11. Ceza Dairesi 2022/9657 E. , 2026/398 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, sanık müdafinin vekalet ücreti ile sınırlı temyiz isteminin süresinde olduğu, katılan vekilinin temyiz isteminin kanun yoluna başvuru süresinin 15 gün olarak gösterilmesi nedeniyle yanıltıcı mahiyette olduğu gözetilerek süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş olan ve kovuşturma evresinde usulüne uygun olarak duruşmadan haberdar edilmediği için davaya katılma talebinde bulunamayan ... A.Ş. vekilinin hükümleri temyiz ederek katılma iradesi gösterdiği anlaşılmakla; şikayetçi vekilinin 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260/1 inci ve 237/2 nci maddeleri uyarınca davaya katılmasına karar verilmesi gerektiği tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Suçtan zarar görmüş olan ve kovuşturma evresinde usulüne uygun olarak duruşmadan haberdar edilmediği için davaya katılma talebinde bulunamayan ... A.Ş. vekilinin gerekçeli kararın tebliği üzerine hükümleri temyiz ederek katılma iradesi gösterdiği ve katılan olarak kabulüne karar verildiğinden, ek tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
A. Sanık Hakkında Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.02.2013 tarihli, 2011/5-137 Esas ve 2013/58 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, "aynı davada yargılandığı bir suçtan beraat eden, diğer suçtan ise mahkum olan sanık hakkında müdafii tarafından sunulan avukatlık hizmetinin bölünmesi mümkün olmadığından, beraat ettiği suç açısından avukatlık ücretine hükmedilmesinin gerekmeyeceği" gözetilerek, Dairemizce sanık hakkında aynı davada yargılandığı özel belgede sahtecilik suçundan suç vasfı değişmekle 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'nun 63. maddesinin 10. fıkrası ile yaptırıma bağlanan 56. maddesinin 2. Fıkrasına muhalefet suçundan düşme kararı verildiğinden, sanık lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinde bir isabetsizlik bulunmamış, Tebliğname'de bu yönden düzeltilerek onama isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilen ve değerlendirilen delillere, Mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan kanaat ve takdirine, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak dosya içeriğine uygun şekilde açıklanan gerekçeye göre; yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı Mahkemece kabul ve takdir kılınmış olmakla, katılan vekili ve sanık müdafinin temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden hükmün Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B. Sanık Hakkında Özel Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden;
Sanığın, müştekinin kimlik fotokopisini kullanarak ... merkezde bulunan ... İletişim isimli ... bayisine gidip, müştekinin adına kayıtlı hat üzerinden telefon satın aldığı, buna ilişkin düzenlenen evraklara müşteki adına imza attığı ve ... İletişim Hizmetleri A.Ş.'nin zararına neden olduğu iddia edilen olayda; Suç tarihinin 22.10.2011 olarak belirlenerek yapılan incelemede;
Suç tarihinden önce 10.11.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'nun 63. maddesinin 10. fıkrası ile yaptırıma bağlanan 56. maddesinin 2. fıkrasındaki "İşletmeci veya adına iş yapan temsilcisine abonelik kaydı sırasında abonelik bilgileri konusunda gerçek dışı belge ve bilgi verilemez" ve 5. fıkrasındaki "Gerçeğe aykırı evrak düzenlemek veya değiştirmek suretiyle kişinin bilgi ve rızası dışında tesis edilmiş olan abonelikler kullanılamaz" hükümleri karşısında sanığa atılı eylemin özel hüküm niteliğinde bulunan 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'nun 56. maddesindeki suçu oluşturduğu gözetilmeden 5237 sayılı TCK'nin 207. maddesi uyarınca özel belgede sahtecilik suçundan beraat hükmü kurulması yasaya aykırı ise de dava zamanaşımının olumsuz muhakeme şartı olarak gerçekleştiği anlaşıldığından;
Sanığın eylemine uyan 5809 sayılı Kanun'a aykırılık suçunun Kanundaki cezasının türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı TCK’nın 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen olağanüstü dava zamanaşımının, suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği ve bu itibarla katılan vekilinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta, aynı Kanun’un 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen dava zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.01.2026 tarihinde karar verildi.