıcı giderinin temerrüt tarihi olan 11.05.2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; hesaplanan tazminattan müterafik kusur nedeniyle indirim yapılmasının isabetsiz olduğu ve faiz başlangıcı yönünden hatalı karar verildiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile 779.443,36 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 58.472,07 TL geçici iş göremezlik tazminatı ile 11.909,52 TL bakıcı gideri tazminatı olmak üzere toplam 849.824,95 TL maddi tazminatın dava tarihi olan 12.05.2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; kazanılmış hakları gözetmeksizin karar verildiğini, davacı vekilinin bilirkişi raporlarına karşı itiraz ve yerel mahkemenin kararını istinaf etmemesine rağmen Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan müterafik kusur indiriminin kaldırılarak davacı lehine hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, davadan önce davalı kuruma usulüne uygun başvuru şartının yerine getirilmediğini, husumet konusunda yeterli araştırma yapılmadığını, kazaya karışan dava dışı araç sürücüsünün ifadesinde kullanmış olduğu aracın .. marka bir araç olduğunu belirttiği, .. .. .. Merkezince oluşturulan 27.04.2023 tarihli tramer kayıtlarında ise aracın .. ... marka araç olduğunun belirtildiğini, .. kayıtları ile sürücü ifadeleri arasında aracın marka model bilgilerinin çeliştiğini, kuvvetle muhtemel aracın plaka bilgisinin hatalı olarak bildirildiğini, plakanın yanlış bildirildiğinin araştırılması halinde kazaya karışan aracın kaza tarihinde geçerli trafik sigortasının bulunma ihtimalinin de olduğunu, karara esas alınan kusur bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığını, her ne kadar davaya konu kazaya kırmızı ışıkta geçtiği iddia edilen aracın sebep olduğu iddia edilse de diğer araç sürücüsünün de yola ve trafiğe gereken özeni göstermediğinden kazada ortak kusurun bulunduğunun kabulü gerektiğini, maluliyet raporunun usul ve yasaya uygun olmadığını, iyileşme süresi dolmadan maluliyet raporu düzenlendiğini, aktüerya hesabının hatalı olduğunu, hesaplamada teknik faizin uygulanması gerektiğini, hesaplanan tazminattan müterafik kusur nedeniyle indirim yapılması gerektiğini, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından davacıya ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılmadığını, davacı tarafından bakıcı tutulduğu ispatlanamadığından hesaplamanın brüt asgari ücret üzerinden yapılamayacağını, geçici iş göremezlik, geçici bakıcı gideri ve tedavi giderlerinden sorumlu olmadıklarını, faiz başlangıç tarihinin maluliyet raporunun tebliğ tarihi olması gerektiğini, İlk Derece Mahkemesi kararının davacı tarafça istinaf edilmediği halde güncel avukatlık ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Gerekçe Uyuşmazlık;
Türk Borçlar Kanunu'nun 54 maddesi gereğince bedensel zarar nedeniyle maddi tazminat (geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı, bakıcı gideri ve tedavi gideri) istemine ilişkindir.
1.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, davadan önce davalı kuruma geçerli başvuru yapılmış olmasına, kusura ilişkin bilirkişi raporunun olayın oluşuna uygun bulunmasına, hesaplamada kullanılan yöntemin Dairemizin içtihatlarına uygun olmasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
Bilindiği üzere 6100 sayılı Kanun'da usuli kazanılmış hak kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Bu kurum, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri hâline gelmiştir. Anlam itibarıyla bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir (Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu, 09.05.1960 tarihli ve 1960/21 Esas, 1960/9 Karar sayılı karar). Hükmün bir kısmının bozma kapsamı dışında bırakılmasının amacı bu kısımların doğru olduğunu belirlemek, bozmanın sınırlarını çizmek ve bu şekilde usuli kazanılmış hakları oluşturup, korumaktır. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur (Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu, 04.02.1959 tarihli ve 1959/13 Esas, 1959/5 Karar sayılı karar).
Yapılan açıklamalar doğrultusunda somut olaya bakılacak olunursa; davacı vekili, meydana gelen kazada davacının yaralandığını ve malul kaldığını açıklayıp bedensel zarar nedeniyle maddi tazminat talebinde bulunmuş, İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda hesaplanan tazminattan %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılmak suretiyle davanın kısmen kabulü ile toplam 679.859,96 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı tarafça istinaf edilmeyerek davalı tarafça istinaf edilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince hesaplanan tazminattan müterafik kusur indirimi yapılmasının isabetsiz olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüyle toplam 849.824,95 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı tarafça istinaf edilmeyerek davalı yönünden kazanılmış hak oluşmuş olup kararın davalı tarafça istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak daha fazla tazminata karar verilmesi kazanılmış hak ilkesinin ihlali mahiyetinde olup kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3.Davaya konu kazanın meydana geldiği 17.03.2023 tarihinde Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik yürürlükte olup bu Yönetmelik ekinde yer alan “Engel Oranları Cetveli”nin “alt ekstremiteye ait sorunlarda engellilik oranları” başlıklı 3 üncü maddesinde, “... engellilik hastanın mevcut durumuna göre belirlenmeli, kişi engelinin zaman içerisinde değişebilme ihtimali varsa rapor süreli olarak verilmelidir. Devamlı engellilik raporu verilmeden önce, hastada iyileşmenin durduğu, son bir senedir herhangi bir düzelmenin olmadığı tespit edilmelidir. Alt ekstremitenin sürekli bozukluklarının değerlendirilmesinde anatomik, tanısal ve fonksiyonel yöntemler kullanılır.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Karara esas alınan 16.01.2024 tarihli maluliyet raporunun incelenmesinde; kurul tarafından "15.01.2023" tarihinde muayenesi yapılan davacının alt ekstremite arazı nedeniyle %9 oranında iş göremez hale geldiği tespit edilmiştir. Rapor karar vermeye elverişli değildir. Davacıda oluşan araza yönelik maluliyet oranının tespitinde maluliyet raporunun düzenlendiği tarih itibariyle 12 aylık sürenin geçmediği anlaşılmaktadır. Bu nedenle anılan rapora göre karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Açıklanan hukuki ve maddi vakıalar karşısında; davacının güncel muayenesi yapılarak kaza nedeniyle sürekli iş göremezlik oranının belirlenmesi amacıyla kaza tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine ve ekindeki Özür Oranları Cetveli’ne göre yetkili sağlık kurulundan rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir.
4.Davacı vekili, davacının meydana gelen kazada yaralandığını ve malul kaldığını açıklayıp diğer tazminat talepleri yanında geçici iş göremezlik tazminatı talebinde bulunmuştur. Davacıda oluşan zararın belirlenmesi amacı ile alınan raporda geçici iş göremezlik süresi için 58.472,07 TL tazminat belirlenmiş, Mahkemece tazminat raporu esas alınarak karar verilmiştir. Eksik inceleme ile karar verilemez.
Dosya kapsamında bulunan belgelerden davacıya geçici iş göremezlik zararı için Sosyal Güvenlik Kurumunca ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır. Bölge Adliye Mahkemesince yapılan ödemenin rücuya tabi olmadığı gerekçesiyle Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yapılan ödemelerin tazminattan indirilmemesinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalının istinaf talebinin reddine karar verilmiştir. Karar, usul ve yasaya aykırıdır.
Niteliği gereği geçici iş göremezlik zararı; trafik kazası nedeniyle iyileşme dönemi içerisinde kişinin uğradığı kazanç kaybı, diğer bir ifadeyle çalışamaması nedeniyle uğradığı gelir kaybına ilişkindir. Bu doğrultuda iyileşme döneminde çalışmaya devam edilmiş olması halinde veya gelirini elde etmeye devam etmesi halinde kazanç kaybından ve dolayısıyla geçici iş göremezlik zararından bahsedilemeyecektir. Geçici iş göremezlik süresi içerisinde çalışma ihtimali bulunmayan kişilerin (memur ve memur statüsünde olan kişiler, yaşı küçük çocuklar, gelir elde etmesi yasal olarak mümkün olmayan kişiler gibi) kazanç kaybından diğer bir ifadeyle geçici iş göremezlik zararından da bahsedilemeyecektir. Geçici iş göremezlik tazminatının kapsamı geçici iş göremezlik dönemindeki elde edilemeyen kazanç olduğuna göre bu dönemde yapılan ödemelerin rücuya tabi olup olmadığına bakılmaksızın hesaplanan tazminattan indirilmesi gerektiği izahtan varestedir. Mükerrer ödemenin ve sebepsiz zenginleşmenin önlenmesi, gerçek zararın tespiti amacı ile davacının geçici iş göremezlik süresi içerisinde davacıya yapılan ödemelerin hesaplanan geçici iş göremezlik tazminatından indirilmesi gerekmekte olup yazılı şekilde karar verilmesi de doğru görülmemiştir.
VI. KARAR
1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2.Yukarıda (2), (3) ve (4) numaralı bentlerde açıklanan sebeplerle; davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.