5. Hukuk Dairesi 2025/2512 E. , 2025/15937 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verilmiştir. Davacı idare vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 02.12.2025 günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir. Duruşma günü davacı idare vekili Avukat .. gelmiş, davalı vekili duruşmaya katılmamıştır. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; .. ili, .. ilçesi, .
. Mahallesi, .. Mevki 3 61... parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ile kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, yaptıkları itirazlar doğrultusunda .. ilçesi ile bağı olmayan teknik bilirkişilerden ya da değerleme uzmanlarından rapor alınarak karar verilmesi gerektiğini, ... Barajının temel atma töreninin gerçekleştiği 2013 yılından sonra emlak vergisine esas metrekare rayiç bedellerinin fahiş bir biçimde bilinçli olarak artırıldığını, bu verilerin esas alınmasının hatalı olduğunu, bilimsel esaslara, yargı içtihatlarına uygun olmayan ve objektiflikten uzak bilirkişi raporlarına dayanılarak hüküm tesis edildiğini, Anaysa Mahkemesinin 2942 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrasını iptal ettiğini, bu nedenle kamulaştırma bedeline faiz işletilmesi doğru olmadığı gibi, iptal kararını geriye yürüterek dava tarihinden itibaren kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faiz işletilmesinin hatalı olduğunu, davacı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaza emlak vergisine esas arsa metrekare rayiç bedelinden daha düşük değer tespit edildiğini, bu husustaki Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin içtihatlarının göz ardı edildiğini, kullanılan emsallerin gerçeği yansıtmadığını, taşınmazın gerçek bedelinin tespit edilmediğini, bilirkişilerin münavebeye aldığı ürünlerden fasulye, biber ve patlıcanın dava konusu taşınmazların bulunduğu bölgede tercih edilmeyen ürünler olmasına rağmen münavebeye bu ürünlerin dahil edildiğini, bu nedenle ağaç bedelinin hesaplanmasında mahsup edilecek zemin bedelinin yüksek çıkmasına ve ağaç bedellerinin düşmesine sebebiyet verildiğini, yapılan kamulaştırma bir baraj kamulaştırması olup burada yaşan insanların hem arazileri hem evleri yani tüm yaşam alanları yok olduğundan bu nedenle de bir objektif artış yapılması ve ayrıca bir tazminat ödenmesi gerektiğini, bu hususun sosyal hukuk devleti ilkesi gereği olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile arsa niteliğindeki taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesi doğru olduğu gibi dava konusu taşınmaza takdir edilen bedelin aynı kamulaştırma kapsamında kalan taşınmazlara takdir edilen ve Yargıtay 5. Hukuk Dairesince onanan metrekare birim bedelleri ile uyumlu olduğu, kapama meyve bahçesi niteliğindeki arsada bulunan meyve ağaçlarının yaşlarına göre tespit edilen verim miktarları ile değerlendirme tarihi olan 2017 yılı kilogram satış fiyatları ve üretim masraflarına göre tespit edilen net meyve geliri esas alınarak, kapitalizasyon faiz oranı da uygulanmak suretiyle belirlenen bahçe değerinden; taşınmazın zeminine, o yörede ekilebilen münavebe ürün gelirine göre biçilen değeri düşülmek suretiyle ağaç bedellerinin tespit edilmesinin doğru olduğu, idare lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin yerinde olduğu, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı gözetilerek kamulaştırma bedeline dava tarihinden itibaren kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faizin işletilmesinde de bir isabetsizlik görülmediğinden taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerini tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesince özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir.
2.Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsal karşılaştırması yapılarak ve aynı kamulaştırma kapsamında kalan ve Dairemiz denetiminden geçen dosyalarda hükmedilen bedellerde gözetilerek değer biçilmesi doğru olduğu gibi üzerindeki meyve ağaçlarına taşınmazın kapama bahçe net gelirine göre belirlenen bedelinden mutad münavebe ürünlerine göre belirlenen bedel indirilmek suretiyle değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
3.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin tüm, davacı idare vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
4.01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması gerektiği hâlde, yazılı şekilde dava tarihinden itibaren kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz uygulanması bozmayı gerektirir. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davalı vekilinin tüm, davacı idare vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2.Davacı idare vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3.İlk Derece Mahkemesinin kararının hüküm fıkrasının 2 numaralı bendinin ikinci paragrafının hükümden çıkartılması, yerine "Kamulaştırma bedelinin 455.532,01 TL'lik kısmına davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrası olan 09.10.2017 tarihinden ilk karar tarihi olan 18.09.2018 tarihine kadar, 162.524,89 TL'lik kısmına davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrası olan 09.10.2017 tarihinden Bölge Adliye Mahkemesinin 01.02.2021 tarihli ara karar tarihine kadar, 124.032,24 TL'lik kısmına ise davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrası olan 09.10.2017 tarihinden ikinci karar tarihi olan 01.12.2022 tarihine kadar yasal faiz uygulanmasına, (infaz aşamasında ödeme yapılırken önceki ödemeler dikkate alınarak mükerrer ödemeye sebep olunmaması hususuna dikkat edilmesine)" cümlesinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Davacı idare kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden 04.11.2025 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince belirlenen 40.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacı idareye ödenmesine, Davalıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.12.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler.
Bu nedenle somut olayda; davalı tarafın Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faizin uygulanmasına yönelik Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilecek bir talebinin (Davalı taraf vekilinin bila tarihli temyiz dilekçesindeki “faize” ilişkin beyanları) de dosya münderecatında bulunması karşısında; 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas - 2023/69 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmeli ve “dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar geçen süre için kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz oranının uygulanması”, diğer bir ifadeyle Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak “dava tarihinden itibaren karar tarihine kadar faize hükmedilmesi (aynen temyiz incelememize konu ... Asliye Hukuk Mahkemesinin; “… davanın açıldığı … tarihinden … karar tarihine kadar kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz uygulanmasına” ilişkin kararında olduğu gibi)” gerekmektedir. Hâl böyle iken, eldeki derdest davada Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulanmadığı, Sayın çoğunluğun diğer yönleriyle katıldığım “Düzeltilerek Onanma Kararı”na (faize ilişkin yönüyle) ve faizle ilgili 4 No’lu “Gerekçe/Değerlendirme” görüşlerine açıkladığım nedenlerle katılmıyorum. 02.12.2025