9. Hukuk Dairesi 2024/14055 E. , 2025/8547 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 19. İş Mahkemesi
MAHKEMESİ : ... 42. İş Mahkemesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü:
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dairemiz uygulamasına göre temyiz kesinlik sınırı belirlenirken yalnız alacağın değeri dikkate alınır. Faiz, icra inkar tazminatı, vekâlet ücreti ve yargılama giderleri hesaba katılmaz. 6100 sayılı Kanun'un 362/2 hükmü uyarınca alacağın tamamının dava edilmesi hâlinde, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü kesinlik sınırını aşmayan tarafın temyiz hakkı bulunmamaktadır. Bu nedenle talebinin kabul edilmeyen bölümü kesinlik sınırını aşmayan tarafın, icra inkar tazminatı, vekâlet ücreti, yargılama giderleri veya gerekçeye yönelik temyizi de incelenmez. Ancak, talebin kabul edilmeyen bölümü kesinlik sınırını aşmamakla birlikte, temyiz konusu yapılan icra inkar tazminatı, yargılama gideri veya vekâlet ücretinin değerinin tek başına kesinlik sınırını aşması hâlinde, dava değerine ilişkin kesinlik sınırı kıyas yoluyla uygulanarak temyiz incelemesi yapılabilir (Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, Cilt IV, İstanbul, İlaveli Beşinci Bası, 1991, s. 4217).
Diğer taraftan 6100 sayılı Kanun'un 362/2 hükmü karşısında; davanın kabulüne dair karar davacı bakımından, reddine dair karar ise davalı bakımından kesindir. Ancak tarafların, kesinlik hesabında dikkate alınmayan vekâlet ücreti, yargılama gideri, icra inkar tazminatını veya gerekçeyi temyiz konusu yapmaları hâlinde, davanın değerinin (dava konusu edilen alacak veya tazminatın tamamı) veya temyiz konusu yapılan icra inkar tazminatı, yargılama gideri veya vekâlet ücretinin değerinin tek başına kesinlik sınırını aşıp aşmadığına bakılmalıdır. Bu iki durumdan birinin gerçekleşmesi hâlinde 6100 sayılı Kanun'un 361/2 hükmüne göre hukuki yararın mevcut olup olmadığı incelenebilir. Böylece davada haklı çıkmış olan tarafın da dava değerinin veya temyiz konusu yapılan icra inkar tazminatı, yargılama gideri veya vekâlet ücretinin tek başına kesinlik sınırını aşması kaydıyla, temyiz hakkı bulunduğu kabul edilmelidir.
Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davalılar vekilinin vekâlet ücreti ve yargılama giderine yönelik temyizi yönünden davanın değeri veya temyiz konusu vekâlet ücreti ve yargılama giderinin miktarı Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında kalmaktadır.
Davacı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
1.
Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirketlerin adi ortaklığına ait Arnavutluk şantiyelerinde 13.11.2013-10.05.2016 tarihleri arasında bilgi işlem sorumlusu olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin davalı işverenler tarafından haksız ve bildirimsiz olarak feshedildiğini, fazla çalışma yapmasına, ulusal bayram ve genel tatiller ile hafta tatillerinde çalışmasına rağmen karşılıklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili ücreti alacaklarının davalılardan tahsilini talep etmiştir.
2.Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; asıl dava dilekçesindeki iddialarına ek olarak yıllık izin alacağının da ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili ücreti alacaklarının davalılardan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... İnşaat Sanayi ve Ticaret AŞ (... İnşaat) vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davaya Türk mahkemelerinin bakma yetkisinin bulunmadığını, Arnavutluk hukukunun uygulanması gerektiğini, iş sözleşmesinin belirli süreli olduğunu, sözleşmenin işin sona ermesi nedeniyle sonlandığını, davacının fazla çalışma yapmadığını, yapması hâlinde karşılığının ödendiğini, aynı şekilde hafta tatilinin kullandırıldığını veya karşılığının ödendiğini, ulusal bayram ve genel tatil çalışmasının bulunmadığını, yapılması hâlinde karşılığının ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı ... İnşaat ve Ticaret AŞ vekili asıl ve birleşen davaya cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davada Arnavutluk hukukunun uygulanması gerektiğini, davacının ödenmeyen alacağının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut uyuşmazlığa Arnavutluk hukukunun uygulanması gerektiği, davacının davalılara ait işyerinde 13.11.2013-10.05.2016 tarihleri arasında 2 yıl 7 ay 28 gün çalıştığı, ihbar tazminatı için öngörülen iki aylık ücret tutarının davacıya ödendiği anlaşıldığından ihbar tazminatı talebinin reddi gerektiği, Arnavutluk İş Kanunu'na göre davacının kıdemi 3 yılın altında olduğundan kıdem tazminatına hak kazanma şartını taşımadığı, davacının bütün yıllık izinlerini kullandığı, davacının fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili ücreti alacaklarına hak kazandığı, Arnavutluk İş Kanunu'na göre zamanaşımı süresinin 3 yıl olduğu, asıl ve birleşen davanın kısmi dava olarak açıldığı, davacının ıslah ile artırdığı kısımlar yönünden zamanaşımı süresi dolduğundan artırılan kısımların reddi gerektiği gerekçeleriyle asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut uyuşmazlığa Arnavutluk hukukunun uygulanmasının yerinde olduğu, Arnavutluk İş Kanunu'nda hakların geçerlilik süresinin 3 yıl olduğu, asıl ve birleşen davaların dava tarihlerinde 3 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı, ıslah tarihi itibarıyla 3 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu değerlendirilerek sonuca gidilmesinin isabetli olduğu, yabancı hukukun uygulanması yönünden içtihat değişikliğine gidildiği, Yargıtayın önceki uygulamasına güvenilerek açılan davalarda, Mahkemece görüş değişikliğine bağlı olarak yabancı hukukun uygulanması sonucunda davanın reddine karar verilmesi hâlinde davacı aleyhine vekâlet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesinin hakkaniyetli olmayacağından davalılar lehine vekâlet ücreti takdir edilmemesinin doğru olduğu gerekçeleriyle tarafların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a)Somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanması gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla Arnavutluk hukukunun uygulanması hâlinde dâhi kıdem tazminatı bakımından Türk hukukunun uygulanması gerektiğini, davalı tarafından sunulan mevzuatın kabul edilmediğini,
b)Birleşen davanın belirsiz alacak davası olduğunu, kısmi dava olarak değerlendirilmesinin hatalı olduğunu,
c)Davalı ... İnşaat birleşen davaya cevap vermediğinden zamanaşımı def'inin değerlendirilmemesi gerektiğini ileri sürmüştür.
2.Davalılar vekillerinin temyiz dilekçeleri miktardan reddedildiğinden, temyiz sebeplerine yer verilmemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, zamanaşımı def'i, davanın süresinde açılıp açılmadığı hususlarına ilişkindir.
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.İş sözleşmesinde yabancılık unsuru bulunması hâlinde, uygulanacak hukukun belirlenmesi açısından, uyuşmazlık döneminde yürürlükte bulunan 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 27/1 hükmünün uygulanmasına ilişkin ilke ve esaslar Dairemizin 24.05.2023 tarihli ve 2022/16187 Esas, 2023/7655 Karar sayılı kararında açıklanmıştır.
Somut uyuşmazlıkta davacı işçi, davalının Arnavutluk'ta bulunan şantiyelerinde çalıştığını ileri sürerek ödenmeyen işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını istemiş; davalılar ise yasal süresi içinde sunduğu cevap dilekçesinde davacının yurt dışı şantiyelerinde çalışması sebebiyle uyuşmazlığın yabancı hukuka göre çözümlenmesi gerektiğini savunmuşlardır. İlk Derece Mahkemesince Arnavutluk hukuku uygulanarak yargılama sonuçlandırılmıştır.
Yurt dışı iş sözleşmesinin açık, net ve anlaşılır bir dilde düzenlendiği, uyuşmazlık döneminde yürürlükte olan 5718 sayılı Kanun'un 27/1 hükmünün açıkça cevaz verdiği şekilde sözleşmelerde hukuk seçimi yapıldığı anlaşılmakta olup, taraflar arasında imzalanan yurt dışı iş sözleşmesinin bağlayıcı ve geçerli olduğu sonucuna varılması gerekmektedir. Hukuk seçimi anlaşması yapıldığı anlaşılan 13.11.2013-10.05.2016 tarihleri arasındaki çalışma dönemi bakımından Arnavutluk hukukunun uygulanması yerindedir.
İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın kısmi dava olarak açıldığı, davacının ıslah ile artırdığı kısımlar yönünden zamanaşımı süresi dolduğundan artırılan kısımların reddi gerektiğine karar verilmiş ise de yapılan değerlendirme hatalıdır. Davacının birleşen dava dilekçesi ve 17.09.2019 tarihli ıslah dilekçesinden birleşen davanın fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili ücreti alacakları bakımından belirsiz alacak davası şeklinde açıldığı anlaşılmakla belirsiz alacak davasında, davanın açılması ile alacağın tamamına ilişkin zamanaşımı süresi kesildiğinden, 6100 sayılı Kanun'un 107/2 maddesi gereğince talebin arttırılması ıslah olarak nitelendirilip ıslaha karşı zamanaşımı def'inin dikkate alınması isabetli olmamıştır. Talep arttırım dilekçesi ile talep edilen miktarlar zamanaşımına uğramayacağından, bu miktarlara göre hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden sonuca gidilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. Diğer yandan birleşen davada, davalı ... İnşaat vekili tarafından cevap dilekçesi sunulmadığı, dolayısıyla zamanaşımı def'inde bulunmadığı anlaşılmaktadır. Davacının bünyesinde istihdam edildiği iş ortaklığını oluşturan işverenlerden birinin ileri sürdüğü zamanaşımı def'inin diğerine de sirayet etmesi söz konusu olmayıp bu husus da göz ardı edilmemelidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
A. Davalılar Temyizi Yönünden Davalılar vekillerinin temyiz dilekçelerinin miktardan REDDİNE,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
B. Davacı Temyizi Yönünden
1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.