T.C.
İSTANBUL
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA/
Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; ... ili, ... ilçesi camikebir Mah. 1089 Ada, 10 parsel de kayıtlı taşınmazın üzerindeki bina yıkılarak dükkan+konut inşaatı inşa edilerek sözleşme hükümlerin uygun süresinde bitirilerek davalı tarafa teslim edilmiştir. ancak sözleşme kapsamındaki yapılan imalatlara ait hak ediş ve fiyat farkının ödenmediğini, dava konusu inşaatın yapılacağı yerin teslimi 21.01.2020 tarihinde yapılmış, ancak ... belediyesi ile davalı arasındaki bazı ihtilaflar nedeniyle inşaat başlama ruhsatı 6 ay gecikmeyle davacı yükleniciye verilmiştir. İşe başlama ruhsatının 6 ay gecikmesi nedeniyle malzeme ve işçilik ücretlerinde ciddi artışları olmuş davacı yüklenici davalı idareden fiyat farkı talebinde bulunmuş ise de ancak davalı tarafından kabul edilmediğini, Yükleniciden kaynaklanmayan süre uzatımlarında, sözleşme eki Yapım İşleri Genel Şartnamesi ilgili maddesinde, yüklenicinin fiyat farkı doğduğunu, Bu nedenle fiyat farkı talep edildiğini, Davalı tarafından müvekkili firmaya 13 nolu ve kesin hakediş müvekkili firmaya gönderildiğini, anacak bu gönderilen hak edişin ödenmesi için eksik ve hatalı hesaplamaya dayanarak yapılması nedeniyle müvekkili tarafından kabul görmediğini, davalı tarafından artan azalan hesabın onaylanması şart ile hak edişin onaylanacağı bildirildiğini, ancak bu husus kesinlikle kabul edilmediğini, Davalının yapmış olduğu hesap sözleşmenin ilgili maddelerine aykırı olması nedeniyle kabul edilmediğini; Müvekkili firmanın alacağını azaltmak maksadıyla sözleşme hükümlerine aykırı cezalar kesildiğini, davalı tarafın hak ediş ve fiyat farkı hakkında ...
40.Noterliğinin ... tarih ve ... yev Nolu cevabı ihtarnameleri ile itiraz edildiğini, iki adet ceza tahakkuk edildiğini, birinci ceza gerekçesi olarak iş bitimine dairverilen dilekçenin 34 gün gecikme ile 05.01.2022 tarihinde verildiği iddia edildiğini, ancak davalı tarafından tutulan gecikme cezası tutanağının taraflarınca daha evvel imzalanmış, olduğu belirtilmiş 2 gün süre ile işin geciktiğinin tutanak altına alındığını, dolaysıyla gecikme süresinin 34 gün değil 2 gün olduğunu, kesilen cezanın haksız olduğunu, Sözleşmede elektrik, su ve doğalgaz aboneliği ve cins tahsisi işleminin müvekkilinin yapılması belirtilmiş ise de ; müvekkili firmaya vekaletname verilmesi hususu davalı tarafından yazlı olarak talep edildiğini, ancak bu işlemler için firmalarına herhangi bir vekaletnamenin verilmediğini, bunun yerine davalı bir personelini bu işle ilgili olarak yetkilendirilmiş, vekaletname olmamasına rağmen haricen müvekkil tarafından abonelik iş ve işlemler zorlukla takip edildiğini, nihayetinde davalı yetkilerinin imzası ile ..., ... ve ... nezdinde aboneliklerin süresi içinde gerçekleştiğini, ... Aboneliği sorun yine Tüm başvurular süresi içerisinde yapıldığını, Abonelikler ve cins tahsisi işlemi ile ilgili bir gecikme var ise bunun sebebi müvekkil firmaya yetki vermeyen kulanım amacı dışında kiralama yapan davalı taraf olduğunu, dolaysıyla müvekkil hakkında kesilen haksız ve hukuka aykırı cezayı kabul etmediklerini, Sözleşmede belirtilmeyen bir çok işler yapıldığını ve davalıya eksiksiz teslim edildiğini, ancak sözleşme dışı yapılan işlerin bedeli de müvekkili firmaya ödenmediğini PANDEMİ şartlarında Kamu Kurumlarının birçoğuna iş yapan müteahhit firmaların işleri çıkan kararname ile iş akitleri feshedilirken müvekkili firmanın işin arakasında durduğunu ve zamanında eksisiz tamamlayarak davalıya teslim ettiğini, Yukarıda açıklanan davaları üzere davalarının kabulü ile 220.920- TL alacağı, belirsiz olacak davası olarak görülmek üzere şimdilik 1.000-TL fiyat farkı olacağı ve belirsiz alacak davası olarak görülmek üzere toplam 222.920 – TL alacaklarının taraflarına ödenmesine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa bırakılmasına karar verilmesi talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA/
Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; yüklenici firma 12.03.2022 tarihli yazısıyla dava konusu iş için fiyat farkı hesaplanıp tarafına ödenmesi talep edildiğini, İşveren idare tarafından davacının talebinin 24.03.2022 tarihli yazıyla reddedildiğini; yüklenici firma 26.04.2022 yazısı ile dava konusu işe ait Yapı Kullanma İzin belgesi konusunu işveren kuruma ilettiğini, Yüklenici firma, 27.04.2022 tarihli yazısında “kat mülkiyeti geçişi ile kat irtifakı kurulması ve bina yönetim planın oluşturulması yetki verilmesini veya bir yetkilinin görevlendirilmesini talep ettiğini, İşveren davalı kurumun, bu işlerin takibi için kendi elemanını personelini görevlendirdiğini, ...,... VE ...nezdinde tüm iş ve işlemlerin yürütüldüğünü, Kesin hak edişi düzenlenmesi için, müvekkili kurum tarafından artan/azalan hesabı hazırlanarak yüklenici firmaya gönderildiğini, hesabın incelenip onaylanmasına müteakip kesin hak edişin sözleşme kapsamında düzenleneceği bildirildiğini anacak firmadan herhangi bir dönüşün olmadığını, davacının sözleşmeye ve hukuka aykırı taleplerinin reddinin gerektiğini, tüm bu nedenlerle, Yasaya aykırı haksız ve mesnetsiz davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesi talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE/ Dava, alacak davasıdır.
Dava konusu uyuşmazlığın, taraflar arasında akdedilen ... ili, ... ilçesi, ... Mah. 1089 ada, 10 parselde kayıtlı taşınmaza ait eser sözleşmesinden kaynaklanan hakediş alacağı fiyat farkı ve sözleşme dışı yapıldığı iddia olunan işlere ilişkin belirsiz alacak istemine dair hususlarından kaynaklandığı görülmüştür.
Mahkememizin 01/10/2024 tarihli duruşmasının 3 nolu ara kararı ile dosyanın mahkememizce resen seçilecek 1 inşaat mühendisi, 1 mali müşavir, 1 hakediş uzmanından oluşan bilirkişiye tevdi ile inşaat mühendisi bilirkişisi refakate alınarak mahallinde keşif icra edilmek üzere davacının alacak talebinde haklı olup olmadığı konusunda rapor alınmasına karar verilmekle, mahkememiz dosyası bilirkişiler ..., ... ve ...'ya tevdi edilmiş ve bilirkişiler tarafından müştereken hazırlanan 19/06/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle: "Davalının dosyaya Flash-disk içerisinde sunduğu ticari defterleri incelenmiş, defterlerin usulüne uygun tutulduğu, sahibi lehine delil niteliğine haiz olduğu, Davalı kayıtlarına göre davacının davalı adına düzenlemiş olduğu 12 adet hakediş faturasının ve buna ilişkin ödemelerin davalı ticari defter kayıtlarında mevcut olduğu, taraflar arasında borç-alacak ilişkisi açısından bir ihtilaf olmadığı, Taraflar arasındaki sözleşme bedelinin 2.334.571,69-TL olduğu, davacının düzenlediği hakediş faturaları toplamının 2.505.265,29-TL olduğu, davalı tarafından yapılan ödemeler toplamının 2.421.858,29-TL olduğu, Tarafların iddiaları ve savunmaları doğrultusunda, dosyaya herhangi bir belge ve bilgi sunulmadığı ( kesin hesap raporu, fiyat farkının uygulanacağı imalatlar) nedeni ile heyetimizce tarafların iddia savunmaları ile ilgili açıklanan sözleşme maddeleri çerçevesinde gerekli sonuca varılamadığı, Eksik belge ve bilgilerin tamamlanması neticesinde değerlendirme yapılabileceği" yönünde görüş bildirildiği görülmüştür.
Mahkememizin 11/11/2025 tarihli duruşmasının 1 nolu ara kararı ile davalı vekilinin rapora karşı itirazları dikkate alınarak dosyanın bilirkişi heyetine tevdii ile ek rapor alınmasına karar verilmiş, mahkememiz dosyası yeniden bilirkişilere tevdi edilmiş ve bilirkişiler tarafından düzenlenen 19/01/2026 tarihli ek raporda özetle: " Davalı işveren idare – ... vekili ... 19.06.2025 tarihli kök raporumuzda, taraflar arasında esas itilaf konusu teşkil eden yukarda açıklanan sözleşmenin ilgili maddeleri dikkate alınarak dosyaya yeni somut belgelerin sunulması gerekli olduğu belirtilmişti, davalı vekili 08.08.2025 tarihli itiraz dilekçesinde taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan teşkil eden sözleşmenin ilgili maddelerini esas alarak, örneğin sözleşenin 32. Maddesi dikkate alınarak 13 nolu kesin hakkediş ve kesin hesap, Sözleşme 36. Madde İskan ruhsatı, geçici kabul onay tarihinden itibaren 30 takvim günü içerisinde yüklenici tarafından alınacaktır. Yüklenici bu vecibeyi yerine getirmediği takdirde geciken her gün için madde 28de yer alan günlük gecikme cezası 1/2si kadar ceza kesilecektir. Düzenlenmiş olup 37.353,28 TL gecikme cezası kesilmiştir. Ayrıca cins değişikliği ve aboneler için 82 günlük gecikme cezası olarak 47.859,30 TL tahakkuk ettirilmiştir. Ayrıca taraflar arasındaki sözleşmenin 14. Madde hükmü, ‘’Bu işle ilgili hiçbir şekilde ve hiçbir isim altında (işin yılara sarih olması durumunda dahi fiyat farkı verilmeyecektir. Herhangi bir malzemenin fiyatının artması, akaryakıt fiyatlarındaki artış işçilik artışı, vergi, harç ve fonlardaki değişiklik, su zammı, nakliye vb. nedeniyle birim fiyat değişikliği yapılmayacaktır.’’ Şeklinde olup yüklenici şirket basiretli bir tacir olarak işbu sözleşmeyi kabul etmiş ve imzalamıştır. Sözleşmede açıkça fiyat farkının talep edilemeyeceği belirtilmiştir.
Yukarda açıklanan ve taraflar arasında esas ihtilaf konusunu teşkil eden sözleşmenin ilgili maddeleri davalı vekili tarafından 08.08.2025 tarihli dilekçesinde somut delil olarak dosyaya sunulmuştur. İşveren idare tarafından dosyaya sunulmuş olan belgele ve deliler heyetimiz tarafından yapılan incelemeler sonucunda 13 numaralı ve kesin hakkediş sonucu yüklenici ye verilecek tutar 158.406,95 TL olarak hesaplanmıştır" yönünde rapor düzenlendiği görülmüştür.
Dava konusu uyuşmazlık, ... ili, ... ilçesi, ... Mah. 1089 Ada, 10 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki bina yıkılarak yerine dükkan ve konut inşaatı yapılması için davalı kurum ile davacı şirket arasında 21.01.2020 tarihinde KDV hariç 2.334,571,69 TL bedelli sözleşme uyarınca sözleşme kapsamındaki yapılan imalatlara ait 13 numaralı kesin hak edişin, işe başlama ruhsatının dava dışı belediye ile davalı arasında kaynaklanan ihtilaf nedeni ile 6 ay gecikmeye bağlı malzeme ve işçilik ücretlerindeki artışlar nedeni ile fiyat farkı alacağının ve sözleşme dışı yapılan iş bedellerinin tahsili ve davalı kurum tarafından kesilen cezai şart bedellerinin haksız olduğunun tespiti istemine ilişkin hususlardan kaynaklandığı görülmüştür. ... ili, ... ilçesi, .... Mahallesi, 1089 Ada, 10 Parselde Kayıtlı ... Ait, Taşınmaz Üzerindeki Bina Yıkılarak Dükkan + Konut İnşaatı Yapılması İşi ... Tic. Ltd. Şti. tarafından üstlenilmiş, taraflar arasında 21.01.2020 tarihinde taraflar arasında sözleşme imzalanmıştır.Sözleşme konusu iş ile ilgili olarak, yıkım ruhsatı, inşaat yapı ruhsatının alınması ile ilgili bütün işlemler sözleşmenin imza tarihinden sonra 120 takvim günü inşaat ruhsatı onay tarihinden sonraki gün işe başlanma tarihi kabul edilmiştir. İnşaat yapı ruhsatından sonra 360 takvim günü içinde işin bitirileceği kararlaştırılmış olup, Sözleşmenin imzalanmasına müteakip 22.01.2020 tarihinde davacı yükleniciye sözleşme konusu inşaatın yer teslimi yapıldığı, 13.03.2020 tarihinde ilgili belediyeden Yapı Yıkım İzin Belgesi alındığı, Yüklenici firmanın 28.07.2020 tarihli yazısı ile ülkede yaşanan Korona virüs salgını sebebiyle, yüklenici firmadan kaynaklı olmayan geciken sürenin Yapı Ruhsatı işleminin tamamlanacağı yeni tarih 23.07.2020 tarihine kadar uzatıldığı,İlgili belediyeden kaynaklanan sebeplerle yeni iş bitim tarihinin ikinci defa 01.12.2021 tarihine kadar uzatıldığı konusunda bir uyuşmazlık bulunmaktadır.
Eser sözleşmesi, sözleşmenin imzalandığı ve asıl davanın açıldığı tarih ile uyuşmazlığın ortaya çıktığı tarihte yürürlükte bulunan ve somut olayda uygulanması gereken mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (BK) 355 inci maddesinde “istisna akdi” olarak adlandırılmış olup, “İstisna bir akittir ki onunla bir taraf (müteahhit), diğer tarafın (iş sahibi) vermeği taahhüt eylediği semen mukabilinde bir şey imalini iltizam eder” şeklinde ifade edilmiş; 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 470 inci maddesinde de, “Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir” şeklinde tanımlanmıştır.
Eser sözleşmeleri iki tarafa karşılıklı borç yükleyen bir tür iş görme sözleşmesi olup, “eser” ve “bedel” olmak üzere iki temel unsuru bulunmaktadır. Bu sözleşmelerde yüklenici, iş sahibine karşı yüklendiği özen borcu nedeniyle eseri yasa ve sözleşme hükümlerine, fen, teknik ve sanat kurallarına uygun olarak yaparak ve zamanında tamamlayarak iş sahibine teslim etmekle; iş sahibi de bu çalışma karşılığında ivaz ödemekle yükümlüdür. Türk Hukuk Lûgatında da “eser sözleşmesi” kısaca “Yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir” şeklinde tanımlanmıştır (Türk Hukuk Lûgatı, Türk Hukuk Kurumu, Cilt I, Ankara 2021, s. 353).
Eser sözleşmesinin konusu meydana getirilmesi istenen sonuçtur. İstenen sonuç bir şeyin yapılmasına ilişkin olabileceği gibi, ortadan kaldırılmasına, değiştirilmesine, iyileştirilmesine veya montajına ilişkin de olabilecektir. Diğer bir ifadeyle eser sözleşmesi, sıfırdan yeni bir eser meydana getirilmesine ilişkin olabileceği gibi, mevcut bir eserin yapılacak değişiklikler ve ilâveler ile farklı bir hâle getirilmesine ilişkin de olabilir. Yapılmış bir şeyin, kişinin kullanımına özel biçimde kurulum ve montajının yapılması için yapılan sözleşme de eser sözleşmesidir (Öztürk, Muammer/ Gözütok, Zeki.: Usul Ve Esaslarıyla Eser Sözleşmesi Uygulaması, Ankara, Ocak 2021, s. 39).
Mülga Borçlar Kanunu’nun “Müteahhidin borçları” başlıklı 356 ncı maddesi ile bu maddenin TBK'daki karşılığı olan 471 inci maddesinde düzenlenen hüküm uyarınca yüklenici, üstlendiği edimleri iş sahibinin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle ifa etmek zorundadır. Yüklenicinin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alandaki işleri üstlenen basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken mesleki ve teknik kurallara uygun davranışı esas alınır. Yüklenici, basiretli bir tacir ve iş adamı ve işinin ehli bir teknik adam gibi davranıp, eser sözleşmesi ilişkisine girerek bir işi üstlenirken ekonomik gücünü, ekipmanını ve uzmanlığını en iyi biçimde değerlendirip, yeterli görmemesi durumunda o işi üstlenmekten kaçınmak zorundadır. Aksi hâlde, bunun sonuçlarına katlanır ve meydana gelen zarardan sorumlu tutulur.
Davacı Şirketin Hak Ediş Alacağına ilişkin Talepleri Bakımından Yapılan İnceleme Davacı taraf, davalı kurum tarafından kendilerine gönderilen 13 nolu kesin hak edişin eksik ve hatalı hesaplandığını, davalı kurumun tek taraflı olarak yapmış olduğu hesaplamaların teknik ve mali olarak gerçeği yansıtmadığını, davacıdan hak ediş alacağının bulunduğu iddia etmektedir.
Taraflar arasında akdedilen 21.01.2020 tarihli sözleşmenin 32. Maddesi " "Yükleniciye yapılan bildiriye rağmen hazır bulunmadığı takdirde, kesin hesap işlemi Kızılay tarafından yüklenici gıyabında yapılır." şeklinde olup, dosya içerisinde davalı kurum tarafından sunulan 14.06.2023 tarihli ve ... sayılı yazı ile kesin hak edişin düzenlenebilmesi için artan/azalan hesabının gönderildiği ve artan/azalan hesabının onaylanması durumunda kesin hak edişin düzenleneceğinin davacı şirkete bildirildiği, Yüklenici firma tarafından davalı kurumun yazısına cevap verilmediği, Sözleşmenin 32. Maddesi gereği, davalı kurum tarafından kesin hesabın yapıldığı, 13 Numaralı ve Kesin Hakediş hesabının davacı yüklenici firmaya iletildiği, davacı yüklenici firma tarafından gönderilen yazıya süresi içerisinde dönüş yapılmadığı, bu sebeple de kesin hak ediş hesabının davacı yüklenici firma gıyabında düzenlendiği, mahkememizce alınan denetime elverişli bilirkişi heyet raporuna göre davacının davalı adına düzenlemiş olduğu 12 adet hakediş faturasının ve buna ilişkin ödemelerin davalı ticari defter kayıtlarında mevcut olduğu, taraflar arasında borç-alacak ilişkisi açısından bir ihtilaf olmadığı ancak davalı tarafından dosyaya sunulan 13 numaralı ve kesin hakkediş sonucu yükleniciye verilecek tutarın 158.406,95 TL olarak hesaplandığı uyuşmazlığın davalı idare tarafından yapılan ceza şart kesintileri sonrası hesaplanan işbu tutar ile davacı taleplerindeki farktan kaynaklandığı, davacı tarafın sözleşme konusu işi zamanında teslim etmemesi sebebiyle davalı kurum tarafından toplam 89.949,58-TLLik iki adet ceza tahakkuk ettirildiği, davacının ise eseri süresi içerisinde teslim ettiği iddiasında bulunduğu görülmektedir.
Taraflar arasında akdedilen sözleşmenin Yapım ve İskan Ruhsatları başlıklı 36. Maddesinde; "İskan ruhsatı, geçici kabul onay tarihinden itibaren altmış takvim günü içerisinde, cins değişikliği ve abonelikler (elektrik, su, doğalgaz)ile ilgili bütün işlemler de iskan ruhsatı onay tarihinden itibaren otuz takvim günü içerisinde yüklenici tarafından alınacaktır. Yüklenici bu vecibeyi yerine getirmediği takdirde geciken her gün için Madde 28'de yer alan günlük gecikme cezasının 1/2'si (yarısı) kadar ceza kesilecektir." şeklinde düzenlenmiş olup bilirkişi heyeti tarafından yapılan tespit ve değerlendirmeler ışığında 37.353,28 TLlik gecikme cezasının işbu sözleşme maddesine dayanılarak kesildiği, ayrıca cins değişikliği ve abonelikleri için de 82 günlük gecikme cezası olarak 47.859,30 TL ceza tahakkuk ettirilmiş olup, 37.353,28 + 47.859,30 = 85.212,58 TL hesaplanan tutarın ceza sözleşmenin ilgili maddesi hükümlerine uygun yapıldığı, taraflar arasında esas ihtilaf konusu teşkil eden sözleşmenin 14 - 19 - 32 - 29 ve 36'ıncı maddeleri esas alınarak 13 numaralı kesin hak ediş raporu uyarınca 13.255,24 TL gelir vergisi kesintisi, 84,942,58 TL gecikme cezası ve 8.500,00 TL geçici kabul kesintisi yapılarak, davacı yükleniciye ödenecek tutarın 158.406,95 TL olarak hesaplandığı, davalı kurum tarafından yapılan hesaplamanın sözleşme hükümlerine uygun olduğu kanaatine varılmıştır. Davacı Şirketin Fiyat Farkı Taleplerine İlişkin Yapılan Değerlendirme Davacı taraf, yaklaşık 6 ay kadar bir sürede inşaat işlerinin durdurulmuş olduğu gerekçesi ile fiyat farkı talebinde bulunmuştur.
Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 14. Maddesi, "Bu işle ilgili hiçbir şekilde ve hiçbir isim altında(işin yıllara sari olması durumunda dahi) fiyat farkı verilmeyecektir. Herhangi bir malzemenin fiyatının artması, akaryakıt fiyatlarındaki artış, işçilik artışı, vergi, ve harç fonlardaki değişiklik, su zammı, nakliye v.b. nedeniyle birim fiyatta değişiklik yapılmayacaktır." şeklinde düzenlenmiştir.
Davacı şirket tacir sıfatını haiz olup, ticari faaliyetlerini yürütürken basiretli iş adamı gibi davranması gerektiği izahtan varestedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu "Tacir Olmanın Hükümleri" başlığı altında madde (m). 18/2 düzenlemesinde tacirin ticaretine ilişkin faaliyetlerinde basiretli iş adamı gibi davranması gerektiğine hükmedilmiştir. Kanun hükmü gereği davacı taraf sözleşmede açıkça kararlaştırılan fiyat farkı talebinde bulunamayacağına dair hüküm uyarınca işbu talebin reddine dair karar vermek gerekmiştir. Davacı Şirketin Sözleşme Dışı Alacak Taleplerine İlişkin Yapılan Değerlendirme Davacı taraf, davalı kurum tarafından kendilerine sözleşme dışı işler yaptırıldığını iddia etmekle bu sebeple de alacak talebinde bulunmuştur. İspat, bir olayın veya hukuksal durumun varlığı veya yokluğu hakkında hâkimde kanaat uyandırmak için girişilen, ispat yükü üzerinde olan tarafın deliller vasıtasıyla yürüttüğü inandırma faaliyetidir.
İddia ve savunmaya dayanak gösterilen ve mahkemenin karar vermesinde etkili olacak olgulardan hangisinin kim tarafından ispat edileceği hususu ispat yükü kavramıyla ilgilidir. İspat yükünün ne şekilde dağılacağına ilişkin genel kural 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguları ispatla yükümlüdür.” Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İspat yükü” başlığını taşıyan 190. maddesinin 1. fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmış;
2.fıkrada ise, karinelerin varlığı hâlinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir. Buna göre “(1)İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.”
İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve ...E., ...K. sayılı kararında da değinilmiştir. İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir.
Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır. ( İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi ... Esas ...Karar)
Davacı, davalı kurum tarafından kendilerine sözleşme dışı işler yaptırıldığını iddia etmiş ise de, bu anlamda dosyaya herhangi bir delil sunulmadığı, bilirkişi heyeti tarafından kök raporda kesin hesap raporu, fiyat farkının uygulanacağı imalatlara ilişkin bilgi ve belgelerin sunulması halinde inceleme yapılacağı hususunda görüş bildirildiği ancak davacı tarafça bu yönde bilgi ve belgelerin sunulmadığı ek raporda da bilirkişi heyeti tarafından kök rapordaki görüşlerin muhafaza edildiği belirtilmekle,
Mahkememizce tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, hükme esas alınan mahallinde keşif icra edilerek düzenlenen 19/06/2025 tarihli bilirkişi heyet raporu ve itirazlar üzerine alınan 19/01/2026 tarihli ek rapor uyarınca davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
1.Davanın REDDİNE
2.Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 732,00 TL karar harcının peşin yatırılan 3.806,92-TL harçtan mahsubu ile bakiye 3.074,92-TL harcın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
3.Davalı vekili lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince reddedilen kısım üzerinden hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı tarafa verilmesine,
4.Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5.Taraflarca yatırılan bakiye gider avansının kararın kesinleşmesi halinde yatırana iadesine,
6.6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.18/A gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, tahsilat ve gereği için Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünce ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı HMK'nun 341/1 vd. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine istinaf dilekçesi sunulmak ve istinaf başvurma ve karar harcı ile istinaf gider avansı yatırılmak suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesince incelenmesi için tarafların istinaf kanun yoluna başvuru hakkı açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 17/02/2026
Katip
(e-imzalıdır)
Hakim
(e-imzalıdır)