Esas No
E. 2024/772
Karar No
K. 2024/772
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/772 - 2026/285

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 18.04.2024

NUMARASI : 2023/777 Esas 2024/262 Karar

DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali

KARAR TARİHİ: 20.02.2026

GEREKÇELİ KARAR

YAZILMA TARİHİ : 24.02.2026

İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 05.12.2021 tarihinde davacı sigorta şirketi tarafından zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalanan davalıya ait olup ... yönetiminde bulunan ... plakalı araç arkasında takılı olan ... plakalı yarı römorkun savrularak karşı yönden gelen ... plakalı aracın sol ön çamurluk şoför kapısı bölgesine çarpması sonucu yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, davalıya ait ... plakalı araç sürücüsünün olay yerini terk ettiğini, kaza tespit tutanağı tutulmadan olay yerini terk eden sürücünün asli ve tam kusurlu olduğunu, kaza sonucunda trafik kazasına bağlı olarak bedensel zararlar nedeniyle 358.000,00 TL tutarın davacı tarafından ödendiğini, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4.f. Maddesi gereğince sigortalıya rücu şartlarının oluştuğunu, ödenen bedelin rucuen tahsili amacıyla davalı araç işleteni ...'e Çubuk İcra Dairesinin 2022/1098 E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının borca itiraz etmesi üzerine takibin durduğunu, itirazın haksız olduğunu belirterek, itirazın iptali ile takibin devamına, davalının % 20 icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; derdestlik, zamanaşımı, hak düşürücü süre, husumet, görev ve yetki yönünden itirazları bulunduğunu, rücu talebine konu trafik kazasının meydana gelmesinde tam ve asli kusurun sigortalı araç sürücüsünde olduğu iddiasıyla işbu davayı taraflarına yöneltmiş olsa da kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte; sigorta poliçelerinin imzalanmasındaki amacın, kast veya ağır kusurun mevcut olduğu durumlar hariç- tam ve asli kusurlu olma durumları dahil olmak üzere sigortalanan aracın karıştığı trafik kazaları sonucunda oluşan maddi ve manevi zararların sigortalayan tarafından karşılanması olduğunu, dolayısıyla davacının rücu iddialarının kabulünün mümkün olmadığını, davalının olay yerini terk ettiği iddiasının doğru olmadığını, işbu davaya konu trafik kazasına karışan davalıya ait ... plaka sayılı çekici cinsli aracın tüm bakımları yapılmış olup teknik aksamlarında hiçbir problem olmadığını, kazada vefat eden tarafın mirasçılarının davalı ve araç sürücüsüne karşı manevi tazminat davası açmış olup davanın Ankara 21. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/20 E. Sayılı dosyasıyla devam etmekte olup ceza dosyasının kesinleşmesinin beklenildiğini, davalının olay yerini terk etmediğinin sabit olup davalı şirketin kazazede yakınlarına ödemiş olduğu destekten yoksun kalma tazminatlarının davalıdan rücuen talep edilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; 17.03.2024 tarihli bilirkişi raporunda ...'nın vefatı nedeniyle sigorta şirketinden talep edilebilecek maddi zarar miktarının 671.636,21 TL olarak hesaplandığı, icra takibine konu tutarın 358.000,00 olduğunun tespit edildiği, sigortalı araç sürücüsü ...'in olay yerini terk sebebinin ZMMS genel şartları B.4/f bendi kapsamında "tedavi" veya "yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme", "can güvenliği nedeniyle uzaklaşma" gibi zorunlu hallerden olmadığı, Hattı zatında bu amaçlarla terk edildiği de davalı tarafça ileri sürülmediği, her ne kadar davalı taraf araç sürücüsünün kazayı hissetmeyerek kazadan habersiz bir şekilde yola devam ettiğini ,kazadan sonra haberdar olarak kaza mahalline gelmiş olduğunu beyan etmiş ise de ceza dosyasında dinlenen görgü tanığı ...'ın beyanıyla da sabit olmak üzere ... plakalı tır sürücüsünün kazadan haberdar olduğu ve durmayarak kaza yerini terk ettiği, kaldı ki kazanın tırın dorsesinin kayması neticesi gerekleştiği ve bu durumdaki araç sürücüsünün yoldan geçen araçları da hesaba katarak ve muteyakkız davranarak olay yerini kontrol etmesi gerekmesi realitesi karşısında buna uygun hareket etmeyerek olay yerini terk etmesinin haklı görülmeyeceği, bilirkişi raporuna göre de sigorta şirketince yapılan ödemenin de yerinde ve yeterli olduğu, davalının işleten olarak sorumluluğunun bulunduğu, açıklanan nedenlerle sigorta şirketince rucü istemin ve yönde başlatılan takibin haklı olduğu belirtilerek, davacın davasının kabulü ile davalı borçlunun Çubuk 7. İcra Dairesinin 2022/1098 Esas sayılı dosyasındaki itirazının iptaline, takibin devamına, alacağın varlığı ve miktarı yargılamayı gerektirdiğinden tazminat talebinin reddine karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ;

Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; sigorta poliçelerinin imzalanmasındaki amacın, kast veya ağır kusurun mevcut olduğu durumlar hariç tam ve asli kusurlu olma durumları dahil olmak üzere sigortalanan aracın karıştığı trafik kazaları sonucunda oluşan maddi ve manevi zararların sigortalayan tarafından karşılanması olduğunu, sürücünün olay yerini terk ettiği iddiasının somut gerçeğe uygun olmadığını, Ankara 36. Ağır Ceza Mahkemesinin 2022/27 E. Sayılı dosyasındaki husumetli tanık beyanı doğrultusunda davalıya ait araç sürücüsünün olay yerini kasten terk ettiğine kanaat getirerek davanın kabulüne yönelik karar verildiğini, mahkeme tarafından özel hukukun alanına da tesis eden ve sonucuna bir çok ağır yaptırım bağlanan terk olgusunun hiçbir şüpheye yer bırakmayacak bir şekilde gerçekleşip gerçekleşmediği hususu ile rücu şartlarının oluşup oluşmadığı hususlarını olayın esasına girerek değerlendirilmesi ve buna göre bir karar verilmesi gerekmekte iken yerel mahkemece bu doğrultuda hareket edilmediğini, hükme ana esas yapılan ceza mahkemesi kararının kesinleşmesinin beklenmesi gerektiğini, çekiciye bağlı dorsenin ağırlık merkezi ve yolun sağa eğimli olması da göz önüne alındığında, davalının aracı kaysa bile kendine göre sağa doğru kayacağını, yolda herhangi bir kayma izi ve fren izi de bulunmadığını, dorsenin yola doğru kayması halinde yolun tamamı kapanacağından minibüsün ön kısmının tamamının hasar görmesi gerektiğini, kazanın meydana geldiği virajlı yolda hakimiyetini kaybederek aracının sol ön kısmından davalıya ait çekicinin arka sol kısmına çarpmasıyla hakimiyetini kaybederek davaya konu olayın meydana geldiği ve minibüs sürücüsünün işbu trafik kazasında tam ve asli kusurlu olduğunu, sigortalı aracın ağır tonajlı, dorseli, uzun ve yüksek bir tır olduğu ile ilgili kaza anında havada yağışın mevcut olduğu ve görüş mesafesinin kısa olduğu da dikkate alındığında araç sürücüsünün duyduğu ses üzerine araçtan inmesine rağmen virajın arkasını göremediği için bir şey olmadığını düşünerek yoluna devam etmesinin olay yerini terk olarak kabul edilemeyeceğini, sürücünün dorsedeki tamponun yerinde olmadığını ve dorsenin sol arka kısmında çizikler olduğunu görünce derhal olay yerine gitmesi üzerine trafik kazasına karıştığını ancak o zaman anlayabildiğini, olayın oluş anı ile sürücünün durumu fark ederek olay yerine gelmesi arasındaki zaman farkı yaklaşık 45 dakika olduğunu, ceza dosyasında bulunan ilgili kaza gününe tanıklık eden ... ve ... ifadelerinde sürücünün olay yerini terk etmediğinin ortaya koyduğunu, mahkeme tarafından, bu tanıklarının dinlenmesi gerekirken dinlenmeden hüküm kurulmasının hatalı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasınına karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve istinaf edenlerin sıfatına göre dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; Davanın ZMMS poliçesi ile sigortalı aracın karıştığı trafik kazası neticesinde zarar gören üçüncü kişiye yapılan ödemenin olay yeri terk nedenine dayanılarak davalı sigortalıdan rücuen tahsili amacıyla yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.

Davacı vekili,05.12.2021 tarihinde davacı sigorta şirketi tarafından zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalanan davalıya ait olup ... yönetiminde bulunan ... plakalı araç arkasında takılı olan ... plakalı yarı römorkun savrularak karşı yönden gelen ... plakalı aracın sol ön çamurluk şoför kapısı bölgesine çarpması sonucu vefat eden ...'ın vefat ettiğini, müteveffanın eşi ve çocukları tarafından yapılan başvuru üzerine sigorta şirketi tarafından destekten yoksun kalma tazminatı ödendiği belirterek Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları B.4.f. Maddesi gereğince sigortalı araç sürücüsünün olay yerinin terk etmesi nedeniyle sigortalısından rücuen tahsili için başlatılan icra takibine itiraz edilmesi üzerine itirazın iptali davası açılmış, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.

Davacı sigorta şirketi, rücu sebebini, sigortalısı olan davalıya ait aracın sürücüsünün kazadan sonra olay yerini terk etmesi olgusuna dayandırmıştır.

Sigortacı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Yasasının 95/2. maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B-4.maddesi gereğince, tazminat yükümlülüğünün azaltılması veya kaldırılmasına ilişkin halleri, üçüncü kişilere karşı ileri süremeyeceğinden, zarar görene ödeme yaptıktan sonra sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre kendi sigorta ettirenine rücu edebilir.

Taraflar arasında geçerli ZMSS poliçesinin düzenlenme tarihinde yürürlükte bulunan 01.06.2015 tarihli Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMMS) Genel Şartlarının zarar görenlerin haklarının saklı tutulması ve sigortacının sigortalıya rücu hakkı başlıklı B.4/f bendinde bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere, olay yerini terk etmesi veya kaza tutanağı, alkol raporu vb. kazanın oluş koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranması hali rücu nedeni olarak düzenlenmiştir.

01.06.2015 tarihinden önceki sigorta genel şartlarından olay yerini terk, kaza tutanağı ve alkol v.b. belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranılması rücu şartı olarak öngörülmemişken, ilgili maddenin (f) bendinde, belirli durumların haricinde olay yerinin terk edilmiş olması, kaza tutanağı ve alkol v.b. belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranılması da, rücu şartı olarak düzenlemiştir. Genel Şartlar B.4-f bendi kapsamında sigortanın, sigortalısına rücu edebilmesi için ilgili yükümlülüklerin yerine getirilmemesi yeterli olup, sigortacının, sigortalısına rücu için sürücünün alkollü olduğunu yahut kasti eyleminin varlığını kanıtlaması istenemez. Sigorta genel şartları B.4-f bendi kapsamında sigortalının, kaza ister maddi zarara ister bedensel zarara neden olsun sürücünün olay yerine terk etmiş olması halinde üçüncü kişilere yapmış olduğu ödeme nedeniyle sigortalısına rücu edebileceği düzenlenmiş, ilgili madde de, istisnai durumlar "hariç" denilerek, gösterilmiştir. Buna göre sigortalı ancak bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitmesi, bedeni hasara neden olsun veya olmasın can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu hallerde ilgili maddeden kaynaklanan sorumluluklardan kurtulur. Yaralamalı kaza olmasa dahi olay yerinin terk edilmesi halinde sigorta şirketinin yukarıda belirtilen istisnalar haricinde sigortalısına rücu edebileceği kabul edilmiştir.

Bu kapsamda, somut olayda, ispat yükü davalıda olup, davalı taraf araç sürücüsünün olay yerini haklı sebeplerle terk ettiğini ispatlamak zorundadır.

Rücu davaları gerçek zararının giderilmesi amacına yönelik olup, zenginleşmeye bir vesile teşkil etmemelidir. Dolayısıyla zarar sorumlusundan halefiyet ilkelerine dayalı olarak talepte bulunan davacı da ödediği meblağın tamamını değil ancak zarar görenin uğradığı gerçek zararı, zarar sorumlusu bulunanlardan isteyebilir. Davalı, davacının ödediği miktardan değil, kaza nedeni ile ortaya çıkan gerçek zarardan kusuru oranında sorumludur. Dolayısyla davalının sorumluluğunun belirlenebilmesi için olayın oluşumunda tarafların mevcut kusur durumun tespiti önem arz eder.

Dava konusu maddi olaya ilişkin Ankara 36. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2022/27 Esas sayılı dava dosyası kapsamında yapılan yargılamada davalı adına kayıtlı araç sürücüsü dava dışı ...'in asli ve tam kusurlu olduğu kabul edilerek alt sınırdan uzaklaşarak cezalandırılması cihetine gidildiği Uyap üzerinden yapılan kontrolde istinaf incelemesini müteakip kararın 28.05.2024 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.

Somut olay dosyaya kazandırılan bilirkişi raporu ile yerleşik uygulamada benimsenen ilke ve esaslar çerçevesinde müteveffanın ölümü nedeniyle destekten yoksun kalan hak sahipleri belirlenmek suretiyle davacı zorunlu mali sorumluluk sigortacısının ödeme yaptığı tarih esas alınarak, asgari ücret üzerinden tazminat hesabını etkileyecek bilenen gerçek durumlar da gözetilerek, TRH 2010 yaşam tablosu ile progresif rant yönteminin uygulanmak suretiyle bilinmeyen / işleyecek devre hesabı yapılarak pay dağılımına ilişkin benimsen ilkelere uygun düşecek şekilde tazminatın tespit edilerek, ceza dava dosyası kapsamında olaya ilişkin belirlenen maddi olgular esas alınarak, sigortalı araç sürücüsünün kaza yerini terk ettiği ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın B.4.f bendi uyarınca rücu koşullarının gerçekleştiği, olay yerinin zorunlu nedenle terk edildiği yönündeki savunmanın da ispat yükü üzerinde bulunan davalı tarafından kanıtlamadığı gözetilerek, davalıya rücu edilebilecek miktarın tespit edilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle istinaf kanun yoluna başvuranın davalı vekilinin kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1.Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1.b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2.Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 24.454,98 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 6.114,00 TL'nin mahsubu ile kalan 18.340,98 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir olarak kaydedilmesine,

3.Başvuran taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

4.Taraflarca yatırılan delil ve gider avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,

5.Karar tebliği, harç mahsup, iade ve tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın usulen tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 20.02.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Başkan

Üye

Üye

Katip

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.

Karar Etiketleri
REDDİNE YARGITAYKARARI
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog