3. Hukuk Dairesi 2025/2659 E. , 2026/166 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ordu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin davalının amcası olduğunu, Belediye tarafından yapılan ihaleye katılamadığından dolayı davalı yeğeninin müvekkili adına ihaleye girdiğini, ihale sonucu alınan yerin boş arsa olduğunu, işletmeye ait binanın müvekkili tarafından yaptırıldığını, ihale masraflarının müvekkili tarafından ödendiğini, gerekli teminatın müvekkile ait taşınmazın banka tarafından ipoteği ile sağlandığını, işletmenin faaliyete geçmesi için gerekli tüm donanım ve malzemelerin müvekkili tarafından alındığını, iş yerinin müvekkilince işletildiğini, resmi olarak davalı kira sözleşmesinin tarafı olduğundan işlerini yürütebilmesi için müvekkiline her konuda yetki ve vekaletname verdiğini, işletme faaliyete geçirildikten sonra davalı tarafından müdahalenin önlenmesi ve işgal tazminatı talebiyle dava açıldığını, işletmeye ait elektriği kestirerek faaliyetini durdurduğunu, kirası işlemeye devam eden iş yerinin davalının eylemi nedeniyle kapalı olduğunu, işletmenin 10 yıllığına kiralandığını, henüz yapılan masrafları dahi karşılamadığını, davalının amacının tüm masrafların müvekkili tarafından yapılmış olan işletmeye kötü niyetli olarak sahip çıkmak olduğunu ileri sürerek; davaya konu işletmede müvekkili ile davalının ortak olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; müvekkili ile davacı arasında adi ortaklık ilişkisinin bulunmadığını, dava konusu taşınmazın ihalesine kendi adına ve hesabına katıldığını, davacının sadece müvekkilinin bankadan borçlanmasına karşılık olarak ipotek vermek suretiyle kefil olduğunu, adi ortaklık bulunduğuna ilişkin herhangi bir sözleşmenin bulunmadığını, işletmeye ilişkin tüm masrafların müvekkili tarafından ödendiğini, adi ortaklık sebebiyle davacıya vekalet verildiği iddiasının doğru olmadığını, sadece müvekkilinin Ordu İlinde bulunmadığı dönemde iş ve işlemleri yürütmek üzere amcasına duyduğu güven nedeniyle vekaletname verdiğini, sonrasında kötü niyetli hareketlerini gördükten sonra davacıyı vekillikten azlettiğini, davacı aleyhine müvekkilinin müdahalenin önlenmesi ve işgal tazminatı davası açtığını, bu davadan kurtulmak ve davayı sürümcede bırakmak amacıyla işbu davanın açıldığını, müdahalenin önlenmesi davasında davacı davaya konu işletme için aralarında adi ortaklık bulunduğuna dair iddiada bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında davaya konu iş yerine ilişkin olarak adi ortaklık bulunduğu iddia edilmiş ise de, davalının bu iddiayı inkar ettiği, davacının iddiasını ispatlayamadığı, dinlenen tanık beyanlarından taraflar arasında adi ortaklığa ilişkin açık beyanda bulunulmadığı ve bilirkişi raporunda adi ortaklığa ilişkin hesap hareketine rastlanmadığının belirtildiği ve davacının ettiği yemin teklifini davalının eda ettiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; davalı tarafın müvekkilin yeğeni olması nedeniyle güven ilişkisinden dolayı yazılı bir sözleşme yapmadıklarını, adi ortaklık ilişkisinin geçerliliğinin herhangi bir şekle bağlı olmadığını, adi ortaklık sözleşmesinin örtülü irade beyanı veya iradeyi ortaya koyan davranışlarla dahi kurulabileceğini, işin niteliğine ve tarafların durumuna göre senede bağlanmaması teamül olarak yerleşmiş bulunan hukuki işlemler ile alt soy ve üst soy, kardeşler, eşler, kayın baba, kaynana ile gelin ve damat arasındaki işlemlerin tanık delili ile ispatlanabileceğini, tanıkların taraflar arasında ortaklık bulunduğunu, masrafların müvekkil tarafından yapıldığını açıkça beyan ettiklerini, müvekkile ait banka hesaplarının incelenmediğini, davalının yeminin geçersiz olduğunu, yemine konu olan olayın tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği olaylardan olduğunu, davalı tarafın müvekkile ait taşınmazı ihale şartnamesi gereği ipotek verdiği yazılı ve resmi belgelerle sabit olduğunu, 25.05.2018 tarihli vekaletnamenin davalı tarafça müvekkile verildiğini, ihaleye söz konusu vekaletname ile girildiğini, ihaleye katılabilmek için gerekli olan teminat mektubu müvekkile ait taşınmazın Denizbank'a verilen ipotek ile sağlandığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, adi ortaklığın tespiti istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 106. maddesinde; tespit davası yoluyla, bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun yahut bir belgenin sahte olup olmadığının belirlenmesinin talep edilebileceği, tespit davası açanın, kanunlarda belirtilen istisnai durumlar dışında, bu davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararının bulunması gerektiği, maddi vakıaların, tek başlarına tespit davasının konusunu oluşturamayacağı belirtilmiştir.
Bu durumda, tespit davalarının konuları bir hukuki ilişkinin tesbitidir. Bir hukuki ilişkinin hemen tespitinde hukuki yarar varsa dava açılabilir. Hukuki yararın mevcudiyeti için davacının bir hakkı veya hukuki durumunun hali hazır bir tehlike ile tehdit edilmiş olması, bu tehdit sebebiyle davacının hukuki durumunun tereddüt içinde bulunması, davanın bekletilmesinin zarar vermesi ve tespit hükmünün bu tehlikeyi ortadan kaldıracak nitelikte olması gerekir.
Somut olayda; taraflar arasında bulunduğu iddia edilen adi ortaklığa ilişkin olarak (6098 sayılı Kanun) 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümlerine dayanılarak davalıdan talepte bulunmak ve gerektiği takdirde dava açma hakkı varken, adi ortaklığın tespiti davası açılmasında hukuki yarar bulunmamaktadır. Bu itibarla, İlk Derece Mahkemesince; davacının hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddedilmesi gerekirken, esasa girilerek, işin esası hakkında davanın reddine karar verilmesi usul ve kanun aykırı olup bozmayı gerektirir. Ne var ki, verilen red kararı sonucu itibariyle doğru bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/4 maddesi hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ve İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinin DEĞİŞTİRİLEREK ve DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,15.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.