11. Hukuk Dairesi 2025/2205 E. , 2025/7173 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ... tarafından ... numaralı başvuru ile "..." markasının 35. sınıfta tescili talebinde bulunulduğunu, markanın yayınına yönelik itirazının ... Dairesi Başkanlığı tarafından reddedilmesi sonrasında itirazın yeniden incelenmesi talebinin de ... Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafından reddedildiğini, tescil edilmek istenen "..." ibaresinin esaslı unsurunu teşkil eden "..." ibaresinin müvekkiline ait aynı sınıfta olan ve olmayan .../ ... ibaresini içeren çok sayıda markada tescilli olduğunu, macromanya ibaresinin müvekkiline ait bu markalardaki .../... ibareli ... ile ayırt edilemeyecek düzeyde benzer olup ortalama algılama düzeyine sahip tüketici zihninde müvekkiline ait seri markalardan biri olarak algılanacağını, davalı gerçek kişinin müvekkilinin bu markalarının tanınmışlığından yararlanarak haksız kazanç elde etmeye çalıştığını, tescili istenen markanın görsel ve işitsel benzerliğinin yanında ek olarak sınıfsal benzerliğin de mevcut olduğunu, tescili istenen markanın aynı zamanda müvekkiline ait ... ibareli alan adına da benzemekte olup kurum tarafından bu hususun da dikkate alınmadığını, başvurunun kötüniyetli olduğunu ileri sürerek ... sayılı kararının iptaline ve ... sayılı “...” ibareli marka başvurusunun tüm mal ve hizmetler için tescil halinde hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin kullanımındaki “...” ibaresi ile davacı adına tescilli markalarda geçen “...” ibaresi arasında ayniyet veya ayırt edilemeyecek derecede bir benzerlik bulunmadığını, müvekkili adına tescili talep edilen ibare bölünerek kullanılmak suretiyle kelimenin yarısı ön plana çıkarılacak şekilde bir farklılaşmaya gidilmediğini, davaya konu ... bütünsel olarak incelendiklerinde aralarında ortalama tüketicinin görsel, işitsel ve kavramsal algısı bakımından ilişkilendirilme ihtimali de dahil iltibasa neden olacak herhangi bir benzerlik bulunmadığını, görsel unsur konusunda biraz daha inceleme yapılırsa, her iki markanın şekil unsurlarının da hiç bir şekilde ... arasında iltibas oluşturmadığını ve birbiriyle benzeşmediğini, müvekkilince tescili talep edilen markanın logosunun davacı şirketin tescil ettirdiği logolar ile uzaktan yakından ilgisi bulunmadığını ve davacı markanın logoları ile çağrışım yapmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ... arasında davaya konu hizmetlerin hitap ettiği tüketici kitlesi nezdinde ... arasında iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzerlik bulunmadığı, davacı markalarında yer alan ".../..." ibarelerinin tek başlarına ayırt edicilikleri düşük, zayıf ibareler olduğu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 12.10.20 20... /92 E., 2020/3984 K. sayılı kararında belirtildiği üzere; zayıf markaların koruma kapsamı değerlendirilirken iltibas tehlikesinin yapılacak küçük bir değişiklik ile dahi bertaraf edilebileceğinin göz önüne alınması gerektiği, dava konusu markanın bir bütün halinde "..." şeklinde somut ayırt edici niteliğinin bulunduğu, bir bütün halinde bu ibarenin davacıya ait markalardan iltibas tehlikesini bertaraf edecek derecede farklılaştığı, dava konusu marka başvurusu ile davacıya ait "... " ibareli marka arasında işaret benzerliği bulunmadığından davacı yanın tanınmışlık iddiasından kaynaklı nispi tescil engeli isteminin yerinde olmadığı, yine “...” alan adına ilişkin olarak dava konusu markanın, davacıya ait alan adı ile işaret benzerliği bulunmaması nedeniyle, davacı yanın önceki tarihli alan adından kaynaklı olarak dava konusu markanın tescilini engelleyemeyeceği, davaya konu marka başvurusu ile itiraza mesnet markaların iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmadığı, davalı şahsın kötüniyetle hareket ettiğini gösterir somut olguların bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraf markalarında "..." ibaresi ortak olarak yer almakta ise de, ".../..." kelimesi Türkçe'de "büyük, geniş" anlamlarına geldiğinden ayırt ediciliği oldukça düşük olup, her ne kadar tescilli olduğu sürece markanın korunması esas ise de bu ibareyi içeren markaların koruma kapsamlarının dar değerlendirilmesi gerektiği, anılan ibarenin ortak olarak yer aldığı markalarda yapılacak küçük değişikliklerin dahi iltibas tehlikesini ortadan kaldıracağının kabulü gerektiği, aksinin kabulü halinde, tasviri ve vasıf bildirici veya ticaret alanında herkesin kullanımına açık ibareleri bir şekilde tescil ettiren kişilerin, bu ibarelerin başkaları tarafından kullanımına engel olmaları sonucunun doğacağı, bu kapsamda yapılan değerlendirmede dava konusu başvurunun "..." ibaresinden oluştuğu, bu hali ile tertip tarzı bakımından davacının itiraza mesnet markalarından oldukça farklılaştığı, ... arasında başvurunun davacının seri markaları arasında sızması tehlikesini doğuracak bir benzerliğin bulunmadığı, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 27.03.2023 tarih ve 2021/7210 E., 2023/1877 sayılı kararında "..." ibaresinin, 07.02.2023 tarih ve 2021/5747 E., 2023/650 K. sayılı kararında "..." ibaresinin, 30.11.2022 tarih ve 2021/4304 E., 2022/8493 K. sayılı kararında "..." ibaresinin davacının itiraza mesnet markalarıyla benzer bulunmadığı, öte yandan taraf markaları benzer olmadığından tanınmışlığın somut uyuşmazlığa bir etkisinin bulunmadığı ve kötüniyet iddialarının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, YİDK kararının iptali ve markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ:
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 01.12.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.