Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA

11. Hukuk Dairesi         2025/2705 E.  ,  2025/7238 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :... Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2023/795 Esas, 2025/52 Karar
HÜKÜ: Esastan ret

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin "..." markasının üretici olan

Çin menşeli şirketin Türkiye pazarındaki münhasır temsilcisi ve “...” markalı oyuncaklar üzerinde Türkiye nezdindeki tek hak sahibi olduğunu, davalı tarafça "..." markalı ürünlerin ve yine şirkete ait logo ile satışı yapıldığını, şirket veyahut davacı ile herhangi bir ticari ilişkisi olmamasına karşın ürünlerin pazarlandığını, usule ve yasaya aykırı olarak menfaat elde edildiğini tespit ettiklerini, davalının “...” markasının Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde 28. sınıfta "Oyunlar ve oyuncaklar" için tescil edildiğini, davalının marka tescilinin kötüniyetli olduğunu ileri sürerek 2013/1253 sayı ile tescilli bulunan "..." markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkin edilmesine, hükümsüzlüğü ve sicilden terkini talep edilen "..." markasını esasa ilişkin karar tarihinden itibaren kullanmasının önlenmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının hukuki menfaati ve aktif dava ehliyetinin bulunmadığını, müvekkilinin 21.06.2013 tarihinde Çinli oyuncak üreticisi ...., Ltd şirketi ile 2 yıllık distribütörlük anlaşması imzaladığını, distribütörlük süresi içerisinde ithalatlarına devam edip "..." ibareli marka adı altında satışlarına devam ettiği gibi, bu süreç içerisinde marka tescil başvurusunda bulunduğunu ve "..." ibareli markayı 05.05.2014 tarihi itibari ile tescil ettirdiğini, davacı adına "..." ibareli herhangi bir marka kaydının bulunmadığını ve davacının "..." ibareli bir marka ile ilgili olarak herhangi bir tasarrufta bulunmadığını, hak sahibi olmayan davacının kötüniyetli olduğunu, davanın 5 yıllık hak düşürücü süreden sonra açıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "..." markasının dava dışı ve davacıya distribütörlük veren ....,Ltd adına Çin'de oyuncak emtiası için tescilli olduğu, davalının da marka tescil başvurusu yaptığı tarihte bu şirket ile Türkiye distribütörlüğü görüşmeleri yaptığı, akabinde de "..." markalı oyuncakların satışıyla ilgili Türkiye distribütörü olduğu, "..." ibaresinin Türkçe'de bir karşılığı olmayan, çok bilinmeyen, bu nedenle ayırt ediciliği yüksek, özgün bir kelime olduğu, davalının bu ibareyi kendiliğinden bularak tescil ettirme ihtimalinin mevcut olmadığı, kaldı ki tescil başvurusu yaptığı tarihte dava dışı şirkete ait bir marka olduğunu bildiğini kabul ettiği, davacı ile dava dışı ....,Ltd şirketi ile davacı şirket arasında imzalanan 19.03.2021 tarihli Satış Temsilcisi Anlaşması’nın 2.8.maddesinde “...” markasının korunması için Türkiye’de her türlü yasal süreci takip etmek için temsilciye tam yetki verildiği, adı geçen Çin'li firmasının ürünlerinin Türkiye’de satışını yapmak için hak sahibi tarafından temsilcilik verilen davacının bu faaliyetinin davalı tarafından engellenme riski bulunduğu, davacının hükümsüzlük davası açmak için dava ehliyeti ve hukuki menfaatinin mevcut olduğu, davalının, yurt dışında markanın tescilli hak sahibi olan ....,Ltd firması ile yapmış olduğu distribütörlük sözleşmeleri kapsamında Türkiye’de kullanma hakkını elde ettiği yabancı şirketin markası ve unvanında yer alan “...” ibaresini Türkiye’de kendi adına 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (SMK) 6/2. fıkrası hükmüne aykırı şekilde marka olarak tescil ettirdiği, hak sahibinin izni ve onayı olmadan davalının kendi adına markayı tescil ettirmesinin anılan maddeye aykırı olduğu, davalının distribütörlük sözleşmesinin konusu “...” ibareli markayı ve aynı zamanda sözleşmenin diğer tarafının unvanında yer alan işareti hak sahibinin izni ve onayı olmadan marka olarak kendi adına tescil ettirdiğinden ve bu tescilde, hak sahibinin Türkiye'de tescil yaptırmasına ve başkaları ile distribütörlük sözleşmesi yapmasına engel olmak ve dolayısıyla aynı ürünün başkaları tarafından pazarlanmasının önüne geçmek gibi amaçlar bulunduğundan, davalının marka tescilinin kötüniyetli olduğu, bu nedenlerle markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiği, her ne kadar davacı tarafça davalının hükümsüzlüğü ve sicilden terkini talep edilen "..." markasını esasa ilişkin karar tarihinden itibaren kullanmasının önlenmesine karar verilmesi talebinde de bulunulmuşsa da, davalının henüz gerçekleşmeyen marka kullanımları hakkında karar verilemeyeceği, markanın hükümsüz kılınmasından sonra davalının markayı kullanması ayrı bir dava konusu olacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, davalı adına tescilli 2013/21253 tescil numaralı "...+ŞEKİL" markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiş, karar, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, davalı adına tescilli dava konusu markanın kötüniyetle tescil edildiği iddiasına dayanan marka hükümsüzlüğü ve marka hükümsüz kılındıktan sonra markayı kullanmasının önlenmesi istemlerine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ:

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 03.12.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
ONANMASINA ISTINAFHUKUK
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog