Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA

8. Hukuk Dairesi         2025/2774 E.  ,  2025/7357 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2021/236 E., 2023/57 K..

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA

1.Çorum ili ... ilçesi .... Mahallesi çalışma alanında ve tapuda ... adına kayıtlı bulunan eski 1479 parsel sayılı 1.625,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 1 88... parsel numarasıyla ve 1.699,44 metrekare yüzölçümlü olarak tespit ve tescil edilmiştir.

2.

Davacı vekili dava dilekçesinde; Samsun, ...., Çorum ... ve ...., Çorum, ....Devlet Yolu, Çorum ili .... ilçesi .... köyü 1 88... numaralı parselin (eski 1479 parsel) yol inşaat ve emniyet sahası içerisinde kalan 1.835,00 metrekare kısmının idare lehine cebri terkin edildiği halde ekli planlarda boyanarak gösterilen kısımların kadastro çalışmaları sırasında özel mülkiyete tahdit ve tespit edildiğini belirterek, davalı adına yapılan tespit ve sınırlamanın iptali ile yola terkinini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı ... cevap dilekçesinde; davacının iddialarını kabul etmediğini, kamulaştırma yapıldığına veyahut yapılan kamulaştırmaya ilişkin herhangi bir bedel ödediklerine dair belge sunulmadığını, davacının taşınmazı tapu sicil müdürlüğünden resmi şekilde aldığını, tapu kayıtlarında da taşınmazın kamulaştırıldığına dair herhangi bir ibare bulunmadığını belirterek davanın reddini, davanın kabulüne karar verilmesi halinde ise dava açılmasına kendisinin sebebiyet vermediğinin dikkate alınması ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 14.07.2016 tarihli ve 2014/2370 Esas, 2016/5406 Karar sayılı kararı ile "dava konusu taşınmazın 1.835,00 m²'lik kısmının davacı idare tarafından 08.10.1959 tarihli kamu yararı kararına istinaden kamulaştırıldığı, kamulaştırma bedelinin Çorum .... Bankasına bloke edildiği, Çorum Tapu Müdürlüğü'nün 13.03.1962 tarih ve .... yevmiye nolu işlemiyle taşınmazın kamulaştırılan kısmının ... adına yola terk edilmek üzere cebri terkin edildiği anlaşılmıştır. Ayrıca 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3 maddesindeki tutanaklarda belirtilen haklara sınırlama ve tespitlerine ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz hükmü nazara alındığında dava konusu taşınmazın 12.04.1972 tarihinde kesinleşen kadastro tespiti sırasında zilyetleri adına tescil edildiği ve tutanağın kesinleştiği tarihten itibaren yapılan uygulama kadastrosunun 3402 sayılı Yasanın 12/3 maddesinin istisnası olmadığı gibi, mülkiyet ihtilaflarının idari işlemle ortadan kaldırılması gibi bir amaca da sahip olmadığı hususu da dikkate alındığında, dava konusu taşınmazın bir kısmının önceden kamulaştırılmış olduğunun artık ileri sürülme imkanının kalmadığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili ile davalı ... tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 31.05.2021 tarihli ve 2019/2042 Esas, 2021/4507 Karar sayılı ilamıyla İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede 1972 yılında tesis kadastrosu yapıldığı ve kesinleştiği ayrıca ... tarafından yine dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede 13.03.1962 tarihinde yol kamulaştırması yapıldığı, tesis kadastrosu sırasında eski 1479 parsel sayılı taşınmazın ... adına tescil edildiği, kayıt maliki tarafından işbu taşınmazın ilk davalı ...'na satış yoluyla aktarıldığı, bölgede yapılan 22/a uygulamasında anılan taşınmazın 1 88... parsel numarasını aldığı, davacı ... tarafından öncesi itibariyle kamulaştırılan ve fiilen yol olarak kullanılan alanın da 1 88... parsel içerisinde bırakılarak davalı adına tespit ve tesciline karar verildiği ileri sürürlerek yol olan kısmın ifraz edilerek tapusunun iptalinin istendiği, yargılama sırasında işbu taşınmazın ... tarafından ...'ya satış yoluyla devredildiği, yine yargılama sırasında davalı sıfatını alan..... Borucunun 07.10.2022 tarihinde vefat ettiği anlaşılmış olup adı geçenin mirasçıları davaya dahil edilerek yargılamaya devam edilmiş, taşınmaz başında yapılan keşif uygulaması ve sonrasında düzenlenen bilirkişi raporuna göre 1 88... parsel sayılı taşınmaz içerisinde kalan ve krokide (A) harfi ile gösterilen alanın öncesi itibariyle kamulaştırılan ve yol olarak kullanılan kısım olduğunun tespit edildiği, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3 maddesinde düzenlenen hak düşürücü sürenin kamu malı niteliğinde olup öncesi itibariyle mera, kıyı, orman ve fiili yollara ilişkin olarak olarak açılan davalarda uygulanamayacağı, sonuç olarak öncesi itibariyle yol olarak kamulaştırılan ve fiilen yol olarak kullanılan alan üzerinde kazandırıcı zamanaşımı veya başka yolla kişilerin mülkiyet hakkını kazanamayacağı, tesis ve uygulama kadastrosu sırasında bu durumun gözetilmesi gerektiği halde kamu malı niteliğindeki bir kısım yerin davalı adına özel mülk olarak tespit ve tescil edilmesinin hukuka aykırı olduğu, bu durum karşısında davacının öncesi itibariyle yol olan ancak davacı adına tescil edilen yerin tapusunun iptaline ilişkin davasının yerinde olduğu" gerekçesiyle davanın kabulüne, fen bilirkişisi ... tarafından düzenlenen 28.06.2022 tarihli rapor ve ekindeki krokide (A) harfi ile gösterilen 131,79 metrekarelik alanın Çorum ili .... ilçesi .... köyü 1 88... parsel sayılı taşınmazdan çıkartılarak yol niteliği ile davacı İdare yararına terkin edilmesine karar vermiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi tarafından davanın kabulüne karar verildiğini ancak vekalet ücretine hükmedilmediğini belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının vekalet ücreti yönüyle bozulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,

6001 sayılı Karayolları Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki Kanun'un 12. maddesine göre; Karayolları Genel Müdürlüğünden harç alınmasına yer olmadığına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

08.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
ONANMASINA YARGITAYKARARI
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog