11. Hukuk Dairesi 2025/3234 E. , 2026/601 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin “...” ibareli birçok tescilli markasının olduğunu, davalı şirket tarafından başvurusu gerçekleştirilen 2018/30248 sayılı “... güvende” ibareli marka ile müvekkilinin tescilli markaları arasında “...” ibareleri açısından aynılık bulunduğunu, “...” ibaresinin müvekkili şirkete ait markaların ana unsuru, davalı yana ait markanın da ilk ibaresi olduğunu, her iki markaya bütünsel açıdan bakıldığında “...” ibaresinin müvekkili şirket markasıyla iltibasa yol açacağını, davalının marka başvurusunun müvekkilinin markalarının tescilli bulunduğu 09, 35, 38, 41... . sınıfları kapsadığını, müvekkilinin "..." ibareli seri markalarının bilinir hale geldiğini, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) 6/1 ve 6/5 hükümlerine göre başvurunun reddedilmesinin gerektiğini, davalı başvurusunun kötüniyetli olduğunu ve haksız rekabet amacı taşıdığını, “...” ibaresinin tek ve gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu, davalı başvurusundaki “...” unsurunun markaya ayırt edicilik sağlamadığını ileri sürerek Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ile davalı tarafın ... numaralı marka tescil isteminin reddine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... vekili, davaya konu edilen marka başvurusu ile davacıya ait markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını, davalı markasında “...” ibaresinin baskın unsur olmadığını, “...”ibaresi ile bir bütün halinde anlamının bulunduğunu, renkli bir kilit biçiminde kulanılan şekil unsurunun da oluşturulmak istenen algıyı pekiştirdiğini, markanın kullanılacağı sektör itibariyle de karıştırılma ihtimalinin doğmayacağını, ayırt ediciliğinin nispeten düşük nitelikte olan “...” ibaresinin davacının tekelinde olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Diğer davalı tarafça davaya cevap verilmemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu 09, 35, 38, 41... . sınıflardaki tüm hizmetler bakımından taraf markaları arasında emtia benzerliği koşulunun somut olayda gerçekleştiği, davacı markalarının “...” ibaresi etrafında türetilmiş seri markalar olduğu, davalı ... başvurusunun ise “...” ibaresinden ve şekil unsurundan oluştuğu, markaların anlamsal ve işitsel açıdan birbirinden oldukça farklılaştığı, yine markaların bütünsel görsel kompozisyonları (yazım stili ve şekil unsuru) itibariyle görsel açıdan da herhangi bir benzerliklerinin bulunmadığı, bu bağlamda 09, 35, 38, 41... . sınıflardaki çekişme konusu mal ve hizmetler bakımından yapılan iltibas değerlendirmesinde, taraf markalarının bütünsel açıdan yeterli ayırt ediciliği sağladığı, markalarda ... ibaresinin ortak unsur olmasının, bu ibarenin anlamı ve piyasadaki yaygın kullanımı karşısında, markalar arasında bağlantı kurulacağınının kabulüne yeterli olmadığı, söz konusu hizmetleri satın alan ve kullanan ortalama bir tüketicinin, “...” markasını bütün olarak algılayacağı ve davacının ... markaları ile ilişkilendirmeyeceği, “... güvenliği” kavramı ve “bilginin güvende tutulmasına” ilişkin piyasa uygulamaları yahut firma taahhütleri tüketicinin oldukça aşina olduğu sözel kullanımlar olduğu, davalı ... başvurusu ile davacı markaları arasında, başvurunun kapsadığı 09, 35, 38, 41... sınıf bakımından, SMK'nın 6/1 hükmü kapsamında benzerlik ve iltibas ihtimali bulunmadığı, davacının tanınmış marka iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu 2018/30248 sayılı "...+şekil" ibareli marka başvurusu ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/1 hükmü anlamında bir benzerlik bulunmadığı hususunda İlk Derece Mahkemesi değerlendirmesinin yerinde görüldüğü fakat kötüniyet iddiasına dair bir değerlendirme ve hüküm kurulmadığı, karşılaştırılan markalar arasında SMK'nın 6/1 hükmü anlamında bir benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunmadığının İlk Derece Mahkemesince isabetli şekilde belirlendiği, kaldı ki sırf benzer marka başvurusunda bulunulması kötüniyeti göstermediği gibi bunun dışında da davacının, dava konusu başvurunun tescille sağlanan marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme, marka ticareti yapma amacına ya da şantaja yönelik olduğunu ispat edemediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, marka ile ilgili Kurum kararlarının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ:
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 29.01.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.