T.C.
İSTANBUL
13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin sermaye piyasalarında faaliyet gösteren ve Sermaye Piyasası Kurulu tarafından yetkilendirilmiş bir yatırım kuruluşu olduğunu, davalının 03.07.2023 tarihinde müvekkili şirket bünyesinde müşteri temsilcisi olarak çalışmaya başladığını ve bu görevi nedeniyle müvekkilinin müşteri portföyü, ticari sırları, satış ve pazarlama teknikleri ile şirket organizasyonu gibi önemli bilgilere erişim imkanı bulunduğunu, davalının 12.02.2024 tarihinde işten ayrıldığını ve iş sözleşmesinde yer alan rekabet yasağına aykırı şekilde müvekkilinin faaliyet alanı ile aynı sektörde faaliyet gösteren başka bir aracı kurumda çalışmaya başladığını, taraflar arasında imzalanan iş sözleşmesinde davalının iş akdinin sona ermesinden itibaren belirli süre ve yer bakımından aynı faaliyet alanında çalışan şirketlerde görev alamayacağının düzenlendiğini ve bu yükümlülüğün ihlali halinde davalının son aldığı ücret üzerinden altı aylık brüt ücret tutarında cezai şart ödemeyi kabul ettiğini, davalının bu hükümlere aykırı hareket etmesi nedeniyle cezai şarttan sorumlu olduğunu, bu alacağın tahsili amacıyla .... İcra Müdürlüğünün 2024/... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını ancak davalının borca haksız ve kötü niyetli şekilde itiraz ederek takibi durdurduğunu, davalının rakip bir şirkette çalışmaya başlamasının müvekkilinin ticari sırları ve müşteri portföyü bakımından ciddi risk oluşturduğunu ve rekabet yasağının ihlal edildiğini belirterek davalının .... İcra Müdürlüğünün 2024/... Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin devamına, davalının haksız ve kötü niyetli itirazı nedeniyle %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirket tarafından müvekkilinin davacı işyerinde müşteri temsilcisi olarak çalıştığı, 12.02.2024 tarihinde iş akdini sona erdirerek başka bir firmada çalışmaya başladığı ve rekabet yasağına aykırı davrandığı iddiasıyla cezai şart talep edilerek .... İcra Dairesinin 2024/... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin söz konusu takibe itiraz etmesi üzerine itirazın iptali istemiyle huzurdaki davanın açıldığını, ancak davanın usul ve esas yönünden hukuka aykırı olduğunu, öncelikle müvekkilinin tacir sıfatı bulunmayan bir işçi olduğunu, uyuşmazlığın işçi-işveren ilişkisine dayandığını, bu nedenle görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi değil İş Mahkemeleri olduğunu, bu sebeple davanın görev yönünden usulden reddi gerektiğini, ayrıca davacı ile müvekkili arasında geçerli bir rekabet yasağı sözleşmesi bulunmadığını veya mevcut sözleşmenin hukuken geçerli sayılabilecek nitelikte olmadığını, müvekkilinin iş sözleşmesini sona erdirdikten sonra başka bir işyerinde çalışmasının tek başına rekabet yasağının ihlali anlamına gelmeyeceğini, davacı şirketin ticari sırlarının veya müşteri çevresinin müvekkili tarafından kullanıldığına dair somut bir delil bulunmadığını, davacının iddia ettiği zarar ve cezai şart talebinin dayanaksız ve fahiş olduğunu, icra takibine konu edilen alacağın hukuki ve fiili dayanağının bulunmadığını, davacı tarafın iddialarının soyut nitelikte olduğunu ve ispatlanamadığını belirterek davanın usulden ve esastan reddine, icra takibine yönelik itirazın geçerli olduğunun kabulüne, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Davanın; davalının , davacı şirket bünyesinde çalışırken iş yerinden ayrılması sonucu aynı sektörde ve aynı şehirde faaliyet gösteren başka bir şirkette çalışmaya başladığı ve sözleşmesinde yer alan rekabet yasağına aykırı davrandığı iddiasıyla sözleşmeden doğan cezai şartı ödemesi için, ....İcra Müdürlüğü'nün 2024/... Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine davalının itirazı üzerine açılan İİK.
67.maddesine dayalı itirazın iptali davası olduğu anlaşılmıştır.
Yargıtay 11. HD'nin, 3 Aralık 2021 tarihli ve 2021/1534 esas, 2021/6811 karar sayılı İstanbul BAM Daireleri arasındaki uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin kararıyla “TBK’nın 444-447 maddelerinden doğan rekabet yasağının ihlaline dair uyuşmazlıklara bakma görevinin TTK’nın 4/1–c maddesi gereğince aynı kanunun 5. maddesi uyarınca asliye ticaret mahkemelerine ait olduğu karara bağlanmış olup, davalı vekilinin göreve yönelik itirazının reddine, para alacağının tahsili istemiyle başlatılan takipte davacı alacaklının yerleşim yeri mahkemesi de yetkili olduğundan yetki itirazının da reddine karar verilmiştir. .... İcra Müdürlüğü 2024/... Esas Sayılı Dosyası incelendiğinde , alacaklının ... A.Ş., borçlunun ... olduğu, takip konusunun .... Noterliği 16.02.2024 Tarih ve ... Yevmiye Numaralı İhtarnamesinde belirtilen cezai şart (118.673,88TL) ve ihtarname masrafı (1.482,30 TL) olduğu, ödeme emrinin davalıya 20.03.2024 tarihinde tebliğ olduğu, davalının süresi içerisinde itiraz ederek takibi durdurduğu , huzurdaki uyuşmazlık, rekabet yasağı sözleşmesi kapsamında davacının davalıdan talep edebileceği bir alacağın olup olmadığı ,davalının hizmet akdinin sona ermesinden sonra rekabet yasağı sözleşmesine aykırı davrandığı ileri sürülerek cezai şart talep etmiştir.
DAVACI TANIĞI ... DURUŞMADAKİ BEYANINDA "ben davacı şirkette 3 yıldır müşteri temsilcisi olarak çalışmaktayım, davalıyla da bir süre çalışmış olmam nedeniyle kendisini tanırım, davacı şirket...A.Ş. Nezdinde gerçekleştirilen işlemlerde aracılık hizmeti vermektedir, davalı yanlış hatırlamıyorsam davacı şirketten ayrıldı, ancak iş akdinin neden ve kim tarafından sonlandığını bilmiyorum, davalıda yine müşteri temsilcisi olarak çalışıyordu, biz davacı şirkette işe başlamadan önce sözleşme akdederken bir rekabet yasağı sözleşmesi de imzalamaktayız, bu sözleşmeye göre işten ayrıldıktan sonra yaklaşık 6 - 8 ay boyunca aynı faaliyeti gösteren bir şirkette çalışamayacağımıza dair bir madde içermektedir, bunu çalışan herkesin imzaladığını biliyorum, bu nedenle davalı da imzalamıştır, davalının işten ayrıldıktan bir süre sonra ... Yatırım şirketinde çalışmaya başladığını biliyorum ancak ne sıfatla çalıştığına dair bir bilgim yoktur, şirketin bir demo hesap ekranı vardır, müşteri kendi bilgilerini girerek bu ekrana talep gönderiminde bulunmaktadır, müşterinin girdiği bilgilerde cep numarası, ad soyad bilgileri yer alır ancak bazen bunlarda uyuşmazlık ya da Nickname ya da sahte hesap ile karşılaşmaktayız, biz çalıştığımız süreçteki tüm görevleri iş yerindeki bilgisayarlar şirkete ait sistem üzerinden yapmaktayız, dolayısıyla müşterilere ait portföy bilgileri bizim ekranımıza düşmektedir, biz müşteri temsilcileri olarak bu bilgileri görmekteyiz, benim çalıştığım süreçte davalının müşteri portföy listesini aldığına dair birebir görgüm yoktur, Fazla mesai yapıldığında karşılığında mesai ücreti ödenmemektedir demo sistem süreci bittikten sonra müşteri kazanımından sonra operasyon süreci aşamasına geçileceğinden bu aşamadan sonra biz müşteri temsilcilerinin ilgili müşteri bilgileri ve cep telefonu numara bilgilerini görmemiz mümkün değildir, biz açık ofiste çalışıyoruz, çalıştığımız ofis içerisinde yaptığımız işlemleri gören bir kamera vardır, Gerek müşteri kazanımından önce gerek müşteri kazanımından sonra ... uygululaması üzerinden ilgili müşteri bizi aradığında müşterinin telefon numarasını tabiki görmekteyiz" şeklinde beyanda bulunmuştur.
DAVALI TANIĞI ... DURUŞMADAKİ BEYANINDA; "Ben davacı şirkette 2022 Şubat ayı ile 2024 Temmuz tarihleri arasında davalı ile aynı pozisyonda yani müşteri temsilcisi olarak çalıştım, davacı tarafın mesai ücretlerini yatırmaması, mobinge uğramam ve ücret alacağımı alamadığımdan dolayı ben işten ayrıldım, davalı da davacı şirkette benden sonra yine müşteri temsilcisi olarak göreve başladı ve yaklaşık 8 ay kadar çalıştığını biliyorum, davalı da mesai ücreti dahil haklarını alamadığı için işten ayrılmıştır, bizler işe başladıktan sonra toplu olarak davacı şirket tarafından bir sözleşme bize alel acele imzalatıldı, rekabet yasağı hükmüne ilişkin bu madde de bu sözleşmede yer alıyormuş, ancak bu hükmü bizim okuma fırsatımız olmadı, bize bu sözleşmenin bizim lehimize olduğu söylenerek bizden imza alındı, hem davalı hem de ben davacı işyerinde satış pazarlama biriminde müşteri temsilcisi olarak görev yapıyorduk, biz davacı şirketin kurduğu sistem üzerinden bilgisayar üzerinden çalışmalarımızı gerçekleştiriyorduk, müşterilerin telefon bilgileri zaten KVKK kapsamında bize herhangi bir şekilde görünmüyordu, ismine ilişkin ise müşteri tarafından oraya hangi kod ile giriş yapmış ise o kodu görüyorduk, müşteriler ile piyasalar ile ilgili konuşup yatırım yapmak istiyorsanız hesap açalım diyorduk, zaten müşteri kabul ederse bizde olan görüşme bitiyor ve akabinde Portföy departmanına aktarıyorduk, bu şekilde bizim pozisyonumuzda bulunan birinin müşteri Portföy listesini alma gibi bir durumu söz konusu olmuyordu, davalının şu an çalıştığı yerde davacı şirketteki çalıştığı pozisyondan tamamen farklı bir yerde çalıştığını biliyorum, bizim çalıştığımız departman, sadece hesap açma işlemine ilişkin olduğundan davacı şirketin ticari sır niteliğindeki bilgilere hakim bir departman değildir, ayrıca yine çok nadiren müşterilerin bize dönüş sağladığı ... uygulaması üzerinden bir arama geldiğinde de biz müşterinin telefon bilgilerini görememekteyiz, tanıklık ücreti istemiyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur.
DAVALI TANIĞI ... DURUŞMADAKİ BEYANINDA; "Ben hatırladığım kadarıyla 2023 yılı Ekim ayı sonu ile 2024 yılı Mart ayı arasında yaklaşık 6 ay davacı şirkette Satış ve Pazarlama Bölümünde Müşteri Temsilcisi olarak çalıştım, davalı da davacı şirkette aynı pozisyonda çalıştığından kendisini bu nedenle tanırım, benim de fazla mesai ücretlerinin ödenmemesi ve iş şartlarından dolayı iş yerinden ayrıldım, biz çalışmalarımızı davacı şirketin sağladığı bilgisayar üzerinde sistem dahilinde yapıyorduk, bize verilen ve kullandığımız sistemde müşterilere dair telefon bilgileri bulunmuyordu, bu telefonlara erişmemiz her türlü yasaktı, sadece müşterilerin sisteme dahil olurken kod üzerinden kendi belirledikleri ismi görme fırsatımız bulunuyordu, bu isim Nickname veya müşteri tarafından oluşturulmuş başka bir isimde olabiliyordu, yatırım hesapları ile ilgili bilgi veriyorduk, yatırım hesabı açıldıktan sonra müşteriye satış yapılacağı zaman Portföy Departmanına aktarım yapılıyordu, bu süreçten sonra bizim müşteri ile bağlantı kurmamız artık mümkün değildi, bizim çalıştığımız departmanın Portföy Departmanındaki listeye erişme gibi bir olasılığı yoktu, bizim çalıştığımız Satış Pazarlama biriminin davacı şirketteki ticari sır niteliğindeki bilgilere erişme gibi bir olanağı yoktu, iş görüşmesine gittiğimde İnsan Kaynakları Birimi hızlıca sözleşmeyi bana imzalattı, bende sözleşmeyi okuma fırsatım olmadı, rekabet yasağı hükmü bu sözleşmede geçiyormuş, bu davanın açılmasıyla rekabet yasağı hükmünden haberim oldu, davalı ... Yatırım Şirketinde şu an bildiğim kadarıyla Bankanın kendi Portföy biriminde çalışmaktadır, davacı şirketteki pozisyondan tamamen farklı bir pozisyonda çalışmaktadır, davalıda yasal haklarını alamadığı için bildiğim kadarıyla iş akdini sonlandırmıştır, ben ... uygulaması kullanmadım, bildiklerim bunlardan ibarettir, tanıklık ücreti istemiyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Bilirkişi tarafından hazırlanan 26.12.2025 tarihli raporda; Somut olaydaki uyuşmazlığın iş sözleşmesinde yer alan rekabet yasağı düzenlemesine aykırı bir eylemin bulunup bulunmadığı noktasında toplandığı, taraflar arasında rekabet yasağı sözleşmesi akdedilmesi bakımından gerekli şartların somut olayda mevcut olduğu, dolayısıyla geçerli bir rekabet yasağı sözleşmesi yapılmasının mümkün olduğu, Rekabet yasağının geçerli olarak kurulduğu varsayımında, rekabet yasağına ilişkin düzenlemenin yer, konu ve zaman bakımından değerlendirmeye tabi tutulması gerekeceği, somut olayda rekabet yasağının süre olarak 8 aylık bir sınırlama öngördüğü, konu olarak davacının faaliyet alanının belirlendiği bölge olarak ... illerinin seçildiği, yer bakımından getirilen sınırlandırmanın Türkiye'nin nüfus ve ekonomik olarak en büyük illerini kapsaması sebebiyle rekabet yasağı düzenlemesinin yer bakımından son derece geniş kaleme alındığı ve Sayın Mahkemece rekabet yasağına yer bakımından müdahale edilmesi gerekeceği, davalının İstanbul ilinde benzer alanda faaliyet gösteren bir başka şirkette davalı şirketten ayrıldıktan 10 gün sonra çalışmaya baştadığı, bu itibarla rekabet yasağına aykırı bir davranışın mevcut olduğu sonucuna varılabileceği, Sayın Mahkemece rekabet yasağına aykırı davranıldığı sonucuna varılması halinde sözleşme uyarınca cezai şart talebinde bulunulabileceği, belirlenen cezai şartın aşırı olup olmadığının hususunun değerlendirilmesinin Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu görüş ve kanaatine varılmıştır.
Tarafların iddia ve savunmaları, toplanan deliller, dinlenen tanık beyanları, aldırılan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamında yapılan değerlendirmeler sonucunda; somut olayda davalı tarafın, davacı şirkette müşteri temsilcisi pozisyonunda çalıştığı anlaşıldığı, davacı şirket dava dilekçesinde; davalının çalıştığı departman, yatırım işlemi gerçekleştirmek saikiyle davacı şirket nezdinde hesap oluşturmak isteyen müşterilerle iletişim kurulması sürecinde bütün kişisel verilerine hakim olabilmesi sebebiyle davacı şirketin müşteri portföy ve potansiyel, yine buna bağlı olarak geliştirilen satış ve pazarlama teknikleri, davacı şirketin iç kuruluş yapısı ve organizasyonu hakkında davacı şirketin ticari sır niteliğindeki bilgilerine hakim olan bir departman niteliğinde olduğunu, davalı, 12.02.2024 tarihinde işyerinden ayrıldığı ve davacı şirket ile aynı alanda faaliyet gösteren ... Yatırım şirketinde çalışmaya başladığı, ... Yatırım, tıpkı davacı şirket ... A.ş.'nin faaliyetlerinden biri olan ...A.ş. Nezdinde gerçekleştirilen işlemlerde aracılık hizmeti verdiği, davalının bu haliyle sözleşmesindeki rekabet yasağı hükümlerini ihlal ettiğinden cezai şartı ödemekle yükümlü olduğunun belirtildiği, tüm dosya kapsamı, bilirkişi raporu ve tanık anlatımları bir arada değerlendirildiğinde, rekabet sözleşmesinin geçerlilik koşullarından birinin işçinin fiil ehliyetine sahip olması, diğerinin sözleşmenin yazılı yapılmasına yönelik olduğu, son koşulun ise işverenin "korumaya değer haklı bir menfaatinin olması” şartı olduğu, bu gereklilik TBK m. 444/2 hükmünde “Rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir” şeklinde açıkça düzenlendiği , burada işçi hem müşteri çevresini tanımalı hem de bu müşteri çevresini kendi adına ekonomik menfaat elde edebilecek şekilde kullanma olanağına sahip olması gerektiği, tanık anlatımları, dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgeler incelendiğinde, müşteri temsilcisi olan davalının davacı şirketin sırlarına müşteri portföyüne sahip olmadığı, müşterilerle danışmanlık gibi bir özel iş ilişkisi de geliştirmediği, yine davacının davacı şirketin ticari sır niteliğindeki bilgilerine hakim olmadığı, davacının ne suretle zarar gördüğü veya davalıda yer alan bilgilerin davacının önemli ölçüde zararına neden olabilecek nitelikte olduğu hususunda da somut bir delil sunmadığı, bilirkişi raporu takdiri delil olmakla yukarıda anlaşılan gerekçelerle mahkememizce rapor da yer alan birtakım tespitler dışında netice kısmı hüküm de esasa alınmamış; davanın reddine kanaat edilmesi sonucu aşağıdaki hüküm kurma yoluna gidilmiştir.
HÜKÜM
1.)Davanın REDDİNE,
2.)Harçlar yasası uyarınca alınması gereken 732,00 TL maktu harcın, 1.511,63 TL peşin harçtan düşümü ile artan 779,63 TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde yatırana geri verilmesine,
3.)6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 13. fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4.)Davacının karşıladığı yargılama harç ve giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5.)Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6.)Karar kesinleştiğinde taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının re'sen yatırana iadesine, Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı; tarafların gerekçeli kararı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yoluna başvurma hakları hatırlatılmak suretiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 24/02/2026 Katip ... (E-imzalı) Hakim ... (E-imzalı)