T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARARIN
Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda;
İSTEM
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; ... Ticaret A.Ş.’ye (“...”) ait bulunan ... isimli televizyon kanalının 28.11.2024 tarihli ana haber programında Müvekkili .... Yayıncılık A.Ş (“.... TV”) hakkında gerçek dışı anlatımlar yapılarak müvekkilinin ticari işletmesi hakkında yanıltıcı ve kötüleyici nitelikte açıklamalar yapılarak haksız rekabette ve kişilik hakkına saldırıda bulunulduğunu, davalı ... yayınlanan haberin, somut olgu isnadı içeren ve tamamen gerçek dışı anlatımlardan ibaret olduğunu, yapılan haberlerde ifade özgürlüğünün sınırı aşılmış olup müvekkilinin ticari şeref ve haysiyetinin zedelendiğini, kişilik hakkı ihlal edildiğini, davalı tarafın eyleminin haksız rekabet oluşturduğunu beyan ederek mesnetsiz, gerçeğe aykırı ve suç teşkil eden ifadelerin yer aldığı haberin yayınlanması suretiyle müvekkilinin basın yayın kuruluşunun faaliyetlerini ve ticari işlerini yanlış, yanıltıcı ve gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek suretiyle 6102 sayılı TTK’nun 55. maddesi uyarınca haksız rekabette bulunulması sebebiyle TTK m. 56 uyarınca toplanacak deliller ile bilirkişi marifetiyle gerçekleştirilecek hesaplamalara göre belirlenmek üzere fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik müvekkilinin yararına 1.000,00 -TL MADDİ tazminat tutarının haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalı ... tahsiline, davalı ... haksız rekabet teşkil eden eylemi ile müvekkilinin kişilik haklarına saldırıda bulunulması sebebiyle 6098 sayılı TBK’nun 58. maddesi uyarınca haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müvekkili yararına 250.000,00 TL manevi tazminat tutarının davalı yandan tahsiline, 4721 sayılı TMK'nun 24. ve 25. maddesi uyarınca müvekkilinin kişilik haklarını ihlal eden ve alenen gerçek dışı beyanlardan ibaret paylaşımlara- öncelikle tedbiren, aksi kanaatte ise yargılama sonucunda- erişimin engellenmesi ve içeriğin yayından kaldırılmasına, TMK'nun 25. maddesinin 2. fıkrası uyarınca Sayın Mahkemenizce verilecek kararın Türkiye genelinde yayımlanan tirajı en yüksek 5 gazetede yayımlanmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı ... üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. YANIT:
Davalı tarafa dava dilekçesi, ekleri ve tensip tutanağı usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, davalı tarafça cevap dilekçesi ibraz edilmediği görülmüştür. KANITLAR VE GEREKÇE: -Dava, davalı tarafın davacı hakkındaki haber içeriklerinin gerçeğe aykırı olduğu, suç teşkil ettiği, yanıltıcı olduğu iddiası ile TTK 55-56 maddelerine aykırılık teşkil ettiği ve haksız rekabet hükümlerine aykırı davranıldığı, ilgili haberlerin kişilik haklarına saldırı olduğu iddiaları ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. -Davanın dayanağı, TMK'nin 24-25, TTK'nin 54/2, 55(1), 56/1-e ve TBK'nin 58. Maddeleridir. -Bilindiği üzere; 6098 Sayılı TBK'nun 49. maddesi gereğince kasten başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. 6098 Sayılı TBK 50/1 maddesine göre zarar gören zararını ve zarar görenin kusurunu ispat yükü altındadır. Kişilik hakkı hukuka aykırı bir şekilde zedelenen kişinin Aynı Kanunun 58. maddesi gereğince manevi tazminat isteme hakkı bulunmaktadır. -4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 24. maddesinde, kişilik haklarına yapılan saldırının unsurları belirtilmiş ve hukuka aykırılığı açıklanmıştır. 25 inci maddesinde ise, kişilik haklarına karşı yapılan saldırının dava yolu ile korunacağı açıklanmıştır. -Tüzel kişinin ekonomik faaliyetini yürütürken kazandığı saygınlık, onun kişisel değerleri içinde yer alır. Ticari şeref ve haysiyetin çiğnenmesi, onun ekonomik yaşam içindeki yerini ve durumunu sarsabilir. Ekonomik itibar da tüzel kişinin şeref ve haysiyetinin bir görüntüsüdür. Tüzel kişinin ekonomik faaliyetleri de toplum tarafından değerlendirilmektedir. Tüzel kişinin kişilik haklarından olan onur ve saygınlığı onun korunan değerlerinin başında gelir. Gerçek kişilere özgü olanlar dışında kalan kişilik haklarında tüzel kişilerin de manevi zarara uğrayabileceğini ve bu nedenle manevi tazminat talebinde bulunabileceğini kabul edilmektedir. (HGK 22/01/2016 tarih, 2014/4-213 E., 2016/70 K. sayılı kararı). (HGK 01.02.2012 tarih, 2011/4-687 E. 2012/26 K.) Tüzel kişi kurumsal kültürünün bir parçası olarak sosyal sorumluluk üstlenmiş ise onur ve saygınlığın "sosyal itibar" ve "ticari itibar" yönleri ile birlikte değerlendirilmesi gerekir. -Öte yandan, ifade özgürlüğü; haber ve bilgilere, başkalarının fikirlerine serbestçe ulaşabilme, düşünce, tavır ve kanaatlerinden dolayı kınanmama ve bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilme, anlatabilme, savunabilme, başkalarına aktarabilme ve yayabilme imkânlarına sahip olma anlamlarına gelir. İfade özgürlüğü; aynı zamanda demokratik toplumun temelini oluşturan, toplumun ilerlemesi ve bireyin gelişmesi için gerekli temel unsurlardan olup bu özgürlük, sadece toplum tarafından kabul gören, zararsız veya ilgisiz kabul edilen bilgi ve fikirler için değil; incitici, şoke edici ya da endişelendirici bilgi ve düşünceler için de geçerlidir. İfade özgürlüğü; yokluğu hâlinde demokratik bir toplumdan söz edemeyeceğimiz çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin bir gereğidir (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM); Von Hannover/Almanya, B. No: 40660/08 ve 60641/08, 7/2/2012). -Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi birçok kararında, Sözleşme’nin 10/1. fıkrasında güvence altına alınan ifade özgürlüğünün, demokratik toplumun ana temellerinden birini ve yine bu toplumun gelişmesi ve her bireyin kendini geliştirmesi için esaslı şartlarından birini oluşturduğunu hatırlatarak ifade özgürlüğünün, Sözleşme’nin 10/2. fıkrasının sınırları içinde, sadece lehte olan veya muhalif sayılmayan veya ilgilenmeye değmez görülen "haber" veya "fikirler" için değil, ama aynı zamanda muhalif olan, çarpıcı gelen veya rahatsız eden haberler veya fikirler için de uygulandığını, bunun, çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin gerekleri olduğunu, bunlar olmaksızın "demokratik toplum" olamayacağını belirtmiştir. -Anayasa Mahkemesi; Anayasa'nın 26. maddesinde yer alan ifade özgürlüğü ile onun özel güvencelere bağlanmış şekli olan ve Anayasa'nın 28. maddesinde yer alan basın özgürlüğünün demokratik bir toplumun zorunlu temellerinden olduğunu, toplumun ilerlemesi ve her bireyin gelişmesi için gerekli temel şartlardan birini oluşturduğunu daha önce pek çok kez ifade etmiştir. Bu bağlamda ifade özgürlüğü ile basın özgürlüğü herkes için geçerlidir ve demokrasinin işleyişi için yaşamsal önemdedir (Mehmet Ali Aydın [GK], B. No: 2013/9343, 4/6/2015, § 69; Bekir Coşkun [GK], B. No: 2014/12151, 4/6/2015, §§ 34-36). Basın özgürlüğünün kamuoyuna çeşitli fikir ve tutumların iletilmesi ile bunlara ilişkin bir kanaat oluşturulması için en iyi araçlardan birini sağladığı açıktır (İlhan Cihaner (2), B. No: 2013/5574, 30/6/2014, § 63; Haci Boğatekin (2), B. No: 2014/12162, 21/11/2017, § 38). -Yine Anayasa Mahkemesi benzer kararlarda; başvurucunun Anayasa’nın 28. maddesinde güvence altına alınan basın özgürlüğü ve bu özgürlükle bağlantılı olarak Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğü ile diğer tarafın Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasında koruma altına alınan şeref ve itibarın korunmasını isteme hakkı arasında adil bir dengenin gözetilip gözetilmediğini değerlendirmektedir (Nilgün Halloran, B. No: 2012/1184, 16/7/2014, § 27, 41, 52; Ergün Poyraz (2) [GK], B. No: 2013/8503, 27/10/2015 § 49; İlhan Cihaner (2), § 49; Kemal Kılıçdaroğlu §§ 56-58). -Toplumun tamamını ilgilendiren ve kamusal bir tartışmaya katkı sunduğu konusunda şüphe bulunmayan konularda oluşan rahatsızlıkların yüksek sesle dillendirilmesinin ancak düşüncelerin herhangi bir engelle karşılaşmadan açıklanabildiği demokratik rejimlerde mümkün olduğu unutulmamalıdır (Deniz Karadeniz ve diğerleri, B. No: 2014/18001, 6/2/2020, § 129). -....kullanılan dil ve üslup muhatabı açısından rahatsız edici olsa dahi Anayasa Mahkemesinin pek çok kararında benimsediği gibi demokratik bir toplumun zorunlu temellerinden olan, toplumun ilerlemesi ve bireyin özgüveni için gerekli temel şartlardan birini teşkil eden ifade özgürlüğü; sadece kabul gören veya zararsız yahut kayıtsızlık içeren bilgiler ya da fikirler için değil aynı zamanda kırıcı, şok edici veya rahatsız edici olanlar için de geçerlidir (Emin Aydın (2), B. No: 2013/3178, 25/6/2015, § 35; Bekir Coşkun, § 52). Anayasa Mahkemesi yine pek çok kararında ifade özgürlüğünün bir dereceye kadar abartıya ve hatta kışkırtmaya izin verecek şekilde geniş yorumlanması gerektiğini kabul etmiştir (Ali Suat Ertosun, B. No: 2013/1047, 15/4/2015, § 66; Zübeyde Füsun Üstel ve diğerleri, § 102). -Yapılan açıklamalar doğrultusunda davacı tarafın taleplerinin değerlendirilmesinde; davacı tarafın iddiasının davalının yaptığı haberler nedeniyle haber içeriklerinin gerçeğe aykırı olduğu, suç teşkil ettiği, yanıltıcı olduğu iddiası manevi tazminat istemine ilişkin olduğu, haber içeriklerinin incelenmesinde haberlerin dayanağının siyasi parti mensuplarının yapmış oldukları açıklamalara dayandırıldığı, siyasi parti lideri tarafından yapılan açıklamaların TBMM grup toplantısında yapılan siyasi nitelikte açıklamalar olduğu, işbu açıklamalar ve açıklamalar akabinde yapılan haberlerde davacının sebepsiz yere hedef alınmasının ve salt aşağılama amacı güdülmesinin söz konusu olmadığı, konuşma ve haber içeriğindeki ifadelerin tek başına davacı tarafın tüzel kişiliğini hedef alınmadığı, dava dışı tüzel kişilik yönetici/ortağı olan ve habere konu olan "...." tarafından işbu davanın ikame edilmediği, haberlerin bütünü ve bağlamı nazara alındığında ifade özgürlüğü ile basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, her iki tarafın da tüzel kişi basın kuruluşu olduğu nazara alındığında TMK'nin 24-25, TTK'nin 54/2, 55(1), 56/1-e ve TBK'nin 58. Maddeleri uyarınca tazminat koşullarının oluşmadığı sabit olduğundan davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
1.Davanın REDDİ ile;
2.Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcından davacı tarafça peşin olarak yatırılan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3.Davacı tarafça sarf edilen yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4.Davalı tarafça sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5.6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Bakırköy Arabuluculuk bürosunun ... numaralı arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
6.Bakiye gider/delil avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa derhal iadesine, Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere davacının yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.23/01/2026 Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)