T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO :2026/130
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:12/11/2025
NUMARASI :2025/389 Esas - 2025/777 Karar
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan)
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde; olay tarihi olan 30.09.2024 tarihinde Sigortalı şirketin sahibi olduğu ... Avm'nin ... (... Karayolu) yakın tarafında köprülü kavşağın altında kenar refüjde bulunan ...'ye ait temiz su isale hattı borusu patlaması sebebiyle akan suların yoldan taşarak ... AVM'de asansör, yürüyen merdiven, trafo, boya vb. bina kıymetlerinde hasara neden olduğunu, AVM yönetimi teknisyen grubundan ... ve ... ile birlikte yaptıkları tespit çalışmalarında; hasarların ... ye ait temiz su isale hattı borusu patlaması sebebiyle oluştuğunun tespit edilip tutanağa bağlandığını, ekspertiz raporunda hasar tutarının 171.500,21 EUR olarak belirlendiğini, davacının kendi hissesine düşen 25.725,03 EUR tazminatı sigortalıya 12/12/2024 tarihinde ödediğini, böylece davacının TTK 1472/1 mad. kanuni halefiyet gereğince sigortalının yerine geçerek alacaklı-davacı sıfatını elde ettiğini, ödenen sigorta tazminatının davalı borçludan tahsili amacıyla İstanbul 3. İcra Dairesinin .... sayılı dosyası ile icra takibi açıldığını, davalının yasal sürede itiraz ettiği için takibin durduğunu beyanla; davanın kabulü ile itirazın iptaline, takibin devamına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; 30/09//2024 tarihinde Bakırköy İlçesi, ... Mahallesi, ... geçen "..."ndan branşman alarak Güngören İlçesini besleyen ve Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü ekiplerince eskiden döşenen 500 mm ... isale hattında, gece saatlerinde idarenin müdahalesi dışında kendiliğinden boru kırığı şeklinde su kaçağı arızası meydana geldiğini, arıza ihbarını müteakip hem "..." yüklenicisi "... Şti." Firması, hem de Başkanlık ekiplerince arıza onarımı için 03:30-08:00 saatleri arasında hat vanaları kapatılarak yol güvenliği sağlandıktan sonra arıza onarımı için çalışmalara başlandığını ve işin bitirildiğini, hasarın meydana gelmemesi için işyerinde makul önlemlerin alınıp alınmadığının araştırılması gerektiğini, AVM'nin yapı kullanım izin belgesinin bulunmadığını, ayrıca sigortalı tarafından yeterli önlemlerin alınmadığını beyanla; davanın reddine, masraf ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece; hizmet kusuruna dayanılarak davalı aleyhine açılmış olan bu davada, HMK 114/1-b maddesi gereğince yargı yolu caiz olmadığından HMK 115/2 maddesi gereğince dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine kararı verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili tarafından yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; Yargıtay Hukuk Genel Kurul kararında davalı ...'nin özel hukuk hükümlerine tabi tacir olduğu kabul edildiğini, davaya konu; meydana gelen sel ve su baskını nedeniyle ...'nin altyapı ve drenaj sistemindeki yetersizlikler nedeniyle suların geri tepmesi sonucu meydana gelen bu zarar, ...'nin bakım ve denetim sorumluluklarını yerine getirmemesi nedeniyle oluşan bir haksız fiil olup bu uyuşmazlığın adli yargıda, ticaret mahkemelerince görülmesi gerektiğinden, davanın esasına girilmeden usulden red kararı verilmesi hukuka aykırını olduğunu ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE:HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, işyeri sigorta poliçesi gereği sigortalısına ödeme yapan davacının ödediği bedelin, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1472. maddesine göre, zarardan sorumlu olduğu iddia olunan davalıdan rücuen tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesi, uyuşmazlığı idari yargıda çözümlenmesi gerektiği gerekçesi ile davanın usulden reddine karar vermiştir.Yargı yolu kavramı, bir hukuk sisteminde, herhangi bir davanın o hukuk sistemine dahil yargı kollarından hangisinde bakılacağını ifade eder.
Uyuşmazlığın hangi yargı kolunda bakılacağı hususu, davanın genel koşullarından olup mahkemece resen dikkate alınması gereklidir. Dava, rücu talebine dayanmakta olup, rücu ve halefiyete ilişkin Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun 22/03/1944 tarih E. 37, K. 9, R.G. 03/07/1944 sayılı kararında "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava olmayıp; aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası içinde söz konusudur." şeklinde vurgulanmaktadır. 6102 sayılı TTK'nun "Halefiyet" başlığı altındaki 1472.maddesinde ise "Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder." hükmüne yer verilmiştir. Buna göre; davacı sigorta şirketinin sigortalısı hangi görevli ve yetkili mahkemede dava açabilecek ise, sigorta şirketinin de halefiyet gereğince, aynen sigortalı gibi o mahkemede dava açabileceğine işaret edilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2012/168 E. 2012/397 K. sayılı ve 15/06/2012 tarihli ilamında 23/11/1981 tarih ve 17523 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü'nün Kuruluş ve Görevleri Hakkında Yasa gereğince ...'nin; Genel Kurul, Yönetim Kurulu ve Genel Müdürlükçe yönetileceği, denetçileri vasıtasıyla denetim yapılacağı, yıllık faaliyet ve yatırımlarının bilançolarda belirlenip, Genel Kurulların tasvibine sunulacağı ve bütçesinin Kamu İktisadi Teşekküllerinde uygulanan formüle göre tanzim olunacağının belirtildiği, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 18/1.maddesinde "Ticaret şirketleriyle, gayesine varmak için ticari bir işletme işleten dernekler ve kendi kuruluş kanunları gereğince hususi hukuk hükümleri dairesinde idare edilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere devlet, vilayet, belediye gibi amme hükmi şahısları tarafından kurulan teşekkül ve müesseseler dahi tacir sayılırlar." hükmünün yer aldığı, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 11, 12, 13. 18/1.maddesi dikkate alındığında ... (İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi) Genel Müdürlüğünün 2560 Sayılı Kanun ile kurulmuş olması TTK'nun 18/1.maddesinde özel hukuk hükümlerine göre idare edilen bir kamu kuruluşu olması, ticari şekilde veya iktisadi esaslara göre işletilmekte olup yaptığı işler itibariyle de ticarethane sayıldığından tacir sıfatı taşıdığı, tacir olduğu kabul edilen ...'ye karşı açılan haksız fiilden kaynaklanan davaya adli yargı yerinde bakılacağı, bu nedenle dava konusu uyuşmazlıkta adli yargının görevli olduğu kabul edilmiştir.6102 sayılı TTK'nın 16/1 bendinde; "Ticaret şirketleriyle, amacına varmak için ticari bir işletme işleten vakıflar, dernekler ve kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşlar da tacir sayılırlar." düzenlemesi yer almaktadır.2560 sayılı Kanuna tabi olan ...'nin gördüğü hizmetin kamu hizmeti olmasına rağmen, özel hukuk hükümlerine tabi olduğu,
TTK'nın 16/1 maddesi anlamında tacir sayılacağı ve tacir olan davalı ile davacı arasındaki haksız fiilden kaynaklanan davaya bakma görevinin adli yargının görevine girdiği Yargıtay içtihatları ile benimsenmiştir. Açıklanan nedenlerle, tacir olan ...'nin iddia olunan haksız fiili sonucu kaynaklanan tazminat davasının adli yargıda bakılması gerekirken hukuki yanılgı ile idari yargının görevli olduğu gerekçesiyle yargı yolu dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi hatalı olduğundan, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince dosyanın mahkemesine iadesine, karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 355. Maddesi atfıyla KABULÜ ile, İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/11/2025 tarihli ve 2025/389 Esas - 2025/777 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
2.Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,
3.Davacı tarafından yatırılan 1.683,10 TL başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, davacı tarafından yatırılan 615,40 TL karar harcının istemi halinde davacıya iadesine,
4.Davacının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
5.İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6.Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.18/03/2026