Esas No
E. 2024/222
Karar No
K. 2025/656
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KABULÜNE

T.C.

İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2024/222 Esas
KARAR NO: 2025/656
DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 15/03/2024
KARAR TARİHİ: 01/07/2025

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İzmir ...İcra Müdürlüğü'nün... Esas dosyası ile davalı-borçlu şirket aleyhine ilamsız takip yoluyla asıl alacak 1.318.927,45-TL üzerinden icra işlemleri başlatmış olup davalı- borçlu şirket vekili aracılığıyla 18/12/2023 tarihinde icra takibine, borca ve fer'ilerine itiraz ettiğini, davalı tarafından 25/12/2023 tarihinde müvekkili şirkete 250.000-TL haricen ödeme yapıldığını, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ...Hukuk Dairesi'ni...K. Sayılı emsal kararı uyarınca; davalı tarafından yapılan ödemenin öncelikle icra dosyasında takip tarihine kadar işlemiş faiz tutarı olan 105.532,26-TL'den düşüldüğü, yapılan ödemenin 144.467,74-TL'lik kısmının da ana paradan düşülerek işbu davanın açıldığını, davacı şirket tarafından başlatılan icra takibine, davalı borçlu şirket tarafından haksız ve mesnetsiz şekilde itiraz edildiğini, müvekkili ile davalı şirket arasında 01/07/2006 başlangıç tarihli Özel Güvenlik Hizmet Sözleşmesi akdedilmiş olup sözleşmede belirtilen davalıya ait adreslerde faaliyet gösteren yapı marketlerin açık ve kapalı alanlardaki taşınır ve taşınmaz malların güvenliği ile mülkiyetinin, gerek müvekkili şirkete ait olan teknik ekipmanlar gerekse güvenlik elemanları vasıtasıyla güvenliğinin sağlanması hususunda anlaşmaya varıldığını, müvekkil şirketin 01/07/2006 tarihinden beri sözleşme gereği özel güvenlik hizmetlerinin sağlanması hususunda üzerine düşen yükümlülükleri eksiksiz olarak yerine getirdiğini, buna karşın sözleşme gereği kendisine ödenmesi gereken alacaklarının tahsili hususunda davalı şirket ile sorun yaşadığını, 08/09/2022 tarihinde davalı yanın ... adresli kep hesabına taraflarınca gönderilen ihtar ile müvekkiline olan 1.318.927,45-TL lik borcunun ödenmesinin ihtar edildiğini, ancak bu ihtarın karşı yanca aynı gün okunmasına rağmen yine borç tamamen kapanmadığını bu nedenlerle, davalı tarafın haksız ve kötü niyetli itirazının iptali ile takibin devamına, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere hükmolunacak icra inkar tazminatının davalıdan işleyecek faizi ile birlikte tahsiline, Yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki ilişkinin uzun süredir devam ettiğini, davacının sözleşme gereği yükümlülüklerini bilmekte olduğunu, taraflar tüzel kişi tacir sıfatını haiz olup, TTK gereği basiretli davranma yükümlülüğü altında olduğunu, alacağın likit olmadığını, bu nedenle icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini, davacı icra takibine kötü niyetli olarak itiraz edildiğini iddia etmekteyse de, kötü niyete ilişkin herhangi bir delil ibraz etmediğini, borçlunun yapacağı itirazın kendiliğinden kötü niyet olarak kabul etmenin mümkün olmadığını, likit alacaktan bahsedilmek için, alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi gerektiğini, bu sayede de borçlunun ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda bulunması gerektiğinden bahisle, davacının davasının reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER

1.İzmir Arabuluculuk Bürosunun... Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı,

2.Davacı şirkete ait ticaret sicil kayıtları,

3.Davalı şirkete ait ticaret sicil kayıtları,

4.Davacı şirkete ait vergi sicil kayıtları ile 2018-2022 yılları arasın mevcut BA/BS formları,

5.Davalı şirkete ait vergi sicil kayıtları ile 2018-2022 yılları arasın mevcut BA/BS formları,

6.Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 09/01/2025 havale tarihli ön raporu,

7.Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 17/06/2025 havale tarihli raporu,

8.Sair deliller. DAVA KONUSU :

Açılan dava, taraflar arasında tanzim olunan 01/07/2006 tarihli Özel Güvenlik Hizmeti Sözleşmesi kapsamında davacı şirket tarafından teknik ekipmanlar ve güvenlik elemanları vasıtasıyla davalı şirkete özel güvenlik hizmeti verildiği iddiası kapsamında, verildiği iddia edilen özel güvenlik hizmete binaen davalı şirket adına düzenlenen faturalardan ve cari hesaptan kaynaklanan alacak bedelinin davalı şirketten tahsili amacıyla davalı şirket aleyhine başlatılan icra takibine davalı şirket tarafından süresinde yapılan itirazın iptali ve asıl alacak miktarının %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalı şirketten tahsili ile davacı şirkete verilmesi taleplerine ilişkindir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67. maddesinde İcra Takibine İtirazın İptali; ''Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.

Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır.'' şeklinde düzenlenmiştir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 67. maddesi uyarınca itirazın iptali davası; alacaklının, icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İcra ve İflas Kanunu'nun 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçladığı bir eda davası olup, itirazın tebliğinden itibaren bir yıllık süresinde açılan davada borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması hâlinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkâr tazminatına da hükmedilebilir (Kuru, B.: İcra ve İflâs Hukuku, 2006, s. 219, 223).

İtirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, bir eda davasıdır. Mahkemenin davanın reddi ya da kabulü yönünde verdiği karar, maddi anlamda kesin hüküm teşkil edeceğinden; davanın reddi halinde alacaklı, borçluya karşı aynı alacaktan dolayı yeni bir alacak davası açamayacağı gibi, davanın kabulü halinde borçlu da, alacaklıya karşı bir menfi tespit veya istirdat davası açamayacaktır. Bu nedenledir ki, mahkeme itirazın iptali davasında tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere göre inceleyerek, borcun varlığını ve miktarını araştırmak zorundadır.

Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir (İİK. m.67/1). Alacaklı, alacağının varlığını Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre caiz olan her türlü delil ile ispat edebilir. Dava, özünde tahsil istemini de barındırmakla, burada borçlunun takip sonrası yaptığı ödeme iddialarının da nazara alınması zorunludur. Borçlu, ödeme emrine itiraz ederken bildirmiş olup olmamasına bakılmaksızın, bütün itiraz sebeplerini ileri sürebileceğinden; mahkemenin, borcun sonradan ödendiği itirazını araştırarak, ödemenin takip konusu alacakla ilgili olduğunu belirlemesi halinde, alacaklının dava tarihi itibariyle talep edebileceği alacak miktarı üzerinden hüküm kurması gerektiğinde duraksama bulunmamaktadır.

Hemen belirtilmelidir ki, alacak miktarının, takip ya da dava tarihindeki koşullara göre belirlenmesinin, itirazın iptali davasında hükmolunan miktar üzerinden tahsiline karar verilebilecek bir tazminat türü olan ve bağımsız bir dava konusu yapılamayan icra inkar tazminatının miktarına da etkili olacağı açıktır.

Yargıtay Daireleri ile Hukuk Genel Kurulunun kararlılık kazanmış uygulamasına göre; itirazın iptali davalarında 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak icra inkâr tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada, borçlu itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz.

Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlarının bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Nitekim aynı ilkeler Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.02.2020 tarihli ve 2017/3-957 E., 2020/99 K. sayılı kararında da vurgulanmıştır.

İzmir...İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, alacaklının davacı ... Hizmetleri Ticaret Limited Şirketi tarafından, borçlunın ise davalı ...Ticaret Ve Yatırım Anonim Şirketi olduğu, davacı vekili tarafından davalı şirket aleyhinde 1.424.459,71-TL alacak bedeli üzerinden icra takibi başlattığı, davalı tarafın 18/12/2023 tarihli itirazı üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiği görülmektedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 219. maddesinde; ''Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir. Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir.'' hükmü bulunmaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 220. maddesinde ise; ''İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir. Mahkemece, ibrazı istenen belgenin elinde bulunduğunu inkâr eden tarafa, böyle bir belgenin elinde bulunmadığına, özenle aradığı hâlde bulamadığına ve nerede olduğunu da bilmediğine ilişkin yemin teklif edilir.

Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir.'' hükmü düzenlenmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. maddesinde de; ''Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.

İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.'' hükmüne yer verilmiştir.

07/11/2024 tarihli duruşma tutanağının 6 numaralı ara kararında 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 219/2. ve 222/1. maddelerinde tarafların delil olarak dayandığı ticari defter ve kayıtları ibraz ile yükümlü olduğu hüküm altına alındığından, davacı vekiline bilirkişi incelemesine esas olmak üzere davacı şirkete ait ticari defter ve belgeleri mahkememize sunmak veya ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri mahkememize bildirmek üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 220/1. fıkrası uyarınca iki haftalık kesin süre verilmesine karar verilmiş olup, davacı vekili davacı şirkete ait ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri verilen kesin süre içerisinde mahkememize bildirmiştir.

07/11/2024 tarihli duruşma tutanağının 7 numaralı ara kararında ise davalı vekili adına davalı şirkete ait ticari defter ve belgeleri mahkememize sunmak ya da ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri mahkememize bildirmek üzere; "6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 219/2. ve 222/1. maddelerinde tarafların delil olarak dayandığı ticari defter ve kayıtları ibraz ile yükümlü olduğu hüküm altına alındığından, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 220/1. fıkrası uyarınca bilirkişi incelemesine esas olmak üzere dava konusu ticari defter ve belgeleri iki haftalık kesin süre içerisinde sunmanız veya bulundukları yeri bildirmeniz, verilen kesin süre içinde ticari defterlerin sunulmaması veya bulunduğu yerin bildirilmemesi durumunda söz konusu ticari defter ve kayıtlara delil olarak dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağınız ihtaren bildirilir." şerhini içeren tebligat çıkartılmasına karar verilmiş, davalı vekilinin davalı şirkete ait ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri verilen kesin süre içerisinde mahkememize bildirdiği görülmüştür.

Davalı şirkete ait ticari defter ve belgelerin incelenmesi amacıyla İstanbul Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılarak dosyanın mahkememizce re'sen belirlenecek bir Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişiye tevdi ile dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, taraflar arasında tanzim olunan 01/07/2006 tarihli Özel Güvenlik Hizmeti Sözleşmesi, davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen faturalar, cari hesap kayıtları, İzmir... İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyası, davalı şirkete ait ticari defter ve belgeler ve sair deliller birlikte değerlendirilerek; davalı şirkete ait ticari defter ve belgelerin usulüne uygun şekilde tutulup tutulmadığı, davalı şirkete ait ticari defter ve belgelerin açılış ve kapanış onaylarının usulüne uygun şekilde yaptırılıp yaptırılmadığı, davalı şirkete ait ticari defter ve belgelerin sahibi lehine delil vasfı taşıyıp taşımadığı, taraflar arasında ticari ilişki bulunup bulunmadığı, var ise hangi sebeplerden kaynaklı olarak ticari ilişki bulunduğu, taraflar arasında tanzim olunan 01/07/2006 tarihli Özel Güvenlik Hizmeti Sözleşmesi kapsamında davacı şirket tarafından teknik ekipmanlar ve güvenlik elemanları vasıtasıyla davalı şirkete özel güvenlik hizmeti verildiği iddiası kapsamında, davacı şirket tarafından özel güvenlik hizmetine binaen davalı şirket adına düzenlenen faturalardan ve cari hesaptan kaynaklı olarak davacı şirketin davalı şirketten alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise davacı şirketin ne kadar alacağı bulunduğu, davalı şirket tarafından davacı şirkete ödeme yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise hangi miktarda ödeme yapıldığı, ödemenin icra takibinden sonra olması durumunda takip talebinde talep edildiği ve ödeme emrinde yer verildiği üzere ödenen tutarın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 100. maddesi uyarınca öncelikle işlemiş faiz ve sair masraflardan mahsubu ile davacı şirketin dava tarihi itibarıyla dava konusu icra takibi kapsamında davalı şirketten ne kadar alacaklı olduğu, neticeten davalı şirketin ödeme emrine itirazının kısmen veya tamamen haklı ve yerinde olup olmadığı, icra takibinde işletilen faiz miktar ve oranının usulüne uygun şekilde işletilip işletilmediği hususları ile sair hususların belirlenerek düzenlenecek raporun mahkememize gönderilmesi istenilmiş, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişi ...'in 09/01/2025 havale tarihli ön raporunda, dosya içerisinde yer alan iletişim bilgilerinden davalı taraf ile telefon ve e-posta yolu ile iletişim kurulduğunu ve defter belge incelemesi için gerekli belge ve bilgilerin tarafına ibrazının talep edildiğini, 06.01.2025 tarihine kadar (rapor teslimi son tarihine 2 gün kalmış olmasına rağmen) tarafına belge ve bilgi ibrazı yapılamaması nedeni ile defter ve belgeler üzerinde inceleme yapılamadığı ve rapor düzenlenemediğinin bildirildiği görülmüştür.

Her ne kadar davalı vekilince davalı şirkete ait ticari defter ve belgelerin bulunduğu yer verilen kesin süre içerisinde mahkememize bildirilmiş ise de, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 09/01/2025 havale tarihli ön raporunda bildirildiği üzere bilirkişi tarafından dosya içerisinde yer alan iletişim bilgilerinden davalı taraf ile telefon ve e-posta yolu ile iletişim kurulduğu ve defter belge incelemesi için gerekli belge ve bilgilerin tarafına ibrazının talep edildiği, 06.01.2025 tarihine kadar (rapor teslimi son tarihine 2 gün kalmış olmasına rağmen) tarafına belge ve bilgi ibrazı yapılamaması nedeni ile defter ve belgeler üzerinde inceleme yapılamadığı ve rapor düzenlenemediğinin bildirildiği görülmekle, davalı tarafça ticari defter ve belge incelemesi açısından bilirkişiye gerekli bilgilerin bildirilmediği, ticari defter ve belgelerin incelenebilmesi açısından gerekli hazırlıkların yapılmadığı ve koşulların sağlanmadığı, bu sebeple raporun tanzim edilemediği ve celse talikine sebep olunduğu göz önünde bulundurularak, davalı tarafın davalı şirkete ait ticari defter ve belgelere delil olarak dayanmaktan vazgeçmiş sayılmasına karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur.

Davacı şirkete ait ticari defter ve belgelerin incelenmesi amacıyla Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişiye tevdii ile dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, taraflar arasında tanzim olunan 01/07/2006 tarihli Özel Güvenlik Hizmeti Sözleşmesi, davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen faturalar, cari hesap kayıtları, İzmir... İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyası, davalı şirkete ait ticari defter ve belgeler, talimat dosyası ile içeriğinde yer alan bilirkişi raporu, davacı şirkete ait ticari defter ve belgeler ile sair deliller birlikte değerlendirilerek; davacı şirkete ait ticari defter ve belgelerin usulüne uygun şekilde tutulup tutulmadığı, davacı şirkete ait ticari defter ve belgelerin açılış ve kapanış onaylarının usulüne uygun şekilde yaptırılıp yaptırılmadığı, davacı şirkete ait ticari defter ve belgelerin sahibi lehine delil vasfı taşıyıp taşımadığı, taraflar arasında ticari ilişki bulunup bulunmadığı, var ise hangi sebeplerden kaynaklı olarak ticari ilişki bulunduğu, taraflar arasında tanzim olunan 01/07/2006 tarihli Özel Güvenlik Hizmeti Sözleşmesi kapsamında davacı şirket tarafından teknik ekipmanlar ve güvenlik elemanları vasıtasıyla davalı şirkete özel güvenlik hizmeti verildiği iddiası kapsamında, davacı şirket tarafından özel güvenlik hizmetine binaen davalı şirket adına düzenlenen faturalardan ve cari hesaptan kaynaklı olarak davacı şirketin davalı şirketten alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise davacı şirketin ne kadar alacağı bulunduğu, davalı şirket tarafından davacı şirkete ödeme yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise hangi miktarda ödeme yapıldığı, ödemenin icra takibinden sonra olması durumunda takip talebinde talep edildiği ve ödeme emrinde yer verildiği üzere ödenen tutarın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 100. maddesi uyarınca öncelikle işlemiş faiz ve sair masraflardan mahsubu ile davacı şirketin dava tarihi itibarıyla dava konusu icra takibi kapsamında davalı şirketten ne kadar alacaklı olduğu, neticeten davalı şirketin ödeme emrine itirazının kısmen veya tamamen haklı ve yerinde olup olmadığı, icra takibinde işletilen faiz miktar ve oranının usulüne uygun şekilde işletilip işletilmediği hususları ile sair hususların belirlenerek, talimat mahkemesine sunulan bilirkişi raporu da göz önünde bulundurularak düzenlenecek raporun mahkememize sunulması istenilmiş olup, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişi 17/06/2025 havale tarihli raporunda sonuç olarak; davacı firmanın kanuni defter kayıtlarına göre, 11.12.2023 takip tarihi itibariyle 1.318.927,45-TL-250.000,00-TL= 1.068.927,45-TL, 15.03.2024 dava tarihi itibariyle 1.318.927,45-TL- 500.000,00 TL= 818.927,45-TL alacaklı olduğunu, davacı ... Hizmetleri Ticaret Ltd.Şti.'nin davalı ...Ticaret Ve Yatırım A.Ş.'den, İzmir... İcra Müdürlüğünde ... Esas icra takibinde 11.12.2023 takip tarihi itibariyle 1.068.927,45-TL anapara 105.532,26-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.174.459,71-TL alacaklı olduğunu, 11.12.2023 takip tarihi ile 05.03.2024 dava tarihi arasında olmak üzere 15.12.2023 tarihinde davalı tarafından ödenen 250.000,00-TL'nin öncelikle 105.532,26-TL'lik kısmının işlemiş faize bakiye 250.000,00-TL-105.532,26-TL= 144.467,74 TL'lik kısmının ise asıl alacağa mahsup edildiğinde, davacı ... Hizmetleri Ticaret Ltd.Şti'nin davalı ...Ticaret Ve Yatırım A.Ş.'den, İzmir... İcra Müdürlüğünde ... esas icra takibinde 05.03.2024 dava tarihi itibariyle (1.068.927,45-TL-144.467,74-TL) 924.459,71-TL alacaklı olduğunu, asıl alacağa 11.12.2023 takip tarihinden itibaren %16,75 (Değişken) avans faizi talep edilebileceğini mütalaa etmiştir.

Davacı vekilinin Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 17/06/2025 havale tarihli raporuna karşı beyan ve itirazlarının, 250.000,00-TL bedelli ödemenin dava konusu borca yönelik olarak yapılmadığına dair herhangi somut bir belgenin mahkememize sunulmadığı gibi, ödemenin başka bir sebebe dayalı olarak yapıldığının da bildirilmemesi çerçevesinde, başkaca bir ticari ilişki içinde oldukları iddia edilmeyen taraflar arasındaki dava konusu ilişkiye binaen yapıldığının karine teşkil ettiği anlaşılmakla reddine karar verilmiştir.

Davalı vekilinin Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 17/06/2025 havale tarihli raporuna karşı itirazlarının, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 09/01/2025 havale tarihli ön raporunda bildirildiği üzere bilirkişi tarafından dosya içerisinde yer alan iletişim bilgilerinden davalı taraf ile telefon ve e-posta yolu ile iletişim kurulduğu ve defter belge incelemesi için gerekli belge ve bilgilerin tarafına ibrazının talep edildiği, 06.01.2025 tarihine kadar (rapor teslimi son tarihine 2 gün kalmış olmasına rağmen) tarafına belge ve bilgi ibrazı yapılamaması nedeni ile defter ve belgeler üzerinde inceleme yapılamadığı ve rapor düzenlenemediğinin bildirildiği görülmekle, davalı tarafça ticari defter ve belge incelemesi açısından bilirkişiye gerekli bilgilerin bildirilmediği, ticari defter ve belgelerin incelenebilmesi açısından gerekli hazırlıkların yapılmadığı ve koşulların sağlanmadığı, bu sebeple raporun tanzim edilemediği ve celse talikine sebep olunduğu göz önünde bulundurularak, davalı tarafın davalı şirkete ait ticari defter ve belgelere delil olarak dayanmaktan vazgeçmiş sayıldığı, bu kapsamda dosyanın tevdi edildiği bilirkişi tarafından yalnızca davacı tarafa ticari defter ve belgelerin incelenmesi suretiyle rapor tanzim edilmesinde usul ve yasa hükümleri ile mahkememiz ara kararına herhangi bir aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla reddine karar verilmiştir.

Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, İzmir Arabuluculuk Bürosunun... Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı, davacı şirkete ait ticaret sicil kayıtları, davalı şirkete ait ticaret sicil kayıtları, davacı şirkete ait vergi sicil kayıtları ile 2018-2022 yılları arasın mevcut BA/BS formları, davalı şirkete ait vergi sicil kayıtları ile 2018-2022 yılları arasın mevcut BA/BS formları, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 09/01/2025 havale tarihli ön raporu, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 17/06/2025 havale tarihli raporu ile sair deliller birlikte değerlindirildiğinde; dava konusu uyuşmazlığın, taraflar arasında tanzim olunan 01/07/2006 tarihli Özel Güvenlik Hizmeti Sözleşmesi kapsamında davacı şirket tarafından teknik ekipmanlar ve güvenlik elemanları vasıtasıyla davalı şirkete özel güvenlik hizmeti verildiği iddiası kapsamında, verildiği iddia edilen özel güvenlik hizmete binaen davalı şirket adına düzenlenen faturalardan ve cari hesaptan kaynaklanan alacak bedelinin davalı şirketten tahsili amacıyla davalı şirket aleyhine başlatılan icra takibine davalı şirket tarafından süresinde yapılan itirazın iptali ve asıl alacak miktarının %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalı şirketten tahsili ile davacı şirkete verilmesi taleplerine ilişkin olduğu, İzmir ...İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyasında davacı vekili tarafından davalı şirket aleyhinde 1.424.459,71-TL alacak bedeli üzerinden icra takibi başlattığı, davalı tarafın 18/12/2023 tarihli itirazı üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiği, davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen faturaların her iki tarafa ait BA/BS formlarında yer aldığı, taraflar arasındaki anlaşma uyarınca davacı şirket tarafından teknik ekipmanlar ve güvenlik elemanları vasıtasıyla davalı şirkete özel güvenlik hizmeti verildiğine delalet teşkil ettiği, davacı şirketin İzmir... İcra Dairesinin...Esas dosyası kapsamında davalı şirketten 11.12.2023 takip tarihi itibarıyla 1.068.927,45-TL anapara ve 105.532,26-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.174.459,71-TL alacaklı olduğu, 11.12.2023 takip tarihi ile 05.03.2024 dava tarihi arasında olmak üzere 15.12.2023 tarihinde davalı tarafından ödenen 250.000,00-TL'nin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 100. ve devamı maddeleri uyarınca öncelikle 105.532,26-TL'lik kısmının işlemiş faiz, bakiye 144.467,74 TL'lik kısmının ise asıl alacaktan mahsubu neticesinde, davacı şirketin davalı şirketten, 924.459,71-TL alacaklı olduğu, ödenen kısım yönünden davanın konusuz kaldığı, davalı tarafın takipten sonra ödeme yaptığı kısım yönünden de davacının haklılığını kabul ettiği, açıklanan gerekçeler dahilinde davacı tarafın iddialarını usulüne uygun deliller vasıtasıyla kısmen ispatladığı kanaatiyle, açılan davanın kısmen kabulüne, ödeme sebebiyle konusuz kalan 250.000,00-TL yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekirken sehven davanın kabulüne karar verilmiş olup, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuş, gerekçe ile hüküm arasında çelişki oluşturmamak adına bu hususa değinilmekle yetinilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

Açılan davanın KABULÜ İLE,

1.Davalı ...Ticaret Ve Yatırım Anonim Şirketinin İzmir... İcra Dairesinin...Esas sayılı dosyasındaki icra takibine ilişkin İTİRAZININ 924.459,71-TL asıl alacak bedeli İPTALİNE, İzmir... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasındaki icra takibinin 924.459,71-TL asıl alacak üzerinden, asıl alacağa dava tarihi olan 05/03/2024 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun hükümleri uyarınca yıllık %16,75 oranında ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle devamına,

2.Alacak miktarı likit olduğundan takip konusu olan ve davalı şirketin borçlu olduğu tespit edilen alacak miktarı olan 1.174.459,71-TL'nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalı ...Ticaret Ve Yatırım Anonim Şirketinden tahsili ile davacı ... Hizmetleri Ticaret Limited Şirketine verilmesine,

3.492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince karar tarihi itibarıyla alınması gereken 63.149,84-TL karar ve ilam harcından, davanın açılışı sırasında peşin olarak yatırılan 12.934,54-TL harcın mahsubu ile bakiye 50.215,3‬0-TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,

4.Davacı tarafından yapılan 180,00-TL elektronik tebligat, 175,00-TL normal tebligat, 4,00-TL posta (KEP) masrafı, 4.500,00-TL bilirkişi ücreti, 175,00-TL talimat gideri, 12.934,54-TL peşin harç ve 427,60-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 18.396,14‬‬-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

5.Davacının kendisini vekille temsil ettirdiği göz önünde bulundurularak karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 176.424,36-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

6.6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A (14) maddesi gereğince ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600,00-TL zorunlu arabuluculuk yargılama giderinin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,

7.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının talep halinde ve karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,

Dair, taraf vekillerinin yokluklarında, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer ya da başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 01/07/2025 Katip ...

(e-imzalıdır)

Hakim ...

(e-imzalıdır)

Karar Etiketleri
KABULÜNE YARGITAYKARARI
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog