8. Hukuk Dairesi 2025/3722 E. , 2025/7392 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
1.Antalya ili ..... ilçesi .... Mahallesi çalışma alanında bulunan yeni 281 45... parsel sayılı 460,49 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, hükmen ... adına tescil edilmiştir.
2.Davacı ... vekili dava dilekçesinde; davacının 281 45... parsel taşınmazın zilyedi olduğunu, önceki kullanıcıdan zilyetlik hakkını devralmak suretiyle kullanımını sürdürdüğünü, dava konusu yerde yapılan kadastro tespitine karşı açılan Hazinenin de taraf olduğu dava sonucunda Antalya Kadastro Mahkemesinin 1991/2299 Esas ve 1993/1603 Karar sayılı hükmen tescil kararı ile, dava konusu taşınmazın 1942 yılında orman tahdidi sırasında Devlet ormanı kapsamı içerisine alındığını, 1976 yılında yapılan 2/B maddesi uygulaması ve aplikasyon çalışmaları sonucu orman dışına çıkarıldığı gerekçesiyle, ... adına tesciline karar verildiğini, kararın kesinleştiğini ve tapuya tescil edildiğini, taşınmazın hükmen tesciline ilişkin Mahkeme kararında davalı olarak taraf olan önceki zilyet....'ün (davacının eski eşi) tüm haklarını davacıya devrettiğini, dava konusu taşınmazın orman dışına çıkarılan alanlardan olduğunu, hükmen orman dışına çıkarılan alan olduğu belirlenen taşınmazın 2/B vasfında olduğunun tapuya şerh verilmesi halinde davacının bu yeri doğrudan satın alabileceğini ileri sürerek, dava konusu taşınmazın ... adına orman sınırları dışına çıkarılan yer olduğunun tespiti ile bu hususun tapuya şerh verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; taşınmazın 2/B vasfında olmadığını, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 1. maddesi kapsamında maki hattı sahası içinde olduğunu, davacının dayandığı kararın kesin hüküm oluşturmayacağını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Antalya Kadastro Mahkemesinin anılan davasında verilen hükmün, görülmekte olan dava önünde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 303. maddesi anlamında kesin hüküm niteliğinde olmadığı, zaten anılan dava, bu dava için kesin hüküm özelliği gösterse idi, bu davanın, dava şartı yokluğu sebebi ile esası incelenmeden reddi gerekeceği, Dairenin aynı yörede bulunan bir başka taşınmazla ilgili aynı gerekçe ile verdiği, 08.03.2022 tarihli ve 2021/5562 Esas, 2022/2088 Karar sayılı bozma ilamındaki muhalefet şerhi de dikkate alınarak, Antalya Kadastro Mahkemesinin anılan ilamındaki dava konusu taşınmazın 2/B nitelikli olduğu yolundaki belirleme, kesin delil niteliğinde ve görülmekte olan davada bağlayıcı olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı .... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; ''...Dava; dava konusu taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesine taşınmazın 2/B ile ... adına orman sınırları dışına çıkartılan yerlerden olduğunun şerhi istemine ilişkin olup, her ne kadar İlk Derece Mahkemesince önceki tarihli içtihatlar uyarınca davanın kabulü ile yazılı şekilde karar verilmiş ise de, sonrasında Dairenin aynı yerde bulunan aynı durumdaki taşınmazlar hakkında aynı istemle açılan davalar sonucunda "dava konusu taşınmazın 3116 sayılı Kanun hükümlerine göre ilk kez 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman sınırları içinde bulunduğu, ... İdaresinin ... Vakfına ait tapu kaydına dayanarak 1942 tahdidine itiraz etmesi üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanlığının hakem sıfatıyla verdiği 19.12.1947 tarihli ve 208 sayılı iptal kararının sadece vakfın tapulu taşınmazlarına ilişkin olduğu, bu itibarla Vakıf tapusu kapsamı dışında kalan taşınmazlar yönünden tahdidin kesinleştiği ve geçerliliğini sürdürdüğü, 1952 yılında makiye tefrik çalışmalarına konu edildiği, makiye tefrik işleminin bir tespit niteliğinde olup orman sınırları dışına çıkarma işlemi olmadığı, bu hususa 30.04.2010 tarihli ve 2004/1 Esas, 2010/1 Karar sayılı İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararında “3116 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılıp orman tahdidi içinde kaldığı kesinleşen, ancak, tapuya tescil edilmeyen yerlerde 5653 sayılı Kanun ile değişik 3116 sayılı Kanun hükümlerine göre maki komisyonlarının yaptığı işlemlerin bir tespit niteliği taşıdığına, teknik ve hukuki anlamda orman kadastro (tahdit) sınırı dışına çıkarma işlemi olmadığına” şeklinde de işaret edildiği, 1976 yılında orman kadastro komisyonunca “Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanlığının 19.12.1947 tarihli ve 208 numaralı hakem kararı gereğince eski tahdit hattı iptal edilen Devlet ormanının tekrar kadastrosu yapılmak üzere” nitelendirilmesiyle 03.06.1976 tarihli işe başlama tutanağı ile orman kadastrosuna başlanıldığı, bu çalışma kapsamında 1942 yılında yapılan orman tahdidinin tamamen iptal edildiği kabul edildiğinden, önce dava konusu taşınmazın orman olarak sınırlandırıldığı, daha sonra 14.07.1976 tarihinde II numaralı parsel sahası olarak 1744 sayılı Kanun ile değişik 6831 sayılı Kanun'un 2. maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı, tahdit ve 2. madde uygulamasının 15.07.1976 tarihinde ilan edildiği, süresi içinde itiraz edilmesi üzerine itirazları inceleme komisyonunca 09.11.1976 tarihli itirazları inceleme tutanağında belirtildiği üzere “2 numaralı parselin 6831 sayılı Kanun'un 1. maddesinin istisna fıkraları hükmüne giren yerlerden olduğu tespit edildiğinden, 2 numaralı parsel ile içerisinde mevcut itirazlı sahanın 6831 sayılı Kanun'un orman saymadığı yerlerden olarak orman sınırları dışında bırakılmasına ve ekip tarafından yapılan işlemin bu şekilde düzeltilmesine” karar verilmek suretiyle orman sınırları dışında orman sayılmayan yerde bırakıldığı, söz konusu komisyon tutanağının 09.12.1976 tarihinde ilan edildiği, daha sonra 1989 yılında yapılan orman kadastrosu ve 2/B çalışmalarına konu edilmediği, yapılan işlemlerin ilanından sonra ilan tarihlerinde yürürlükte bulunan kanunlardaki hak düşürücü sürelerin de geçmesiyle kesinleştiğinin anlaşıldığı; açıklanan orman kadastro çalışmaları ışığında dava konusu parselin içinde bulunduğu anlaşılan II numaralı parselin, itirazları inceleme komisyonunca önceki ekip çalışmasının düzeltilmesine karar verilmiş olması nedeniyle 2. madde ile orman sınırları dışına çıkartılan yerlerden olmadığı ve daha sonra 1989 yılında yapılan çalışmalarda 2/B uygulamasına da konu edilmediği anlaşılmakta olup, dava konusu taşınmazın hükmen tesciline ilişkin Mahkeme kararının hüküm fıkrasında belirtilmeyen, ancak gerekçe kısmında yer verilen taşınmazın 2. madde ya da 2/B alanında olduğu yönündeki belirlemenin kesin hüküm olarak değerlendirilmesinin de hukuken mümkün bulunmadığı, zira, kesin hükmün varlığı için, her iki davanın taraflarının dava sebeplerinin ve ilk davadaki hüküm fıkrası ile diğer davadaki talep sonucunun aynı olması gerektiği gibi; kesin hükümle bağlılığın, kural olarak hüküm fıkrasına münhasır olduğu ve gerekçeye sirayet etmediği; Hal böyle olunca; dava, tapu kaydının beyanlar hanesine 2/B şerhi verilmesine yönelik olduğuna ve taşınmazın 2. madde kapsamında veya 2/B alanında kalmadığı anlaşıldığına göre Bölge Adliye Mahkemesince bu hususlar dikkate alınarak taşınmazın 2/B ile orman sınırları dışına çıkartılan yerlerden olduğuna ilişkin şerh verilmesi yönündeki talebin de reddine karar verilmesi gerekirken" gerekçesiyle, bölgeye ilişkin aynı nitelikteki ilamlarında davanın reddine karar verilmesi gerektiğinin içtihat edildiği, her ne kadar Dairemizce bu nitelikteki dosyalara ilişkin direnme kararları verilmiş ise de, direnme kararlarının da Hukuk Genel Kurulu tarafından bozulduğu, hal böyle olunca içtihatla açıklanan bölgenin hukuki durumuna göre, davaya konu taşınmazın 1942 yılında yapılan tahditte orman olduğu ve halen bu niteliğini koruduğu, hükmen tescile ilişkin Mahkeme kararının kesin hüküm niteliğinde bulunmadığı anlaşılmakla Hukuk Genel Kurulu'nun ve Dairenin bozma ilamları doğrultusunda davanın reddine karar verilmesi gerektiğinden davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne ve İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ancak bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği...'' gerekçesiyle, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; Bölge Adliye Mahkemesinin kesin hükmü gözden kaçırarak hatalı karar verdiğini, taşınmazın hükmen tescile ilişkin kararı tarafları ve halefleri için kesin hüküm olduğunu, kesinleşen İlk Derece Mahkemesi kararı gerekçesinden dava konusu yerin 2/B alanı olduğunu, davacı ile aynı durumda olan kişilerin davalarının kabul edildiğine ilişkin emsal kararların onandığını belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, tapunun beyanlar hanesine 2/B şerhi verilmesi ve zilyetliğin tespiti davasıdır.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,
615,40 TL davacı ... tarafından yatırılan peşin harcın onama harcına mahsubuna, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,09.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.