T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARARIN
Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda;
İSTEM
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davalı taraftan olan alacağın icra takibine konu faturalardan kaynaklandığını, davalı tarafın borcunu ödemediğini, Büyükçekmece İcra Dairesinin ... esas numaralı dosyasıyla icra takibi yapıldığını, davalının itiraz ile takibin durdurulmasına karar verildiğini, davalının icra takibinden sonra 17/05/2024 tarihinde 50.000,00 TL, 24/05/2024 tarihinde ise 71.110,45 TL olarak doğrudan ödeme yaptığını, yapılan ödemelerde ihtirazı kayıt konulmadığını, davalının yaptığı ödemelerin sıraya göre mahsup edildiği takdirde asıl alacaktan 27.626,21 TL bakiye kaldığını, Büyükçekmece İcra Dairesinin ... esas numaralı dosyasına dair takip çıktısı üzerinden davalının dava öncesi yaptığı ödemeler mahsup edildikten sonra kalan bakiye ve masraflar üzerinden itirazın iptalini, takibinin devamını ve %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür. YANIT:
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından takip dayanağı olarak gösterilen faturaya konu mal ve hizmetin teslim edilmediğini, bu sebeple davacıya borçlarının bulunmadığını, davacının faturaya konu mal ve hizmeti teslim ettiğini ispat etmesi gerektiğini, davanın reddini, yargılama gideri ve ücreti vekaletin davacıya yükletilmesine karar verilmesini iddia ve talep ettiği görülmüştür. KANITLAR VE GEREKÇE: -Dava, davacı tarafından davalı aleyhine Büyükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyası ile fatura alacağına dayanılarak başlatılan ilamsız icra takibine davalı takip borçlusu tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. -Mahkememizce icra dosyası, taraflara ait Ba-Bs formları, dosya arasına alınmış, ticari defterler incelenmiş ve diğer tüm deliller toplanmıştır. -Büyükçekmece İcra Müdürlüğü'nün .... esas sayılı takip dosyasının celp edilerek incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 126.938,19-TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının fatura alacakları olduğu, davalı borçlu tarafından takibe süresi içerisinde itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğu görülmüştür. -2004 Sayılı İİK 67. maddesi gereğince itirazın iptali davalarının görülüp hükme bağlanabilmesi için geçerli bir icra takibi bulunması, süresinde borca itiraz edilmesi ve 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması dava şartı niteliğindedir. -İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. 2017/19-1634 Esas - 2018/633 Karar sayılı ilamı). -Somut olayda davacı tarafın iddiası davalı ile aralarındaki ticari ilişki kapsamında düzenlenen fatura bedellerinin takipten önce ödenmediği hususuna dayanmakta iken davalı taraf fatura konusu ürün ve hizmetlerin teslim edilmediğini iddia etmektedir. Yine davacı tarafın dava dilekçesinde beyan ettiği üzere takipten sonra 17/05/2024 tarihinde 50.000,00 TL, 24/05/2024 tarihinde ise 71.110,45 TL olarak davalı tarafça haricen ödeme yapıldığı ihtilafsızdır. -Davaya konu alacağın incelenmesinde; alacağın taraflar arasındaki satış sözleşmesi ilişkisine dayandığı anlaşılmaktadır. - 6100 sayılı HMK’nın 190/1 maddesi gereğince ispat yükü, anında özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Yine aynı Yasanın 200/1 maddesi gereğince eldeki davanın değer ve miktar itibariyle yazılı belgeyle ispat edilmesi gerekmektedir. -Davacı tarafın dava dilekçesi ile ticari defterlere delil olarak dayandığı görülmektedir. -6102 sayılı Türk Ticaret Kanun' da ticari defterlerle ispata ilişkin hükümlere yer verilmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi “Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil olması” başlığı altında ticari defterlerle ispata ilişkin hükümler getirmiştir. -Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222. Maddesinde; "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükümlerine yer verilmiştir. -Yargıtay uygulamasına göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereğince; ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delildir (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 26/09/2018 tarih 2018/2696E. 2018/3431K. sayılı ilamı). -Türk Ticaret Kanunu faturayı tanımlamış değildir. Ancak kanun faturanın düzenlenmesi hakkında bazı kurallara yer vermiştir. Fatura tanzim edilmesinin öncelikli koşulu, tacirin ticari işletmesi bağlamında mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olmasıdır. Bu koşul, faturanın nitelik itibarıyla sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belge olmasının da gereğidir. Dolayısıyla taraflar arasında bir sözleşme olmadan gönderilen belge, faturanın şekil şartlarını taşısa bile, gerçek anlamda bir fatura olmayıp, öneri (teklif) niteliğinde bir yazıdır. Şüphesiz, taraflar arasındaki sözleşmenin hukuken geçerli olması gerekir. Bu anlamda batıl bir sözleşmeye dayanılarak gönderilen faturaya süresi içinde itiraz edilmemesi, fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması sonucunu doğurmaz. Fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılmasına ilişkin karinenin uygulanması temel borç ilişkisi doğuran bir sözleşmenin varlığı halinde söz konusu olabilir. Taraflar arasında sözleşmenin bulunup bulunmadığı hususu çekişmeli ise, ispat yükü kuralları çerçevesinde öncelikle sözleşmenin varlığı ispat edilmelidir (Özçelik, Volkan; Fatura İçeriğinin Kabul Edilmiş Sayılması, TBB Dergisi 2018 (138), s. 212 vd.). -Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. -Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2). -Tarafların BA ve BS kayıtlarında dava konusu faturaların kayıtlı olması halinde tarafların ticari defterlerinin incelenmesine gerek yoktur. Zira münazaalı hususlar bizatihi tarafların kayıtları ile ispatlanmış kabul olunur (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19/11/2015 tarih 2015/3302 Esas 2015/12272 Karar sayılı ilamı). -Mahkememiz dosyası tarafların ticari defter ve belgelerinin incelenmesi amacıyla SMMM bilirkişiye tevdi edilmiş, düzenlenen 13/06/2025 tarihli raporda özetle; davacı tarafın 2022-2023-2024 yılına ait yasal defterlerini usulüne uygun tuttuğu ve sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, davalı tarafın 2022-2023-2024 yılına ait yasal defterlerini usulüne uygun tuttuğu ve sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, Takibe konu davacı tarafın davalı taraf düzenlediği 2024 yılına ait toplam 10 adet ve KDV dahil 142.293,19 TL tutarlı faturanın olduğu, davacı tarafın 142.293,19 TL toplam fatura tutarının 126.938,19 TL tutarı üzerinden takibe geçtiği, faturaların açıklama kısmına mal-hizmet bilgilerinin yazıldığı, miktar ve birim fiyatlarının belirtildiği, faturaların e-fatura olduğu ve teslim eden ile teslim alan kısımlarının olmadığı, imza karşılığında teslim edilmediği ve teslim alınmadığı, iş bu faturaların tamamının tarafların yasal defterlerine usulüne uygun olarak işlendiği, davacı tarafın davalı tarafa 2024 yılı mart ve nisan ayında takibe konu 10 adet faturanın da içerisinde bulunduğu toplam 11 adet fatura düzenlediği, tarafların 2024 yılı mart ve nisan ayı BS-BA Formu beyanlarının karşılıklı olarak adet ve tutar yönünden birbirini teyit ettiği ve takibe konu 10 adet faturanın da içerisinde bulunduğu toplam 11 adet faturanın tamamının taraflarca karşılıklı olarak BS-BA Formu ile beyan edildiği, Davacı Tarafın Dosya Muhteviyatına Sunduğu Cari Hesap Ekstresinde,
Davalı taraf ile cari hesap ilişkisinin 14.01.2022 tarihli 12.378,40 TL tutarlı kayıt işlemi ile başladığı, 15.05.2024 tarihinde davacı tarafın davalı taraftan 129.775,31 TL alacaklı olduğu, 11.09.2024-31.12.2024 tarihinde davacı tarafın davalı taraftan 8.664,86 TL alacaklı olduğu, Davalı Tarafın Dosya Muhteviyatına Sunduğu Cari Hesap Ekstresinde,
Davacı taraf ile cari hesap ilişkisinin 14.01.2022 tarihli 12.350,38 TL tutarlı kayıt işlemi ile başladığı, 15.05.2024 tarihinde davalı tarafın davacı tarafa 121.110,45 TL borçlu olduğu, 11.09.2024-31.12.2024 tarihinde davalı tarafın davacı tarafa borcunun olmadığı, Tarafların Ticari Defter Ve Kayıtlarının Karşılaştırılması-Değerlendirme,
Davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarında takip tarihi itibariyle davalı taraftan 129.775,31 TL alacaklı olduğu, davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarında takip tarihi itibariyle davacı tarafa 121.110,45 TL borçlu olduğu, Taraflar arasında takip tarihi itibariyle 8.664,86 TL cari hesap farkı olduğu, iş bu farkın davalı tarafın ticari defterlerine tek taraflı olarak yaptığı kayıt işlemlerinden kaynaklandığı,
Davalı tarafın ticari defterlerine kendi lehine tek taraflı olarak 8.664,86 TL tutarlı kayıt işlemi yaptığı, 8.664,86 TL tutarlı kayıt işleminin 1 adet ve 28,02 TL tutarlı olanının 2021 yılından devreden farka, 1 adet ve 8.636,84 TL tutarlı olanın ödeme kayıt işlemine ait olduğu, davalı tarafından tarafıma sunulan ve dosya muhteviyatına eklenen 05.09.2023 tarihli, 8.636,84 TL tutarlı dekontun gönderen kısmında davalı tarafın, alıcı kısmında ... isminin yazılı olduğu, açıklama kısmında ... Vize Ücreti diye yazıldığı, davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarına tek taraflı olarak yaptığı iş bu kayıt işlemlerinin içeriğini ispat etmesi gerektiği,
Davacı tarafın davalı taraftan 15.05.2024 takip tarihi itibariyle 126.938,19 TL alacak talebinin olduğu, 17.05.2024 tarihinde davalı tarafın davacı tarafa 50.000,00 TL ödeme yaptığı, 126.938,19 TL asıl alacak üzerinden 15.05.2024-17.05.2024 tarihleri arasında yıllık reeskont avans faiz oranlarıyla işlemiş faizin 359,95 TL olarak hesaplandığı, buna göre 17.05.2025 tarihi itibariyle davacı tarafın davalı taraftan 77.298,14 TL alacaklı olduğu, 126.938,19 TL+359,95 TL-50.000,00 TL= 77.298,14 TL 24.05.2024 tarihinde davalı tarafın davacı tarafa 71.110,45 TL ödeme yaptığı, 77.298,14 TL asıl alacak üzerinden 17.05.2024-24.05.2024 tarihleri arasında yıllık reeskont avans faiz oranlarıyla işlemiş faizin 767,16 TL olarak hesaplandığı, buna göre 24.05.2025 tarihi itibariyle davacı tarafın davalı taraftan 6.954,85 TL alacaklı olduğu, 77.298,14 TL+767,16 TL-71.110,45 TL= 6.954,85 TL 24.05.2025 tarihi itibariyle davacı tarafın davalı taraftan 6.954,85 TL alacaklı olduğu, 6.954,85 TL asıl alacak üzerinden 24.05.2024 tarihinden 03.01.2025 dava tarihine kadar yıllık reeskont avans faiz oranlarıyla işlemiş faizin 2.208,78 TL olarak hesaplandığı, 03.01.2025 dava tarihi itibariyle davacı tarafın davalı taraftan 9.163,63 TL alacaklı olduğu, davacı tarafın dava tarihinden itibaren yıllık reeskont avans faizi talep edebileceği,6.954,85 TL+2.208,78 TL= 9.163,63 TL olduğu görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür. -Mahkememiz dosyası icra hesaplamaları alanında uzman bilirkişi tevdi edilerek TBK 100 maddesi uyarınca yapılan ödemeler dikkate alınarak hesaplama yapılarak rapor düzenlenmesi istenmiş, düzenlenen 13/10/2025 tarihli raporda özetle; davacı alacaklı vekilinin icra dosyasına 21.05.2024 tarihli talebi ile dosya borcuna istinaden 50.000,00 TL 17.05.2024 tarihinde haricen tahsil edildiği, 04.06.2024 tarihli talebi ile 71.110,45 TL haricen tahsil edildiğini beyan ettiğini, icra dosyasına yukarıda yazılı ödemeler mahsup edilerek TBK 100. Maddesi gözetilerek avans faizi işletilerek bildirilen tutarlar için tahsil harcının yarısı oranında harç ilave edilerek yapılan hesaba göre son ödeme tarihi 24.05.2024 tarihi itibariyle (İcra vekalet ücreti icra harç ve masrafları dahil) 31.837,09 TL bakiye borç olarak hesaplandığı (Bu tutara 24.05.2024 tarihinden ödeme tarihine kadar avans faizi işletilebilecektir), son ödeme tarihinden 02.12.2024 Dava Tarihine kadar 8.666,67 TL faiz hesaplandığı, davacı vekilinin dava dilekçesindeki tutar 27.626,21 TL baz alındığında son ödeme tarihinden 02.12.2024 Dava Tarihine kadar 7.520,38 TL faiz hesaplandığı görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür. -Mahkememiz dosyası daha önce rapor veren bilirkişiye tevdi tevdi edilerek davalı tarafın hukuki nitelikte olmayan itirazlarının değerlendirilerek ek rapor düzenlenmesinin istenmiş, düzenlenen 22/12/2025 tarihli raporda özetle; icra dosyasın yapılan ödemeler mahsup edilerek TBK 100. Maddesi gözetilerek avans faizi işletilerek yapılan hesaba göre son ödeme tarihi 24.05.2024 tarihi itibariyle (İcra vekalet ücreti icra harç ve masrafları dahil) 23.400,80 TL bakiye borç hesaplandığı (Bu tutara 24.05.2024 tarihinden ödeme tarihine kadar avans faizi işletilebilecektir), A. A. Ü. T.nin 21.inci Maddesine göre dosyanın tamamı ödenmediğinden tebliğden 7 gün sonra 07.06.2024 Tarihi itibariyle 5.077,53 TL Avukatlık ücreti Farkı doğduğu, son ödeme tarihinden 02.12.2024 Dava Tarihine kadar 6.370,15 TL faiz hesaplandığı, davacı vekilinin dava dilekçesindeki tutar 27.626,21 TL baz alındığında son ödeme tarihinden 02.12.2024 Dava Tarihine kadar 7.520,38 TL faiz hesaplandığı görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür -Bilirkişi raporu taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş,
Mahkememizce alınan rapor dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve kanaat verici bulunmuştur. -Yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafın incelenen ticari defterlerin usulüne uygun tutulup takibe konu alacak kalemlerinin de bu defterlerde kaydedilmiş olması tek başına alacağın varlığına ve fatura içeriği mal ve hizmetlerin teslimi konusuna delil oluşturmamaktadır. -Ancak Mahkememizce 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 83. Maddesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222/3 gereğince, ticari defterlerin incelenmesine karar verilmiş, her iki tarafça ticari defterler ibraz edilmiş ve ticari defter kayıtları incelenmiştir. -Yukarıda ayrıntılarına yer verilen bilirkişi raporuyla sabit olduğu üzere, taraflarca ticari defterlerinin kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş olduğu, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğruladığı görülmüştür. Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222/3. Maddesi uyarınca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekmektedir.
Bilirkişi raporuyla da sabit olduğu üzere davacı ve davalı tarafın ticari defter kayıtlarının takip tarihi itibariyle birbirini doğruladığı davacı tarafından dava ve takip konusu edilen faturaların davacı ve davalı tarafından ticari defterlere uyumlu şekilde kaydedildiği görülmüştür. -Buna göre dava ve takip konusu edilen 126.938,19 TL'lik fatura alacağının her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, her iki tarafın ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesine göre taraflar arasında ticari ilişkinin mevcut olduğu, davacı tarafın ticari defterlerinin kayıtları usulüne uygun olduğundan davacı lehine delil vasfı taşıdığı görülmektedir. -Ayrıca bilirkişi raporunda da yer verildiği üzere davacı tarafça takip konusu edilen faturaların ba-bs bildirimleri ile karşılıklı olarak vergi dairesine bildirildiği tespit edilmiştir. Takibe ve davaya konu faturanın davalının bağlı olduğu vergi dairesi müdürlüğüne BA formları ile bildirilmiş olması ve davalı tarafın teslime ilişkin kabulü nazara alındığında fatura içeriği malların veya hizmetin davalıya teslim edildiğinin ve davalı ...sözleşme kapsamında bu teslime bir itirazının bulunmadığının kabulü gerekmektedir. (Yargıtay 19. HD' nin 2015/12329 E., 2016/6138 K. ve 2014/11846-15110 E.K. sayılı kararları da bu yöndedir.) -Yapılan açıklamalar doğrultusunda davacı şirket ile davalı şirketi arasında ticari ilişkinin var olduğu, davacı tarafın davalı ile aralarındaki fatura içeriği edimlerini yerine getirdiği, davalıya yansıtılan bedellerin usulüne uygun olduğu hususlarının davacı tarafça ticari defter ve vergi dairesi kayıtlarıyla ispat edildiği Mahkememizce kabul edilmiştir. -İşbu kabulün akabinde davalı tarafça takipten sonra- dava tarihinden önce yapılan ödemelerin irdelenmesi gerekmektedir. -Davacı tarafın davalı aleyhine 126.938,19 TL alacak üzerinden takibe geçildiği, taraf beyanları ve bilirkişi raporuyla sabit olduğu üzere davalı tarafça icra takibinden sonra - dava tarihinden önce 121.110,45 TL'lik kısmi ödeme yapıldığı görülmektedir. -İtirazın iptali davasında davacının takipte ileri sürdüğü alacak istemlerinin takip tarihi itibariyle haklı olup olmadığı, bu alacaklar için kısmen veya tamamen takibin devamı gerekip gerekmediği hakkında değerlendirme yapılamayacağı gibi, icra takibi nedeniyle icra müdürünün takip hukukunu gözeterek takdir etmesi gereken, takip vekalet ücreti, takip harcı, takip giderleri gibi takibin ferisi niteliğindeki hususlar hakkında değerlendirme yapılamaz. -Bu kapsamda Mahkememizce bilirkişi raporu alınmış, raporda takip tarihinden sonra yapılan ödemelere ilişkin hesaplamalar düşülmüş, işbu mahsup işlemlerinin TBK 100. Maddesi uyarınca öncelikli olarak ferilerden düşüldüğü, son ödeme tarihi olan 24/05/2024 tarihi itibariyle, icra vekalet ücreti, harç ve masraflar hariç olmak üzere toplam 23.400,80 TL bakiye borç bulunduğu görülmüştür. -Bu haliyle davacı tarafın dava tarihi itibariyle talep edebileceği 23.400,80 TL ana para alacağı bulunduğu, her ne kadar davacı taraf davasını 27.626,21 TL üzerinden ikame etmiş ise de işbu miktara takipten sonra işlemiş faiz ve diğer ferilerin de dahil edildiği görülmektedir Davacı tarafın vekalet ücreti, takip harcı, takip giderleri gibi takibin ferisi niteliğindeki hususları dava konusu edemeyeceği sabit olduğundan takibin 23.400,80 TL asıl alacak, asıl alacağa son ödeme tarihi olan 24/05/2024 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ve iş bu bedeller üzerinden hesap edilecek diğer feriler yönünden devam olunmasına karar verilmesi gerekmiştir. -Davacı vekili, itirazın iptali talebi ile birlikte icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. Borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için likit ve belirlenebilir bir alacağın mevcut olması gerekmektedir. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, böylece borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. -Buna göre davalı borçlu tarafından fatura, vergi dairesi ve ticari defter kayıtlarıyla sabit olan alacağın tereddütsüz bir şekilde likit ve belirlenebilir olması nedeni ile davalı borçlu aleyhine kabul edilen alacak miktarı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1.Davanın KISMEN KABULÜ ile;
-Büyükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasında davalı takip borçlusu tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 23.400,80 TL asıl alacak, asıl alacağa son ödeme tarihi olan 24/05/2024 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ve iş bu bedeller üzerinden hesap edilecek diğer feriler yönünden devam olunmasına, -Alacak likit ve belirlenebilir olduğundan kabul edilen miktarın %20'si üzerinden hesap edilen 4.800,16 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, -Fazlaya ilişkin taleplerin reddine,
2.Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 1.598,51-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 471,81-TL harcın mahsubu ile bakiye 1.126,70- TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3.Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 471,81-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4.Davacı tarafından yargılama sırasında yatırılan 427,60 TL başvurma harcı, 11.000,00 TL bilirkişi ücreti, 1.311,00-TL tebligat ve posta masrafı olmak üzere 12.738,60-TL yargılama giderinden davanın kabul red oranına (%84,70) göre hesap edilen 10.790,24-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5.Davalı tarafından yargılama sırasında sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6.Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesap edilen 23.400,80-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7.Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddine karar verilen miktar üzerinden hesap edilen 4.225,41-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine
8.6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Büyükçekmece Arabuluculuk Bürosu'nun ... numaralı arabuluculuk dosyasında suç üstü ödeneğinden karşılanarak ödenen 3.600,00 TL'nin davanın kabul red oranına (%84,70) göre hesap edilen 3.521,19-TL'sinin davalıdan, 550,62-TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
9.Bakiye gider/delil avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa derhal iadesine, Dair; taraf vekillerinin yüzlerine karşı, miktar itibariyle KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 23/01/2026 Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ....
(e-imzalıdır)