Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA

8. Hukuk Dairesi         2022/3719 E.  ,  2025/7410 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2021/2562 E., 2022/108 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : Adıyaman Kadastro Mahkemesi

SAYISI: 2016/95 E., 2017/53 K.

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen dava sonucunda verilen hükme karşı davacı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş olup, bu kez davacı ... vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro sırasında, Adıyaman ili ... ilçesi .... köyü çalışma alanında bulunan 1 57... parsel sayılı ve 10.357,53 m² yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, susuz tarla vasfıyla davalı adına tespit edilmiştir.

Davacı ..., dava konusu taşınmaz üzerinde davacı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşmadığını ve taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu ileri sürerek, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın adına tescilini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne, dava konusu taşınmazın fen ve harita mühendisi bilirkişilerinin 27.04.2017 havale tarihli raporuna ekli krokide (B) harfiyle gösterilen 3.889,26 m²lik kısmının orman vasfıyla Hazine adına tesciline, (A) harfiyle gösterilen 6.468,26 m²lik kısmının tespit gibi susuz tarla vasfıyla davalı ... adına tapuya tesciline karar verilmiş; hükmün davacı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, "dava değeri itibariyla Adıyaman Kadastro Mahkemesinin 2016/95 Esas ve 2017/53 Karar sayılı kararının kesin olup istinaf kanun yoluna başvurulamayacağı" gerekçesiyle, davacı Hazinenin istinaf başvurusu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 352. maddesi gereğince reddedilmiş, kararın davacı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 01.03.2018 tarihli ek kararıyla; davacı Hazinenin temyiz dilekçesi, 6100 sayılı Kanun'un 366/1. maddesi yollamasıyla 6100 sayılı Kanun'un 346/1. maddesi uyarınca reddedilmiş ve işbu ek karar, davacı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dairemizce; davacı ... vekilinin Bölge Adliye Mahkemesinin 01.03.2018 tarihli ek kararına yönelik temyiz itirazlarının kabulüyle temyiz isteminin reddine dair ek kararın kaldırılmasına, Bölge Adliye Mahkemesinin 08.01.2018 tarihli kararının esastan istinaf incelemesi yapılmak üzere bozulmasına karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince esastan yapılan inceleme neticesinde İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine ve işbu karar, karar verilmiş davacı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir. Dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde 07.12.2012 tarihinde ilân edilen 6831 sayılı Orman Kanunu'na göre yapılan orman kadastrosu ve 2/B çalışması ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun geçici 8. maddesine göre yapılıp 28.07.2016-29.08.2016 tarihleri arasında ilan edilen kadastro çalışmaları vardır.

İlk Derece Mahkemesince, 27.04.2017 havale tarihli rapora ekli krokide (A) harfiyle gösterilen 6.468,26 m²lik bölüm yönünden davalı lehine zilyetlikle kazanım koşullarının oluştuğu kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmak için yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki; dosya kapsamında yapılan keşif sonrasında alınan orman bilirkişi raporunda, dava konusu taşınmazın kısmen işlenmiş, kısmen işlenmemiş olduğu, yer yer taşlık nitelik taşıdığı, eğiminin %15 - 20 arasında bulunduğu, 1950, 1973, 19 85... tarihli hava fotoğraflarında taşınmazın bir kısmının açıklık alan içerisinde kaldığı, bir kısmının ise çalı formunda ağaç ve ağaççıkların bulunduğu alanlarda kaldığının görüldüğü belirtilmiş; buna karşılık ziraat bilirkişi raporunda taşınmazın imar ve ihya yoluyla kazanıldığı ve yaklaşık 25-30 yıldır tarım arazisi olarak kullanıldığı ifade edilmiştir.

Fen bilirkişi raporunda ise, 19 50... tarihli hava fotoğraflarında kullanım izine rastlanmadığı, ancak 19 85... tarihli hava fotoğraflarında kullanım bulunduğu belirtilmek suretiyle raporlar arasında açık ve giderilmemiş çelişkiler ortaya çıkarılmıştır. Buna rağmen İlk Derece Mahkemesince, söz konusu çelişkiler giderilmeksizin ve bilirkişi raporları arasındaki farklılıklar değerlendirilmeden hüküm kurulmuştur.

Oysa ki, özellikle zilyetlikle kazanım iddiasının değerlendirilmesinde, taşınmazın niteliği, kullanımın başlangıcı ve sürekliliği ile orman sayılan yerlerden olup olmadığı hususlarının hiçbir tereddüde yer bırakmayacak biçimde ortaya konulması zorunludur. Öte yandan orman bilirkişi raporunda incelendiği belirtilen 1958 tarihli memleket haritasında, davanın kabulüne karar verilerek orman olarak tescil edilen ve temyize konu edilmeyen (B) bölümü ile temyize konu edilen (A) bölümünün aynı görünümde olmasına rağmen, raporda herhangi bir bilimsel ve teknik gerekçe ortaya konulmaksızın (B) bölümünün yeşil renkli alanda kaldığı, (A) bölümünün ise açık alan niteliğinde olduğu ileri sürülmüştür. Bu durum, bilirkişi raporunun nesnellikten ve bilimsellikten , denetime elverişsiz olduğunu açıkça göstermektedir. Kaldı ki, orman bilirkişisi tarafından hava fotoğrafları bizzat incelenmemiş, bu husus raporda yalnızca soyut tespitlerle geçiştirilmiştir.

O halde İlk Derece Mahkemesince, yöreye ait eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ilgili yerlerden getirtilip, hükme esas alınan bilirkişi raporunu düzenleyen orman, jeodezi ve fotogrametri ve fen bilirkişilerine dosya tevdi edilmeli, mezkur memleket haritaları ve hava fotoğraflarının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle dava konusu taşınmaz çevre parsellerle birlikte hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli, stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak davaya konu taşınmazın niteliği, üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranının açıklandığı müşterek imzalı şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli ek rapor alınmalı ve sonucuna göre karar verilmelidir. İlk Derece Mahkemesince, bu husus gözden kaçırılarak, eksik araştırma ve incelemeye davalı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğundan hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ: Açıklanan sebeplerle;

Davacı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YERELHUKUK
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog