Esas No
E. 2024/953
Karar No
K. 2026/183
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KABULÜNE

T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2024/953
KARAR NO: 2026/183
DAVA: Ticari Şirket (Fesih İstemli)
DAVA TARİHİ: 18/11/2024
KARAR TARİHİ: 25/02/2026
KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 26/02/2026

DAVA;

Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan iş bu davanın dava dilekçesinde özetle: davalı şirket ortağı olduğunu, muris ...’ün vefatının akabinde şirketin kötü yönetim sebebiyle gayri faal olduğunu, müvekkilinin bilgi alma ve inceleme hakkının elinden alındığını, diğer ortaklara özgülenen haklardan mahrum bırakıldığını, ticaret şirketlerinin amacının kar dağıtmak olduğunu, şirketin faaliyetlerine bakıldığı taktirde kar elde etmek çabasının olmadığını, şirketin gelir tablosuna bakıldığında dönem karı görülmekte ise de şirketin en büyük varlığı olan taşınmazın 2021 yılında satılması sonucunda elde edilen gelir olduğunu, bunun dışında şirketin bir faaliyetinin mevcut olmadığını, şirketin faaliyetinin yönetim kurulu üyelerinin şirket araçlarını ve tüm imkanlarını kullanarak geçimini sağlamaktan ibaret olduğunu, şirketin yöneticilerinin basiretli tacir gibi davranmadıklarını, şirket yöneticilerinin taşınmaz satışından elde ettikleri parayı atıl vaziyette tutarak şirkete zarar verdiğini, şirketin kötü yönetildiği açık olmakla feshinin gerektiğini müvekkillerinin azlık hakları ile bireysel haklarının sürekli ihlal edildiğini, bilgi alma ve inceleme hakları engellendiğinden bu yönde de şirketin feshi için haklı sebep bulunduğunu, ortaklar arasındaki ilişkinin çekilmez hal aldığını belirterek davanın kabulü ile şirketin feshine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle: davacının işbu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, şirketin kesintisiz olarak faaliyetlerine devam etmekte olduğunu, davacının ...’ün vefatından sonra 10/09/2020 tarihinden 17/08/2023 tarihine kadar 36 ay boyunca şirket toplantılarına katılmadığını, aynı iş kolunda faaliyet göstermek üzere kurduğu ve tek yetkilisi olduğu ..... AŞ’nin işlerine zaman ayırıp, çeşitli haksız ve usulsüz işlemlerle müvekkili şirket ile haksız rekabet halinde olduğunu, davacının iddialarının mesnedsiz olduğunu, davacı tarafından Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... esasına kayıtlı olarak genel kurul kararının iptali davası açıldığını, işbu davanın açılmasında hukuki yararın bulunmadığını, davacı tarafından ileri sürülen hususların şirketin feshini gerektirmediğini, faaliyet raporu ve finansal tabloların gerçeğe aykırı olduğu iddiasının doğru olmadığını, davacı tarafa yönetim kurulu üyeliği teklif edilmesine rağmen aday olmadığını, davacının kendisinin de şirketin iyi yönetilmekte olduğunu bildiğini, diğer pay sahiplerinin de davacı ile husumetinin bulunmadığını, tasfiyenin son çare olup asıl olanın şirketin yaşatılması olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;

Dosyanın 2 kişilik bilirkişi heyetine tevdi ile uyuşmazlık konularına ilişkin bilirkişi raporu tanzimine karar verilmiş olup, Bilirkişi YMM .... ve Hukukçu Prof.Dr. ...'nın 06/10/2025 tarihli kök raporunda özetle; Davalı şirketin ticari defterlerinin (geç tasdik edilen 2020 yılı envanter defteri haricinde) usulüne uygun tutulduğunu, mali veriler incelendiğinde 2021, 2022, 2023 ve 2024 yıllarında ana faaliyetlerden uzaklaşıldığını, 2021 yılında satışı gerçekleştirilen taşınmazdan elde edilen naktin işletme faaliyetlerinde kullanılmasından ziyade, 4 yıl boyunca görece pasif bir biçimde vadeli mevduat hesaplarında nemalandırıldığını, net satış tutarları ve faaliyet zararları dikkate alındığında araç parkının ve faaliyet giderlerinin satış hacmine tezat oluşturduğunu, araç giderleri ve diğer giderlerin faaliyet dışı olan faiz gelirlerinden karşılandığını, ayrıca son genel kurulda alınan huzur hakkı tutarının şirketin net satışları ve faaliyet zararıyla mütenasip olmadığını, şayet Mahkemece davacı tarafın şirketten çıkarılmasına karar verilirse, çıkma payının hesaplanması için Makine Mühendisi bilirkişiye de ihtiyaç olacağını, somut uyuşmazlıkta haklı sebeplerin bulunduğunu ve söz konusu haklı sebeplerin davalı şirketin feshini gerektirecek nitelikte olduğunu bildirmişlerdir.

Taraf itirazları irdelenmek üzere ek rapor tanzim edilmesi hususunda dosyanın bilirkişiye tevdiine karar verilmiş olup, Bilirkişi YMM ... ve Hukukçu Prof.Dr. ...'nın 26/01/2026 tarihli ek raporunda özetle; kök raporda detaylı olarak yer verildiği üzere, mali veriler incelendiğinde 2021, 2022, 2023 ve 2024 yıllarında ana faaliyetlerden uzaklaşıldığını, 2021 yılında satışı gerçekleştirilen taşınmazdan elde edilen naktin işletme faaliyetlerinde kullanılmasından ziyade, 4 yıl boyunca görece pasif bir biçimde vadeli mevduat hesaplarında nemalandırıldığını, net satış tutarları ve faaliyet zararları dikkate alındığında araç parkının ve faaliyet giderlerinin satış hacmine tezat oluşturduğunu, araç giderleri ve diğer giderlerin faaliyet dışı olan faiz gelirlerinden karşılandığını, ayrıca son genel kurulda alınan huzur hakkı tutarının şirketin net satışları ve faaliyet zararıyla mütenasip olmadığını, şayet Mahkemece davacı tarafın şirketten çıkarılmasına karar verilirse, çıkma payının hesaplanması için Makine Mühendisi bilirkişiye de ihtiyaç olacağını, hukuki yönden kök rapordaki görüş ve kanaatlerini muhafaza ettiklerini bildirmişlerdir. 6102 sayılı TTK'nın 531. maddesinde “Haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilirler. Mahkeme, fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir.” hükmü düzenlenmiş olup, anılan hüküm uyarınca sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden pay sahipleri ancak haklı sebeplerin varlığını kanıtlamaları halinde şirketin feshine karar verilmesini isteyebileceklerdir.

Haklı nedenler kanunla tanımlanmadığı için her somut olayın özelliğine göre mahkemelerce takdir edilecektir. Pay sahibinin hakkını sürekli ve ciddi şekilde ihlal eden durumlar, şirketin ortak amacının gerçekleştirilmesinin mümkün olmadığı haller haklı sebep olarak kabul edilmelidir...Haklı nedenlerle fesih davasının açılabilmesi için, haklı nedenlerin ortaya çıkmasında davacı ortakların kendi eylem ve işlemlerinin katkısının bulunmaması, diğer bir anlatımla feshe dayanak gösterilen haklı nedenlerin diğer ortaklardan kaynaklandığının kanıtlanması gerekir. Hiç kimsenin kendi eylem ve işlemlerine dayanarak kendisi lehine sonuç çıkaramayacağı ilkesi de bunu gerektirmektedir ( Bkz Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2017/3460 Esas, 2019/2407 Karar sayılı kararı)

Pay sahipleri arasında mevcut veya sürekli tekrar eden uyuşmazlıklar şirketin sona erdirilmesini haklı kılmazlar. Haklı sebeple fesih, ancak çoğunluğun sistematik olarak şirketin veya azlığın haklı çıkarlarını ihlal etmesi halinde uygulanacak son çözüm olup, azlık haklı sebeple fesih yoluna ancak diğer hukuki yollardan yararlanmışsa veya yararlanması halinde dahi sonuca ulaşamamışsa başvurulacak bir yoldur. Ortaklığın devamının, bir pay sahibi bakımından öznel olarak çekilmez hale gelmesi, bir sermaye şirketi olan anonim şirketin haklı sebeple feshi için yeterli değildir.

Somut olayda, davalı şirket 5 ortaklı olarak 11/07/1997 yılında kurulmuş olup, şirket ortağı ve aynı zamanda yönetim kurulu başkanı olan ... 15/07/2020 tarihinde vefat etmiştir.

Mahkememizce alınan ve itibar olunan bilirkişi raporunda, şirket adına kayıtlı en değerli taşınmazın 2021 yılında satışının yapıldığı, son dört yıla ait karlılığın faaliyet alanından değil, başta taşınmaz satışı olmak üzere faiz ve kambiyo karları gibi faaliyet dışı alanlardan kaynaklandığı, elde edilen nakdin şirket faaliyetlerinde kullanılmadığı tespit edilmiştir. Yine raporda, elde edilen nakdin işletme faaliyetlerinden ziyade, 4 yıl boyunca görece pasif bir biçimde vadeli mevduat hesaplarında nemalandırılmasının şirketin ana faaliyetini önemsemediği anlamına geleceği, şirketlerin ellerindeki nakit fazlasını içinde bulundukları zaman dilimi içerisinde karlı alanlarda nemalandırabileceği, bununla birlikte ana faaliyetin neredeyse tamamının ihmal edilerek salt vadeli mevduat gibi pasif karakterli bir alanda uzun süre kalmasının ticari işletmelerin doğasına ters düştüğü tespitine yer verilmiştir. Yönetim Kurulu Başkanı ....'ün 2020 yılındaki vefatının ardından şirket satışlarının hızla düştüğü gözetildiğinde son dört yılda gerçekleştirilen satışların, davalı şirketin taşıt parkı ve giderleri, faaliyet giderleri ve en son genel kurulda alınan ücret ve huzur hakkı ile de uyumlu olmadığı, faaliyetine devam etmeyen şirketin feshi konusunda haklı sebebin oluştuğu görülmüştür. Şirketlerde "fesih" son çare ise de karlılık getirecek faaliyeti bulunmayan şirketin yaşatılmasının ekonomik ve rasyonel olmadığı kanaatine ulaşılmakla davanın kabulü ile davalı şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmiş ve aşağıda yazılı olduğu biçimde hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: AÇILAN DAVANIN KABULÜNE,

1.İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü’nün ... sicil numarasında kayıtlı .... MALZEMELERİ DAĞITIM PAZARLAMA TURİZM SANAYI VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ’nin FESİH VE TASFİYESİNE,

2.Şirketin tasfiye işlemlerini yapmak üzere SMM ...'ün tasfiye memuru olarak atanmasına,

3.Tasfiye memuru için şirketin mali durumu ve yapılacak işin niteliğine göre arttırılıp eksiltilmek üzere 40.000-TL ücret takdirine, ücretin ileride şirketten tahsil edilmek üzere şimdilik davacı taraflarından karşılanmasına,

4.Şirketin feshi ve tasfiyesine ilişkin mahkememiz kararının kesinleşmesine müteakip tasfiye memurunun görevinin kendisine tebliğine,

5.Tasfiye masrafları olarak belirlenen 20.000-TL’nin ileride şirketten tahsil edilmek üzere şimdilik davacı tarafından karşılanmasına,

6.Tasfiye memuru ücretinin ve tasfiye masraflarının, tasfiye memuru tarafından tasfiye giderlerine eklenmesine,

7.Kararın kesinleşmesinden sonra, Ticaret Sicilinde tescil ve ilanına, tescil ve ilan masraflarının ileride şirketten tahsil edilmek üzere şimdilik davacı tarafça karşılanmasına,

8.Alınması gereken 732,00-TL'nin davacı tarafça peşin yatırılan 427,60-TL'den tenzili sonucu eksik bakiye 304,40-TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,

9.Davacı tarafından yapılan ilk yargılama harç gideri olan 855,20-TL, davetiye, müzekkere ve bilirkişi gideri 30.153,50-TL olmak üzere toplam 31.008,70-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

10.Davacı kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereğince takdir olunan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

11.Davacı tarafça yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, yapılan yargılama neticesinde kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize müracaatla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi istinaf yolu açık olmak üzere oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup, anlatıldı.25/02/2026 Başkan ...

(e-imzalıdır)

Üye ...

(e-imzalıdır)

Üye ...

(e-imzalıdır)

Katip ...

(e-imzalıdır)

Karar Etiketleri
KABULÜNE YARGITAYKARARI
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog