T.C.
İSTANBUL
12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar 2021 yılında müşteri siparişleri teslimi ve tahsilatı konusunda sözlü anlaşmıştır. Anlaşma gereği davacı, davalıya banka teminat mektubu verdiği, davacı, davalının anlaşmaya aykırı hareketleri nedeniyle anlaşmayı Eylül 2022’de sona erdirdiği, davalı, anlaşmaya aykırı olarak kuryelere nakit tahsilatı yaptırmıştır ve kuryeden almak yerine davacının cari hesabından düşmüştür. Davacının defaetle uyarıları sonrası; davalı, 27/07/2022’de davacının tüm kuryelerinin nakit tahsilatının kapatılacağını yazılı olarak bildirmesine (Ek1) rağmen sözünü tutmadığı, davalı çalışanı ...'nun e-postalarına göre 01/06/2022-13/09/2022 arası nakit tahsilat kesintisi 3.077.179TL olduğu, davalıya kesilen faturalar, davalının "teminat mektubunu iade etmeyeceği" tehditleri nedeniyle iptal edilmek zorunda kalındığı, davalıya 31/10/2022'de gönderilen ihtarnameye olumsuz dönüş yapıldığı ve 27/12/2022'de gerçekleştirilen arabuluculuk görüşmesinde anlaşılamadığı, dava HMK m109 uyarınca kısmi olarak açıldığı, insanoğlu var olduğundan beri güçlü güçsüzü her zaman ezmeye çalışmıştır. Hukuk düzeni eşitsizlikleri azaltmak için bulunduğu, sözleşmeye aykırı yapılan nakit kesintiler için, ıslah hakkı saklı kalmak şartıyla, şimdilik 100TL'nin davalıdan tahsilini; yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalıya yüklenmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı, sözleşme uyarınca kuryeler tarafından tahsil edilen bedellerin, müvekkil şirket'e ödenmesi mükellefiyeti altında olduğu, davacı ile Müvekkil Şirket arasında imzalanmış olan 01.09.2021 tarihli Taşımacılık Hizmet Sözleşmesi'nin davacı, sözleşme ve eklerinde belirtilen hizmetleri bizzat yönetmekle mükellef olup Sözleşme konusu hizmeti filosunda yer alan kuryeler ile ifa ettiği, davacı, sözleşme hükümlerine ek olarak, ifa yardımıcısı konumundaki kuryelerinin eylemlerinden, genel hükümler kapsamında da sorumlu olduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (“TBK”) 116. maddesi ile, ifa yardımcısının sorumluluğu düzenlendiği, Sayın Mahkemenizce de bilineceği üzere; yardımcı kişinin fiillerinden dolayı borçlunun sorumluluğu, sözleşmeden doğan bir kusursuz sorumluluk hali olduğu, hükümden de görüleceği üzere; Davacı, Müvekkil Şirket ile arasındaki borç ilişkisi mahiyetindeki Sözleşme ile üstlenmiş olduğu hizmet borcunun ifasını, ifa yardımcısı niteliğindeki kuryeler vasıtasıyla sağladığı, yardımcı kişi, doktrinde; borçlunun bilgisi ve iradesi kapsamında borçluya ait bir yükümlülüğü ifa eden veya ifa faaliyetlerine katılan üçüncü kişi olarak tanımlandığı, borçlu ile yardımcı kişi arasındaki hukuki ilişkinin türü de sorumluluk açısından önem taşımadığı, bu kapsamda, somut olaydaki kuryelerin, yardımcı kişi olarak nitelendirilmesi gerektiği açık olduğu, sözleşme uyarınca, Müvekkil Şirket'in müşterilerinden kredi kartı ile tahsilat yapılması veya nakit olarak tahsilat yapılması ve tahsil edilen bedellerin Müvekkil Şirket'e gönderilmesini, davacı'nın sözleşmesel yükümlülüklerinden sözleşme, Davacı ile Müvekkil Şirket arasında akdedilmiş olup Sözleşme kapsamında, müvekkil şirketin muhatabı, ifa yardımcısı mahiyetindeki kuryeler olmadığı, davacı yardımcı kişinin borcu yerine getirirken alacaklıya vermiş olduğu zararlardan dolayı da borçlu sorumlu olduğu, çünkü yardımcı kişinin ihmali sebebiyle verdiği, dikkatsiz ve özensiz davranışta bulunma riskini borçlu taşıdığı gibi, bu kişinin dürüst olduğu, zararlarda, bu kişinin olmamasının, başkalarının haklarına uymayan biri olmasının riskini de borçlu taşımasını, taraflar arasında, cari hesap ilişkisi bulunmakta olup davacının borçları müvekkil şirket tarafından cari hesaba kaydedildiği, davacının, ifa yardımcısı mahiyetindeki kuryelerden tahsil edemediği bedelleri, müvekkil şirket'ten talep etmesi hukuka aykırılık teşkil ettiği, müvekkil Şirket tarafından, cari hesap ilişkisi çerçevesinde, davacıdan tahsil edilen işbu bedeller, iç ilişki çerçevesinde Davacı tarafından ancak kuryelere rücu edilebileceği, kuryelerden tahsil edilemeyen bedellerin, Müvekkil Şirket'ten tahsilinin talep edilmesi hukuken mümkün olmadığı, dava konusu olan alacak, Müvekkil Şirket tarafından hiçbir şekilde kabul edilmemekle birlikte; Sayın Mahkemenizin aksi kanaate olması halinde, kuryeler tarafından müşterilerden tahsil edilen bedellerin Davacı'ya teslim edilmiş olabileceğinin, bu nedenle Davacı tarafından teslim alınan işbu tutarların, bilirkişi tarafından yapılabilecek olası bir hesaplamadan düşülmesi gerektiğini beyan ettiği, aksi bir hesaplama, davacının sebepsiz zenginleşmesine sebebiyet verebileceği, yukarıda arz ve izah olunan nedenler ile ve Sayın Mahkemece re'sen dikkate alınacak sair hususlar ışığında; haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, taraflar arasında akdedilen hizmet sözleşmesi uyarınca davacının hakedişlerinden haksız kesinti yapıldığından bahisle haksız kesinti bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Dava dilekçesi, cevap dilekçesi ve sair tüm evraklar hep birlikte incelenmiştir.
Davacı tarafından dava dilekçesinde davalı ile aralarında sözlü anlaşma bulunduğu iddia edilmiş, davalı tarafça sunulan cevap dilekçesi sunulmasının ardından davacı tarafça 13/03/2023 tarihli beyan dilekçesi ile sözleşmedeki imzanın davacı şirket yetkilisine ait olmadığı belirtilmiştir.
Bu hali ile; davacının imza inkarının bulunup bulunup bulunmadığının açıklığa kavuşturulması adına ön inceleme celsesinde gereği üzerine davalı tarafça cevap dilekçesi ekinde sunulan taşımacılık hizmet sözleşmesi başlıklı sözleşme suretinin her bir sayfasında davacı şirket kaşesi üzerine davacı şirketi temsilen atılmış olan imzalar davacı vekiline duruşma esnasında tek tek gösterilmek suretiyle söz konusu imzanın davacı şirket yetkilisine ait olup olmadığı hususu davacı vekilinden sorulmuş olup,
Davacı vekili ön inceleme celsesindeki imzalı beyanında aynen: "Bana göstermiş olduğunuz sözleşme, ek protokol, şartname suretlerindeki davacı müvekkil şirket kaşesi üzerinde bulunan imza müvekkil şirketin yetkilisi tarafından atılmamıştır. Sözleşme tarihindeki şirket yetkilisi sözleşmede bulunan imza sahibi değildir. Bu sebeple sözleşmedeki imzayı inkar ediyoruz." şeklinde beyanda bulunmuştur. Davacının imza inkarı bulunması sebebiyle mahkememizce, Taşımacılık Hizmet Sözleşmesi, ... altında davacı şirkete atfen atılan imzanın davacı şirket yetkilisine ait olup olmadığının tespiti hususunda dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği, bilirkişi tarafından sunulan 26/04/2024 tarihli raporda özetle; "...Tetkik konusu Taşımacılık Hizmet Sözleşmesi, Kurye Taşımacılık Şartnamesi, iki adet Ek Protokolün her sayfasına Kuryemek ... A.Ş. kaşelerine atfen her sayfaya atılmış imzaların basit tersimli, üst ucu dar uzun gözlü (C) harfi tersiminden sonra, alt dönüşen oldukça yukarda (um)harfi şeklinde gramaların tersiminden sonra dar açılı üçgen tarzı atma ile oluşturulmuş grafolojik açıdan son derece basit, kendi aralarında şeklen ve tersim tarzı bakımından uygunluk ve benzerlikler gösteren, yavaş seyirli imzalar olduğu, söz konusu dosyada bulunan şirket yetkilisi ...’a ait mukayese imzaların tümünün senet düzenleme tarihinden önce ve sonraya ait, geniş zaman dilimlerini kapsayan, değişik belgelere atılmış, kendi aralarında imza yapısı ve şekli itibariyle iki ayrı form özelliği gösteren imzalar oldukları, şahsın huzurda alınan ve vekaletname fotokopisindeki imzalarının diğer mukayese imzalardan tamamen farklı yapıda iki hatlı çizgi üzerine yapılmış noktalama şekli ile tamamlanmış imzalar oldukları, diğer belgelerdeki bütün imzaların ise kendi aralarında uyum içinde bulunan dikey konumlu elips şekille başlayan, büyükten küçüğe sağa yukarı doğrultulu gramaların tersimi ile oluşturulmuş işlek imzalar oldukları,
SONUÇ
Yukarıdaki bulgularıma göre, Tetkik konusu Taşımacılık Hizmet Sözleşmesi, Kurye Taşımacılık şartnamesi, iki adet Ek Protokolde ... ... AŞ atfen atılmış imzaların, dosyada mevcut mukayese imzalarına kıyasla şirket yetkilisi ...’ın eli ürünü olmadığı kanaatini bildirir rapordur." şeklinde görüş bildirilmiştir. Mahkememizce tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi suretiyle rapor tanzimi için dosyanın bilirkişi heyetine tevdi edildiği, bilirkişi tarafından sunulan 06/01/2025 tarihli raporda özetle; "....r EKTÖREL İNCELEME Sektörel olarak Davacı taraf teslimat hizmetleri veren bir firma olup,teslimat yapmak ve aynı zamanda da teslimatta yapılan tahsilatlardan da mükellef olarak hizmet veren bir firmadır,dolayısı ile vermiş olduğu hizmetleri neticesinde hizmeti faturalandırmak sureti ile tahsilatı talep ettiği hizmetlere yönelik olarak alacağını yapamadığı gerekcesi ile dava talebinde bulunmuştur. Davacı ... ... Anonim Şirketi verdiği hizmetler içinde hizmet sözleşmesinde de açıkca belirtildiği gibi *3.1.sayılı hükmü uyarınca davacının sözleşme ve eklerinde belirtilen hizmetleri bizzat yönetmekle mükellef olup sözleşme konusu hizmeti filosunda yer alan kuryeler ile ifa etmekte olduğunu,Sözleşme'nin 6.1. sayılı hükmü ile “Kurye, Platform üzerinden talep edilen ve onlıne kredi kartı seçeneği ile ödenmiş veya kapıda kredi kartı ile ödenecek veya kapıda nakit ödenecek olan Alıcılar'ın siparişlerini taşıyacaktır. "Sözleşme'nin 6.1.1 sayılı hükmü ile de “Lojistik Firma, Alıcılar'dan gün içinde tahsilatını yaptığı işlemlerin nakit bakiyelerini, takip eden 12 saat içinde Şirket'in vereceği banka hesabına yatırmak veyahut Şirket'in yönlendireceği depolara teslim etmekle yükümlüdür. Nakit bedellerin 24 saat içinde Şirket'e teslim edilmemesi halinde, Şirket'in zararlarını haftalık bakiyeden mahsup etme, teminat mektubunu paraya çevirmek suretiyle tahsile ve sözleşmeyi feshetme hakkına sahiptir.” dolayısı ile davacı taraf vermiş olduğu bu gibi hizmetlere istinaden kesmiş olduğu faturalarını tahsil etmek amacı ile dava açmış bulunmasına rağmen bu hizmeti tam olarak yerine getirmediği açıktır,bu hizmet kapsamında kuryeler tarafından tahsil edilen bedellerin, davalı şirkete ödenmesi mükellefiyeti altında olduğu açıktır. Davacı tarafından kesilen faturaların ödenmemesi nedeniyle açılan dava da yer aldığı şekli ile eksiklik olduğu hayatın doğal akışı içinde teslimatını yaptığı ürünlerin kuryelerinin sorumluluğu kendisine ait olan kuryelerce tahsilat yapılmasına rağmen yapılan tahsilatların davalı tarafa havale edilmemesinde sorumluluğu vardır. Davalı dilekçesinde de yer aldığı şekli ile tarafların 2021 yılında müşteri siparişleri teslimi ve tahsilatı konusunda sözlü anlaştığını, anlaşma gereği davacının, davalıya banka teminat mektubu verdiğini, davalının anlaşmaya aykırı olarak kuryelere nakit tahsilatı yaptırdığını ve kuryeden almak yerine davacının cari hesabından düştüğünü,belirtmek sureti ile aslında kendi sorumluluğunda olan kuryeler tarafından yapılan tahsilatların sorumluluğunun davalı tarafta olduğunu belirtmesi hayatın doğal akışına aykırıdır,kuryelerin kredi kartı ile aldığı ödemeleri havale edip, nakit ödemeleri kendi zimmetine geçirmesinden doğan sorumluluk Davacı ... ... Anonim Şirketin'de olduğu açıktır. V- BORÇLAR MEVZUATI YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu 3. Yardımcı kişilerin fiillerinden sorumluluk MADDE 116- “Borçlu, borcun ifasını veya bir borç ilişkisinden doğan hakkın kullanılmasını, birlikte yaşadığı kişiler ya da “yanında çalışanlar gibi yardımcılarına kanuna uygun surette bırakmış olsa bile, onların işi yürüttükleri sırada diğer tarafa verdikleri zararı gidermekle yükümlüdür. Yardımcı kişilerin fiilinden doğan sorumluluk, önceden yapılan bir anlaşmayla tamamen veya kısmen kaldırılabilir. Uzmanlığı gerektiren bir. hizmet, meslek veya sanat, ancak kanun veya yetkili makamlar tarafından verilen izinle yürütülebiliyorsa, borçlunun yardımcı kişilerin fillerinden sorumlu olmayacağına ilişkin anlaşma kesin olarak hükümsüzdür Buna göre sektörel değerlendirme ile paralel şekilde, davacının sorumluluğunda olan yardımcı kişilerin fiillerinden sorumluluk, hukuki değerlendirme ve takdir ile karar merci mahkemeniz olmak üzere, davacı üzerinde kalacaktır. Mali İnceleme İle; Davacı şirketin davalı şirketten talep etmiş olduğu tutarı netleştirmediği, davacı şirketin ticari defter ve kayıtlarından sonuca varılmasının mümkün olmadığı, -Davacı vekili tarafından davalı şirketin KEP adresine 31.10.2022 tarihli gönderilen Borç ihtarnamesi ile teminat mektubundan düşülen rakam da dahil nakit tahsilat kesinti bakiyesinin 298.000,00 TL olduğu, tutarın 3 gün içinde ödenmesinin talep edildiği, -Mail yazışmalarından davacı şirketin personel hatası kaynaklı bir kısım kesintilerin ilgili personelden tahsilinin yapıldığının anlaşıldığı, ancak tutarın belli olmadığı, -Davalı şirketin kayıtlarında toplam kesinti yapılan tutarın (davacının alacağından mahsup edilen tutarın) 1.913.761,30 TL + 1.858.341,26 TL=3.772.102,56 TL olduğu, tespit edilmiştir." şeklinde görüş bildirilmiştir. Mahkememizce dosyanın ek rapor alınmak üzere yeniden bilirkişi heyetine tevdi edildiği, bilirkişi heyeti tarafından sunulan 08/10/2025 tarihli raporda özetle; "Davacı, davalının sonradan kuryelere kapıda nakit ödeme sistemini devreye soktuğunu, itirazlarına rağmen bu sistemi kapatmadığını ve zararına sebebiyet verdiğini belirttiği, bunun tespitinin ise dava dosyasından yapılamadığı, davacının bu hususu önceden bilip bilemeyeceğinin de değerlendirilmesi gerekmekte olup eğer mahkemenizce davacının basiretli tacir olarak davalı Yemeksepeti’nin kapıda nakit ödeme sistemini her an ve her zaman devreye alabileceğini öngörmesi/bilmesi gerektiği kanaatinde olunursa, davacının iddia ettiği kesintileri talep hakkı olmayacağı, Mali İnceleme İle; Davalı şirketin kayıtlarında toplam kesinti yapılan tutarın 3.494.092,22 TL olduğu," şeklinde görüş bildirilmiştir. Bu kapsamda somut olaya bakıldığında; uyuşmazlığın taraflar arasında yazılı sözleşme bulunup bulunmadığı, davacının imza inkarına yukarıda ayrıntılarına yer verilen imza inceleme raporu ve dosya kapsamına göre itibar etme olanağı bulunup bulunmadığı, şayet imza inkarının kabul edilmesi gerektiğinin anlaşılması halinde davacı iddiasında olduğu gibi taraflar arasındaki sözlü anlaşmada kapıda nakit ödeme almanın yasak olup olmadığı, sözleşme uyarınca tarafların edim ve yükümlülüklerinin ne olduğu edim yükümlülüklerinin tam olarak yerine getirilip getirilmediği eksik / ayıplı ifanın bulunup bulunmadığı, bu kapsamda ifanın davalı tarafça güçleştirilmesinin söz konusu olup olmadığı, davacıya edim ifasında herhangi bir engel çıkarılıp çıkarılmadığı, kuryeler tarafından kapıda alınan nakit ödemelerin davalıya ödenmemesi sebebiyle davalı tarafın kesinti yapma hakkı bulunup bulunmadığı, davacının bu kesinti bedellerinin iadesini talep hakkı bulunup bulunmadığı hususlarında toplandığı anlaşılmaktadır. Tarafların 2021 yılında, davalının tedarikçisi olduğu siparişleri tüketicilere teslimi ve siparişlerin bedelinin tahsilatı konusunda taşıma hizmeti sözleşmesi yaptıkları, sözlşme gereğince davacının davalıya banka teminat mektubu verdiği, davacı tarafça aralarında sözlü anlaşma yapıldığı ve bu anlaşmada yalnızca banka yolu ile ödeme alınmasının kararlaştırıldığı iddiası ile davalının sistemini sonradan kapıda nakit ödemeye açtığı ve ürün bedellerinin davacının zararına olacak şekilde davacının hakedişinden haksız kesinti yapıldığı iddiası ile sözleşmenin davacı tarafça feshedildiği görülmüştür. Yukarıda ayrıntılarına yer verilen imza incelemesine ilişkin bilirkişi raporunda her ne kadar; davalı tarafça dosyaya sunulan sözleşme ve eki protokoller altında davacı şirkete atfen atılan imzaların mukayese imzalara göre davacı şirket yetkilisine ait olmadığı yönünde tespitte bulunulmuş ise de; aynı bilirkişi raporunda dosya kapsamında bulunan mukayese imza içeren vekaletnamede bulunan imza ile mahkememiz huzurunda alınan imzaların diğer mukayese imzalardan tamamen farklı yapıda imzalar olduğu tespiti de yapılmış olup, bu tespit ve mahkememizce kasada bulunan tüm evrak asıllarının çıplak gözle yapılan incelenmesinde davacı şirket adına atılan birden çok farklı formda imzaların bulunduğu dikkate alındığında somut olay bakımından sözleşme inkarına itibar etme olanağı bulunmadığı anlaşılmıştır. Sözleşme’nin 6.1.1 sayılı maddesi aynen; “Lojistik Firma, Alıcılar’dan gün içinde tahsilatını yaptığı işlemlerin nakit bakiyelerini, takip eden 12 saat içinde Şirket’in vereceği banka hesabına yatırmak veyahut Şirket’in yönlendireceği depolara teslim etmekle yükümlüdür. Nakit bedellerin 24 saat içinde Şirket’e teslim edilmemesi halinde, Şirket’in zararlarını haftalık bakiyeden mahsup etme, teminat mektubunu paraya çevirmek suretiyle tahsile ve sözleşmeyi feshetme hakkına sahiptir.” şeklinde düzenlenmiş olup, sözleşme hükmü uyarınca davalının kapıda nakit olarak alınan ödemeleri davacının alacağından kesme hakkı bulunduğu, incelenen defter ve kayıtlara göre de kesinti tutarının yerinde olduğu açıktır. Kaldı ki, davacı iddiasında olduğu gibi, taraflar arasında sözlü anlaşma olduğunun kabulü halinde dahi; bu anlaşma içeriğinde davalının kapıda nakit ödeme alınmasına sisteminin kapalı olması, yani başka bir deyişle nakit alımın yasak olduğuna dair dosyada ispata elverişli herhangi bir belge bulunmadığı gibi ayrıca davacı tarafça dava dilekçesi ekinde sunulan mail yazışmalarında davacı tarafın davalıya 9 kişilik isim listesi gönderdiği ve bu kişilerin nakit ödeme alımına kapatılmasını talep ettiği görülmüştür. Yani sözleşmenin uygulanmasında, davacının önceden nakit alıma kapalı olduğu, sonradan akde aykırı şekilde nakit alıma sistemin açıldığı iddiasının aksine bu bildirime kadar esasen zaten nakit alımın açık olduğu ve bunun davacının bilgisi ve kabulün dahilinde olduğu, verilen liste dışında tümden bir kapatma talebinin de bulunmadığı yine davacı tarafın davalıya gönderdiği başka bir mailde ise aynen; "Merhabalar, Bize gönderdiğiniz kk ve nakit açıkları listesini ekte paylaştım işaretli olan kişiler hariç diğer kuryelerden hakkedişleri olmadığı için bu kk ve nakit açıklarını mahsup edemedik. Ağustos ayına ait dahi açık gönderildiği için kişilerin firmamızla ilişkileri kesilmiş ve bizden alacaklı durumda olmadıklarından hakkedişleri bulunmuyordu ve o kişilerden bu tutarları mahsup edemedik size gönderdiğim listede de göreceğiniz üzere 23320 tl tutarı alamadık bu nedenle bu tutarın iade faturasını iletiyorum. Teminat senedimiz için yalnızca mahsup edebildiğimiz 25670 tl kesinti yapmanız gerekmektedir. Bugün kesilen 48991 tl tutarındaki iade faturasını sistemsel sorunlardan dolayı iptal edemedik yarın tekrardan deneyeceğiz yada arzu ederseniz o tutarı tekrardan iade faturası edebilirsiniz. Teşekkürler, iyi çalışmalar." şeklinde (nakit alım sebebiyle davalının kesinti yapmasına ilişkin olarak) bildirim yapıldığı görülmüştür. Bu mail içeriğine göre de; davacının kuryelerin kapıda nakit ödeme aldıklarından haberdar olduğu, buna bir itirazı bulunmadığı, hatta bu ödemeleri tahsil edemediğini ve bu sebeple kuryelerin kendileri ile ilişiklerinin kesildiğini bildirdiği, bir kısım kesintilerin ise açıkça kabul edildiği ve bu kapsamda teminat mektubundan kesinti yapılması gereken miktarın beyan edildiği gözetildiğinde davalın siteminin nakit tahsile açık olmasının akde aykırılık oluşturduğu ve bu sebeple kesintilerin haksız olduğu iddiasının dosya içeriğine göre dinlenme olanağı bulunmadığı açıktır. Ayrıca belirtmek gerekir ki; Borçlar Kanununda iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerin ifası bakımından düzenlenen genel hükümler çerçevesinde, davacının hizmet sağlayıcısı konumunda olduğu, hizmeti verirken ifa yardımcısı olarak fiili hizmetin kuryeler tarafından verildiği, kuryeler tarafından alınan nakit ödemlerin davalıya ulaşmamasından hizmet sağlayıcısı olan davacının sorumlu olacağı, kuryelerin davacıya eksik ödeme yapmasından ve/veya ödeme yapmamasından kaynaklanan zarar tazmini talebinin davalıya yönetilmesinin mümkün olmadığı, dolayısı ile davalının dava dışı tüketicilere sattığı ürünlerin bedelini davacı hizmet sağlayıcısının hizmet karşılığı bedel alacağından mahsup etme hakkı bulunduğu anlaşılmakla davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı olarak izah edildiği üzere;
1.Davanın REDDİNE,
2.Alınması gereken 732,00-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 179,90-TL harcın mahsubu ile geriye kalan 552,10-TL eksik harcın davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
3.Yargılama giderlerinin davacının üzerinde bırakılmasına,
4.Karar kesinleşinceye kadar yapılacak giderlerin davacının yatırmış olduğu gider avansından karşılanmasına, karar kesinleştikten sonra bakiye avansın davacıya iadesine,
5.Davalı kendini vekille temsil ettirdiğinden lehine Asgari Ücret Tarifesi gereği 47.680,00-TL ücret takdirine, bunun davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
6.3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
7.Mahkememizin 1830 Nolu Kasasında muhafaza edilen evrak asıllarının kararın kesinleşmesiyle birlikte ilgili kurumlara iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 26/02/2026