3. Hukuk Dairesi 2025/2826 E. , 2026/167 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Akdağmadeni Asliye Hukuk Mahkemesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı vekili; müvekkili ile davalı arasında 01.12.2010 tarihinde ortaklık sözleşmesi akdedildiğini, müvekkilinin üzerine düşen edimleri yerine getirdiğini, ancak davalı tarafça verilen vaadlerin ve edimlerin yerine getirilmemesi üzerine müvekkilinin sözleşmeyi 21.02.2018 tarihli ihtarnamesi ile feshettiğini ileri sürerek; davaya konu arsa içerisine yapılan tüm harcamalar ile yatırımların bedelinin, müvekkil hissesine düşen kısmının tazmini için şimdilik 4.000,00 TL, mevcut arsa bedelinin müvekkilinin hissesine düşen kısmının tazmini için şimdilik 3.000,00 TL, tesis içerisindeki canlı hayvan maddi değerler toplamının müvekkilinin payına düşen kısmının tazmini için şimdilik 3.000,00 TL olmak üzere şimdilik toplam 10.000,00 TL'nin ihtarname tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; 01.12.2010 tarihli sözleşmenin tarafları tacir olup davanın ticari işletmeleri ile ilgili olduğundan ticaret mahkemesinin görevli olduğunu, sözleşmedeki yükümlülüklerin davacı tarafından yerine getirilmediğini, davacının %15 katılma payını sözleşmede belirtilen iki yıllık süre içerisinde ödemediğinden sözleşmenin feshine 01.12.2012 tarihinde sebebiyet verdiğini, davanın zamanaşımına uğradığını, sözleşmenin "sözleşmenin ayrıntıları" başlıklı kısmında yer alan 2 numaralı maddenin kanunen geçersiz olduğunu, bu nedenle müvekkilinin maliki olduğu tapunun %15'ini veya başkaca miktarını davacıya satmak zorunda olmadığını, tüm yatırım ve harcamaların müvekkili tarafından yapıldığını, davacının müvekkiline yaklaşık 220.930,26 TL borcunun bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında adi ortaklık ilişkisi bulunduğu konusunda ihtilaf bulunmadığı, uyuşmazlığın tarafların üzerine düşen edimleri yerine getirip getirmediği konusunda toplandığı, sözleşme konusunun ... İlçesi ... . Köyü ... Mevkisinde yer alan 1 41... parsel sınırları içerisinde yapılacak olan 100 başlık süt sığırcılığı işletmesi inşaatı içerisinde ve dışarısında yer alan davalı adına kayıtlı olan her türlü canlı büyükbaş hayvanlar olduğu, davacının ilgili parselde yapılacak işlerin tamamının %15'ine ortak olduğuna ilişkin sözleşmede madde bulunduğu, projenin sonuç bildirisinin ilanından sonra o güne kadar yapılan harcamaları davacının davalıya ödemekle yükümlü olduğu ve sözleşmenin son hükümler başlıklı ikinci maddesinde "sözleşmenin sona ermesi halinde ilgili parselde yer alan her türlü inşaat ve canlı hayvan maddi değerler toplamının hisse oranları miktarınca taksimi yapılır." şeklinde düzenlemenin bulunduğu, belge tanığı ...'in "sözleşmeyi de biliyorum, ben sözleşmede tanıktım, imzam vardır, iki tarafında rızası ile imza atılmıştır, tarafların yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğini bilmiyorum." şeklinde, davalının savunmasını doğrular mahiyette beyanda bulunduğu, 05.06.2023 tarihli bilirkişi raporunda da davacının sözleşmeye göre ödemesi gereken 220.930,36 TL'yi ödediğine dair dosyada bir ödeme belgesi bulunmadığından davacının sözleşme ile yüklendiği edimini yerine getirmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın, adi ortaklık gereği ortaklık için yapılan masrafların ve yatırımların davacı hissesine düşen miktarının diğer ortaktan tahsili istemine ilişkin olduğu, taraflar arasında adi ortaklık kurulduğunun çekişmesiz bulunduğu, 01.12.2010 tarihli ortaklık sözleşmesinde; süt sığırcılığı işletme inşaatı ve işletmesi için davacının %15, davalının %85 ortak oldukları, davacı tarafın bu adi ortaklık sözleşmesi gereği parsele yapılacak inşaat yapımı ve canlı mal alımı ile ilgili masrafın %4'ünü masraflar yapılırken, geri kalan %11'lik borcunu 2 yıl içinde bitirmesi gerektiği, bu süre içinde tesisten elde edeceği kâr oranından hissesini almayıp %11'lik borcundan düşüleceği, taraflar arasındaki adi ortaklık sözleşmesi hükümleri gereği davacının edimini yerine getirdiğini ispatlaması gerektiği, davacının sunduğu belgelerden sermaye borcunu yerine getirdiğini ispata yarar olmadığı, davalının imza ve beyanını taşımadığı, davacının tek taraflı düzenlediği bir belge olduğu, ispat yükü üzerinde olan davacının adi ortaklık sözleşmesindeki edimin ifa edildiğini ispat edemediği, İlk Derece Mahkemesince alınan bilirkişi heyet raporlarının da aynı yönde olduğu gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; davalı tarafın hesap işlerinden sorumlu ...'in müvekkilin ortaklık için yaptığı harcamaları kaydettiğini ve imzaladığı defterin delil olarak dosyaya sunulduğunu, bu defterdeki kayıtların müvekkilin ortaklığa maddi katkılarını ve harcamalarını açıkça ortaya koyduğunu, defterdeki kayıtların dikkate alınmadığını ve gerekçede tartışılmadığını, müvekkilinin ortaklık faaliyetleri kapsamında birden fazla sözleşme akdettiğini ve bu sözleşmeler ile hukuki taahhütler üstlendiğini, bunların değerlendirilmediğini, ...'in ifadesinin gerçek dışı ve kurgudan ibaret olduğunu, müvekkilinin 21.03.2012 tarihinde yüklenici ... ile 100 baş sağmalık süt sığırcılığı işletmesinin inşaatı için 500.000,00 TL tutarında sözleşme imzaladığını, ortaklık adına borç altına girdiğini, inşaat aşamasının her aşamasını yürüttüğünü, müvekkilinin kardeşine ait olan şirket tarafından inşaat çatı demir malzemesi alımı için ödeme yaptığını, 06.02.2013 tarihinde banka hesabından pleywood alımı için 6.323,00 TL ödeme yapıldığını, bahsi geçen projenin Tarımsal ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu tarafından %65 hibe ile desteklenmesi ve projenin resmiyette davalı adına kayıtlı olması nedeniyle müvekkilin yaptığı tüm ödemelerin davalının adına kesilmek zorunda kaldığını, alınan hibe miktarının raporda hatalı gösterildiğini, hibe ödemelerinin 1.150.000,00 TL olduğunu, bilirkişi raporunda müvekkilin ortaklık için ödeyeceği tutar 101.901,43 TL olması gerekirken 220.930,26 TL olarak gösterildiğini, müvekkilin 65.000,00 TL'lik yaptığı belgeli ödemelerin %15'lik kısmı karşıladığını, işletme faaliyete geçtikten sonraki 4 yıl boyunca 100 baş süt hayvanından elde edilen buzağı ve süt gelirlerinden müvekkile sözleşmenin 5. maddesi gerekçe gösterilerek kâr payından alması gereken ödemelerin yapılmadığını, sözleşmenin imzalandığı tarihten bu yana edimlerin yerine getirilmediğine ilişkin ihtar veya dava açılmamış olmasının iddiaların çelişkili olduğunu ortaya koyduğunu, ortaklığı sözleşme ile sabit olan projenin her aşamasında hayvanların alımı ve sistemin faaliyete geçiş aşamasına kadar müvekkilinin üzerine düşen edimlerini yerine getirdiğini, davalının edimlerini yerine getirmediğini, 2014 yılında müvekkilinin özel kalem müdürü olarak atandığı ve Ankara'ya taşındığından ortaklık hesap takibinden ve gelir gider bilgilerinden haberdar edilmediğini, 100 baş süt hayvanının 2017 yılında müvekkilinden habersiz satılıp gelirinin paylaşılmadığından ve sözleşmenin (2.3.4.) maddelerinde öngörülen yeni şirket kurulumu ile hisse arttırımının davalı tarafından reddedilmesi üzerine müvekkilin sözleşmeyi sürdüremeyeceğinden 21.08.2018 tarihinde sözleşmeyi feshetmek zorunda kaldığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi istemine ilişkindir.
Adi ortaklık sözleşmesi; karşılıklı borçları kapsayan bir sözleşme olmayıp, herkesin belli bir amaca ermek için bir takım borçlar altına girdiği bir sözleşmedir. Bu sözleşmeden doğan borçlar, hukuk bakımından birbirinin karşılığı sayılmaz.
Ortaklık sözleşmesinde, karşılıklı borç yükleyen (satış veya kira gibi) sözleşmelerde olduğu gibi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 97. maddesi uyarınca, bir akidin borcunu yerine getirmemesi halinde diğerinin de borcunu yerine getirmekten kaçınması söz konusu edilemez. Bir tarafın katılım payı koyma borcunu yerine getirmekten kaçınması diğer tarafa ancak aynı Kanunun 639. maddesinin yedinci fıkrası uyarınca ortaklığın haklı sebeple feshini isteme hakkını verir.
Ortaklığın feshi, katılım payı koyma borcunu yerine getiren ortak tarafından istenmemiş ise ortaklık sözleşmesi yürürlükte kalır. Buna bağlı olarak, bir tarafın katılım payı koyma borcunu yerine getirmemesi, ortaklığın tasfiyesi durumunda onun hiç pay alamamasına değil, aksine sadece tasfiyede katılım payını taahhüt ettiği oranda alamamasına neden olur (Dairemizin 10.09.2019 tarihli ve 2018/7194 E., 2019/6457 K. sayılı ilamı da aynı yöndedir).
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; davacı, katılım payı koyma borcunu ifa ettiğini yasal delillerle kanıtlayamamıştır. Esasen, bu husus Derece mahkemelerinin de kabulündedir. Bu durumda, davacının katılım payını taahhüt ettiği oranda alamayacağı gözetilerek, ortaklığın tasfiye payından, davacının koyduğunu ileri sürdüğü katılım payı oranının davalı yararına değerlendirilmesi suretiyle tasfiyenin yapılması gerekir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden; taraflar arasındaki adi yazılı 01.12.2010 tarihli ortaklık sözleşmesinde; süt sığırcılığı işletme inşaatı ve işletmesi için davacının %15, davalının %85 ortak oldukları, davacı tarafın bu adi ortaklık sözleşmesi gereği parsele yapılacak inşaat yapım ve canlı mal alımı ile ilgili masrafın %4'ünü masraflar yapılırken, geri kalan %11'lik borcunu 2 yıl içinde bitirmesi gerektiği, bu süre içinde tesisten elde edeceği kâr oranından hissesini almayıp %11'lik borcundan düşüleceği belirtilmiştir.
Davacı tarafından 21.02.2018 tarihli ihtarname ile davalının vaatlerini ve üzerine düşen edimleri yerine getirmediğinden sözleşmeyi feshettiğinin bildirildiği, davalı ise cevap dilekçesinde davacı tarafça sözleşmenin feshine 01.12.2012 tarihinde sebebiyet verildiğini belirtmiştir. Bu durumda, davaya konu ortaklığın 6098 sayılı Kanunun 639/1 maddesi uyarınca sona erdiği sabit olduğundan, İlk Derece Mahkemesince; ortaklık ilişkisinin tasfiyesi aşamasına girdiği gözetilerek, ortaklar arasındaki ilişkinin tamamen sona erdirilmesine yönelik işlemlerin yapılması bir kanuni zorunluluktur.
Bu itibarla İlk Derece Mahkemesince; 6098 sayılı Kanunun 642. vd. maddelerindeki tasfiye hükümlerinin somut olaya uygulanması gerektiğinden, öncelikle taraflar arasında akdedilen ortaklık sözleşmesinde tasfiyeye ilişkin bir hüküm bulunup bulunmadığının tespit edilmesi, hüküm bulunduğu takdirde tasfiyenin sözleşmedeki hükümlere göre yapılması, böyle bir hüküm bulunmaması halinde ise ortakların anlaşarak tasfiye memuru belirlemelerinin istenmesi, bu konuda anlaşamamaları halinde tasfiye işlemini gerçekleştirecek (ortaklığın faaliyet alanına göre konusunda uzman bir veya üç kişinin) tasfiye memuru olarak resen atanması ve bundan sonra tasfiye işlemlerinin; uyuşmazlığın mahiyetine göre öngörülecek dönemlerde tasfiye memuru tarafından 3 aşamada gerçekleştirilmesi,
Birinci aşamada; (taraflarca veya anlaşamamaları hâlinde mahkemece atanacak) tasfiye memuru tarafından sona erdiği tarih itibariyle ortaklığın aktif ve pasifi ile birlikte tüm mal varlığı belirlenerek hazırlanan mal varlığı bilançosunun taraflara tebliğ edilmesi, bu husustaki itirazlar toplanacak delillere göre hakim tarafından değerlendirilmesi, İkinci aşamada; tasfiye memuru tarafından ortaklığın malvarlığına ilişkin satış ve nakde çevirme işleminin gerçekleştirilmesi, şayet bu mallar mevcut değilse değerlerinin tasfiye memuru marifetiyle saptanması,
Üçüncü ve son aşamada ise; yukarıdaki işlemler sonucu oluşan değerden, tasfiye memuru tarafından öncelikle ortaklığın borçları ödenmeli ve davacının ortaklığa koyması gereken katılım payının davalı yararına değerlendirilmesi, ayrıca davalının ortaklık için yapmış olduğu masraflar ve vermiş olduğu katılım payının iade edilmesi suretiyle tasfiyenin gerçekleştirilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanunun 371. maddesi uyarınca davacı yararına BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,15.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.