Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA

11. Hukuk Dairesi         2025/3891 E.  ,  2026/595 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2023/204 Esas, 2025/439 Karar
HÜKÜM: Davanın kabulü

İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2020/51 E., 2022/66 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin 2018/119455 başvuru numaralı "..." ibaresini 35. sınıftaki bir kısım emtia için tescil başvurusunda bulunduğunu, müvekkilinin başvuruya yönelik itirazının Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından kabul edilerek başvurunun reddine karar verildiğini, davalının yeniden inceleme talebi sonrasında Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun (YİDK) nihai kararı ile Markalar Dairesi Başkanlığı kararının kaldırıldığını, dava konusu "..." şeklindeki markanın asli unsurunu oluşturan "..." ibaresinin müvekkilinin itirazına mesnet 2003/38044 sayıdaki “...” markası ile birebir aynı olup itiraza mesnet diğer marka olan ... numaralı "... market" markasını çağrıştırdığını, aynı mal/hizmet grubunda, aynı esas unsur olan "..." ibaresi üzerine, aynı kavramsal kurgu ile kurgulanan markalar arasında karıştırılma ve ilişkilendirilme ihtimalinin kaçınılmaz olduğunu, müvekkilinin markaları ile ilişkilendirme ihtimali ve bu markaların tanınmışlığı nedeniyle dava konusu başvurunun tescili halinde davalının haksız kazanç sağlaması söz konusu olacağı gibi aynı hizmet grubunda faaliyet gösteren müvekkilinin ve markasının itibarının da zedeleneceğini, aynı mal/hizmet grubunda faaliyet gösteren diğer marka sahiplerinin haklarına hiçbir şekilde tecavüzde bulunmaması için araştırmasını en iyi şekilde yapması gereken davalının gerekli özeni göstermemesi nedeniyle de kötüniyetli olduğunu ileri sürerek YİDK'in 2019-M-10367 sayılı kararının iptaline, başvuruya konu markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; iki aylık dava açma süresinin geçtiğini, YİDK kararının yalnızca 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/1 hükmüne ilişkin olduğunu, inceleme yapılmayan kötüniyet ve tanınmışlık yönünden bu karara itiraz etmeyen davacının eldeki davada bu hususlara dayanamayacağını, "..." ibareli 2003/38044 sayılı markanın 14.04.2006 tarihinde tescil edildiğini, davalının geriye doğru 5 yıl süre ile bu markayı kullandığını ispat etmesi gerektiğini, markalarda "..." ibaresi ortak ise de, müvekkilinin başvurusunda asıl ve ayırt edici unsurun "...." ibaresi olduğunu, ... ibaresinin "al" ibaresiyle birlikte marka kapsamındaki 35/5. sınıf hizmetler için tanımlayıcı olarak kullanıldığını, "..." ibaresinin bu anlamının ve kullanımının Türkiye'de yaşayan 35. sınıf ürün ve hizmetlerin ortalama alıcılarının tamamı tarafından bilindiğini, davacının markalarındaki "..." ibaresinin de aynı şekilde tanımlayıcı olup marka olarak tescil edilemeyeceğini, yine bu ibarenin 35. sınıf hizmetler için ayırt edicilik taşımadığından nitelik bildirdiğini, ticaret hayatında herkesin kullanımına açık olduğunu, ayırt edici niteliği olmayan bu ibarenin markalarda ortak olarak yer almasının karıştırılma ihtimaline yol açmayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile markalar “...” ibaresinden kaynaklı olarak görsel, fonetik ve kavramsal bir benzerlik taşımakla birlikte anılan ibarenin davacı markalarındaki kullanım biçimi ve niteliği ile dava konusu marka içerisindeki kullanım biçimi ve niteliğinin birbiri ile aynı doğrultuda olmadığı, dava konusu markada asli ayırt edici unsurun “...” kısaltması olduğu, “... – al” ibaresinin, marka içerisinde daha büyük bir şekilde yazılmış olmasının nihai algıyı değiştirmediği, “...” ibaresinin ticaret hayatında yaygın şekilde kullanıldığının görüldüğü, “...-al” şeklinde tüketici nezdinde ayrılmaz bir kelime grubu olarak ve ayrıca “...” şeklinde bir ön ibare ile birlikte kullanıldığı, her ne kadar davacı markalarının “... market” şeklinde yoğun kullanımları sonucunda “...” ibaresine ayırt edici bir nitelik yüklediğinden bahsedilebilir ise de, karıştırılma ihtimalinde markaların sair tüm unsurları bakımından bütünsel bir değerlendirme yapılması gerektiği, dava konusu markada “...” ibaresinin herhangi bir şekilde davacı markalarına yanaşmaya neden olacak biçimde ön plana çıkartılmadığı, taraf markalarının ne renk ne kompozisyonu ne de şekil unsurları bakımından bir yakınlık taşımadığı, ortalama dikkat, zeka ve seçicilik düzeyine sahip bir tüketicinin dava konusu markayı gördüğünde, zihninde davacı markalarına dair bir izlenim oluşmayacağı, tüketicinin sıkça karşı karşıya kalma ihtimali bulunan “...-al” şeklinde, zayıf ayırt edici nitelikteki bir pazarlama sloganını, her hal ve durumda davacı markaları ile ilişkilendirme ihtimalinin bulunmasının beklenemeyeceği, dolayısıyla taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinden söz edilemeyeceği, davacı yanın markalarının tanınmışlığı yönündeki iddialarını destekler nitelikte yeterli delilin dosyada mevcut olmadığı, taraf markaları benzer olarak görülmediklerinden davalı lehine haksız menfaat oluşmayacağı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile uyuşmazlık konusu olan hizmetlerin davacının itirazına mesnet markaları kapsamında da yer aldığından taraf markaları arasında emtia benzerliği şartının gerçekleştiği, taraf markalarının asli unsurunun ortak olan "..." ibaresinden oluştuğu, bu itibarla davaya konu markadaki "..." ibaresi dışındaki ibarelerin ayırt ediciliği sağlamadığı, görsel, kavramsal ve işitsel olarak bir benzerliğin yanı sıra markaların kapsamındaki emtia ve hizmetlerin benzerliği de nazara alındığında ortalama tüketicilerin davaya konu markanın davacının itiraza mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu derhal ve ilk bakışta algılayamayacağı, başvurunun davacı markalarının serisi gibi algılanma ihtimali bulunduğu, tespit edilen bu hususlardan hareketle taraf markaları arasında SMK'nın 6/1 hükmü anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin doduğu, uyuşmazlık konusu olan tüm hizmetler bakımından taraf markaları arasında iltibas koşullarının oluştuğu kabul edildiğinden davacının tanınmışlık iddiası yönünden inceleme yapılmasına gerek görülmediği, SMK'nın 6/9 hükmüne dayanan kötüniyet iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile YİDK'in 2019-M-10367 sayılı sayılı kararının iptaline, ... numaralı ".... ...-AL" ibareli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiş, hüküm davalılar vekillerince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe

İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ:

Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı harcın istekleri halinde ilgililere iadesine, 29.01.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
ONANMASINA ISTINAFHUKUK
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog