T.C.
İSTANBUL
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan Şirketin İhyası davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı asil dava dilekçesinde özetle; davacı asil tasfiye edilerek terkin edilen ...Ticaret Sicil numaralı ... Şirketi'nin son ortağı ve tasfiye memuru olduğunu, söz konusu şirketin tasfiye sürecini tamamlayarak ... tarihinde ticaret sicilinden terkin edildiğini, şirket tüzel kişiliğinin sona ermiş olmasına rağmen, şirket adına kayıtlı bulunan ... plakalı, ... şase numaralı aracın tasfiye sürecinde sehven unutulduğunu ve üzerinde işlem yapılmadan şirketin kapatıldığını, söz konusu aracın üzerinde herhangi bir vergi borcu veya rehin bulunmadığını, ancak şirketin ticaret sicilinden terkin edilmiş olması sebebiyle, noter nezdinde araç satış işleminin gerçekleştirilemediğini, bu durumun davacının mülkiyet ve tasarruf hakkını fiilen engellediğini, bu nedenlerle ... unvanlı limited şirketin, sadece araç satışının yapılabilmesi amacıyla ihyasına, bu işlem için eski tasfiye memurunun atanmasına karar verilmesi zorunluluğunun doğduğundan bahisle ticaret sicilinden terkin edilmiş bulunan .... unvanlı limited şirketin, adına kayıtlı “...” plakalı aracın satışının gerçekleştirilebilmesi amacıyla ve yalnızca bu işlemle sınırlı olmak üzere ihyasına, araç satış işlemini gerçekleştirmek üzere eski tasfiye memurunun atanmasına, araç satış işlemi tamamlandıktan sonra şirketin yeniden ticaret sicilinden terkin edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Ticaret Sicili Müdürlüğünün TTK.m.32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m.34 hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, tasfiye sürecinde yetki ve sorumluluğun şirket “tasfiye memuru”nda olduğunu, olağan tasfiye sürecinden kaynaklanan, şirketin kurucusu ve tasfiye memuru olan; tasfiye sürecinde açılan davaya rağmen şirketin ticaret sicilinden silinmesini talep eden tasfiye memurunun kusurundan dolayı Ticaret Sicili Müdürlüğünün sorumluluğunun bulunmadığını, mahkemece dava konusu şirketin ek tasfiyesine karar verilmesi durumunda TTK m. 547/2 gereğince tasfiye memuru atanmasının zorunlu olduğunu, müvekkilinin davanın açılmasına sebep olmadığını, bu nedenle “yargılama giderleri” ve “vekalet ücreti”nden sorumlu tutulamayacağından bahisle haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
...ne yazılan müzekkereye cevap verildiği davalı şirketin ticaret sicil kayıtlarının gönderildiği görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, tasfiye sonucu terkin edilen şirketin ihyası talebine ilişkindir.
Davacı tarafından ...plaka sayılı aracın trafik sicilinde devrinin yapılabilmesi için, devir işlemleri ile sınırlı olmak üzere ... sicil numaralı Tasfiye Halinde ... Şirketi'nin ihyası talebiyle eldeki davanın açıldığı görülmüştür.
Celp edilen Ticaret Sicil kayıtlarına göre ihyası talep edilen ... sicil numaralı Tasfiye Halinde ... Şirketi'nin 08/12/2022 tarihinde şirketin tasfiyesinin sona erdiği tescil edildiğinden sicil kaydının terkin edildiği, dolayısı ile terkin işleminin tasfiye nedeniyle yapıldığının anlaşıldığı, bu durumda husumetin ticaret sicil müdürlüğüne ve tasfiye memuruna yöneltilmesi gerekmekte ise de davacının şirketin tasfiye memuru olduğu anlaşıldığından bu konuda tamamlanması gereken bir eksiklik bulunmadığı değerlendirilmiştir.
Yine uyap üzerinden alınan araç sorgu raporuna göre ... plakalı, ... şase numaralı aracın tasfiye nedeniyle terkin edilen ve davacının tasfiye memuru olduğu dava dışı ... Şirketi'nin üzerine kayıtlı olduğu, davacının eldeki davayı açmasında hukuki yararının bulunduğu kanaatine varılmıştır.
TTK’nın 547. maddesi; “(1)Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler.(2) Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir.” hükmünü içermektedir. Buna göre ek tasfiye, şirketin tasfiyesinin tamamlanıp kapanarak şirketin ticaret sicilinden terkini sonrası başkaca tasfiye tedbirlerinin alınmasının zorunlu olduğunun anlaşılması hâlinde başvurulabilecek bir tedbirdir.
Şirket ticaret sicilinden terkin edildikten sonra tasfiye işlemlerinin eksik yahut kanuna aykırı yapıldığının anlaşılması, tasfiye aşamasında değerlendirilmemiş şirkete ait mal varlığı değerlerinin bulunması, organlara karşı sorumluluk davası açılması, şirkete karşı açılmış dava veya icra takibinin bulunması gibi şirketin hukuken temsilinin gerektiği durumlarda ek tasfiyeye gidilebilmesi mümkündür. Ek tasfiye nedenleri Kanun’da da sınırlı sayıda belirlenmediğinden yukarıda belirtilenler yanında somut hakka dayanan tüm talepler, şirketin ek tasfiye sürecine girmesi bakımından geçerlidir. (Erdoğan, Rumeysa: Anonim Şirketlerde Ek Tasfiye, Türkiye Adalet Akademisi Dergisi, Sayı 43, 2020, s. 115-144, s. 115, 122)
Ek tasfiyede amaç, yapılması gereken bazı tasfiye işlemleri yapılmaksızın tasfiyesi kapatılan ve ticaret sicilinden terkin olunan şirketin, anılan eksik ve yapılması zorunlu tasfiye işlemlerinin yerine getirilmesi için tekrar tasfiye aşamasına döndürülmesidir. Niteliği itibariyle geçici bir önlem olan ek tasfiye, yapılması ihmâl edilen tasfiye işlemlerinin tamamlanmasına kadar devam edecek olup bu durum TTK’nın 547. maddesinde de açıkça ifade edilmiştir. (Tekinalp, Ünal: Sermaye Ortaklıklarının Yeni Hukuku, 4. Bası, İstanbul 2015, s. 207, 208) Bu anlamda ek tasfiye, tasfiyenin gerçek anlamda tamamlanmasına hizmet etmekle şirketin önceki tasfiye işlemlerinin devamıdır. Her ne kadar anonim şirketlere ilişkin düzenlemeler arasında yer alsa da bu kural, tüm sermaye şirketleri ve kooperatiflerde de uygulama alanı bulur. Ayrıca anonim şirketlere ilişkin tasfiye usulü ve tasfiyede şirket organlarının yetkisine ilişkin hükümlerin limited şirketlere de uygulanacağına dair TTK’nın 643. maddesi uyarınca 547. madde düzenlemesi limited şirketlerde de uygulama alanı bulacaktır.
Ek tasfiye için TTK’nın 547. maddesine dayalı olarak açılan ve uygulamada “ihya” davası olarak adlandırılan davada mahkemece, talep kabul edilerek şirketin ek tasfiye işlemleri için ihyasına karar verilmesi durumunda aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca, taraflarca talep edilmese dahi, tasfiye memuru atanarak tescil ve ilanına karar verilmelidir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ... Esas, ... Karar)
Somut olayda ihyası talep edilen Tasfiye Halinde ... Şirketi'nin tasfiye memuru olan ...'ın şirketin yetkilisi ve ortağı olduğu ve şirket üzerine kayıtlı araç varken tasfiyenin sona erdirildiği, TTK 547.maddesindeki ek tasfiye işlemleri için şirketin ihyası isteminin koşullarının oluştuğu anlaşılmakla davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davalı ... Sicil Müdürlüğü yasal hasım konumunda bulunduğundan ve kanuni görevini yaptığından Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün harç ve yargılama giderlerinden sorumlu tutulması mümkün değildir. Ancak tasfiye işlemleri tamamlanıp ticaret sicilinde ilan edildiği tarihte, şirket üzerine kayıtlı araç bulunduğunu bilebilecek durumda olan davacı tasfiye memurunun yargılama giderlerinden sorumlu tutulması gerektiğinden aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
1.Davanın KABULÜNE, ... Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün...sicil numarasına kayıtlı bulunup 08/12/2022 tarihinde tasfiye sonucu sicilden terkin edilen Tasfiye Halinde ... Şirketi'nin 6102 sayılı TTK 547 maddesi gereğince şirket adına kayıtlı ... plakalı aracın satış işlemlerinin yapılması ile sınırlı olmak üzere ihyasına ve şirketin yeniden ticaret siciline tesciline,
2.Şirketin tasfiye memuru ...'ın (... Tc nolu) tasfiye memuru olarak atanmasına, tasfiye memuru için ücret takdirine yer olmadığına,
3.Karar kesinleştiğinde ticaret sicil gazetesinde ilan edilmesine, ilan masraflarının davacı tarafından karşılanmasına,
4.Ticaret Sicil Müdürlüğü yasal hasım olduğundan aleyhine yargılama giderine ve vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5.Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince alınması gerekli 732,00 TL maktu karar ve ilan harcının peşin alınan 615,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
6.Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
7.Davacı tarafça yatırılan ve artan gider avansının hüküm kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
Dair, davacı asilin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda ; 6100 sayılı HMK'nun 342. ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile veya HMK 348. maddesi gereğince istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize verecekleri bir cevap dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri cevap dilekçesi ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 26/02/2026 Başkan ...
(e-imzalıdır)
Üye ...
(e-imzalıdır)
Üye ...
(e-imzalıdır)
Katip ...
(e-imzalıdır)