10. Hukuk Dairesi 2025/1755 E. , 2025/16215 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 11. İş Mahkemesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacıların murisleri olan ...'un 30.09.2013 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucu vefat ettiğini belirterek maddi ve manevi tazminat talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ...'un müvekkili ... ile dış cephe sıva işini yapmak üzere anlaştığını, olay günü kendisinin kurduğu iskeleye binerken dengesini yitirip düşerek vefat ettiğini, kaza tamamen maktülün kusurundan kaynaklanmış olup, müvekkilinin tamamen kusursuz olduğunu, davacı tarafin maktülün aylık gelirinin 4500 TL olduğu iddiasını kabul etmediklerini, ayrıca davacı ... maktülün oğlu evli ve 30 yaşında olup maktülün desteğine ihtiyacı olmadığını, ayrıca davacı ...’e iş kazası nedeniyle SGK tarafından gelir bağlandığını, ayrıca, sigorta tedavi giderlerini de karşıladığını, müvekkiline bir kusur atfedilmesi halinde, davacının SGK’dan aldığı bedelin mahsubu gerektiğini, davacı tarafın talep ettiği manevi tazminat oranı da yüksek olup, bu miktar kaza nedeniyle yoksulluk haline düşen müvekkilinin daha da mağdur olmasına, davacıların ise sebepsiz zenginleşmesine neden olacağından bu miktara itiraz ettiklerini, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile
"1-Davacılar vekilinin davalı aleyhine açtığı eser yapma alacağı davasının HMK'nın 167. maddesi uyarınca işbu davadan tefrikine, davacılar vekiline tefrik işlemlerini yapmak ve harcı tamamlamak üzere 2 haftalık kesin süre verilmesine, kesin süreye rağmen tefrik işlemlerinin yapılmaması ve harcın tamamlanmaması halinde bu davanın açılmamış sayılacağı hususunun ihtarına (ihtarat yapıldı)
2.Gerekçesi yasal 1 aylık süre içerisinde yazılmak üzere; davacının davasının kısmen kabulüne kısmen reddine,
a)Davacı ...'un maddi tazminat davasının kabulü ile 843.594,97 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 30.09.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
b)Davacı ...'un manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 30.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 30.09.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
c)Davacı ... 'un maddi tazminat talebinin reddine,
d)Davacı ... 'un manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 7.500,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 30.09.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
e)Davacıların tedavi masrafları taleplerinin reddine" karar verilmiştir. IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ... ...’un 30.09.2013 tarihinde davalı ...’a ait özel bina inşaatında sıvacı olarak çalışırken asma iskele platformun aşağı düşmesi sonucu 3 katta asılı kalıp sonra asansör üzerine düşmesi sonucu ağır yaralandığı, kaldırıldığı hastanede 13.11.2013 tarihinde hayatını kaybettiği, SGK Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı tarafından düzenlenen 09.07.2014 tarihli raporda olayın iş kazası olduğunun ve işverenin % 100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, Mahkemece 26.04.2021 tarihinde alınan 3’lü heyet raporunda kazanın oluşumunda davalı işveren ... ve ... ...’un iş kazasının oluşumuna neden teşkil ettiklerinin belirlendiği, 21.04.2022 tarihinde alınan 3’lü heyet raporunda ise ...’ın inşaat alanında tehlikeli davranışı ve hatalı uygulamaların önlenmesine ilişkin işyerinde geniş bir denetim-gözetim mekanizması tesis edilmeyerek işin yürütümünün çalışanın dikkat ve inisiyatifine bırakılması, şantiyedeki inşaat faaliyetleri ile iskele kurulumunun ehil ve yetkin bir kişinin gözetiminde yürütülmemesi, bakım kayıtları ile periyodik kontrol raporlarının varlığı araştırılmadan asma iskelenin şantiyede kullanılmasına izin verilmesi, yüksekte yapılacak çalışmalarda güvenli yapıda olmayan asma iskelesinin kullanılması, asma iskelenin uzman kişi tarafından kurma, kullanma ve sökme planı hazırlanmaması, asma iskelenin kullanımı süresince uzman kişilerce kontrollerinin yapılmaması, kazalıya emniyet kemeri verilip kullanımının sağlanmaması, kazalı işçinin kendini uygun ve güvenli şekilde bağlayabileceği dikey yaşam halatları tesis edilmemesi nedeniyle % 70 (yüzde yetmiş) oranında, ... ...’un yüksekten düşme tehlikesi bulunan yerde çalıştığı sırada yeterince dikkatli ve tedbirli davranmaması, çalışırken kendisine yüksekte yapılan çalışma sırasında kullanılmak üzere emniyet kemeri, güvenlik halatı vb. donanımların verilmesini talep etmemesi, ehil ve yetkin olmadığı halde asma iskeleyi bina inşaatında kurup kullanım güvenliği uzman kişilerce onaylanmadan üzerinde çalışmaya başlayıp şahsi güvenliğini sağlamada gerekli dikkat ve özeni göstermemesi nedeniyle kazanın meydana gelmesinde % 30 (yüzde otuz) oranında kusurlu olduğunun belirlendiği, Mahkemece alınan 21.04.2022 tarihli raporun dosya kapsamıyla uyumlu olduğunun anlaşıldığı, davacı ...’un destekten yoksun kalması nedeniyle maddi tazminat alacağı miktarını dava açtığı tarih itibariyle tam ve kesin olarak belirleyemediği bu nedenle maddi tazminat talebinin belirsiz alacak davası olarak kabul edilmesi gerektiği gözetilerek dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin de bu doğrultuda irdelenmesi, sonucuna göre yargılama sürecinde sunulan maddi tazminatın artırılmasına dair istemin ıslah olarak değil talep artırım talebi olarak değerlendirilmesi gerektiği gözetilerek davacının 10.04.2023 tarihli dilekçesinin talep artırım talepli olduğu davacının 11.01.2024 tarihli dilekçeyle 1. kez ıslah talebinde bulunduğu anlaşılmakla davalı tarafın bu yöndeki istinafının yerinde olmadığının anlaşıldığı, davacı vekilinin dava dilekçesindeki taleplerinin açıklamasını yaptığı 03.01.2023 tarihli dilekçesinde davacı ... için destekten yoksun kalma tazminatı taleplerinin bulunmadığını bildirdiği, 10.04.2023 tarihli talep artırım ve 11.01.2024 tarihli ıslah dilekçelerinde bu davacı yönünden talep artırımı yapılmadığı anlaşılmakla; davalı vekilinin davada reddedilen miktarın daha fazla olduğuna yönelik istinafının yerinde görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle;
a)Davacı tarafın dava değerini aynı konuda iki kere ıslah etmiş olduğunu, 6100 sayılı Kanun'un 176. maddesinde, taraflardan her birinin yapmış olduğu usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebileceğini ve aynı davada tarafların ancak bir kez ıslah yoluna başvurabileceği düzenlenmiş olmasına rağmen ikinci ıslaha bağlı kalarak hüküm kılınmış olup, davacının aynı davadan ikinci kez ıslah yoluna başvurulması halindeki talebini reddetmemesi ve buna göre karar vermesinin usule aykırı olduğunu,
b)Müvekkili adına kayıtlı olan evin dış boyasının yapılması için anlaştıklarını, boya işinin yapılması için gerekli techizatın davacılar tarafından getirildiğini, ...'un ceza dosyasındaki beyanından anlaşılacağı üzere asansörün kendileri tarafından yapıldığını, öğlen saatinde maktülün eşinin kendisine yemek getirdiğini ve o sırada asansör kumandasına basılması üzerine maktülün dengesini kaybederek düşmüş ve asansöre takılı vaziyette yaralandığını, ceza dosyasında müvekkile %100 kusur verildiğini, İş Mahkemesinde yapılan incelemede ise müvekkile %70 kusur verildiğini, bu çelişkileri gidermeden hesap bilirkişisinden rapor aldırdığını,
c)SGK tarafından müvekkili aleyhine açılan davada aynı olaydan dolayı müvekkillinin kusur oranının %60 olarak belirlendiğini, Mahkemenin bu raporla ilgili çelişkileri de gidermekten imtina ettiğini, aynı olay ile ilgili karara esas tutulan 3 farklı raporun söz konusu olduğunu, Mahkemenin bu hususu netleştirmemesi ve eksik inceleme ile karara gitmesinin doğru olmadığını,
d)Dosyanın davacısının ... ve ... olduğunu, davacının ıslah yaparken her iki davacı adına dilekçe verdiğini ama Mahkemenin ... hakkında ret kararı verirken ıslah ile yükseltilen dava değerinin üzerinden değilde dava dilekçesindeki dava değeri üzerinden vekalet ücretine hükmedilmediğinden bu durumun usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazasında vefat eden sigortalının yakınlarının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
3.Değerlendirme Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve temyiz kapsam ve nedenlerine göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgiliden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.