Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA

8. Hukuk Dairesi         2022/7573 E.  ,  2025/6279 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

SAYISI: 2013/10 E., 2022/13 K.
HÜKÜM/KARAR: Davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine,

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacı ... İdaresi vekili, asli müdahil ... tereke temsilcisi vekili, davalılar ... vekili, Hazine vekili, ... vekili, ... vekili ve ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R

Davacı ... İdaresi tapu maliki ... aleyhine 28.08.1967 tarihli dava dilekçesi ile açtığı davada, ... köyünde doğusu; yol ve orman, batısı; davalı zeytinliği, kuzeyi; davalı zeytinliği, güneyi; ... ve Devlet ormanı ile çevrili 26.025 m² yüzölçümlü taşınmazın eylemli kızılçam ormanı olup, yörede 17.06.1966 tarihinde ilk kez yapılan ve 23.11.1966 tarihinde ilan edilen orman kadastrosu sırasında, orman sayılmayarak 18-19-20 OTS ile orman alanı dışında bırakıldığını ileri sürerek, işlemin iptaliyle orman alanı içine alınmasını talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesince, yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne, 10.09.19 85... .06.1990 tarihli keşiflerde dinlenen fen ve orman bilirkişi raporlarına göre, taşınmazın 26.025 m²lik kısmının davalı tapusundan ifraz edilerek orman tahdit sınırları içine alınmasına karar verilmiş; hüküm, sonradan satış yolu ile tapu maliki olan davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 18.04.2005 tarihli ve 2005/3726 Esas, 2005/4641 Karar sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmiştir.

Bozma ilamında özetle; "Orman İdaresinin Milas Asliye Hukuk Mahkemesinin 1967/670 sayılı dosyasında açtığı orman kadastrosuna itiraz davasının 22.06.1968 tarihinde yapılan ilk keşiften sonra fen bilirkişi tarafından düzenlenen raporda dava konusu 26.0 25... alanın tahdit dışında kaldığının, içerisinde 10-12 yaşlarında mahsüldar zeytinlik ile 15 adet kızılçam ağacı bulunduğunun belirtildiği, davalı ...'ın Ziraat Vekaletinin dava konusu taşınmazın orman olduğunu bildiren 30.12.1971 tarihli ve 1554 sayılı mütalaasının iptali istemiyle Danıştay 8. Hukuk Dairesinin 1972/1681 sayılı dosyasında Orman Bakanlığı aleyhine iptal davası açtığı, Dairenin 25.01.1973 tarihli 1973/173 sayılı kararı ile orman kadastrosuna itiraz davasının halen devam etmesi nedeniyle kadastronun kesinleşmediği nazara alınmadan, bir yerin orman sayılıp sayılmadığının Ziraat Vekaletince belirtilmesi gerekirse de, orman tahdidi yapılıp kesinleşen yerlerde Bakanlığın görüş bildirme yetkisi bulunmadığı gerekçesi ile Bakanlığın 30.12.1971 tarihli ve 1554-51926 sayılı orman sayılan yerdir yolundaki mütalaasının iptaline karar verildiği, temyize konu orman kadastrosunun iptali davası devam etmekte iken çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1971 yılında 766 sayılı Kanun hükümlerine göre genel arazi kadastrosu yapıldığı, orman kadastrosuna itiraz davasına konu olan 260 25... ’lik bölüm ile 18-19-20 OTS noktaları dışında bırakılan alan da dahil olmak üzere bu yerlere 306 parsel numarası verilerek, 5 Hektar yüzölçümüyle 19 37... numaralı vergi kaydı ve Nisan 19 61... numaralı 229,8 25... yüzölçümlü tapu kaydı revizyon gösterilerek zeytinlik niteliğiyle ve 266.000 m² yüzölçümüyle 1/3 pay oranıyla ..., ..., ... adlarına tesbit edildiği, Orman İdaresinin tesbite itiraz ettiği, o tarihte mevcut 766 sayılı Kanun'un 29. maddesi uyarınca yetkisizlik kararı verilmesi ya da tesbit tarihinden önce bu parsel hakkında açılan orman kadastrosuna itiraz davası bulunması nedeniyle parselin malik hanesi açık bırakılarak Kadastro Mahkemesine gönderilmesi gerekirken, Orman İdaresinin itirazının reddedildiği ve tesbit tutanağının kesinleştirilerek 21.10.1975 tarihinde tesbit malikleri adına tescil edildiği, bu kez; Hazinenin, Milas Asliye Hukuk Mahkemesinin 1983/853 sayılı dosyasında 306 parsele revizyon gören tapu kaydının ilk geldisinin yoklama kaydı olup gayri sahih olduğu savıyla açtığı tapu iptali tescil davasının, 306 sayılı parsel hakkında orman kadastrosuna itiraz davası olduğu; bu nedenle, tespitin kesinleşmediği gözönünde bulundurulmadan Hazine ile tespit malikleri arasında görüldüğü ve Asliye Hukuk Mahkemesince sadece 306 sayılı parsele revizyon gören kaydın sıhhatı yönünden tartışma yapılmak suretiyle 28.09.1988 tarihli ve 1983/853-538 sayılı kararı ile reddedildiği, Hazinenin temyizi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 02.05.1989 günlü kararıyla tapunun hukuki değerinin bulunduğu gerekçesiyle onanıp kesinleştirildiği, dava konusu 306 sayılı parselin tespit tutanağının düzenlediği 1971 yılından önce Orman İdaresinin Asliye Hukuk Mahkemesinde 1967/670 sayılı dosyasında açmış bulunduğu orman kadastrosuna itiraz davası bulunduğu gözönünde bulundurulmadan tespit tutanağının usulsüz olarak kesinleştirilerek tapu kaydı oluşturulduğu, 306 parsel hakkında Kanun hükümlerine uygun olarak oluşturulmuş bir tapu kaydının varlığından söz edilemeyeceğinden parselin malik hanesinin halen boş olduğunun kabulü ile Kadastro Mahkemesince gerçek hak sahipleri adlarına tescilinin gerektiği, Mahkemece 21.09.1973 tarihinde yapılan ikinci keşifte orman yüksek mühendisi bilirkişinin dava konusu taşınmazın % 2-4 eğimde, eylemli kızılçam ve zeytin ağaçlarıyla kaplı orman sayılan yerlerden olduğunu, ne var ki; ormandan kadim yol ile ayrıldığını, 4785 sayılı Kanuna göre devletleştirilen 5658 sayılı Kanuna göre de iadeye tabi tapulu arazilerden olduğu ve orman tahdidi dışında kalan ve sahiplerine iadesi gereken yerlerden olduğunu, 10.12.1976 tarihinde yapılan üçüncü keşifte dinlenen uzman bilirkişinin dava konusu alanın tapu kaydı kapsamında, 4785 sayılı Kanun kapsamı dışında 5658 sayılı Kanuna göre iadesi gereken, özel orman sayılan yerlerden olduğunu bildirdikleri, Mahkemece, 10.05.1977 tarihinde Orman İdaresinin davasının reddine karar verildiği, Orman İdaresinin temyizi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 29.09.1977 tarihli kararında parsele revizyon gören tapu kaydının fen bilirkişi yardımıyla yerine uygulanarak kapsamının belirlenmesi; 47 85... sayılı kanunlara göre inceleme yapılması, taşınmazın tapu kapsamında ve tahdit dışında kalması halinde, Bakanlıktan 1744 sayılı Kanuna göre mütalaa alınması, bundan sonra karar verilmesi gereğine değinilerek bozulduğu, bozma kararından sonra ... numarasını alan dosyada Bakanlıktan alınan 3 Şubat 1982 günlü mütalaada dava konusu taşınmazın % 80 kapalılıkta, 80 yaşında kızılçam ağaçlarıyla kaplı ve orman sayılan yerlerden olduğu yolunda görüş bildirildiği, Mahkemece 06.04.1983 tarihinde fen ve orman yüksek mühendisi aracılığıyla dördüncü keşfin yapıldığı, fen bilirkişi raporunda, dava konusu parselin revizyon tapu kaydının ilk geldisi olan Eylül 13 11... ve Kasım 13 11... nolu tapu kayıtlarının kapsamında kaldığı, 306 parsel içinde 48000 m²’lik bölüm olduğu, orman mühendisince 19... OTS’ye göre tahdit dışında, tapulu olması nedeniyle 4785 sayılı Kanun hükümlerine göre devletleştirilen ve 5658 sayılı Kanuna göre iadeye konu yerlerden olamayacağı ve 6831 sayılı Kanunun 1. maddesine göre inceleme yapılması gerektiğinin bildirildiği, Mahkemece 10.09.1985 tarihinde fen bilirkişi ve iki uzman orman mühendisi aracılığı ile beşinci kez keşif yapıldığı, bilirkişilerin dava konusu taşınmazın 19-25 OTS dışında 306 parselin içinde olduğunu, (A) ve (C) bölümlerinin orman olması nedeniyle 19-25 OTS ile tahdit içerisine alınması gerektiği, (B) bölümünde ise tapu kaydı geçerli kabul edildiğinde, (A) ve (C) bölümleri tenzil edilerek 306 parsel tutanağının geçerli kabul edilmesi gerektiği, tapu kaydı geçerliliği kabul edilmezse; 306 parselin tamamının orman olduğundan tespitin iptali gerektiği yolunda görüş bildirdikleri, bundan sonra Mahkemece 25.05.1989 tarihinde orman kadastrosuna itiraz davalarında 6831 sayılı Kanunun 3373 sayılı Kanun ile değişik 11. maddesine göre Kadastro Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle 25.05.1989 tarihinde görevsizlik kararı verildiği, Milas Kadastro Mahkemesinin 1989/130 Esas numarasını alan davada Mahkemece fen bilirkişi ve uzman orman bilirkişiler kurulu aracılığı ile 22.06.1990 tarihinde altıncı kez yapılan keşiften sonra fen bilirkişinin (A) harfi ile gösterilen 10600 m², (B) harfi ile gösterilen 15300 m², (C) harfi ile gösterilen 9100 m², (B1) harfi ile gösterilen 16400 m², (B2) harfi ile gösterilen 38 m² işaretli alanların 306 parsel içerisinde olduğunu, uzman orman bilirkişi kurulunun ise, eylemli duruma göre; (A) bölümünün yer yer 80-90 yaşlarında kızılçam, delice, meşe, sakız kaplı yer, (B) bölümünün 80- 90... ,4 kapalılıkta yer yer deliceden aşılanmış zeytinlik olduğunu, (A) ve (B) bölümlerin devlet ormanını karakterize ettiğini, 4785 sayılı Kanun kapsamına girdiğini, 5658 sayılı Kanun ile iadeye tabi olmadığını, 306 parselden geriye kalan kısmın ise zeytinlik olduğunu bildirdikleri, Milas Kadastro Mahkemesince çekişmeli taşınmazın bulunduğu Yenihisar ilçesinde adli teşkilat kurulduğu gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilerek dosyanın Yenihisar Kadastro Mahkemesine gönderildiği, Yenihisar Kadastro Mahkemesinin 20.06.1994 tarihli ve 1994/3-2 sayılı kararında 10.09.1985-22.06.1990 tarihli 5. ve 6. keşifler sonucu verilen raporlara göre 306 parselde 26.025 m² kısmın tapusunun iptali ve ifrazı ile bu kısmın orman sınırları içine alınmasına karar verildiği, davalı ...’ın temyizi üzerine, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 25.02.1999 tarihli ve 1500-1507 sayılı kararıyla taşınmazın 1992 yılında tapuda satış yoluyla ... (... Sağlık ve Sosyal Yardım Sandığı)’na geçtiği;yeni malike husumet yöneltilmesi gerektiği gerekçesiyle diğer yönler incelenmeden Mahkeme kararının bozulduğu, bozmadan sonra Yenihisar’da adli teşkilatın kaldırılması nedeniyle dosyanın yeniden Didim Kadastro Mahkemesine devredildiği ve 2001/1 Esas sayısını aldığı, eldeki davada yargılama devam ederken yörede 1744 sayılı Kanuna göre aplikasyon ve 2. madde uygulaması, 3302 sayılı Kanuna göre yapılıp 04.09.1995 tarihinde 6 ay süreyle ilân edilen 2/B uygulamalarında dava konusu alanda değişiklik yapılmadığı, bu uygulamaların orman kadastrosuna itiraz davası nedeniyle kesinleşmediği, davanın, Orman İdaresi tarafından 1967 yılında açılan orman kadastrosuna itiraz davası olduğuna göre; uyuşmazlığın öncelikle en eski tarihli resmî belgelerin taşınmaz ve çevresine uygulanması suretiyle çözümlenmesi gerektiği, Mahkemece iki kez bozmaya, altı kez keşfe rağmen böyle bir uygulamanın yapılmadığı, eylemli durum dikkate alınarak raporlar verildiği, verilen fen bilirkişi raporlarının miktar ve nitelik yönünden biribiriyle uyumlu olmadığı açıklanarak, Mahkemece, 306 sayılı parselin 1971 yılında tespit tutanağı düzenlenmeden önce 1967 yılında açılan orman kadastrosuna itiraz davası bulunduğu, bu nedenle malik hanesinin açık olduğu ve 3402 sayılı Kanunun 26-27-30/2 maddeleri gereğince gerçek hak sahipleri adına tescil edilmesi gerektiği, Hazine ile tapu malikleri arasında daha önce görülen davanın, sadece 306 sayılı parsele revizyon gören tapu kaydının sahih esasa dayanmadığına yönelik olduğu, o davada oluşan kesin hükmün tapu kaydının sahihliği yönünde bulunduğu, bu nedenle Hazine de davaya dahil edilip taraf oluşturulduktan sonra, 306 parselin tutanak aslı, parselin tespitine esas alınan Kasım 13 11... nolu , Eylül 13 11... nolu, Mayıs 13 26... , 39, 40... nolu tapu kayıtları, Şubat 19 60... ve Nisan 19 41... numaralı tapu kayıtlarının ilk oluşumundan itibaren tüm gittileri ile birlikte getirtilmesi, tapu kaydının miktar ve sınır değişikliklerinin neden kaynaklandığının sorulması; keza, komşu 301, 3 05... parsellerin tutanak örnekleri ile kadastroca oluşturulan tapu kayıtlarının, geniş çevreyi bir arada gösterir pafta fotokopi örneğinin de getirtildikten sonra, bu parselleri dıştan çevreleyen komşu parsellerin tutanak örnekleri ile dayanak kayıtlarının; memleket haritası, kadastro paftası ve tahdit haritasının ölçekleri denkleştirilerek; dava konusu taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiğinin belirlenmesi; kesinleşmemiş tahdit haritası ile irtibatlı kroki düzenlettirilmesi; taşınmazın tamamen veya kısmen orman sayılmayan yerlerden olduğu saptandığı takdirde, revizyon tapu kayıtları uygulanıp kapsamının belirlenmesi, Hazinenin davanın kanunî hasımı olduğu gözönünde bulundurularak, 3402 sayılı Kanun'un 30/2. maddesi uyarınca 306 parselin tamamı yönünden gerekli araştırma ve inceleme yapılıp gerçek hak sahibi adına tesciline karar verilmesi" gereğine değinilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, dava konusu ... köyü 306 parsel sayılı taşınmazdan imar kanunu gereğince ifraz yoluyla oluşturulan 23.081,55 m² yüzölçümündeki 1 79... parselin fen bilirkişileri ... ile ... tarafından tanzim edilen 02.06.2011 havale tarihli ek rapor ve krokisinde belirtildiği gibi orman vasfıyla Hazine adına tesciline, 17.372,75 m² yüzölçümündeki 1 78... parselin orman vasfıyla Hazine adına, ifraz yoluyla park alanı olarak ayrılan 7.252,73 m² yüzölçümündeki kısmın orman vasfıyla Hazine adına, ifraz yoluyla park alanı olarak ayrılan 2.042,34 m² yüzölçümündeki kısmın orman vasfıyla Hazine adına, ifraz yoluyla oluşturulan 1 76... parselin (A) işaretli 5.810,02 m²lik kısmının orman vasfıyla Hazine adına, (B) harfi ile işaretli 13.961,21 m²lik kısmının ... adına, ifraz yoluyla oluşturulan 1 77... parselin (C) harfi ile işaretli 10.060,75 m²lik kısmının orman vasfıyla Hazine adına, (D) harfi ile işaretli 3.940,74 m²lik kısmının ... adına, ifraz yoluyla oluşturulan 1 80... parselin (E) harfi ile işaretli 6.450,16 m²lik kısmının orman vasfı ile Hazine adına, (F) harfi ile işaretli 10.017,05 m²lik kısmının ... adına, ifraz yoluyla oluşturulan 1 69... , 1 70... , 1 71... , 1 72... , 1 73... , 1 74... , 1 75... ve 1 81... parsel sayılı taşınmazların ... adına, ifraz yoluyla temel eğitim ve zeytinlik alanı olarak ayrılan 5.883,41 m² kısma ayrı bir parsel numarası verilmek suretiyle ... adına, ifraz yoluyla park alanı olarak ayrılan 1.600,61 m², 896,00 m², 1.478,03 m² ve 1.017,35 m² kısımlar ile cami olarak ayrılan 1.604,46 m² ve 1425,91 m² yüzölçümlü kısımların Hazine adına tesciline karar verilmiş; hüküm, Orman İdaresi ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 07.05.2013 tarihli ve 2013/511 Esas, 2013/5149 Karar sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmiştir.

Bozma ilamında özetle; "Mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hükme yeterli olmadığı, öncelikle dava konusu taşınmazın paftası ile memleket haritası, hava fotoğrafı ve kesinleşmemiş orman kadastro haritasının çakıştırıldığı ve herbirine göre ayrı ayrı konumunun işaretlendiği bir uygulamanın bulunmadığı, Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan ilk davanın konusu olan 26025 m² bölümün de 306 parselin neresine denk geldiğinin belirlenemediği, fen bilirkişi tarafından Asliye Hukuk Mahkemesinde hazırlanan krokinin teknik hassasiyetinin bulunmadığının açıklandığı, böylece önceki bozma kararlarının gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği, bunun yanısıra 306 parselden imar uygulaması yolu ile oluşan taşınmazlara ait imar tapularının getirtilmediği, tapu kayıtlarında malik olarak gösterilen kişilerin davaya dahil edilmediği, taşınmazda bulunduğu bildirilen zeytin ağaçlarının sayısının, yaşının, dikme mi aşılama mı olduğunun, aşılama ise aşı yaşı ve taşınmazdaki dağılımının belirtilmediği, 6831 sayılı Kanunun 1/I maddesinin “ sahipli arazideki aşılı ve aşısız zeytinliklerle, 3573 sayılı özel Kanunu gereğince Devlet ormanlarından tefrik edilmiş ve imar, ıslah ve temlik şartları yerine getirilmiş yabani zeytinlikler orman sayılmaz” hükmünü içerdiği, ancak, 306 parselin tesbitine esas alınan Mayıs 13 26... numaralı sicilden gelen 250 dönüm yüzölçümlü tapu kaydının cinsinin tarla ve kışlak olup, davacıların 3573 sayılı Kanuna göre oluşmuş bir mülkiyet belgesine dayanmadığı halde taşınmaz eylemli durumuna göre çamlık ve zeytinlik olarak ayrılarak bu eylemli duruma zeytin olan bölüm orman sayılmayarak karar verildiği açıklanarak, Mahkemece yeniden yapılacak keşifte, 19 59... 'li yıllara ait memleket haritaları ve bunların yapımına esas alınan hava fotoğrafları ile 1966 yılında yapılıp, eldeki dava nedeniyle kesinleşmeyen orman kadastro haritası ile 306 parseli geniş çevresiyle gösteren kadastro paftasının ölçekleri eşitlenerek birbiri üzerine çakıştırılması, başlangıçta davaya konu edilen 26025 m² taşınmaz bölümünün 306 parselin neresine denk geldiğinin yaşlı ve tarafsız yerel bilirkişi ve tanıklardan sorularak belirlenmesi, buna göre orman kadastro sınırı içinde kalan yerlerin başlangıçta Orman İdaresi tarafından açılan orman kadastrosuna itiraz davasına konu olamayacağı ve orman niteliğinin kesinleştiğinin düşünülmesi, orman sayılan bölümlerde davacıların yukarıda açıklandığı şekilde 3573 sayılı Kanuna göre oluşmuş bir mülkiyet belgesine dayanmadığı, dayanılan tarla ve kışlak niteliğindeki tapu kaydının ise Orman İdaresini bağlamayacağı gözönünde bulundurularak bu bölümler hakkındaki davanın reddine karar verilmesi, kesinleşmeyen tahdit dışında kalan ve orman sayılmayan bölümlerde zilyetliğin ne zaman başlayıp nasıl sürdürüldüğünün, kimden kime geçtiği ve ekonomik amacına uygun olup olmadığının, maddi olaylara dayalı ve ayrıntılı olarak sorulup saptanması, ziraat uzmanından taşınmazdaki çam ve zeytin ağaçlarının yaşı, sayısı, dağılımı, kapalılık oranı, baskın ağaç türünün ne olduğu, zeytinlerin dikme mi aşılama mı olduğu, aşı yaşının ne olduğu konusunda bilimsel verilere dayalı rapor alınması, imar parsellerinin sahiplerinin davaya dahil edilmesi, Mahkemece re'sen de toplanacak delillere göre çekişmeli taşınmazın malik hanesinin doldurulması" gereğine değinilmiştir.

Yargıtay bozma ilamından sonra eldeki temyize konu dosya ile birleştirilmesine karar verilen 2017/1 Esas sayılı dosyada davacı ... İdaresi 24.05.1963 tarihli dilekçesinde sınırlarını bildirdiği ... Köyü ... Mevkinde bulunan 600 dekar yüzölçümündeki yere davalı ...’ın açma yaparak el attığının 30.05.1957 tarihli suç zaptı ile belgelendirildiğini, ... aleyhine eylemi nedeniyle Milas Sulh Ceza Mahkemesinin 1957/786 Esasına kayıtlı davanın açıldığını öne sürerek, davalının el atmasının önlenmesini ve eylemi nedeniyle oluşan 16399,90 TL tazminatın davalıdan alınarak kendilerine verilmesini talep etmiş, İlk Derece Mahkemesince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş; kararın, Orman İdaresi vekili tarafından temyizi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 03.06.2010 tarihli ve 2010/7366 Esas, 2010/7744 Karar sayılı ilamı ile; " 24.05.1963 tarihli dava dilekçesinde tarif edilen ... Köyü ... mevkinde bulunan 600 dekar yüzölçümündeki taşınmazın bir bölümü için 306 parsel sayısı ile kadastro tesbit tutanağı düzenlenlendiği anlaşılmakla birlikte, dava dilekçesinde söz edilen 600 dekarlık taşınmazın diğer bölümleri için tesbit tutanağı düzenlenip düzenlenmediğinin araştırılmadığı, bu durumda öncelikle bir harita mühendisi ve bir orman yüksek mühendisi bilirkişi vasıtasıyla yapılacak keşifte Orman İdaresinin 24.05.1963 tarihli dava dilekçesindeki sınırlar ve Orman İdaresinin bu davayı açarken yaptırdığı idari tahkikat tutanak ve haritaları Sulh Ceza Mahkemesinin 1957/786 sayılı dosyasında yapılan keşifler ve o dosya içindeki suç zaptı ve bu dosyanın devamı olan Milas Asliye Hukuk Mahkemesinin 1963/615 sayılı dosyası ve bu dosyanın bu güne kadar geçirdiği evrelerde yapılan rapor ve bilirkişi krokileri yerine uygulanarak 24.05.1963 tarihli dava dilekçesi ile davaya konu edilen çekişmeli 600 dekarlık taşınmazın zemindeki yeri belirlenerek ölçekli ve infaza olanak veren krokisinini düzenlettirilmesi, daha sonra bu kroki ile orman kadastro haritası ve tapulama paftası ölçekleri eşitlenip, yöntemince uygulanarak bu 600 dekarlık taşınmazın kapsadığı kadastro parselleri ve orman alanları ile birlikte gösteren orman sınır hattına irtibatlı krokisinin düzenlettirilmesi, 600 dekar yüzölçümlü taşınmaz için 306 sayılı parsel dışında başka tespit tutanağı düzenlenen parseller varsa bunların tümünün ve yine o dosyanın konusu olup 1966 yılında yapılan orman kadastrosu, harita ve tutanaklarının dışında kalan Asliye Hukuk Mahkemesinin 1963/615 sayılı dosyanın konusu olacağı ve 600 dekarlık alan içinde kalan arazi kadastro parsellerinin tümü ile aynı arazi parçası içinde kalan ve fakat 1966 yılında yapılan orman kadastro sınırları dışında kalan arazilerin tümü yönünden 1963 yılından beri devam eden bu davadan dolayı arazi ve orman kadastrosunun kesinleşmediği ve bu taşınmazlar yönünden mülkiyetle ilgili bu davanın aynı zamanda orman ve arazi kadastrosuna itiraz davasına dönüştüğünden, 600 hektarlık arazi kapsamında kalıp arazi kadastrosu tespit tutanakları düzenlenen parseller ile orman kadastrosu haritası ve tutanakları dışında kalan taşınmazlar yönünden arazi ve orman kadastrosunun temyize konu dava nedeniyle hukuken kesinleşmemiş olacağından ve bu taşınmazların 3402 Sayılı Kanununu 30/2. maddesi gereğince gerçek hak sahiplerinin belirlenmesi Kadastro Mahkemesine ait olacağından tutanak asıllarının davalı oldukları belirtilmek suretiyle tapu sicil müdürlüğünden istenmesi, tutanakların sehven kesinleştirilmesinin hukukça değer taşımayacağının gözetilmesi, Orman İdaresi tarafından açılan el atmanın önlenmesi davasına konu edilen ve hakkında kadastro tesbit tutanağı düzenlenen taşınmazlar yönünden davanın 766 sayılı Kanunun 50, 49... . maddeleri ile 3402 sayılı Kanunun 5, 27. ve 30/2. maddeleri gereğince bu davada Kadastro Mahkemesinin görevli olduğu, görev konusunun kamu düzenine ilişkin olduğu ve yargılamanın her aşamasında resen gözetileceği gözetilerek, tazminat davası elde tutularak Kadastro Mahkemesi davasının sonucunun beklenilmesi ve dava dilekçesinde sözü edilen 600 dekar yüzölçümündeki taşınmaz içinde kalan arazi kadastro tutanakları düzenlenen parseller ile orman kadastro sınırı dışında kalan araziler yönünden kadastro tespitine ve orman kadastrosuna itiraz ve elatmanın önlenmesi davası yönünden görevsizliğe karar verilmesi" gereğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiş; bozma ilamı uyarınca yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davacı idarenin 600 dekar olarak bildirdiği yerin yüzölçümünün hem tahmini yazıldığı hem de suç tutanağında bu yerin 100 dekar olarak gösterildiği, fiiliyatta 600 dekarlık arazi olmadığı, idare tarafından tanzim edilen 30.05.1957 tarihli ve ... nolu suç zabıt varakasında gösterilen 100 dekarlık yerin suç tutanağındaki hudutlara göre 306 parselin dosyada bulunan 14.09.2010 tarihli fen bilirkişilerinin müşterek raporlarındaki ekli krokisindeki (A) harfi ile işaretli 94.271,00 m²lik kısım olduğu, bu suç tutanağının bu kısmı kapsadığı, başka bir alanı kapsamadığı, suç tutanağı tanzim edilen yer ile Didim Kadastro Mahkemesi'nin 2005/2 Esasına kayıtlı dava dosyasındaki yerlerin aynı olduğu ve yargılamaya Didim Kadastro Mahkemesinde devam edildiği, bu taşınmazlar yönünden kadastro tutanağı düzenlendiği, tutanak asıllarının Kadastro Mahkemesinin dava dosyası içerisinde yer aldığı gerekçesi ile tazminat davası elde tutularak el atmanın önlenmesi davası yönünden görevsizlik kararı verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyulduktan sonra yapılan yargılamanın devamı sırasında, ... Tereke Temsilcisi ... vekili müdahale dilekçesi ile, dava konusu taşınmazın Eylül 1311 ve Şubat 1308 tarihli tapu kayıtları uyarınca kök muris ...'ya ait olduğunu, ... ve müştereklerinin sahte tapuya dayandığını öne sürerek müvekkilleri adına tescilini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; hükme esas alınan bilirkişi raporları ve tanık beyanları uyarınca, dava konusu taşınmazın 24.615,11 m²'lik kısmının orman alanı olduğu, güneyindeki ormanla aynı yapı ve özellikte olduğu, bu ormanın devamı niteliğinde olduğu, bu kısmın 1953 tarihli hava fotoğrafında koyu renkli gözükmesine karşın 1964 yılında açık gri renkli olarak gözüktüğü, 1964 yılından önce üzerindeki kızılçam ağaçları hariç bitki örtüsünün temizlendiği, bu sebeple hava fotoğraflarına göre bu 24.615,11 m²lik kısmın Orman İdaresinin Milas Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı orman tahdidine itiraz davasına konu 26.025 m² yüzölçümlü kısım olduğu, hava fotoğraflarına göre etrafta başkaca itiraz edilecek ormanlık alan bulunmadığı, ayrıca imar parsellerinin davalı ... adına olduğu, taşınmazın tapuda satış suretiyle 1992 yılında davalı ...'a geçtiği, davalı ... Sağlık ve Sosyal Yardım Sandığı'nın tapu kayıtlarına itimat ederek burayı satın aldığı, bozma ilamı öncesinde ve sonrasında dinlenen mahalli bilirkişilerin beyanlarında yolun doğusunda kalan alanın ormanlık olduğunu, batısında kalan alanın ise zeytinlik olduğunu ve ... ve diğer hissedarlara ait olduğunu, yolun ... yolu olarak bilindiğini ve 1935 yılında açıldığını, ...'a buranın babasından kaldığını beyan ettikleri, birleşen dava konusu taşınmaz ile eldeki davaya konu taşınmazın aynı yerler olduğu gerekçesi ile, davacı ... İdaresinin davasının kısmen kabulüne, asli müdahillerin davasının ise reddine, dava konusu 306 parsel sayılı taşınmazdan 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) Ek 1. maddesi hükmü doğrultusundaki sayısallaştırma çalışmaları sonucu oluşturulan 23.079,15 m² yüzölçümündeki 36 58... parselin bilirkişiler ..., ..., ... ve ... tarafından tanzim edilen 29.07.2021 havale tarihli rapor ve krokisinde (A2) rumuzu ile belirtilen 16.482,07 m²lik kısmının ifrazı ile bu alanın orman vasfıyla Hazine adına tesciline, 36 58... parselin bilirkişiler ..., ..., ... ve ... tarafından tanzim edilen 29.07.2021 havale tarihli ek rapor ve krokisinde (B2) rumuzu ile belirtilen 6.597,08 m² kısmının ise ... adına tesciline, dava konusu 306 parsel sayılı taşınmazdan 3402 sayılı Kanun'un Ek 1. maddesi hükmü doğrultusundaki sayısallaştırma çalışmaları sonucu oluşturulan 16.466,89 m²lik yüzölçümündeki 36 67... parselin bilirkişiler ..., ..., ... ve ... tarafından tanzim edilen 29.07.2021 havale tarihli rapor ve krokisinde (A1) rumuzu ile belirtilen 6.234,46 m²lik kısmının ifrazı ile bu alanın orman vasfıyla Hazine adına tesciline, 36 67... parselin bilirkişiler ..., ..., ... ve ... tarafından tanzim edilen 29.07.2021 havale tarihli ek rapor ve krokisinde (B1) rumuzu ile belirtilen 10.232,43 m²lik kısmının ise ... Sağlık ve Sosyal Yardım Sandığı adına tesciline, dava konusu 306 parsel sayılı taşınmazdan 3402 sayılı Kanun'un Ek 1. maddesi hükmü doğrultusundaki sayısallaştırma çalışmaları sonucu oluşturulan parsellerden 36 67... parsel ile 36 58... arasındaki yolda bilirkişiler ..., ..., ... ve ... tarafından tanzim edilen 29.07.2021 havale tarihli ek rapor ve krokisinde A3 rumuzu ile belirtilen 1.337,31 m² yüzölçümündeki alan ile 36 58... ve 36 57... parsel arasındaki yolda bilirkişiler ..., ..., ... ve ... tarafından tanzim edilen 29.07.2021 havale tarihli rapor ve krokisinde (A4) rumuzu ile belirtilen 561,27 m² yüzölçümündeki alanın ifrazı ile bahse konu (A3) ve (A4) rumuzlu alanların orman vasfıyla Hazine adına tesciline, dava konusu 306 parsel sayılı taşınmazdan 3402 sayılı Kanun'un Ek 1. maddesi hükmü doğrultusundaki sayısallaştırma çalışmaları sonucu oluşturulan 17.371,88 m² yüzölçümündeki 36 57... parselin bilirkişiler ..., ..., ... ve ... tarafından tanzim edilen 29.07.2021 havale tarihli rapor ve krokisinde belirtildiği haliyle arsa vasfıyla ... adına tesciline, dava konusu 306 parsel sayılı taşınmazdan 3402 sayılı Kanun'un Ek 1. maddesi hükmü doğrultusundaki sayısallaştırma çalışmaları sonucu oluşturulan 19.769,70 m² yüzölçümündeki 36 59... parselin bilirkişiler ..., ..., ... ve ... tarafından tanzim edilen 29.07.2021 havale tarihli rapor ve krokisinde belirtildiği haliyle arsa vasfıyla ... Sağlık ve Sosyal Yardım Sandığı adına tesciline, dava konusu 306 parsel sayılı taşınmazdan 3402 sayılı Kanun'un Ek 1. maddesi hükmü doğrultusundaki sayısallaştırma çalışmaları sonucu oluşturulan 14.000,96 m² yüzölçümündeki 36 56... parselin bilirkişiler ..., ..., ... ve ... tarafından tanzim edilen 29.07.2021 havale tarihli rapor ve krokisinde belirtildiği haliyle arsa vasfıyla ... adına tesciline, dava konusu 306 parsel sayılı taşınmazdan 3402 sayılı Kanun'un Ek 1. maddesi hükmü doğrultusundaki sayısallaştırma çalışmaları sonucu oluşturulan 18.237,32 m² yüzölçümündeki 35 55... parselin bilirkişiler ..., ..., ... ve ... tarafından tanzim edilen 29.07.2021 havale tarihli rapor ve krokisinde belirtildiği haliyle arsa vasfıyla ... Sağlık ve Sosyal Yardım Sandığı adına kayıt ve tesciline, dava konusu 306 parsel sayılı taşınmazdan 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun Ek 1. maddesi hükmü doğrultusundaki sayısallaştırma çalışmaları sonucu oluşturulan 19.025,03 m² yüzölçümündeki 35 59... parselin bilirkişiler ..., ..., ... ve ... tarafından tanzim edilen 29.07.2021 havale tarihli rapor ve krokisinde belirtildiği haliyle arsa vasfıyla ... adına tesciline, dava konusu 306 parsel sayılı taşınmazdan 3402 sayılı Kanun'un Ek 1. maddesi hükmü doğrultusundaki sayısallaştırma çalışmaları sonucu oluşturulan 18.237,32 m² yüzölçümündeki 35 55... parselin bilirkişiler ..., ..., ... ve ... tarafından tanzim edilen 29.07.2021 havale tarihli rapor ve krokisinde belirtildiği haliyle arsa vasfıyla ... Sağlık ve Sosyal Yardım Sandığı adına tesciline, dava konusu 306 parsel sayılı taşınmazdan 3402 sayılı Kanun'un Ek 1. maddesi hükmü doğrultusundaki sayısallaştırma çalışmaları sonucu oluşturulan 25.667,20 m² yüzölçümündeki 35 54... parselin bilirkişiler ..., ..., ... ve ... tarafından tanzim edilen 29.07.2021 havale tarihli rapor ve krokisinde belirtildiği haliyle arsa vasfıyla ... adına tesciline, dava konusu 306 parsel sayılı taşınmazdan 3402 sayılı Kanun'un Ek 1. maddesi hükmü doğrultusundaki sayısallaştırma çalışmaları sonucu oluşturulan 3.679,52 m² yüzölçümündeki 35 60... parselin bilirkişiler ..., ..., ... ve ... tarafından tanzim edilen 29.07.2021 havale tarihli ek rapor ve krokisinde belirtildiği haliyle arsa vasfıyla ... Sağlık ve Sosyal Yardım Sandığı adına kayıt ve tesciline, dava konusu 306 parsel sayılı taşınmazdan 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun Ek 1. maddesi hükmü doğrultusundaki sayısallaştırma çalışmaları sonucu oluşturulan 3.397,49 m² yüzölçümündeki 35 61... parselin bilirkişiler ..., ..., ... ve ... tarafından tanzim edilen 29.07.2021 havale tarihli rapor ve krokisinde belirtildiği haliyle arsa vasfıyla ... Sağlık ve Sosyal Yardım Sandığı adına tesciline, dava konusu 306 parsel sayılı taşınmazdan 3402 sayılı Kanun'un Ek 1. maddesi hükmü doğrultusundaki sayısallaştırma çalışmaları sonucu oluşturulan 1.010,67 m² yüzölçümündeki 35 53... parselin bilirkişiler ..., ..., ... ve ... tarafından tanzim edilen 29.07.2021 havale tarihli rapor ve krokisinde belirtildiği haliyle arsa vasfıyla ... adına tesciline, dava konusu 306 parsel sayılı taşınmazdan 3402 sayılı Kanun'un Ek 1. maddesi hükmü doğrultusundaki sayısallaştırma çalışmaları sonucu oluşturulan 12.807,96 m² yüzölçümündeki 36 60... parselin bilirkişiler ..., ..., ... ve ... tarafından tanzim edilen 29.07.2021 havale tarihli rapor ve krokisinde belirtildiği haliyle arsa vasfıyla ... adına kayıt ve tesciline, dava konusu 306 parsel sayılı taşınmazdan 3402 sayılı Kanun'un Ek 1. maddesi hükmü doğrultusundaki sayısallaştırma çalışmaları sonucu oluşturulan 14.707,99 m² yüzölçümündeki 35 45... parselin bilirkişiler ..., ..., ... ve ... tarafından tanzim edilen 29.07.2021 havale tarihli rapor ve krokisinde belirtildiği haliyle arsa vasfıyla ... Sağlık ve Sosyal Yardım Sandığı adına tesciline, dava konusu 306 parsel sayılı taşınmazdan 3402 sayılı Kanun'un Ek 1. maddesi hükmü doğrultusundaki sayısallaştırma çalışmaları sonucu oluşturulan 2.600,08 m² yüzölçümündeki 36 55... parselin bilirkişiler ..., ..., ... ve ... tarafından tanzim edilen 29.07.2021 havale tarihli rapor ve krokisinde belirtildiği haliyle arsa vasfıyla ... Sağlık ve Sosyal Yardım Sandığı adına tesciline, dava konusu 306 parsel sayılı taşınmazdan 18. madde uygulaması doğrultusunda bilirkişiler ..., ..., ... ve ... tarafından tanzim edilen 21.04.2022 havale tarihli ek rapor ve krokisinde (A) harfi ile işaretlenen 1.604,63 m² yüzölçümlü alan ile (İ) harfi ile işaretlenen 1.425,66 m² yüzölçümlü alanın belirtildiği haliyle cami vasfıyla Hazine adına tesciline, dava konusu 306 parsel sayılı taşınmazdan 18. madde uygulaması doğrultusunda bilirkişiler ..., ..., ... ve ... tarafından tanzim edilen 21.04.2022 havale tarihli ek rapor ve krokisinde (B) harfi ile işaretlenen 1.600,63 m² yüzölçümlü alan, (C) harfi ile işaretlenen 3.256,67 m² yüzölçümlü alan, (E) harfi ile işaretlenen 2.041,75 m² yüzölçümlü alan, (F) harfi ile işaretlenen 4.652,01 m² yüzölçümlü alan, (G) harfi ile işaretlenen 1.477,81 m² yüzölçümlü alan, (H) harfi ile işaretlenen 2.035,59 m² yüzölçümlü alan, (I) harfi ile işaretlenen 1.017,48 m² yüzölçümlü alan ve (J) harfi ile işaretlenen 800,69 m² yüzölçümlü alanın, belirtildiği haliyle park vasfıyla Hazine adına kayıt ve tesciline, dava konusu 306 parsel sayılı taşınmazdan 18. madde uygulaması doğrultusunda bilirkişiler ..., ..., ... ve ... tarafından tanzim edilen 21.04.2022 havale tarihli ek rapor ve krokisinde (D) harfi ile işaretlenen 5.882,40 m² yüzölçümlü alanın belirtildiği haliyle temel eğitim alanı vasfıyla Hazine adına tesciline, dava konusu 306 parsel sayılı taşınmazdan 18. madde uygulaması doğrultusunda bilirkişiler ..., ..., ... ve ... tarafından tanzim edilen 21.04.2022 havale tarihli ek rapor ve krokisinde 51.000,00 m² yüzölçümlü alanın (eski raporda 19 nolu hesaplanan alan) belirtildiği haliyle haritasında yol olarak gösterilmesine, davacı ... İdaresinin birleşen 2012/82 Esas sayılı dosyadaki men'i müdahale davasının, bilirkişiler ..., ..., ... ve ... tarafından tanzim edilen 29.07.2021 havale tarihli rapor ve krokisinde (A1), (A2), (A3) ve (A4) rumuzlu orman vasfında olduğu belirtilen 24.615,11 m² yüzölçümlü alan bakımından kabulü ile bu alan bakımından davalıların müdahalesinin men'ine karar verilmiş; hüküm, davacı ... İdaresi vekili, asli müdahil ... tereke temsilcisi vekili, davalı ... vekili, davalılar Hazine vekili, ... vekili, ... vekili, ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava; 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 11/1. maddesine göre bir yıllık askı ilanı süresi içinde açılan orman kadastrosuna itiraz ve kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.

1.Asli müdahil ... tereke temsilcisi vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi kararında belirtilen gerekçelere, Hazinenin davalı ... ve müşterekleri aleyhine açtığı, Milas Asliye Hukuk Mahkemesinin 1983/853 Esas sayılı dosyasında ... mirasçılarının aynı şekilde asli müdahil olarak yer almalarına, Asliye Hukuk Mahkemesince asli müdahilin talebi yönünden verilen ret kararının Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 02.05.1989 tarihli kararıyla onanıp kesinleşmesine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup asli müdahil vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

2.Davalılar ... vekili, ... vekili, ... vekili, ve ... ve arkadaşları vekilinin kabul edilen kısma ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporu uyarınca kabul kararı verilen taşınmaz bölümlerinin 23.11.1966 tarihinde ilan edilen orman kadastrosu sırasında ... Devlet Ormanı olarak sınırlandırılmış alan içerisinde kalmış olmalarına, buna göre orman kadastro sınırı içinde kalan yerlerin başlangıçta Orman İdaresi tarafından açılan orman kadastrosuna itiraz davasına konu olamayacağına ve orman niteliklerinin kesinleşmiş olmasına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalılar ... vekili, ... vekili, ... vekili ve ... ve arkadaşları vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

3.Davacı ... İdaresi ve davalı Hazine vekilinin reddedilen kısma ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;

Hemen belirtmek gerekir ki, bozmaya uyulmakla tarafların leh ve aleyhine usuli kazanılmış hak doğar. Ayrıca, Mahkemece bozma kapsamı çerçevesinde araştırma ve inceleme yapılarak hüküm kurma yükümlülüğü ortaya çıkar. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyulduğu halde bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir.

Şöyle ki, bozma ilamında ayrıntılı şekilde açıklanmasına rağmen, keşif üç orman mühendisi ve jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi eşliğinde yapılmamış, yine orman ve zilyetlik araştırması yönünden stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılmamış, 2018 yılında 3402 sayılı Kanun'un Ek 1. maddesi uyarınca yapıldığı anlaşılan sayısallaştırma çalışmaları sonucu oluşan güncel tapu kayıtları getirtilmemiş, TAKBİS kayıtlarına göre 36 55... parsel sayılı taşınmazın maliki olduğu anlaşılan Didim Belediye Başkanlığı davaya dahil edilmemiştir. Bu hali ile İlk Derece Mahkemesince yapılan araştırma ve hükme dayanak alınan bilirkişi raporları taşınmazların niteliğini belirlemede yetersiz olup, eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak hüküm kurulamaz.

Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşabilmesi için İlk Derece Mahkemesince öncelikle 3402 sayılı Kanun'un Ek 1. maddesi uyarınca yapıldığı anlaşılan sayısallaştırma çalışmaları sonucu oluşan güncel tapu kayıtları getirtilerek imar parsellerinin tapu kayıt malikleri davaya dahil edilmeli, daha sonra yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ile varsa amenajman planı ile komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları Mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise Mahkeme karar örnekleri ilgili yerlerden getirtilmeli, ayrıca parselin tespitine esas alınan Kasım 1311 tarihli ve 12 nolu, Eylül 1311 tarihli ve 1 nolu, Mayıs 1326 tarihli ve 38, 39, 40... nolu tapu kayıtları, Şubat 1960 tarihli ve 84 ve Nisan 1941 tarihli ve 19 sıra numaralı tapu kayıtlarının tamamı ilk tesis tarihinden itibaren tüm geldi ve gittileri ile birlikte getirtilmeli, kadastro sırasında revizyon görüp görmediği araştırılmalı, revizyon görmüş ise revizyon gördüğü kadastro parsellerine ait kadastro tespit tutanakları getirtilmeli ve bu tapu kaydına dayanılan ve dava konusu taşınmaza komşu olan taşınmazlara ilişkin açılmış bulunan başkaca dava bulunup bulunmadığı araştırılarak varsa bu dava dosyaları tespit edilerek dosya arasına alınmalı, tapu kayıtları Mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise dava dosyasının aslı getirtilip, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç yüksek orman mühendisi, üç ziraat mühendisinin, bir fen bilirkişisi ve üç jeodezi ve fotogrametri mühendisi aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, getirtilen belgeler dava konusu taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 47 85... sayılı Kanunlar ile 6831 sayılı Kanunun 1/I maddesi karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlik yolu ile ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişileri eliyle yerine uygulattırılıp orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, dava konusu taşınmaz çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli, hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarının belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli, taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını ve dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Kanun'un 17/2. maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak, şekilde yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalıdır.

Yapılacak araştırma sonucu dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerde olduğu belirlendiği takdirde, davacı ve asli müdahillerin dayandığı tapu kayıtlarının 3116, 47 85... sayılı Kanunlar ile uyulmasına karar verilen bozma ilamında değinildiği üzere 6831 sayılı Kanunun 1/I maddesi karşısında hukuki kıymetinin olup olmadığı tartışılmalı; taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığının belirlenmesi halinde ise bu kez taşınmazın dayanılan tapu kayıtlarının kapsamında kalıp kalmadığı belirlenmeli, teknik bilirkişi eliyle tapu kayıtlarının varsa krokisi/haritası zemine uygulanarak kaydın kapsamı 3402 sayılı Kanun’un 20/A maddesi uyarınca haritasına göre belirlenmeli; tapu kaydının krokisinin/haritasının bulunamaması veya uygulanamaması durumunda tapu kaydı tesisinden itibaren tüm tedavülleriyle birlikte okunup sınırlarının bilirkişilerce zeminde tek tek gösterilmesi istenilmeli, bilirkişilerin gösteremediği sınırlar için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı; bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli, bilirkişi ve tanıklarca gösterilen sınırlar fen bilirkişisi tarafından kroki üzerinde işaretlenmeli, tapu kayıtlarının değişebilir sınırlar içerdiği de dikkate alınıp 3402 sayılı Kanunun 20/C ve 32/3 maddesi uygulanarak dava konusu taşınmazın davalıların dayandığı tapu kaydının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamasız şekilde saptanılmalı; tapu kaydının uymadığının ya da miktarı ile taşınmazın tamamını kapsamadığının anlaşılması halinde zilyetlikle mülk edinme koşullarının oluşup oluşmadığı denetlenmeli; keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmalı; dava konusu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraat mühendisi bilirkişilerden, taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, çam ve zeytin ağaçlarının yaşını, sayısını, dağılımını, kapalılık oranını, baskın ağaç türünün ne olduğunu, zeytinlerin dikme mi aşılama mı olduğunu, aşı yaşının ne olduğunu komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki alınmalı, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli, 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tesbit ya da tescil edilip edilmediği tapu müdürlüğü ve ilgili kadastro müdürlüğü ile Hukuk Mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden sorulup, aynı Kanunun 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanmalı, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre usuli kazanılmış haklara da riayet edilerek bir hüküm kurulmalıdır. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan sebeplerle; asli müdahil ... tereke temsilcisi vekili, davalılar ... vekili, ... vekili, ... vekili ve ... ve arkadaşları vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE, (3) numaralı bentte açıklanan sebeplerle; davalı Hazine vekili ve davacı ... İdaresi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA,

Peşin harcın istek halinde temyiz eden davalılara ayrı ayrı iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 09.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog