Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA

8. Hukuk Dairesi         2024/3891 E.  ,  2025/6557 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

SAYISI: 2014/71 E., 2019/69 K.

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar temyiz incelemesi sonunda; Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacı-davalı ... vekili ve bir kısım davacılar-davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R

Dava konusu taşınmazların bulunduğu, ... köyünde 1959 yılında yapılan tapulama çalışmaları sırasında 175, 176, 177, 178, 1 79... sayılı parseller, Temmuz 1927 tarihli ve 84 85, Mart 1316 tarihli ve 4 Şubat 1957 tarihli ve 97, T.evvel 1333 tarihli ve 41 ve K.sani 1927 tarihli ve 54 sayılı tapu kayıtları kapsamında kalması nedeniyle tapu malikleri adına tespit edilmiş, Hazine ve gerçek kişilerin açtıkları tespite itiraz davasının yapılan yargılaması sonucunda; Kahramanmaraş Tapulama Mahkemesinin 1962/51 Esas ve 1977/15 karar sayılı kararı ile kadastro sırasında taşınmazların tespiti iki bilirkişi ile yapıldığından, yeniden tesbitinin yapılması için tapulama tutanaklarının kadastro müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmiştir. kadastro müdürlüğünce yeniden yapılan tespit üzerine taşınmazlar, kayıt malikleri ve Hazine adına paylı olarak tesbit edilmiş; Hazine ve tapu kayıt maliklerinin yaptıkları itiraz üzerine kadastro komisyonunun 01.02.1982 tarihli kararı ile itirazlar reddedilmiştir. Komisyon kararına karşı Hazine, 1 75... sayılı parsellerin belirtilen tapu kayıtları kapsamında kalmadığı, Hazineye ait Ocak 1956 tarihli ve 74 sayılı tapu kaydı kapsamında kaldığı iddiasıyla; davacı gerçek kişiler ve müdahil gerçek kişiler ise, taşınmazlarda Hazineye pay verilmiş olması nedeniyle, kendi paylarının eksik olduğu iddialarıyla Kadastro Mahkemesinde dava açmışlardır.

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; davacıların dayandığı tapu kayıtlarının çok geniş olan ... Çiftliği sınırlarını kapsadığı, davalı taşınmazların tapu kayıtları kapsamında kaldığı, ... Çiftliği kayıt maliklerinin zaman içinde tapuda çok sayıda hisse satışı yaptıkları, Hazinenin davalı taşınmazlar üzerinde bir hakkı olmasa da zilyetlik ve tapu kaydı hükümlerine göre Hazineye yazılan hissenin davacılardan hangisine ait olduğunun belirlenemediği, davacıların bu husustaki iddialarını ispatlayamadıkları, bu nedenle komisyon kararının doğru olduğu gerekçesiyle, davacıların ve müdahillerin davalarının reddine, Hazinenin 1 75... sayılı parsellere ilişkin davasının reddine, 175, 176, 177, 178, 1 79... sayılı parsellerin 01.02.1982 tarihli ve 1982/12 sayılı komisyon kararı gereğince tapuya tesciline, müdahiller ..., ..., ... ve ... yönünden mahkemenin görevsizliğine karar verilmiş; hüküm, Hazine, davacılar ..., ..., ..., D. ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 05.04.2013 tarihli ve 2012/13431 Esas, 2013/3879 Karar sayılı ilamıyla kısmen onanmasına ve kısmen bozulmasına karar verilmiştir.

Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 05.04.2013 tarihli ve 2012/13431 Esas, 2013/3879 Karar sayılı ilamında özetle; "Dava konusu 177, 178, 1 79... sayılı parsellere ilişkin temyiz itirazları yönünden; hükmü temyiz eden davacıların tapulama sırasında Hazine adına yazılan payları iktisap ettiklerini ispatlayamadıkları, Hazinenin dayandığı Ocak 1956 tarihli ve 74 sayılı tapu kaydının yapılan keşif, uygulama ve alınan bilirkişi raporlarına göre davalı taşınmazlara uymadığı gibi tapulama sırasında da 50... sayılı parsellere revizyon gördüğü belirlenerek yazılı biçimde kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığı, dava konusu 1 75... sayılı parsellere ilişkin temyiz itirazları yönünden ise, hükmü temyiz eden davacıların tapulama sırasında Hazine adına yazılan payları iktisap ettiklerini ispatlayamadıkları, Hazinenin dayandığı Ocak 1956 tarihli ve 74 sayılı tapu kaydının yapılan keşif, uygulama ve alınan bilirkişi raporlarına göre davalı taşınmazlara uymadığı gibi tapulama sırasında da 50... sayılı parsellere revizyon gördüğü belirlenerek hüküm kurulduğuna göre, gerçek kişiler ve Hazinenin sair temyiz itirazlarının yerinde olmadığı, ancak, yargılama devam ederken 2003 yılında yörede yapılan orman kadastrosu sırasında dava konusu 1 75... sayılı parsellerin Dairenin geri çevirme kararı üzerine alınan fen bilirkişi ek raporunda (A) harfi ile işaretli bölümleri orman tahdidi içine alındığı ve bu parseller yönünden dava, aynı zamanda orman kadastrosuna itiraza da dönüştüğü halde Orman İdaresinin davaya dahil edilip taraf teşkili sağlandıktan sonra yöntemince orman araştırmasının yapılmamasının doğru olmadığı açıklanarak, mahkemece, öncelikle Orman İdaresi davaya dahil edilip taraf teşkili sağlandıktan sonra eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, yeniden yapılacak keşif ile usulüne uygun orman araştırması yapılması ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi" gereğine değinilerek davacı gerçek kişiler ile Hazinenin 177, 178, 1 79... sayılı parsellere ilişkin temyiz itirazlarının reddi ile bu parseller yönünden hükmün onanmasına, davacı gerçek kişiler ve Hazinenin 1 75... sayılı parsellere ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile bu parseller yönünden hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

Yargıtay bozma ilamı sonrası taşınmazların bulunduğu çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi hükmüne göre yapılan uygulama kadastrosu sırasında, eski 175 parsel sayılı taşınmaz 1 10... parsel numarasıyla, 176 parsel sayılı taşınmaz ise 1 11... , 2, 3 ve 4 ve parsel numaraları ile tespit edilmiştir.

Davacı ... İdaresi, askı ilân süresi içinde Kadastro Mahkemesine sunduğu birleşen dava dilekçesinde; (eski 175) 1 10... parsel taşınmazın kesinleşen orman sınırları içinde kaldığını ileri sürerek, uygulama kadastrosuna ilişkin tespitin iptali ile taşınmazın orman vasfında Hazine adına tapuya kayıt ve tescilini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; 176 parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak yapılan uygulama kadastrosuna itiraz olmadığı için, bu parsel açısından inceleme yapılmadığı, eski 1 75... ada 1 parsel sayılı taşınmaz üzerinde 1999 yılında orman tahdit çalışması yapıldığı ve bu tahdit çalışmasının 2003 yılında kesinleştiği, eski 1 75... ada 1 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişi raporunda (B1) harfi ile gösterilen 20.099,39 m² yüzölçümlü alanın kesinleşmiş orman tahdit hattı içerisinde kaldığı, yine 1 10... parsel sayılı taşınmaz sınırları içerisinde bulunan ve fen bilirkişi krokisinde (A) harfi ile gösterilen 79.632,20 m² yüzölçümlü alanın orman tahdit hattı ve 175 parsel sayılı parsel sınırı arasında kaldığı, buna ilişkin kadastro tespitinin yapılmadığı, yine bu alanın ziraat bilirkişi raporu ile mera vasfını taşıdığı, eski 1 75... ada 1 parsel sayılı taşınmazın (B2) ile gösterilen kısmının orman tahdit hattı dışında kalan ve orman sayılmayan parsel olduğu, Orman İdaresi tarafından açılan uygulama kadastrosuna vaki itiraz davasının kadastro tespitine itiraz davasına dönüştüğü ve tespit harici bırakılan alanla ilgili bu talep yönünden mülkiyet araştırması yapılması gerektiği gerekçesi ile, davacıların ve bir kısım müdahillerin 1 75... parsellere yönelik davalarının reddine, davacı-davalı Hazinenin orman kadastro tespitine yönelik davasının reddine, davacı-davalı Hazinenin 175 parsele yönelik davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine, eski 1 75... ada 1 parsel sayılı taşınmazın kadastro komisyon tespitinin ve 22/2-a uygulama tespitinin iptaline, 10.06.2019 tarihli fen bilirkişi raporuna ekli Ek-4 ve 04.07.2019 tarihli fen bilirkişi ek raporuna ekli Ek-1 numaralı krokide (B2) ile gösterilen alanın 545.718,22 m² yüzölçümle tarla vasfıyla malik hanesinin 01.02.1982 tarihli ve 1982/12 sayılı kadastro komisyon kararı gibi tapuya tesciline, 10.06.2019 tarihli fen bilirkişi raporuna ekli Ek-4 ve 04.07.2019 tarihli fen bilirkişi ek raporuna ekli Ek-1 numaralı krokide (A) harfi ile gösterilen alanın 79.632,20 m² yüzölçümlü olarak mera vasfı ile Hazine adına tespitine ve mahsus siciline kaydına karar verilmiş; hüküm, davacı-davalı ... vekili ve bir kısım davacılar-davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.

Gerek mülga 1086 Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 382 ve devamı maddelerinde gerekse de yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 294 vd. maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. 6100 sayılı Kanun'un “Hükmün Kapsamı” başlığını taşıyan 297. maddesi; “(1) Hüküm “Türk Milleti Adına” verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar:

a)Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini,

b)Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini,

c)Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri,

ç)Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini,

d)Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını,

e)Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi, (2) Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” şeklinde düzenlenmiştir. Kanunun aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olması gereklidir. Anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi kanun ile hakime yükletilmiş bir ödevdir. Aksine düşünce ve uygulama gerek yargı erki ile hakimin, gerek mahkeme kararlarının her türlü çelişkiden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmaz. Ayrıca, 6100 sayılı Kanun'un 26/1. maddesinde ''hakim tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre talep sonucundan daha azına karar verebilir.'' hükmü düzenlenmiştir. Tüm bunlardan ayrı olarak bozmaya uyulmakla tarafların leh ve aleyhine usuli kazanılmış hak doğar. Ayrıca, mahkemece bozma kapsamı çerçevesinde araştırma ve inceleme yapılarak hüküm kurma yükümlülüğü ortaya çıkar.

Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, İlk Derece Mahkemesince uyulmasına karar verilen bozma ilamında temyiz konusu 1 75... sayılı parseller yönünden, hükmü temyiz eden davacıların tapulama sırasında Hazine adına yazılan payları iktisap ettiklerini ispatlayamadıkları, Hazinenin dayandığı Ocak 1956 tarihli ve 74 sayılı tapu kaydının yapılan keşif, uygulama ve alınan bilirkişi raporlarına göre davalı taşınmazlara uymadığı gibi tapulama sırasında da 50... sayılı parsellere revizyon gördüğü, bu nedenlerle gerçek kişiler ve Hazinenin sair temyiz itirazlarının yerinde olmadığı, ancak, yargılama devam ederken 2003 yılında yörede yapılan orman kadastrosu sırasında dava konusu 1 75... sayılı parsellerin geri çevirme kararı üzerine alınan fen bilirkişi ek raporunda (A) harfi ile işaretli bölümlerinin orman tahdidi içine alındığı ve bu parseller yönünden davanın, aynı zamanda orman kadastrosuna itiraza da dönüştüğü halde Orman İdaresinin davaya dahil edilip taraf teşkili sağlandıktan sonra yöntemince orman araştırmasının yapılmamasının doğru olmadığı açıklanarak, öncelikle Orman İdaresi davaya dahil edilip taraf teşkili sağlandıktan sonra eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, yeniden yapılacak keşif ile usulüne uygun orman araştırması yapılması ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gereğine değinildiği, Yargıtay bozma ilamından sonra taşınmazların bulunduğu çalışma alanında 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi hükmüne göre yapılan uygulama kadastrosu sırasında, eski 175 parsel sayılı taşınmazın 1 10... parsel numarasıyla, 176 parsel sayılı taşınmazın ise 1 11... , 2, 3 ve 4 parsel numaraları ile tespit edildiği, birleşen dosya davacısı Orman İdaresinin eski 175 parsel sayılı taşınmaz 1 10... parsel yönünden uygulama kadastrosuna itiraza ilişkin açtığı davanın eldeki temyize konu dava ile birleştirildiği, bozma kapsamı çerçevesinde araştırma ve inceleme yapılarak hüküm kurma yükümlülüğü bulunmasına rağmen İlk Derece Mahkemesince gerekçe kısmında eski 176 parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak yapılan uygulama kadastrosuna itiraz olmadığı için bu parsel açısından inceleme yapılmadığının açıklandığı, hüküm bendinde ise sadece davacıların ve bir kısım müdahillerin 176 parsele yönelik davalarının reddine denilmek sureti ile, hem bozma kapsamında araştırma ve inceleme yapılmadığı, hem gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişki oluşturulduğu, hem de bu parsel yönünden sicil oluşturulmadığı, 175 parsel yönünden ise uyulmasına karar verilen bozma ilamında açıkça, yargılama devam ederken 2003 yılında yörede yapılan orman kadastrosu sırasında dava konusu 175 sayılı parselin bir kısmının orman tahdidi içine alındığı ve bu parsel yönünden davanın, aynı zamanda orman kadastrosuna itiraza da dönüştüğü açıklanarak eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, yeniden yapılacak keşif ile usulüne uygun orman araştırması yapılması gereğine değinildiği halde, dava devam ederken 2003 yılında yapılan orman kadastrosunun kesinleştiği gerekçesi ile taşınmazın eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları uyarınca orman sayılan yerlerden olup olmadığı araştırılmaksızın kesinleşmeyen orman kadastro çalışmalarındaki konumuna göre değerlendirme yapıldığı, yine fen bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın (A) harfi ile gösterilen kısmının taşınmaz sınırları dışında, orman mühendisi bilirkişi raporunda ise taşınmaz sınırları içerisinde olduğu belirtilmesine rağmen, bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeksizin Orman İdaresi tarafından açılan uygulama kadastrosuna vaki itiraz davasının kadastro tespitine itiraz davasına dönüştüğü açıklanarak, (A) harfi ile gösterilen ve mahkemece tespit harici alanda kaldığı değerlendirilen taşınmaz kısmının 6100 sayılı Kanun'un 26. maddesine aykırı olarak mera olarak tesciline karar verildiği, 175 parsel sayılı taşınmazın bilirkişi raporlarında (B) harfi ile gösterilen kısmı yönünden ise gerçek kişiler ve Hazinenin hem arazi kadastrosu hem de orman kadastrosu tespitine ilişkin, Orman İdaresinin ise birleşen dava ile kadastro tespitine ilişkin davası olmasına rağmen 6100 sayılı Kanun'un 297. maddesine aykırı olarak hüküm bendinde taleplerden her biri hakkında, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmediği, davacıların ve bir kısım müdahillerin 175 parsele yönelik davalarının reddine, davacı-davalı Hazinenin orman kadastro tespitine yönelik davasının reddine, davacı-davalı Hazinenin 175 parsele yönelik davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine, eski 1 75... ada 1 parsel sayılı taşınmazın, kadastro komisyon tespitinin ve 22/2-a uygulama tespitinin iptaline, 10.06.2019 tarihli fen bilirkişi raporuna ekli Ek-4 ve 04.07.2019 tarihli fen bilirkişi ek raporuna ekli Ek-1 numaralı krokide (B2) ile gösterilen alanın 545.718,22 m² yüzölçümle tarla vasfıyla malik hanesinin 01.02.1982 tarihli ve 1982/12 sayılı kadastro komisyon kararı gibi tespitine ve tapuya tesciline şeklinde hüküm kurulduğu, hüküm bendinde taşınmaza ilişkin hem 22/a tespitinin hem de kadastro komisyon kararının iptaline karar verildikten sonra kadastro komisyon kararı gibi tesciline karar verildiği anlaşılmakla, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle;

Davacı-davalı ... vekili ve bir kısım davacılar-davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 23.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog